1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Y. SOKAĞI ile İNANÇLI KIZ SOKAĞI ARASINDAKİ GERİLİM: KAYA ÇANCA
Y. SOKAĞI ile İNANÇLI KIZ SOKAĞI ARASINDAKİ GERİLİM: KAYA ÇANCA

Y. SOKAĞI ile İNANÇLI KIZ SOKAĞI ARASINDAKİ GERİLİM: KAYA ÇANCA

Gürgenç Korkmazel: Kaya Çanca’nın şiiri çıplaktır (itirafçı, şeffaf da diyebilir çıplak tanımlamasından rahatsız olanlar).

A+A-

 

 

 

Gürgenç Korkmazel

gurgench@yahoo.co.uk

 

 

Kaya Çanca – Yaşamı ve Eserleri’ yayınlandı iki yıl önce. O günden bugüne beş altı defa okudum bu kitabı. Son olarak geçen haftalarda, güneydeki Kıbrıs Üniversitesi’nin Türkoloji bölümü son sınıf öğrencilerine Kaya Çanca ve şiiri hakkında konuşma yapmaya gitmeden önce, tenha bir kafede, bir solukta okudum yine. Genel olarak sevdiğim şairlerdeki o ortak özellik var onda da – her okuyuşta yeni şeyler keşfediyorum şiirinde.

Bu yazıyı yazma nedenim biraz bu, ve biraz da 39. Ölüm Yıldönümü dolayısıyla onu bir kez daha anmak...

 

Fikret Demirağ, ‘Kaya Çanca’ başlıklı bir yazı yazmıştı Kaya Çanca’yla dostluğu ve şairliği hakkında (1989). Mehmet Yaşın da hazırladığı, Kıbrıslıtürk Şiiri Antolojisi’nde sözetmişti ondan (1994). Şener Levent, ‘Y. Sokağı ve Kuruyan Mezar Çiçekleri’ni yazmıştı.

Kaya Çanca’yı ilkin bu yazılardan ve Yazarlar Birliği’nin yeniden yayınladığı, Y. Sokağı’ndan (1996)  tanıdım.   

Genç kuşak şairlerinden Rıdvan Arifoğlu, ‘Y. Sokağı’nı temel alarak yazdığı ‘Kaya Çanca’da İkinci Yeni Şiirinin Etkisi’ başlıklı yazısında (2008), Kaya Çanca’nın İkinci Yeni’den farkları üzerinde durmaktan çok, hangi İkinci Yeni şairinden daha fazla etkilendi sorusunun cevabını arar. (Periferiden değil merkezden bakar). Bu yazıda Kaya Çanca’dan çok İkinci Yeni şairlerinden alıntılar yapar ve sonuç olarak da, “İkinci Yeni şiirleriyle olan bu benzerlik Çanca’nın şiirlerini bize uzaklaştıracak yerde yakınlaştırıyor” der.

Yukarda sözettiğim bu yazılar, Kaya Çanca’nın Toplu Eserleri çıkmadan ve bütün işlerine bakılmadan yazıldı. 

Evet, Kaya Çanca’nın bütün eserlerinin toplandığı bir kitap var artık elimizde. Buradan başlayarak bütünsel olarak ve daha iyi değerlendirebiliriz Kaya Çanca’nın şiirini ve Kıbrıs(türk) şiirindeki yerini saptayabiliriz. Kaya Çanca’nın şiiri fazlasıyla hak ediyor böyle bir çalışmayı.

 

***

 

Kaya Çanca, ‘sokak (açık hava) şairidir’ demiştim sözkonusu kitaptaki yazımda. Eski Beste’den sonraki çoğu şiirinde sokaklar ve gökyüzü var. Kaya Çanca kitabı çıktıktan hemen sonra Tufan (Erhürman), ‘Bizim Sokağın Huzursuz Çocuğu: Kaya Çanca’ başlıklı, güzel bir kucaklama ve sahip çıkma yazısı yazdı (haberim yoktu, yeni okudum yazıyı). Adından da anlaşılacağı gibi yazısında, Kaya Çanca ile sokak ilişkisinin altını çiziyor.

Burada fırsat bulmuşken biraz daha derinleştirmek istiyorum, Kaya Çanca şiirindeki ‘sokak’ meselesini:     

Y. Sokağı –

‘Başımı alıp gidecek yer bulamıyordum Y. sokağına gittim’... ‘varım yoğum sizdiniz, Y. sokağıydı’...  ‘SENİ Y. sokağına gömdüm’ gibi birçok dize var Y. Sokağı kitabında.  

 Tarih ve mitolojiye çok fazla gönderme yapan Kıbrıs(türk) şiirinin aksine, sadece iki veya üç şiirinde tarihe ve mitolojiye gönderme yapıyor Kaya Çanca.

         İlk şiir kitabı, Eski Beste kitabında aşk şiiri yoktur, ama Y. Sokağı ve sonrasındaki şiirlerin hemen hemen hepsi aşk şiirleridir. Kitaba adını veren Yegane’ye yazılmış tek taraflı, karşılıksız, çarpık aşk şiirleri. Her şeyden önce bir aşk şairidir Kaya Çanca.  

        

İnançlı Kız Sokağı:

         ‘inançlı kız sokağı

         hangi evden sorsanız beni bilirler’. ‘Adres’ isimli bu iki dizelik şiiri hazırladığım kitaba almadım (bunun yanında, ‘bir tanrılık istiyorum’ ve ‘akşam gökyüzünden bir yıldız indi’ başlıklı iki şiiri de). Bu kısacık şiirinde ve kitaplarına girmeyen son şiirlerinde ‘İnançlı Kız Sokağı’ndan ve orda yaşayan bir kızdan sözeder. İki sokağın birbirine ‘bitişik’ olduğunu söyler. (Büyük ihtimalle bu sokak, Eski Saray Sokak’tır.)

İnançlı Kız Sokağı’ndaki kıza aşık değildir, birçok dizede ‘çirkin kızım’ diye hitap eder ona hatta, ama saplantılı bir şekilde karşı-dengeleyici veya ‘kurtuluş’ olarak görür onu. ‘inançlı kızla birlikte iki kişiyiz sıkı dur üstüne geleceğiz’ diye seslenir Y. Sokağı’ndaki kıza, ‘Ayaklarınızda Nasıl Çiğnendim’ adlı şiirinin son dizesinde.

İki sokağı var Kaya Çanca’nın (belki de daha çok), ama yine de, ‘başımı alıp gidecek yer bulamıyorum’ der bir şiirinde.          

         İşte Kaya Çanca’nın şiiri bu iki sokak arasındaki yüksek gerilimdir.

         Y. Sokağı ve sonrasındaki şiirlerinin nerdeyse tümünde libidal ve ruhsal bir gerilim var. Zaman zaman karanlıktır, olumsuz, hatta demoniktir bu şiirler. Edebiyatımızda bir başka örneği olmayan, sevgiliyi ölümle tehdit eden veya onu öldürme hayali kuran öznenin rahatsız edici kötücül seslenişini duyarız bu şiirlerde.

Tam da bunu söylemenin sırası ve yeridir: Kaya Çanca’nın şiiri çıplaktır (itirafçı, şeffaf da diyebilir çıplak tanımlamasından rahatsız olanlar). Çıplaktır çünkü içten ve samimidir, baştan sona sahicidir. Çıplaktır çünkü içindeki öfkeyi saklamaz, zaaflarını, zayıflıklarını, karanlık tarafını, hastalığını göstermekten çekinmez. (Böylesi bir çıplaklık, önceki veya kendi kuşağındaki şairlerde yoktur. Ciddi bir oto-sansür vardır onlarda. Status que’ları ve şiirleri birbiriye çelişkiye düşmez, çatışma içine girmez.)

 

Friedrich Hölderling, John Clare, Robert Lowell gibi ‘meczup’ şairlerdendir Kaya Çanca. Biliyoruz ki modernizmin kendisi bir tür şizofrenidir. Kaya Çanca’nın bunalımı (hastalığı) ve şiirlerinde kullandığı dil bu bakımdan çağıyla örtüşüyor.

Kaya Çanca’nın şiiriyle ilgili ne yazsak yetersiz, eksik kalıyor. Gerçek şiir de böyle bir şey değil mi zaten –  her zaman kendini (içeriğini, formunu, söylediğini, hatta ve hatta dili bile) aşan doğası nedeniyle ele geçirilmezdir, sanatların en özgür olanıdır.  

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1005 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler