1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Ya ya ya...
Ya ya ya...

Ya ya ya...

‘Ay’a ilk ayak basıldığında, henüz doğmamıştım... O günü... O coşkuyu anımsayanlar... Üzgünüm ama yaşlandılar!.. *** ‘Ay’a ilk ayak basıldığının 5’inci yıldönümünde ise 3 yaşındaydım... Ve o günün bir önemi vardı.

A+A-

 

 

‘Ay’a ilk ayak basıldığında, henüz doğmamıştım...

O günü...

O coşkuyu anımsayanlar...

Üzgünüm ama yaşlandılar!..

 

***

 

‘Ay’a ilk ayak basıldığının 5’inci yıldönümünde ise 3 yaşındaydım...

Ve o günün bir önemi vardı...

“Kıbrıs’a ayak basmıştı, Türkiye...”

Amerika ‘Ay’a çıktıktan 5 sene sonra, Türkiye de Kıbrıs’a çıkmıştı...

Kimilerine göre “Amerikan projesi”ydi, ikisi de...

 

***

Çocukluğumda iki büyük güç vardı dünyada, Amerika ve Sovyetler...

“Uzay yarışı” vardı, bu ikili arasında...

Bizimse, en sevdiğimiz diziydi, “Uzay 1999”...

Hayal ederdik ki, 1999 senesine gelince, bizler de, dönüp duracaktık uzayın çevresinde...

İki binli yıllara dahi geldik...

Dönüp durduğumuz yer, Türkiye’nin Kıbrıs’a çıktığı yerde...

 

***

Ay'a ayak basan ilk insan olan ABD'li astronot Neil Armstrong 82 yaşında yaşamını yitirdi, önceki gün...

Biz daha yaya...

Ve geldiğimiz nokta hâlâ, “Ya ya ya, şa şa şa...”

 


 

Ay’a dokunmuşken

 

Sunay Akın’ın “AY HIRSIZI”nı okuyanlar bilir...

1979 sonbaharında, Amerika’nın Ohio eyaletindeki bir çiftlikte, tahıl kamyonunun arkasından atlayan adamın yüzüğü takılır, parmağı kopar...

Uzun bir operasyonla yerine dikerler parmağı...

“Nikah yüzüğü”dür parmağı kopartan...

“Ay”a ilk kez ayak bastıktan 10 yıl sonra parmağı kopan Neil Armstrong’tur...

Yüzüğü vardır ama eşi yoktur yanında, çünkü, 1962 yılında kaybetmiştir onu...

 

***

Ay’a ilk ayak basan bir Amerikalı olsa da, dünyayı ilk kez uzaydan gören, 1961 yılında bir Rus, Yuri Gagarin’dir...

Rusların Nisan 1961’deki bu adımına, Amerikalılar, 17 Eylül 1961’de John Glenn’i uzayı göndererek yanıt verir...

‘Ay’a ilk ayak basılan 20 Temmuz gibi, 17 Eylül’ün de “tanıdık” bir hatırası var, hem de tam 1961’de...

Türkiye, Başbakanı Adnan Menderes’i asar!..

 


 

Bu kadar kontenjan boşsa eğer...

 

Hani Eğitim Bakanı dedi ya, “Muhalefet yapacaklar diye üniversitelerimizi kötülüyorlar...”

Ne ilgisi var...

Çok sığ bir bakış açısı...

Türkiye’deki VATAN gazetesi, geniş bir araştırma yayınlamış, üniversite sınavlarına dair.

Ve orada da “boş” kontenjanlar, eleştiriliyor.

Hem de aradaki farka bakar mısınız?

 

·        Türkiye’deki devlet üniversitelerinde % 8.3 boş kontenjan varmış.

 

·        Türkiye’deki Vakıf üniversitelerinde bu oran % 19.

 

·        KKTC üniversitelerinde ise % 64...

 

***

Biri bize anlatsa ya, bu kadar kontenjan boşken, Türkiye’den niye ha bire yeni üniversiteler geliyor adaya.

Amaç “ihtiyaç” mı, yoksa Rum’dan kalan ganimet üzerinde, yapılaşmak mı?

Yoksa birileri “rant” mı sağlıyor bu işten...

Biri bizi ikna ederse eğer, tüm bu soru işaretleri silinir beynimizden...

 

 


 

İlla ki etkinlikler çakışacak

 

Bu ülkede birilerinin “Yıllık Kültür Sanat Ajandası”nı çıkarmasına ihtiyaç var...

İç içe geçmeden...

Tüm etkinlikleri, bir seneye yayarak...

Girne, Mağusa, Güzelyurt festivallerini iç içe geçmişti...

Şimdi..

Tiyatro ve Işık festivalleri...

Arada Yeniboğaziçi...

Bu kadar küçük coğrafya, herkes birbirini tanıyor...

Niye aynı oluyor her sene...

Niye üst üste biniyor etkinlikler..

Yazık değil mi?

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1003 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler