1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Vurulan Yasemin Düşlerimiz…
Vurulan Yasemin Düşlerimiz…

Vurulan Yasemin Düşlerimiz…

Çirkin kralın ördek yavrusuyum, Solgun çiçeklerle dolu bahçelerde dolaşırken, Yaşamın bıçak sırtı çaresizliğinde, Yetim rüyalarım son bulamıyor bir türlü… Hiçbir suçu yokken, Vurulan altın sarısı düşlerim, Ağlıyor sessiz sedasız, Başakları

A+A-

 

 

 

 

Çirkin kralın ördek yavrusuyum,

Solgun çiçeklerle dolu bahçelerde dolaşırken,

Yaşamın bıçak sırtı çaresizliğinde,

Yetim rüyalarım son bulamıyor bir türlü…

 

Hiçbir suçu yokken,

Vurulan altın sarısı düşlerim,

Ağlıyor sessiz sedasız,

Başakların rüzgârda yas tutması gibiyim,

Sarı ve hüzünlü…

 

Sen pusuya yatmış gözlerken düşlerini,

Benim düşlerim işgal oldu,

Senin yere göğe sığdıramadığın Aşk’ın,

Sanılanın aksine,

Birçok insanın sürgünü oldu…

 

Tam isabet vurdular Seni,

Hem de hiç beklemediğim yerden,

Hem de hiç beklenmedik bir anda,

Yoksun artık yüreğimde,

Ve niye olmadığını da,

İnan bilmiyorum,

Tek bildiğim kalbimdeki koca yokluk…

 

Sarılıyorum hiç görmediğim çiçeklere,

Yürüyorum hiç gitmediğim tepelerde,

Kaybolan kış güneşini arıyorum,

Boğuk bir yaz sesiyle…

 

Yok oluşlara suskun bir ağız,

Hayal kırıklıkları kuyusunda,

Konuşabildiği kadar konuşur,

Ağlayabildiği kadar ağlar...

Doğduğu zaman kız olduklarından ötürü,

Toprağa gömülen bir kız çocuğu gibiyim,

Kara ve ölü…

 

Son'lar ırmağından vaftiz edilmeler zamanından geliyorum,

Başlangıçlarını hep unuttuğum,

Önsözü olmayan hikâyelerim vardı,

Şimdi o hikâyeler beni terk etti,

Hem de tek bir kelime bile etmeden…

 

Virane yerlerin dili yoktur,

Konuşamaz bilirim,

İçerisinde yabani otlar büyümüş,

Hiçbir yaşam belirtisi olmayan kalbin ortasındayım,

Bu yokluğu anlayabilir misin?

 

Yaseminler hiç uyanmaz bu şehirde,

Sen düşersin aklıma,

Ve suretin gelir gözümün önüne,

O zaman vakit sürgün olur gözlerimde,

O zaman vakit gidiş olur dudaklarımda,

Nereye kaçarsam kaçayım,

Bakışların yapışır yakama…

 

Senden emanet aldım saatleri ve yolları,

Senden emanet aldım sevinçleri ve mucizeleri,

Ödünç aldığım diğer şeyler gibi…

 

Bayramlık esvaplarımı giymişim bugün,

Üzerinde ise delik delik olmuş yüzün bakıyor bana,

Düşlerimdeki işgal perisinden çaldığım sevdaların var,

Yapışmış esvaptaki yüzüne,

Yapışmış ıslık çalan dudaklarına,

Ve en önemlisi Sen,

Sen’sizlik, bırakmıyor giydiklerimi…

 

Dün gece düşündüm seni,

Yoğrulmuş hasretlik hamuruyla,
Vanilyalı tarçın kokulu,

Çörekler tadında,

Sıcak ve samimiydin…

 

Nasıl olsa sana ulaşmayan haberlerim var,

İşte bu yüzden kaybolabilirim dağlarda,

Anason ve sen kokulu bardaklarla beraber,

Ve bir gün bir daha haber duymazsın benden,

Tıpkı benim senden haber alamadığım gibi…

 

Sen yine de biriktir gözyaşlarını,

Belki bir gün

Bir kıvılcım atar bensizlik sana,

Belki bir gün

Sen de bana ağlarsın,

Şafaklar sayılıyor avuçlarımda,

Göçüyor Sen’ler Ben’den…

 

Çirkin kralın ördek yavrusuyum,

Solgun çiçeklerle dolu bahçelerde dolaşırken,

Yaşamın bıçak sırtı çaresizliğinde,

Yetim rüyalarım son bulsun diye dua ediyorum her gece…

 

Hiçbir suçu yokken,

Vurulan yasemin kokulu düşlerim,

Ağlıyor sessiz sedasız,

Feslikan çiçeklerinin ağıt tutma vakti başlamış,

Tıpkı başakların rüzgârda yas tutması gibi,

Yeşil ve kederli…


Yok oluşlara suskun bir ağız,

Hayal kırıklıkları kuyusunda,

Konuşabildiği kadar konuşur,

Ağlayabildiği kadar ağlar...

Doğduğu zaman kız olduklarından ötürü,

Toprağa gömülen bir kız çocuğu gibiyim,

Kara ve ölü…

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 927 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler