1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. VIVA'nın ardından
VIVAnın ardından

VIVA'nın ardından

Dünyada resmi anlamda futbol oynayamayan 9 takımın buluşmasıydı VIVA Dünya Kupası. Zanzibar kaçıncı oldu? Tamil Elaam kazandı mı? Darfur gol attı mı? Milli Takım ne yaptı? Bu soruları geçtiğimiz hafta sorduysanız, futbolun bilinmeyen yüzünü de seviyorsun

A+A-

 

 

Dünyada resmi anlamda futbol oynayamayan 9 takımın buluşmasıydı VIVA Dünya Kupası. Zanzibar kaçıncı oldu? Tamil Elaam kazandı mı? Darfur gol attı mı? Milli Takım ne yaptı?

Bu soruları geçtiğimiz hafta sorduysanız, futbolun bilinmeyen yüzünü de seviyorsunuz demektir. Şimdilerde çok fazla olmasa da, sokakta futbol oynayan çocukları biraz seyredip “Bu çocukta iş var” diyenlerdensiniz.

Geçtiğimiz hafta KKTC A Milli Takımı’nın Kuzey Irak’ta katıldığı 5’inci VIVA Dünya Kupası’nı ülkemiz basın-yayın kuruluşlarına servis etmek adına Erbil’deydik. İlk etap kamp çalışmaları İstanbul’da tamamlayan takıma Erbil yolculuğu öncesi dahil oldum.

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, gitmeden bir sürü ön yargım vardı. Ama hepsinin bu bir haftalık süre içerisinde gereksiz olduğunu anladım. Tabi en ciddi kaygı, güvenlik önlemleriydi. Havaalanında ve otele varışta çiçeklerle karşılayan Türkmenleri, Milli Takım’ın oynadığı maçların ardından fotoğraf çektirmek isteyen, forma isteyen yerli futbolseverleri gördükten sonra bu kaygımın gereksiz olduğunu anladım.

Erbil gelişmekte olan bir şehir. Etrafta çok inşaat ve yatırım görmek mümkün. Ortak kanı, birkaç yıla kadar adından daha fazla söz ettireceği yönünde.

Turnuvaya genel olarak bakıldığında birçok aksaklık görmek mümkündü. Mesela ilk maç olan ve 15-0 kazanılan Darfur maçı gece 24.00’ten Futbol Federasyon yetkililerinin çabaları ile 17.00’ye başka bir sahaya alındı.

İkinci maç olan ve 2-1 kaybedilen Provence maçının dünyanın hiçbir yerinde olmayan bir uygulamayla gece 23.30’da oynatılması şaşırtıcıdır. Yarı final maçının Zanzibar ile Erbil’e 3 buçuk saat uzaklıkta bulunan Duhok’ta gece 21.00’e doğru oynatılması, bu maçın üzerinden 24 saat geçmeden final ve üçüncülük maçlarının organize edilmesi, bana göre NF-BOARD’un sınıfta kaldığının göstergesidir.

Ülkemiz hakemlerinden Osman Özpaşa’nın turnuvada iki maçta orta, iki maçta dördüncü hakemlik yapması tecrübe adına güzel bir olay olsa da, Özpaşa’nın son yöneteceği karşılaşmanın saatini, zamanını hatta stadını değiştirmek de dünyanın hiçbir yerinde görebileceğimiz bir davranış değildir.

Finale kadar oynadığı 3 karşılaşmanın 2’sinde yerli hakemi görev yapan Kürdistan’a yoktan penaltı vermek, final maçına çıkan Kuzey Kıbrıs karşısında da alakasız bir penaltı vermek, NF-BOARD’ın bütün ipleri Kürdistan Futbol Federasyonu’na vermesinden başka birşey olamaz. Ancak gerek grup maçları, gerekse yarı final ve final maçlarında 6 gün içerisinde 4 maç oynayan Milli Takım futbolcularını, organizasyondaki aksaklıklara rağmen elde ettikleri ikincilikten dolayı tebrik etmek gerekir. İçinde bulunduğumuz şartlar altında bu tarz turnuvalara karşı olan biri değil, destekleyen biriyim. Ülke futbolunun iyi oyuncularından oluşan takımın en azından hangi seviyede olduğunu görmek açısından bu turnuva tecrübe oldu.

Turnuva boyunca takımın konakladığı otelin kalitesi tartışılmaz. Bunun yanında gerek teknik heyet, gerekse federasyon yöneticileri, futbolcuların adeta profesyonel bir ortamda bulunduklarını hissetmeleri için verdikleri çaba da takdir edilir cinsten. Takım içindeki arkadaşlık ve uyum gerçekten güzeldi.

Turnuva öncesi favori gösterilen Kürdistan, Kuzey Kıbrıs ve Zanzibar’ın ilk üç içerisinde olması normal olsa da, beğendiğim takımlardan bir tanesi dördüncü olan Provence oldu. Özellikle ilk dört içerisinde yer alan takımlar ile Milli Takım arasında pek fark olmaması gözlemlenen diğer bir nokta. Ancak bu turnuva seviyeyi yükseltmek adına bir başlangıç olmalı. Erbil’de 15 bin kişinin izlediği bir maçta forma giyen ülke futbolcuları umarım dış temasların vereceği olumlu sonuçlarla FIFA-UEFA’ya üye devletlerle maç yapabilirler. Bu gerçekleşene kadar daha önceki dönemlerde olduğu gibi temasları yarıda bırakıp, “olmadı” denilmemeli. Gerçekleşene kadar birkaç VIVA serüveni daha yaşanacaksa yaşansın ama dışa açılım yolundaki inat bırakılmasın...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 736 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler