1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. Viyana’da Bir Kıbrıslı Ressam… Cemal Gürsel Soyel
Viyana’da Bir Kıbrıslı Ressam… Cemal Gürsel Soyel

Viyana’da Bir Kıbrıslı Ressam… Cemal Gürsel Soyel

Viyana’da Bir Kıbrıslı Ressam… Cemal Gürsel Soyel

A+A-

Simge Çerkezoğlu

Cemal Gürsel Soyel Kıbrıslı bir sanatçı, müthiş yetenekli ve çalışkan. “Kıbrıslılardan bir şey olmaz” diyenlere inat O, 1986 yılından bu yana Viyana’da yaşıyor. Geçimini sanatla, resim yaparak kazanıyor. Ne üzücü ki kendi vatanında, dünyada tanındığı kadar bilinmiyor. Resimlerinde; geniş fırça darbeleriyle kendine özgü imgeleri, soyut bir dille anlatıyor.  Röportaj talebimi geri çevirmeyen Soyel’le İstanbul’da buluşuyoruz. Hayatına açılan kapıları birlikte aralıyoruz…

İNSAN, KÖKLERİNDEN KOPAMIYOR

Kıbrıs’ı çok seven sürekli gelip giden Soyel önümüzdeki yıllarda buraya da bir atölye inşa etmenin hayalini kuruyor.
“Tabii ki Kıbrıs’a dönmeyi düşünüyorum. Sonuçta ben bir Kıbrıslıyım. İnsan köklerinden hiçbir zaman kopamıyor. Bunu istese de istemese de yapamıyor. Doğduğu günden edindiği alışkanlıkları geride bırakamıyor. “Doğduğum topraklardan koptum diyen varsa” da yalan söylüyor. İnsanın dünyaya geldiği andan itibaren aldığı koku ve hissettiği yaşam onun beynine işliyor. Kazanılan o kimlik de nereye giderseniz sizinle yaşamaya devam ediyor. İsteseniz de istemeseniz de.”

Elbette Kıbrıslı olmak, Kıbrıs’ta doğmak yanında Viyana’daki hayatından da bahsediyoruz. Pekçok sanatçıdan farklı olarak hayatını resim yaparak kazanan Soyel, henüz zengin bir adam olmadığını da sözlerine ekliyor. Gülüyoruz.
“Hayatımı sanatımla kazanıyorum. Hem oradaki hem buradaki yaşantımı sürdürmeme yetecek kadar gelir elde edebiliyorum. Henüz zengin bir adam değilim ama… Resim yapma olayını çok ciddiye alıyorum. Ciddi bir şekilde çalışırım. İşçi bir ailenin çocuğuyum. Annem ve babam işçiydi. Her gün sabah 6’da kalkar, sekiz gibi işte olurlardı. Ben o zamanlar çocuktum. Onlara uyum sağlayamıyordum ama artık benim de hayatımda ciddi bir sorumluluğum var. ”

Soyel için Viyana’ya gitmenin birden fazla sebebi var. En önemlisi en verimli çağında önüne konan zorunlu askerlik…
“En verimli çağımda, zihnimde fikirlerin uçtuğu o yıllarda askere gidip de tüm bunları öldürmek istemedim. Kıbrıs’taki politik durum da buna etkendi. Adadaki sorunu ben yaratmadım. Kimse benim düşmanım da değil. Tüm bunlar yanında elbette kendimi geliştirmek de istedim. Viyana’ya gittiğim için hiç pişman değilim. Orada hiç para vermeden dört yıl da bir akademide okudum. Karşıma çok iyi imkanlar çıktı. Elbette eğitimimin ardından ilk yıllarım zor oldu. Kendimi göstermek için zamana ihtiyacım vardı. Bir süre para kazanmak için grafik işleri yaptım. Ama resim yapmaktan hiç vazgeçmedim. Resim yapmayı zaten çok seviyorum. Atölyeyi, boyaları, o kokuyu, dağınıklığı seviyorum. O yıllarda gündüz çalışıyor, geceleri de sabahlara kadar resim yapıyordum. Resimle olan ilişkimi hiç kesmedim.”

İŞİN SIRRI ÇALIŞMAK

İyi eserler ortaya çıkarmanın sırrının her işte olduğu gibi çalışmaktan geçtiğine inanan Soyel, sanırım bugün ulaştığı başarıyı da bıkmadan usanmadan çalışmaya, üretmeye borçlu…
“Resim yapmak benim sorumluluğum. Bu nedenle kendimi çalışan herhangi bir insandan farklı görmüyorum. Ben de sabah erkenden kalkıp işe gider gibi atölyeye gidiyorum. Gittiğim zaman da oturup ilham gelmesini beklemiyorum. Öyle bir şey zaten mümkün değil. Sanat yapmak artık yetenekten öte akıl ve biraz da beceri işi olmaya başladı. Yetenek insanı bir yere kadar götürebiliyor. İnsan çalıştıkça, ürettikçe düşünebiliyor. Yaptığı işler ancak bu şekilde daha iyiye ulaşabiliyor. Resim yapmak bir süreçtir. O süreç içinde de bir bakarsın on tane iş çıkar, bir bakarsın hiç çıkmaz. Ama tüm bunlar için çalışmak ve üretmek gerek. Her iş gibi resim yapmanın sırrı da çalışmaktan geçiyor.”

KIBRIS’TA SANAT

Her çocuk gibi küçüklüğümde ben de resim yaptım diyen Soyel’in resme başlamasına dair Kıbrıs’a ait unutulmaz anıları var.
“Ben bu konuda çok şanslıyım. Hocam vardı Ali Atakan... Onun ortaokul ve lisede öğrencisiydim. En büyük şansım da sanırım onunla karşılaşmam oldu. Bana sanatı sevdirdi. Bizleri sanat konusunda eğitmek için çok uğraştı. Ben 14 yaşında Picasso’yu ve sanat akımlarını biliyordum. Hep onun sayesinde. Bir de 1974 ile 1975 yılı arasında savaş sırasında Baf’ta kaldık. Bir yıl esir hayatı yaşadık. Okul yoktu. Ama oturduğumuz sokakta Ahmet diye bir arkadaşım vardı. Sonra polis olduğunu duydum. Şu an neler yapıyor bilmiyorum. Hayat dergilerinde çıkan posterleri getirir orada yayınlanan Monet ve Pissarro resimlerini kopyalayıp çizerdi. Ben de ilgiyle onu izlerdim. Tüm bunlar bende hayranlık yarattı ve zaman içinde ben ressam olmaya karar verdim.”

Kendi eserleri hakkında bilgi aldığımız Soyel, resimlerinin kökenin peyzaj olduğunu ancak çok soyut çalıştığı için bunun zor fark edildiğini söylüyor.
“Resmimin temeli Alman Amerikan Ekspresyonizmi, onları daha önceden planladığım şeylerden yapmıyorum. Bu elbette daha önce planlamadığım anlamına gelmiyor. Bir yerde otururken, ben de her insan gibi etraftaki şeyleri gözlemliyorum. Ama başkalarından farklı olarak kafamda gözlemlediğim şeyin resimle ilgili hesaplarını yapıyorum. Atölyeye girdiğim zaman en önemli noktalardan biri her şeyi bırakıp kendimden, vücudumdan ya da enerjimden çıkacak işlerle uğraşmam. Aslında benim resmimim kökeni peyzaj ama çok soyut olduğu için kimse bunu fark edemiyor. O yüzden ben soyut resimler yapan ama kullandığı malzemeye çok önem veren birisiyim. Her malzemeye hakkını veriyorum. Yoğun ve expresif işler yapıyorum.”

Özellikle iki ressamın sanatsal çalışmalarını çok yakından takip ettiğini söyleyen Soyel, kendi resim tarzına en yakın isim olarak Çizenel ve Mene’yi gösteriyor.
“Tüm dünyada pek çok sanatçıyı takip etmekle birlikte Kıbrıs’ta özellikle Emin Çizenel ve Aşık Mene’nin çalışmalarına çok önem veriyorum. Bu iki insan benim anladığım resim sanatına çok uygun. Ben öğrendiğim sanata ilişkin detayları bu iki isimde görüyorum. Bu başka iyi ressamlar olmadığı anlamına gelmesin. Mutlaka vardır ama ben bu iki ismi çok yakından takip ediyorum. Bu adamların ikisi de bu işi çok ciddiye alan, atölyelerine girip saatlerce çalışan, resim üzerine çok düşünen sanatçılar. Belki zamanla başka sanatçıları da tanır ve öğrenirim. Ama şu anda profesyonel anlamda işlerine baktığım, heyecanlandığım iki insan var.”

En son 1994 yılında kuzey Kıbrıs’ta sergi açan Soyel, o günden bugüne Kıbrıs’ta sanatın geldiği noktayı da değerlendiriyor.
“Kıbrıs’ta ne olup bittiğini takip ediyorum. Sanata ilişkin gelişme var ancak eğitim sistemi biraz bozuldu. Pekçok üniversite açıldı. Bunlar da Türkiye’yi örnek almaya başladı. Bir kere Avrupa’da güzel sanatlar akademilerinde okula asistan olarak girip profesör olarak çıkan birisini göremezsiniz. Mesela şu anda Viyana’daki önemli bir sanat akademisinin moda bölümünde Hüseyin Çağlayan ders veriyor. Orada kimse asistan girip profesör olarak çıkmış olmana bakmıyor. Esas olan ne yaptığın, eserlerin oluyor. Ona göre seni okula eğitimci olarak çağırıyor. Bazen tesadüfen Kıbrıs’ta güzel sanatlarda ortaya çıkan eserlere bakıyorum da yazık diyorum. Verilen yanlış eğitimler orada eğitim alan gençlerin yeteneklerini de köreltiyor. Hem oradan bir şey öğrenemiyorlar, hem de yetenekleri heba oluyor.”

SANAT MÜZESİ ÇALIŞMALARI

Son günlerde yeni adımlar atılan Modern Sanat Müzesi konusunu sorduğumda ise Soyel konuya ilişkin haberi Yenidüzen Gazetesi’nde okuduğunu söylüyor ve bu işin bu kadar kolay olmayacağının altını çiziyor. Soruma pek çok soruyla yanıt veriyor…
“Politik düşünceme en yakın gazete olduğu için Yenidüzen Gazetesi’ni sürekli okuyorum. Okuduğum bir haberde Vakıflarla imzalanan bir protokol sonucunda ülkede Modern Sanat Müzesi açılacağını öğrendim. Sorduğunuz iyi oldu. Ben bu müzede ne sergileyeceklerini çok merak ediyorum. Bir kere sanat müzesi kurmak lafla olmuyor. Türkiye’de bile tek bir sanat müzesi yok. Sadece özel şirketlere, şahıslara ait sergileme mekanları var. İstanbul Modern bile bir sanat müzesi değil. Şimdi hangi bütçe ile ülkede müze açılıyor? Kimin işlerinin orada sergilenmesi planlanıyor? Sergilenecek eserleri kimler seçecek? Ya da bu sanat müzesi açma işine soyunanların Cemal Gürsel Soyel diye bir ressamları olduğundan haberleri var mı? Eğer bu müzede tüm dünyadaki iyi sanatçıların eserleri sergilenecekse bunun için yüz milyon Euro’lar bulmak gerekecek. Hayvancısını, çiftçisini ödeyemeyen devletimizin böyle bir bütçesi var mı? Ben buradan baktığımda bu soruların cevaplarını doğrusu çok merak ediyorum.”

Bu haber toplam 736 defa okunmuştur
Adres Kıbrıs 196. Sayısı

Adres Kıbrıs 196. Sayısı

Önceki ve Sonraki Haberler