1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. YA BEN ÖLEYİM Mİ, SÖYLEMEYİM DE?!.
YA BEN ÖLEYİM Mİ, SÖYLEMEYİM DE?!.

YA BEN ÖLEYİM Mİ, SÖYLEMEYİM DE?!.

‘Toparlanıyoruz’ hareketi Kıbrıs Türk siyasetine bir dalgalanma getirdi. Tutar mı, arkasında kim var, önder durumundaki Kudret Özersay resmi görevinden ayrılsın mı, o da kim, bunlar da kim gibi birçok sorular sorulup yorumlar yapılmaktadır. He

A+A-

 

 

 

 

‘Toparlanıyoruz’ hareketi Kıbrıs Türk siyasetine bir dalgalanma getirdi. Tutar mı, arkasında kim var, önder durumundaki Kudret Özersay resmi görevinden ayrılsın mı, o da kim, bunlar da kim gibi birçok sorular sorulup yorumlar yapılmaktadır. Hele ki şimdi Özersay resmi görevinden de ayrıldı, bu dalgalanma artarak sürecek… 

Bu noktada bazı tespitler yapmak gerekiyor. Önce, bu hükümet başarısızdır, Kıbrıs Türk halkını ekonomik, sosyal ve politik olarak perişan etmiştir. Bu hükümetin partisi, UBP, kurultay sürecine girdiği için darmadağındır. Halk, sorunlarına çözüm getirecek ve peşine takılacağı bir seçenek arayışında, arayışın adresi de doğal olarak muhalefet olmalıdır… Halk, program, vizyon ve kadrolar olarak seçeneğini görmek, bilmek istiyor…

İşte  bu noktada Yunus Emre’nin bir şiirinden alıntı yaparak bir tespiti paylaşmak kaçınılmazdır: “Behey Yunus sana söyleme derler / Ya ben öleyim mi söylemeyim de?”. Maalesef Kıbrıslı Türklerin büyük bölümü şu andaki mevcut muhalefet unsurlarını bir seçenek olarak tanımlayamıyor, göremiyor. Sağ muhalefetin seçenek olmaması sevindirici ama sol ve ilerici muhalefet unsurlarının seçenek olarak benimsenememesi kahredici oluyor… Sol ve ilerici siyaset unsurlarının dağınık ve birbirinden kopuk ve hatta birbiriyle didişir olması, büyük kitlelere, onların peşinden gitme hevesi veremiyor.

Dolayısıyla, ‘Toparlanıyoruz’ hareketinin, ilerici muhalefet unsurlarının bu durumundan peydahlandığını itiraf ve kabul etmek gerek.

Ayrıca, ilerici muhalefet unsurları, yanlışına bir yanlış daha ekleyerek, bu hareketi küçümseyen, aşağılayan, horlayan yaklaşım ve “bir yere varamazlar” ifadeleri ile değerlendiriliyor. Bu tarz  Toparlanıyoruz hareketini büyütmeye yarayacak… Bir taraftan yurttaşa sorunlarına çözüm getirecek program ve vizyon verilemiyor, diğer taraftan da ortaya çıkan yeni bir hareket sadece sübjektif değerlendirmelerle eleştiriyor. Yurttaş bunları farkeder…

Toparlanıyoruz hareketi’nin ne yapacağı belli değil, ne üreteceği de belli değil ama birçok yurttaşın içini ısıttığını inkar etmek de doğru değil. İlerici siyasetin, bu hareketin ortaya çıkmasına cesaret veren ekonomik, politik ve sosyal nedenleri doğru sentezlemesi ve buna karşı kendi strateji planlarını yapması gerekmektedir. Benzer bir durum 2003 yılında ÇAB Partisi’nin oluşum sürecinde de yaşanmıştı. Onun yarattığı dalgalanmayı zamanın TKP’si yanlış yorumladı, ona kıskançlıkla öykünüp “Meydanlardan doğduk” diyerek BDH’yı kurdu… Ne o, ne de diğeri tutmadı; şimdi ikisi de yok…

CTP ise o süreçte doğru stratejilerle, ÇABP veya BDH olsun, gelişen hiç bir hareketi küçümsemeden, onların doğuş ve heyecan yaratış nedenlerinin sentezlerini yaptı, kendini ileri çıkaracak ve ortak tabanın önder partisi yapacak startejik planlar yaptı. Her iki hareket de seçimlerde, ilk yarattıkları imajın çok gerisinde sonuçlar elde etti. CTP, doğru siyasi stratejilerle, 2003 seçimlerinin galibi olmasına rağmen, meclis aritmetiğinde sol ve sağın eşit sayıda olmasının sürdürülebilir bir sonuç olmayacağını ve gelecek cumhurbnaşkanlığı seçimlerinde başarılı olunamayabileceğini de tespit ederek, 2004’de hükümeti kurarken önüne erken seçimi de koydu. CTP, 2003 seçimlerinin hemen ertesinde 2005 erken seçimini büyümek ve cumhurbaşkanlığını da kazanmak için konjontürel bir strateji olarak kurgulamış, uygulamış ve belirlediği hedeflere ulaşmıştı. Ve tüm o süreç içinde hiçbir rakibini küçümsemeden, horlamadan aynı zamanda da tehdit etmeden yolunu yürüdü… Rakipleri de umduğunu toplayamamıştı. CTP vizyon konuştu, rakipleri de meydanlardaki kalabalığın kendilerine ait olduğunu…

Dolayısıyla, Toparlanıyoruz hareketi ciddiye alınmalıdır; ne yönde ilerleyeceği belli değil ama ortadaki yurttaşa hitap edip onlardan destek almaya çalışacağı, belirgin ve ideolojiyi temsil etmekten kaçınacağı kesindir. Bu hareketin, Kuzey Kıbrıs’ta AKP örneğini yaşatması ise olası değildir çünkü AKP’nin hakim bir ideolojisi ve aynı zamanda tarikatlardan gelen bir örgüt altyapısı, geleneği ve disiplini vardı. Mevlana, “Ne olursan ol, gel” dedi ama örgütlü yapı olan tarikata gel ve tarikat geleneğine ve disiplinine uymak üzere gel demek istedi. Toparlanıyoruz hareketi de “ne olursan ol, gel” diyor ama dayandığı bir örgütlü yapı yok, gelenek ve disiplin yok. İdeoloji de olmayınca, bu hareketin ileri gitmesi olası değil. Ancak, ilerici muhalefet Kıbrıslı Türklere program ve vizyon koymazsa, bu harekete seçmen sempatisi büyüyebilir, çünkü aradaki farkı ihmal edilebilir kabul edip,” bir de bunları deneyelim” diyebilir.

Sonuç olarak, Toparlanıyoruz hareketi, seçmenin beklentileri ve eğilimleri ile ilgili mesajlar veriyor; doğru okuyup starteji geliştirenler ileri gidecek. CTP bu konularda, geçmişten gelen deneyim ve birikime sahiptir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1172 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler