1. YAZARLAR

  2. Mert Özdağ

  3. Ya şundan, ya bundan
Mert Özdağ

Mert Özdağ

Yazarın Tüm Yazıları >

Ya şundan, ya bundan

A+A-

Çok garip bir ülkede yaşıyoruz.
Griye karşı bir siyaset-i ahvalimiz var.
Ya siyah olacaksın, ya beyaz!
Gri? Haşa! Mümkün değil.
Birçok konuda 'karşıtlık' var, birçok konuda ya şu, ya da bu...
Sorunların anası Kıbrıs sorunu mesela.
Ya federalistsin, ya statükocu!
Arası yok!
"Kıbrıslı Rumlar yetki paylaşımına hazır değil" diyorsun, vay sen misin bunu söyleyen, pis statükocu (!)
Dedim ya gri yok, arası yok, ya siyahsın ya beyaz!
Kıbrıs sorunu bağlamında iç siyaset, keza öyle.
Mesela "Kıbrıs sorunu çözülmüyor, iç sorunları olsun çözelim" dersen vay yine senin haline!
Pis statükocu, “süpürgeci” (!)
E yollar? E kentler? E bu geri kalmış kamu? E bu geri kalmış yasalar? Ne olacak tüm bunlar?
"Bütünlüklü çözümün" parçası?
Size "iç sorunları çözelim" dediğinizde tepki gösteren aynı kitle, bu kez içteki sorunlara dikkat çekerek de tepki gösterebiliyor çoğu zaman…

                                                            ***

Türkiye ile ilişkiler de aynı değil mi?
İlla ki ya Türkiye'ye karşıt, ya da Türkiye destekçisi olmanız gerekiyor, ikisinden biri!
Örneğin bir kamu kurumundaki aksaklıkları dile getiriyorsanız, çat yakıştırma hazırdır, "Özelleştirme destekçisi- Türkiye'nin adamısın"…
İyi de sorun orada duruyor? Birinin adamı ya da özelleştirmeyi bir kenara bıraksak da sorun aynı sorun değil mi?
İlla ki bir tarafta olmanız gerekiyor (!)
Bu 'taraf olma durumu' partilerin içlerine kadar işlemiş.
Hatırlayın bir dönemin bıyıklı-bıyıksız meselesini.
Eroğlucu-İrsenci kavgalarını…
Ve daha nicelerini…
Sendikalar, sivil toplum da öyle…
Hep iki taraf var!
Ya birinden olacaksın, ya da diğerinden…

                                                            ***

Memleket meselelerini tartışırken de öyle.
Bunca zaman yaptığınız eleştiriler, duruşunuz bir çırpıda yok sayılabiliyor çoğu zaman.
Senelerde savunduğunuz kimseleri bir kerecik eleştirdiniz mi, yakıştırmanız üzerinize asılıyor "şucu-bucu"…
Eleştiriyi hem çok seviyor, hem de hiç sevmiyoruz.
Daha doğrusu eleştirmeyi seviyor, eleştirilmeye gelmiyoruz, geldik mi çamuru atıveriyoruz!
Bu sağlıksız tartışma ortamı hiçbir sorunumuza çare olmuyor, kuru gürültüden öteye taşıyamıyor bizi.
Hep bir didişme hali, hem bir karşılıklı uğraşma durumu.
Arayı bulma gailesi yok, tartışma zeminlerinde ortak payda arama yok.
Ya siyah, ya beyaz.
Grileri silinmiş bu ülkenin…
Oysa ki en fazla ihtiyacımız olan da bu değil mi?
Grinin 50 tonu değil mi bizi biz yapan.
Bu kuru çatışma ortamı bizi daha da siyahlaştıracak, daha da beyazlatacak belli.
Ve bu sağlıksız ortam sağlıklı sonuçlar getirmeyecek.


 

‘Turizm’de emrivaki atama mı?
Bu nasıl atama?

Turizm Bakanlığı’nda ilginç bir atama süreci yaşandı.

Önce 12 Temmuz’da atama yapıldığı açıklandı, bu açıklamayı Turizm Bakanlığı yaptı.

Atamada dendi ki; “Turizm ve Çevre Bakanlığı Müsteşarlığı görevine Mustafa Erişmen atandı”

Bu nasıl olabilirdi ki? Eski müsteşar görevden alınmadan atama nasıl olurdu ki?

Tam da o günlerde Başbakanlık’ın bakanlık müsteşarlığına atanacak kişiye karşı çıktığı konuşuluyordu. Hatta bakanın atanmasını istediği kişinin yetersiz olduğu da dile getiriliyordu.

Sonra dün bir açıklama yapıldı. Başbakanlık “resmi atamayı” açıkladı. Başbakanlık’tan yapılan açıklamada “görevden alma” da duyuruldu.

 

Bu yazı toplam 967 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar