1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. YA BİZ KAÇ YIL DAHA YAŞARIZ?
YA BİZ KAÇ YIL DAHA YAŞARIZ?

YA BİZ KAÇ YIL DAHA YAŞARIZ?

Gönyeli Belediyesi, son derece önemli bir başarıya imza attı ve Gönyeli halkını içilebilir suyla buluşturdu. Aslında en temel insan hakkını sağladı, belediye. Yıllarca çeşmelerden akan suyla çiçeğini bile sulayamayan Gönyeliler şimdi mutlu. Hangi dünya

A+A-

 

Gönyeli Belediyesi, son derece önemli bir başarıya imza attı ve Gönyeli halkını içilebilir suyla buluşturdu.

Aslında en temel insan hakkını sağladı, belediye.

Yıllarca çeşmelerden akan suyla çiçeğini bile sulayamayan Gönyeliler şimdi mutlu. Hangi dünya görüşüne, hangi siyasi partiye mensup olursa olsun, bütün Gönyeliler ortak bir mutluluğu paylaşıyor ve aynı içtenlikle Belediye Başkanı Ahmet Benli ve ekibini kutluyor.

Darısı Lefkoşa’nın ve Mağusa’nın başına...

Geçtiğimiz gün ajanslardan düşen bir haber vardı. 70. Yaşını kutlayan dünyaca ünlü dahi, Stephen Hawking, dünyanın kalan ömrünü açıkladı.

Hawking hastalığı nedeniyle hareket edip doğal yollarla konuşamıyor. Buna rağmen, kullanılan ileri teknoloji sayesinde, boyun kasları yardımıyla düşüncelerini bilgisayara aktarıyor. Bu yöntemin bir ileri seviyesinde de, beyin dalgaları ve göz bebeklerinin hareketiyle konuşabilmesi için çaba harcanıyor.

Hawking’e göre, dünyanın en fazla 1000 yıllık bir ömrü kaldı. Bu zaman dilimi ise, insanlığın ileri teknolojiyi ne kadar kullanabileceğine bağlı.

“Yaşadığımız narin gezegenin ötesine gitmeyi başaramazsak, bu dünyada 1000 yıl bile yaşayamayacağız” diyor.

Yani insanlığın kaderi, yeni gezegenler keşfetmek ve atılacak ileri adımlarla belirlenecek.

Ama insanlık bunun için çalışıyor.

Yeni gezegenler, yeni ufuklar keşfetmek adına, gözü uzun zamandır yukarıda. Ayaklarının ucuna bakmak yerine, uçsuz bucaksız gökyüzünü gözlüyor birileri.

Uzayda turistik geziler bile başladı.

Türkiye’nin tanınmış işinanlarından Ali Şen, 2014 yılında uzaya turistik seyahat yapacak ikinci Türk olmaya hazırlanıyor.

Lefkoşa diz boyu çöp ve moloza boğulmuş halinden kurtulup herşeye rağmen ayağa kalkmaya çalışıyor.

Yasa, hak, hukuk, adalet tanımayan bir hükümet, yandaşlarına ayrıcalık dağıtmakla ülke yönetmeyi eşdeğer sanarak, kendi iç kavgalarında boğulmaya devam ediyor.

İstikararlı bir enerji hizmeti bile alamazken, aniden kesilen elektirkler her geldiğinde mutlu oluyoruz.

Yanıbaşımızda uzaya geziler düzenlenirken, biz üniversitelerimizi din fetişizmine kurban veriyoruz. Her gün bir yenisi, daha büyük cami yapmak için sıraya giriyor.

Yine de umut verici bir gelişme olarak başka birşeyi daha not edelim.

Girne Amerikan Üniversitesi, Kuzey Kıbrıs’ın ilk uzay bilimleri merkezinin kurulma aşamasında olduğunu açıkladı.

 Son zamanlarda eğitim alanında atılan her adımın dini temelli olduğu düşünülecek olursa, bu da kesilen elektiriğin gelmesi kadar sevindirici bir gelişme.

Türkiye’de üniversitler bu çalışmalara başlayalı 20 yıldan fazla oldu bile.

Bazen 60’lı yılların Amerikan filmlerini izlerken, gözüme ilişen mikrodalga fırınlar şaşırtır beni. Biz gelişen teknolojinin yeni keşfettiğimiz bu nimetinden yaygın olarak faydalanmaya başlayalı çok olmadı, çünkü.

Gelişmiş ülkelerin en az yarım asır gerisinden geliyoruz.

Sadece teknolojik ve ekonomik gelişim değil, anlayış ve vizyon gelişimi açısından da...

Yıllarca kendi içine kapalı gettolarda sıkışmış bir toplum olarak yaşadığımız coğrafyanın ve yönetildiğimiz siyasetin kaderimiz olduğu gerçekliği aslında bu.

Eğitimden, adaletten, siyasetten anladığımız, insan yaşamına verdiğimiz değer ortada.

Hawking’in uyarısını düşünüyorum da, “yeni gezegenler keşfetmezsek ayaklarımızın ucuna değil de gökyüzüne bakmayı beceremezsek, dünya üzerindeki yaşam 1000 yıl bile sürmeyecek” diyor.

Ya biz?

Biz burnumuzu yerden, bu çürümüş anlayışlardan kaldıramazsak, acaba daha kaç yıl ömrümüz kalır?

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 645 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler