1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ‘Yahudi anne’ sendromu ve solun çıkış yolu
‘Yahudi anne’ sendromu ve solun çıkış yolu

‘Yahudi anne’ sendromu ve solun çıkış yolu

Türkiye solunun çağdaş ideologlarından Murat Belge, Birikim dergisinde solun ‘yeni yol’ arayışlarını değerlendirirken çok önemli saptamalar yapıyor. Türkiye solunu tarihsel perspektifle ele aldığın yazısında Murat Belge ‘Yahudi AnneR

A+A-

 

 

 

Türkiye solunun çağdaş ideologlarından Murat Belge, Birikim dergisinde solun ‘yeni yol’ arayışlarını değerlendirirken çok önemli saptamalar yapıyor.

Türkiye solunu tarihsel perspektifle ele aldığın yazısında Murat Belge ‘Yahudi Anne’ örneğini veriyor.

İngilizcede ‘baskın kişiliğe sahip anne’ anlamında kullanılan bu kavramı Türk milliyetçiliğine uyarlıyor: Belge’ye göre Türkiye’de ‘Yahudi anne’ milliyetçiliktir. Bütün ideolojiler onun türevlerdir. Kemalist, liberal, muhafazakar, radikal, komünist fark etmez. Hepsinin anası Türk milliyetçiliğidir ve “anne çağırdığı zaman hepsi hizaya gelirler.”

Aslında ‘Yahudi anne’ örneği tam da Kıbrıslı Türklerle Türkiye’nin ilişkisine benziyor, ama bu yazının konusu değil.

**

Murat Belge Türk milliyetçiliğinin baskınlığından hareketle Türkiye’de solun ‘enternasyonalleşme’ sürecinde çok tutuk kaldığına vurgu yapıyor. 1960’lı yıllardaki Türkiye İşçi Partisi (TİP) hareketi dahil, ana sol siyasi akımların ‘ulusalcılık’tan öteye gidemediğinin altını çiziyor.

Türkiye Komünist Partisi (TKP) çizgisinin ise Sovyetler Birliği’nin (SSCB) ‘farklı bir sosyalizm uyguladığı için’ Çekoslovakya’yı işgal etmesine onay verir pozisyona düştüğünü anlatıyor Murat Belge ve 12 Mart döneminde solun kendisiyle yüzleşse bile darbelerle marjinalize ve minimize edildiğini vurguluyor.

Murat Belge başka ülkelerde de sol ideolojilerin ulusal etkileşim içinde olduğunu anlattıktan sonra sözü bugüne getiriyor ve şu önemli soruyu bir kez daha gündeme getiriyor:

“Bizim için sınıf mı önce gelir, ulus mu?”

**

Murat Belge Türkiye solu için soruyor bu soruyu ve son birkaç on yıldır yaşanan ‘soldaki ideolojik boşluk’ sorununa çözüm bulunması için yeni bir aktivasyon öneriyor ve makalesini şöyle bağlıyor:

“(…) Marksist sol da bugünkü dünyanın çeşitli eğilimleri karşısında nerede duracağına karar veremiyor. Sosyalizm olarak bellediği ‘anti-emperyalizm’ retoriği hâlâ çok etkili. ‘Uluslararası kapitalizme karşı ulusal tepki’ mantığından uzaklaşmakta zorlanıyorlar. ‘Küreselleşme’ gibi süreçler karşısında ‘anti-emperyalist’ pozisyonlarda Ortodoks itirazları seslendirmenin muhafazakâr rahatlığını tercih ediyorlar. Dünyada globalizasyona cephe alan çeşitli hareketler arasında uluslararası kapitalizme karşı sosyalist enternasyonalizmi güçlendirmek isteyen kişiler ve gruplar olduğunu tahmin ediyor ve bu eğilimin öne çıkmasını umuyorum. Ama bugünün ideolojik-politik konjonktüründe, basından oldukça bulanık bir biçimde izleyebildiğimiz bu protesto eylemleri daha çok milliyetçilik akımına güç kazandırıyor, çünkü dünya kamuoyunun büyük bölümünde böyle algılanıyor.

 

Sonuç olarak, dünyada ve Türkiye’de solun enternasyonalizmi yeniden tanımlaması daha bir süre gecikecek gibi görünüyor. Ama bunun olmaması, solun da olmamasıyla eşanlamlı bir şeydir. Zaten şu andaki durum da bu: Büyük dağınıklık, şaşkınlık, kararsızlık sürüyor. Çıkış ‘ulusalcı sol’ gibi faşizan savrulmalarda olmayacağı gibi, Blair tipi ‘başarı’larda da değil. Yeni bir dünya düzenini, evrensel sosyal adaleti, tutarlı ve inandırıcı bir biçimde tasarlayabilmeli, programlaştırabilmeliyiz.”

**

Murat Belge’nin sorduğu soruya ve önerdiği çıkış yoluna Kıbrıs Türk solunun da kafa yorması, tartışmayı bu zeminde yapmasında büyük fayda var.

Hem Türkiye ile ilişkiler konusunda, hem de globalizasyon kavramı çerçevesinde solun söyleyecek sosyalist ve enternasyonalist sözü olmalı.


(NOT: Murat Belge’nin yazısının tamamına www.birikimdergisi.com  adresinden erişilebilinir. Tartışmaya katkı koymak için sozuslu@kibris.net adresine e-mail gönderebilirsiniz.)

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1472 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler