1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Verilen tavizleri geri alacağım...
Verilen tavizleri geri alacağım...

Verilen tavizleri geri alacağım...

Kıbrıs sorunu yarım yüzyıldır sürüyor. Ne zaman sonuçlanacağı da bilinmiyor. Bu sorunun varlığından beslenenler elbette bitmesini hiç istemiyor. İşin acı olan yanı iki tarafta da statüko yanlıları her geçen gün azalacağına, daha da artıyor. Bu durum K

A+A-

  

 

Kıbrıs sorunu yarım yüzyıldır sürüyor. Ne zaman sonuçlanacağı da bilinmiyor.

 Bu sorunun varlığından beslenenler elbette bitmesini hiç istemiyor.

İşin acı olan yanı iki tarafta da statüko yanlıları her geçen gün azalacağına, daha da artıyor.

Bu durum Kıbrıs’ta nüfus olarak azınlıkta bulunan Kıbrıs Türk toplumunun yok olma sürecini daha da hızlandırıyor. Çünkü Kıbrıs Türk toplumu statüko sürdüğü sürece, aynı dili konuşan ve kendinden çok daha büyük olan bir başka Türk toplumunun her türlü etkisine açıktır.

Bu etki hem doğrudan nüfus taşınması, hem de her türlü iletişim araçlarıyla kuşatma biçiminde sürüyor.

Bunun bilinçli bir tercih olması da gerekmez. Bu kendi doğallığında gerçekleşir. Çoğu zaman bunu hissetmezsiniz bile. Ama bizim gibi hassas toplumlarda bunu elbette iliklerimize kadar hissederiz.

Elbette hissetmeyenler, ya da hissettiği halde bundan rahatsız olmayanlar da olabilir. Zaten belli çevrelerin “Gelen Türk, Giden Türk” demelerinin  nedeni budur.

Bu sürecin tersine döndürülmesinin koşulu da statükonun yıkılmasıdır. Bunun için Kıbrıs sorununun çözülmesi şarttır.

Kim ne söylerse söylesin Kıbrıs sorunu çözülmeden statüko yıkılmaz. Ve tersi Kıbrıs sorunu çözümlenirse statüko ayakta duramaz.

Bu nedenle Kıbrıs’ta, Kıbrıslıların ana hedefi Kıbrıs sorununu çözmek olmalıdır.

Ancak maalesef hep yazdığım gibi bu sorunu çözecek cesur liderler bulunamıyor. Ya da bir tarafta varsa, öteki tarafta olmuyor. Bir türlü denk düşmüyor.

Şimdi bazı dostlarım “bu sorunu kişiler değil, toplumlar çözecek” diyecekler.

Elbette düşündükleri doğru ama eksiktir.

Hep birlikte yaşadığımız 2002-2004 sürecini iyice irdelersek sorunu daha kolay anlarız.

Hatırlayın o dönemde ısrarla çözüm istemeyen Türk liderliğine karşı, çözüm ister görünerek kendi AB üyelik yolunu yürüyen Rum liderliği vardı. Bir de buna isyan eden Kıbrıslı Türkler.

Ama Kıbrıslı Türklerin her yerleşim yerindeki barış ateşleri, 80 binlik dev mitingleri ve bütün isyanları çözümü sağlamaya yetmedi.

Nihayetinde seçimleri kazanan CTP-BG koalisyonun büyük ortağı oldu ve kısa sürede referandum gerçekleşti.

Ama iş işten geçtikten ve Rum tarafı AB üyeliğini cebine koyduktan sonra gerçekleşen referandum Rumların hayır duvarına çarptı.

O nedenle barış yapmak cesur liderlerin işidir.

Çünkü cesur liderler toplumlarına barışın gerekliliğini ve bunu sağlamak için esnek davranmak gerektiğini cesaretle anlatır. Onları ikna eder ve kendi hedeflerine doğru harekete geçirir. Onlara esnekliğin, taviz vermek olmadığını ve iki taraf da esnek davranmadan sorunun çözülemeyeceğini net olarak anlatır.

Eroğlu Nisan 2010 cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanırken temel sloganı “Talat’ın verdiği tavizleri geri alacağım” idi.

Eroğlu her gittiği yerde, her çıktığı televizyon programında bunu söyledi. Çünkü Eroğlu’nun çözüm diye bir derdi yoktu. Eroğlu’nun asıl hedefi çözümsüzlüğü kalıcılaştırmaktı.

“Talat’ın verdiği tavizler” demesinin nedeni bu idi.

Seçildikten sonra muhataplarına “Talat’ın bıraktığı yerden devam edeceğim” sözünü verdi. Buna rağmen Eroğlu’na yakın statükocular “merak etmeyin bizim adam bu işi bozacak” diyerek ortalarda gezindi.

Eroğlu, Hristofyas’la iki yıl görüştü. İki yılda en küçük bir ilerleme sağlanamadı.

Sonunda süreç çöktü.

BM sürecin çöktüğünü daha ilan etmedi. Bence etmeyecek de. Ama Eroğlu ısrarla BM Genel Sekreteri’ne “ya beşli konferans çağır, ya da sürecin çöktüğünü ilan et” diye baskı yapıyor. 

Eroğlu dün Ticaret Odası heyetini kabulünde de konu ile ilgili aynı çağrıyı yineledi. Hristofyas’ın aday olmayacağını açıklamasıyla Rum tarafından değişik sesler yükseldiğini anlatan Eroğlu, Disi Başkanı Anastasiadis’in “seçimleri kazanırsam Hristofyas’ın müzakere masasında verdiği tavizleri geri alacağım” dediğini söyledi ve “böyle bir dönemde müzakereleri devam ettirmenin ve sonuç alınacağını ümit etmenin hayal olduğunu” belirtti.

Ne güzel. İki yıl önce kendinin söylediklerini şimdi Anastasiadis söylüyor diye şikayet ediyor.

***

50 yıl karşılıklı taviz sözleriyle geçti.

Sen taviz verdin, yok sen taviz verdin diyerek benim kuşağımın gençliği tükendi. Nerdeyse orta yaşı da geçiyoruz.

Bırakın artık bu taviz laflarını.

Kim kime ne taviz veriyor.

Sonuçta herşey bu ülkenin, bu küçücük adanın ve bu küçücük ada insanının değil mi?

Taviz miş.

Hadi ordan.

 

 

 

 

      

Bu haber toplam 665 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler