1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. “Vurulduğu yere gömelim…” 4
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

“Vurulduğu yere gömelim…” 4

A+A-

Meyrem Rusa Paralik, naaşı "kayıp" edilen ve Tekke Bahçesi'nde "Hüseyin Yalçın - Aymarina" yazan mezarda bulunan kardeşi Hüseyin Ruso, Kaymaklı'daki yaşamları, göçmenlik yılları ve Ruso'yla ilgili hatıralarıyla ilgili sorularımızı büyük bir zihin açıklığı ve hüzünle yanıtlıyor... Zaman zaman kızı Göksen İnce debize yardımcı oluyor... Meryem Ruso Paralik'le röportajımızın son bölümü şöyle:

SORU: Sonra o ev ne oldu?

GÖKSEN İNCE: Şimdi askerin cephaneliğidir… İki ev da… Çünkü ikiz evdi, Hasan Ruso’nun eviynan yanyana… Kimse oturamadı… Hasan dayımlar bir ay oturdular, Hüseyin dayım hiç oturamadı….

 

MERYEM RUSO PARALİK: Bir hatıram daha var, Dr. Küçük’e gittiydi gardaşım Hüseyin Ruso. O belediye evleri, standart evleri, orada gidip gelirken kurşunları bitmiş… Bu defa mermi bitinca, Büyük Kaymaklı’dan Rumlar taradı… Böyle böyle geçmiş gitmiş arabayla, hatta oradakiler, “Bu çocuk da kimdir?” demiş herkes yani, böyle bu kadar cesaretli… Ondan gitmiş Dr. Küçük’e, vermemişler… “Elimde iki tane kurşunum var, biri senin, biri benim” demiş. Tekrar böyle böyle, arabasıyla gelmiş. Arabası Opel idi, gri… Plakası BE963…

Çok, çok hata yaptılar… Ailesinden gizlemeyecektiler… Kaçtık gittik hepimiz, gelir giderik kurtaralım, yok “Çetinkaya’dadır”, “Küçük’tedir”, oyaladılar… Yazıklar olsun…

Çok şükür Allahıma, topracığı olsun…

 

GÖKSEN İNCE: Gidebileceğimiz bir mezarı olacak hiç yoktan, ziyaret edebileceğimiz…

 

MERYEM RUSO PARALİK: Törenine giderik… Bir ben kaldım aileden… Ne anam, ne bubam, ne rahmetliğim, ne gardaşlarım… Ne teyzem, ne halam… Sadece yavrular…

 

SORU: E yavrucukların yeter sana, değil?

MERYEM RUSO PARALİK: Bakarlar, sağ olsunlar… Sadece yavrularım…

Bu da büyük mucize, 54 sene sonra…

 

GÖKSEN İNCE: Aha Sevgül’e dua et!

 

MERYEM RUSO PARALİK: Aman! Hayırduam beraber olsun… Allah sana kocanı, evlatlarını bağışlasın…

 

SORU: Sağolasın… O dua yeter bana işte!

MERYEM RUSO PARALİK: İnşallah İbrahim Latif da çıkacak, güveyim da…

 

SORU: Onun için da uğraştık ama kazdırtmadılar, güya bir kazı yürüttü Birleşmiş Milletler…

MERYEM RUSO PARALİK: İnşallah “kayıp” güveyim da bulunur da onun da topracığı olur… Onun da bir mezarı olur…

20171129_143701.jpg
Meyrem Ruso Paralik

SORU: Şimdi önemli olan Hüseyin Ruso’nun ve diğer “kayıplar”ın Tekke Bahçesi’nde bulunmasıyla birlikte, bu toplum lanetledi ya kendilerini bu kadar sene gizlediler diye, önemli olan o… Bir da 54 sene sonra bir efsane gibi yaşadı adı Hüseyin Ruso’nun… 54 sene dilde kolay… Çok büyük bir sevgiyle anıldı hep Hüseyin Ruso, düşün 54 sene geçti üstünden… Ve hiç unutulmadı, hep böyle efsane gibi yaşadı… Ve herkes sanki da dün öldü gibi konuşur… Çünkü bir da acaba “Teşkilat” mı vurdu yoksa Kıbrıslırumlar mı vurdu diye bir da “gizem” vardı diye o da konuşulmasını sağladı bunca yıldır… Ama kendi çok genç, yakışıklı, popüler, çok bilinen biri olduğu için imkan ve ihtimal yoktu, gömenler kendini tanımasın… Kıbrıslırumlar tanıyamazdı ama Kıbrıslıtürkler tanırdı Hüseyin Ruso’yu…

Gizlediler ama döndü kendilerini vurdu işte çünkü çıktı gerçek ortaya…

GÖKSEN İNCE: Netice, bak nasıl çıktı… Onlar ne düşünürdü, ne oldu… Çıkmayacak tahmin ettilerdi… Neler neler döndü bu Kıbrıs’ın içinde işte…

 

MERYEM RUSO PARALİK: Onun gibi kimse gelmez dünyaya… Gardaşım Hüseyin Ruso gibi gelen yoktur dünyaya, gelmez!


9 Ayvasıllı’dan 8’i kimliklendirildi…

Aralık 1963’te Ayvasıl’da öldürülerek Ayvasıl Türk Mezarlığı dışında bir toplu mezara gömülen dokuz Ayvasıllı Kıbrıslıtürk’ten geride kalanların da Tekke Bahçesi’ndeki Kayıplar Komitesi kazılarında bulunduğu ve dokuz Ayvasıllı Kıbrıslıtürk’ten sekizinin DNA testleri vasıtasıyla kimliklendirildiği, dokuzuncu kişinin de kimliklendirme sürecinde olduğu öğrenildi.

 

AYVASIL’DA NELER OLMUŞTU?

Ayvasıl’da bazı Kıbrıslırumlar tarafından öldürülmüş ve toplu mezara gömülmüş olan dokuz Kıbrıslıtürk’ün naaşı, 13 Ocak 1964’te Kıbrıslıtürk yetkililer tarafından yapılan kazılarda bulunarak, bu toplu mezarlardan çıkarılan diğer Kıbrıslıtürkler’in naaşlarıyla birlikte Tekke Bahçesi şehitliğine defnedilmişti. Bu kazılarda toplam 21 veya 22 Kıbrıslıtürk’ün naaşı çıkarıldığı halde, yalnızca öldürülmüş olan Ayvasıllı Kıbrıslıtürkler’in isimleri toplumumuza açıklanmış, geriye kalan “kayıp” Kıbrıslıtürkler, kimlik tanımlaması yapılmaksızın ve Lefkoşa Genel Hastanesi morgundan buraya taşınarak bu toplu mezarlara gömülmüş oldukları toplumumuza duyurulmaksızın, onlar da “Ayvasıl şehidi” olarak Tekke Bahçesi’ne isimsiz veya “Ayvasıl 1”, “Ayvasıl 2” gibi ibarelerle veya “Meçhul” adı altında defnedilmişlerdi. Oysa yetkili makamların elinde, Kıbrıslırum yetkililerin kendilerine gönderdiği ve “Lefkoşa Genel Hastanesi morgunda bulunan şahısların listesi” vardı ve bu listeyle herhangi bir kıyaslamaya gidilmeksizin, tümü de “Ayvasıl şehidi” olarak Tekke Bahçesi’ne defnedilmişti.

Kıbrıslırum yetkililer, 4 Ocak 1964’te bu listeyi Kızılhaç aracılığıyla Kıbrıslıtürk yetkili makamlarına göndermişler ve “Bu listede bulunanlar Lefkoşa Genel Hastanesi morgundaki Kıbrıslıtürkler’dir, naaşları gelip alınız” demişler ancak Kıbrıslıtürk yetkililer bu naaşları almaya gitmemiş veya gidememiş veya Kızılhaç’tan da bu naaşları barikata getirerek kendilerine teslim etmesini talep etmemişlerdi. Kıbrıslırum yetkililer de bu naaşları Ayvasıl Kıbrıslıtürk mezarlığı dışına kazdıkları çukurlara gömmüşler, bir süre sonra Kıbrıslıtürk tarafı bu toplu mezarları Kızılhaç ve İngiliz askerleri gözetiminde 13 Ocak 1964’te açmışlar ve buldukları 21 veya 22 naaşı “Ayvasıl şehidi” olarak alıp Tekke Bahçesi’ne defnetmişlerdi.  Tekke Bahçesi’ne bu şekilde defnedilen bazı Kıbrıslıtürk “kayıp” yakınları ise 54 yıl süreyle sevdiklerinin akibetini bilmeden yaşamaya zorlanmışlardı…

Kıbrıslıtürk yetkililerin İngiliz askerleri eşliğinde ve Kızılhaç gözetiminde bu toplu mezarları 13 Ocak 1964’te kazacakları anlaşılınca, bundan bir gece önce bazı Kıbrıslırum yetkililer Ayvasıl’daki toplu mezarlara bir ekip göndererek, bazı Kıbrıslıtürkler’in naaşlarını gömülü oldukları yerden çıkarmışlar ve bilinmeyen bir yere götürmüşlerdi… Bunun nedeni Kıbrıslırum makamların Kızılhaç aracılığıyla Kıbrıslıtürk makamlara gönderdiği listedeki 21 veya 22 sayısını “tutturma” “gailesi” ve Ayvasıl’da öldürülmüş olan dokuz Kıbrıslıtürk’ün cinayetlerini “gizleme” girişimi idi…

 

TEKKE BAHÇESİ’NE DEFNEDİLEN “KAYIPLAR”…

Tekke Bahçesi’ne defnedilmiş olanlar arasında “kayıplar”ın da bulunduğu yönünde on yıl önce bu sayfalarda geniş yayın yapmış ve belgeleriyle buraya “Ayvasıl şehidi” diye defnedilmiş olanların Lefkoşa Genel Hastanesi morgunda bulunan bazı Kıbrıslıtürkler’in isimsiz olarak defnedilmiş olduklarını kamuoyuna duyurmuştuk.

Tekke Bahçesi’nde Ayvasıl’daki toplu mezarlardan çıkarılarak getirilip gömülmüş olan Kıbrıslıtürkler’in mezarlarının kazılması için Kayıplar Komitesi girişim yapmış olsa da, uzunca bir süre bu kazılara “izin” verilmemiş ve ancak geçen yıl bu kazılar mümkün olabilmişti.

Tekke Bahçesi kazılarında böylece isimsiz, “meçhul” veya “Ayvasıl şehidi” olarak defnedilen bazı “kayıplar”dan geride kalanlara da ulaşılabilmişti…

 

CEMALİYE VE MEHMET ALGANER ANLATMIŞTI…

On yıl önce Ekim 2007’de Ayvasıllı Cemaliye ve Mehmet Alganer’in geniş röportajlarını bu sayfalarda yayımlamış ve o günlerde Ayvasıl’da yaşananları anlatmıştık… Cemaliye Alganer’in annesi Ayşe Hasan Buba, kardeşleri Mehmet Hasan Kabadayı ve Ömer Hasan ile kızkardeşinin kızı 10 yaşındaki Ayşe İbrahim ve Mehmet Alganer’in dayısı Mehmet Ali Ömer, Ayvasıl’da öldürülenler arasındaydı. Tüm bunlara karşın Cemaliye ve Mehmet Alganer “Şehit ailesi” sayılmamış ve Kıbrıslıtürk yetkililer kendilerine gerekçe olarak da “Madem aile reisi öldürülmedi, o zaman siz şehit ailesi sayılmazsınız” demişlerdi…

Mehmet Alganer’le dün akşam telefonda konuştuk, Kayıplar Komitesi yetkililerinin kendilerine Tekke Bahçesi kazılarında bulunup kimliklendirilmiş olan sekiz Ayvasıllı hakkında geçtiğimiz günlerde bilgi verdiğini, dokuzuncu Ayvasıllı’nın da kimliklendirilmesini beklediklerini anlattıklarını söyledi. Mehmet Alganer, cenaze törenlerinin 16 Ocak 2018’den sonraki bir tarihte yapılacağını da belirtti.

Ayvasıl’da öldürülen tüm Kıbrıslıtürkler’in yakınlarının acısını paylaşıyoruz…

DEVAM EDECEK...

Bu yazı toplam 611 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar