1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. VESAYETCİLİK
VESAYETCİLİK

VESAYETCİLİK

Bakanlar Kurulu’nun aldığı bir karar, ülkenin demokrasi dışı yöntemlerle ve VESAYETLE nasıl yönetildiğinin açık bir göstergesidir. Bakanlar Kurulu söz konusu kararı ile Ercan Havaalanı altında bulunan arazileri kamulaştırmaya aldı. Bunu ne için yap

A+A-

 

 

Bakanlar Kurulu’nun aldığı bir karar, ülkenin demokrasi dışı yöntemlerle ve VESAYETLE  nasıl yönetildiğinin açık bir göstergesidir. Bakanlar Kurulu söz konusu kararı ile Ercan Havaalanı altında bulunan arazileri kamulaştırmaya aldı. Bunu ne için yaptığını da açıklamadı. Bunun, Ercan’ın genişletilmesi ile ilgili olduğu açıktır.  Ancak,  bu proje hakkında, hiç bir şey  açıklanmadı. .

Ayrıca söz konusu alanda, Ercan Havaalanın genişletilmesi kapsamında, o civarda bulunan askeri birliklerin nereye konuşlandırılacağı da açıklanmadı. Fakat şimdilerde, Cihangir, Düzova ve civardaki köylerde ciddi bir tedirginlik vardır. Halk arasında söylenenlere göre Cihangir ve Düzova’nın hayvancılık bölgelerinde ve köyün tarlaları arasında bir bölümün, oradan ayrılacak askeri birliklerin yerleştirilmesi için değerlendirileceği  ifade edilmektedir. Bu yüzden önemli bir tedirginlik vardır.

YASA TASARISI

Elektrik ve Telekominikasyonla ilgili demokratik tepki, grevler ve gelişmeler, Özelleştirme yasa tasarısının genelİ ve özeli ile ilgili tartışılmayı, yeterince yapmamayı  getirdi.. Bu yasa tasarısı, son derece anti- demokratik ve despotik devlet anlayışının en tipik özelliklerine sahiptir. Kamu alanında ve toplum yaşamında demokratikliği tamamen devreden çıkartacak ve sözde ekonomik tedbir altında en temel demokratik yapılanmaları da ekarte edecek özelliklere sahiptir bu tasarı..

Bakanlar Kurulunun, söz konusu Ercan Havaalanı ile ilgili kamulaştırma kararları, bu yasa tasarısı ile doğrudan alakalıdır. Yani istim arkadan gelsin. Ne proje hakkında halka bilgi veriliyor. Ne maliyeti, ne finansmanı ile ilgili bir fikir var. Ne yerel mühendis, mimarlar ve üniversitelere dönük bir proje yarışması var. Ama kamulaştırma kararları alınabiliyor ve Meclise sevk edilen Özelleştirme yasasını n 13. Maddesi de açıkça Limanların ve Havaalanlarının Özelleştirilmesi ile ilgili olabiliyor. Her şey önceden hazırlanmış, minareye kılıf uydurmakta dahi özensiz davranıyor idare edenler..

Bu yasa tasarısının içeriğini, daha sonra geniş olarak ele almak gerekiyor. Ama gerçekten art niyetin boyutlarını göstermek bakımından, bir noktasına parmak basmak gerekiyor.

NE KKTC YURTTAŞLARININ İSTİHDAMI, NE YEREL YATIRIMCI

 Bu yasa tasarısında, ne yerel sermayenin, nede yerel emek ile bilginin yer almasına dair tek bir düzenleme yoktur. Aksine olanlara baktığınızda, olmayanların bunlar olduğunu görürsünüz. Yani özelleştirilecek yerlerle ilgili, ne yerel yatırımcının, nede KKTC yurttaşı insanların çalışması ile ilgili tek bir satır görmezsiniz.

Yasa Tasarısında,  özelleştirilecek yerlerde çalışan KKTC yurttaşlarının özelleştirmeden sonra,   oralarda kalacak olanların, despotik tarzda çalışmaları ile ilgili kurallar var.  Ayrıca işini kaybedecek olanların da nasıl istihdam edileceğine dair belirgin olmayan kurallar var.. Ya olmayan ne?

Özelleştirmeden sonra, oralarda KKTC yurttaşları çalışacak, diye hiçbir kural yok. Bir kere bu alanlar,  çok bilinmeyen meziyetler gerektiren işler değil.  Yıllarca neresi olursa olsun oralarda çalışanlar, KKTC yurttaşları oldu. Yani yabancı işgücü gerektirecek alanlar değil bunlar.

Ancak, söz konusu yasa tasarısı çalışan KKTC yurttaşları için pek çok düzenleme öngörürken, özelleştirildikten sonra çalışacak olanların, KKTC yurttaşı olmalarına dair, bir kural ön görmüyor.

 Bir kere özelleştirilmek istenen bu kamuya ait alanların tümünde, işe girmek için iki şart vardı. Biri askerlik görevini yapmış olmak,( erkekler için) ve KKTC yurttaşı olmak. Şimdi hangi alan olursa olsun, özelleştirildikten sonra, burayı alacak veya ona tepsi içinde sunulacak olanın, buralarda çalıştırmak için KKTC yurttaşı almasına dönük bir sorumluluğu ve mecburiyeti yok!  Yasa tasarısı bunu açıkça, açıkta bırakmış.Bu ülkede artık sıkça gördüğümüz gibi yabancı iş gücü getirilmesine bu resmen kapıyı sonuna kadar  açmaktadır..

 Bunun ise, bu ülkede en büyük sorun olan işsizlik sorununa çare olmayacağı meydandadır.  Buralarının, özelleştirilmesi ile “açığa” çıkacak olan personelin, kamuya istihdamını  öngörüyor. Bu ise  Kamu Bütçesi üzerindeki yükü, sözde azalma adına ele alınan bu yasa tasarısı, gerçekte, ona daha fazla yük getirmektedir.  Bu;  KKTC’nin en büyük sorunu olan, kamu gelirleri ile maaş ve maaş nitelikli ödemelerin yol açtığı ciddi Bütçe açığını, daha da artırmaktan başka bir sonuç da getirmeyecektir.

 Üstelikte bu uygulama, kamuda,  ihtiyaç olan alanlara, genç ve işsiz KKTC yurttaşlarının istihdamının  da önünü, uzun bir süre tıkamaktan başka da bir sonuç vermeyecektir. Görüldüğü gibi bu uygulama gerçekte kamunun üzerine daha fazla yük yükleyerek, bazı odaklara ekonomik alanlar açmaktan başka bir şey getirmiyor. Bunun da, siyasi ve ideolojik boyutu çok açıktır. Kıbrıs Türk emek ve sermayesinin etkinliğinin daha da azaltılması niyetinden başka bir şey değildir bu. Eğer gerçekten Kamu Bütçesi üzerindeki kırılganlıkların azaltılması olsaydı niyet, başka unsurlar düşünülürdü.

 Bir kere ekonomi, insan ve toplum içindir. Ekonomik büyüme eğer, gelir adaleti ve istihdam üretmezse, o yerde ekonominin,  o toplum ve insan için büyüdüğü iddiası havada kalır. Bizde şu anda ekonomi %5 büyüdü denirken, işsizlik, özellikle gençler arasında tarihimizin gördüğü en yüksek orana çıkmıştır. Özelleştirme ile buraları “alan” da yabancı işgücü getirebilecek, hem de o alandan “açığa” çıkanlar, kamuda istihdamı edilecek!  Her iki sonuçta,  gençlerin iş alanlarını daha da tıkayacaktır.

Ercan’ın büyütülmesi adı altında alınan Bakanlar Kurulu kararı ve bunun bir sonucu olan askeri birliklerin yeniden yerleştirilmesi sorunu, demokratik yapının es geçilmesinin en tipik örneklerini oluşturmaktadır. Hikmet-i Hükümet tavırları ile davranılmakta ve halka da sus denmektedir.

SİYASİ EŞİTLİK İSTEYEN, DEMOKRATİK HALK İRADESİNE ÖNEM VERMELİDİR.

Kıbrıslı Rumlarla Yürütülen siyasi müzakerelerde siyasi eşitlik talep eden ve kendi kendini yönetmek iddiasını, Federal temelde Kıbrıslı Rumlara dönük ileri süren bu halka, bu nasıl yapılır?  Kendi içinde kendine bunları yapan bir yapıya, bu halk, “benim devletim, hükümetim ” der mi? Ülkenin gelişmesi ve ilerlemesine dair planları, yöntemleri ve politikaları kendine sormadan, anlatmadan, tartıştırmadan ele alan bir yapıya, yani demokratik olmayan bir yapıya, bu insanlar nasıl benim der? Evet, en büyük sorun, ekonomik sorunları da yaratan işte budur.  Vesayet altında yönetilmek, demokrasi ve halk iradesi dışı, yürütme uygulamalarına maruz kalmak.. 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1295 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler