1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Veda...
Veda...

Veda...

2006’nın çok sıcak günlerinde bu sütunlardan size merhaba demiştim. Altı yıla yakın bir zamandır beraberiz. Şimdi ara verme zamanı. İçim burkuluyor. Uzun zamandır Salı günleri yazdığım bu köşeye şimdilik veda ediyorum. Çok sevdiğin birinden ayrılm

A+A-

 

2006’nın çok sıcak günlerinde bu sütunlardan size merhaba demiştim. Altı yıla yakın bir zamandır beraberiz. Şimdi ara verme zamanı.

İçim burkuluyor. Uzun zamandır Salı günleri yazdığım bu köşeye şimdilik veda ediyorum. Çok sevdiğin birinden ayrılmak gibi.  İnsan tanımadığı birinden ayrılabilir mi? Ayrılabilirmiş meğer. Ayrılık ille de tanıdıklarınızdan olacak değil ya. Bir köşe yazarı uzun zamandır yazdığı köşeyi bıraktığında belki tanımadığı ama gönül bağıyla bağlı olduğu okurlarından ayrılır mesela. Kısmen de olsa…

“YENİDÜZEN” gazetesi benim okurla buluştuğum ilk yuvamdı. Paylaşabilmenin ve kalem oynatabilmenin büyüsünde kaybolduğum günlerdi.  Yazılarımda bana en çok mutluluk veren şey duygu ve düşüncelerimi paylaşabilmek oldu. Bazen uzak diyarlara yolculuklar yaptık sizinle, bazen de tarihin karanlık labirentlerini aralamaya çalıştık. Kaderimize ağladığımız da oldu, minicik mutluluklardan büyük keyif aldığımız da…

Bir yazarın ya da sanatçının işinin, kesimlerin sözcüsü olmak olduğunu, çatışmalar üretmek değil, kimseyi dışlamadan, rencide etmeden yapıcı, barışçıl bir yaklaşımla bütünlemek, birlemek olduğunu düşündüm hep. Hele de bu minicik adada artık bir avuç kalmış Kıbrıslıtürkleri birbirine daha çok kenetlemek ve sahip çıkmak olduğuna inandım. Birbirimizin onuru ve gururuyla oynamadan, kimseyi ötekileştirmeden tek yürek olmayı başarabilmek. Çalışmak ve hep üretmek…

Bu sayfada sizlerle paylaştığım yazılarımdan tam üç kitap çıktı. Sizlerin tanıklığında üç bebeğim oldu. Üç kitabın da merkezinde hep güzel adamız ve biz “Kıbrıslıtürkler” vardı. Şimdi sizden izin istiyorum, başka kitaplara daha çok odaklanabilmek için.

“YENİDÜZEN”deki okurlarımı hep çok sevdim, önemsedim. Bu gazetede yazmak beni son derece özel, sevecen ve interaktif bir okur kitlesiyle buluşturdu.  Çok anlamlı ve kıymetli bir tecrübe oldu. Samimi, tutarlı, dost bir okur kitlesiyle motive edildim hep. Duyarlılığı ve duruşu olan insanlarla, sıcacık bir yuvada…

Bütün güzel şeyler gibi bu çok özel serüven de şimdilik bitti işte…

Bu gazetede bana yer açan ve hiçbir zaman yazdıklarıma karışmadan yüreğimin ve usumun istediği şekilde okurla buluşmama izin veren gazete yöneticilerine gönülden teşekkürler.

Bazen ayrılmak “terk etmek” değildir. Bu köşenin gönüldeş okurlarının beni anlayacağını umuyorum. Daha nice yazılarda ve kitaplarda buluşmak umuduyla, sevgi ve dostlukla kalın…

 


 

Biz Değişirsek Dünya Da Değişir…

 

Bir Kadınlar Günü daha kutlandı. Televizyonlarda  ve gazetelerde kadın sorunları konuşuldu. Çevremizdeki erkekler Kadınlar Günü’müzü kutladı bize karanfil ya da gül verdi. Ama beni esas ilgilendiren evlerdeki, işyerlerindeki kadınların bu güne nasıl yaklaştığı, erkeklerin değil. Ben kadınların birbirlerine gül vermelerini, destek olmalarını, kadınların aralarındaki dayanışma ve “kız kardeşlik” bağlarını önemsiyorum. İki yaygın yaklaşım var. Bir yandan kadınlar ayrımcılığa uğruyor, eşit işe eşit ücret alamıyor, kadının erkekten eksik olduğu zannediliyor. Erkek kadının üzerinde egemenlik kurmaya çalışıyor. Ya da öbür uca gidiliyor; bu sefer de kadınlara değer verdiğini göstermek için erkekler bizlere "vazoda çiçek" muamelesi yapıyor. İkisi de sorunlu. Kadınlar Günü içi boş bir "gül ve çikolata dağıtma günü" değildir. Tarihsel olarak çıkışı çok anlamlıdır. Daha insanca, daha eşitlikçi, barışçıl ve huzurlu bir dünyaya davet eder; sembolik önem taşır. Ama bizler bugün ne yazık ki içini çok boşalttık. Yapılan etkinlikleri önemli buluyorum. Tabii ki tek başına yeterli değil ama küçümsemeye hakkımız yok. Biz kadınlar! Biz değişmezsek dünya değişmez. Eğer ataerkillik devam ediyorsa bu biraz da biz annelerin oğullarımızı padişah gibi yetiştirdiğimiz için oluyor.

 

YASAKLANMAYAN  İNSAN TİCARETİ

 

Peki, ama güllerle karanfillerle her yıl kutladığımız, yılın geri kalanında da bildiğimizi okuduğumuz bu kadınlar gününde kadınlar için durum neydi?.. Dünyada hâlâ daha alınıp satılan 30 milyon kadın seks kölesi vardır ve bu kadınların yarısından fazlası çocuk. Bu rakama her yıl 4 milyon yeni kurban eklenmekte. Her yıl 500 bin kadın ve çocuk kaçırılmakta. Kadınlar üzerinden yapılan seks ticaretinden insan tacirleri yılda 100 milyar dolar rant elde etmekte. Dünyada 1 milyar erkek seks köleleriyle birlikte olmayı seçiyor.

Bizde de durum aynı. Hala daha insan ticaretini yasaklayan bir yasamız yok. Halen devlet izniyle sanatçı maskesi altında gece kulüplerinde kadınlar alınıp satılıyor. En kötüsü de biz bu durumu öylesine kanıksadık ki, hiç sesimiz çıkmıyor. Merak ediyorum gece kulüplerinde satılan kadınlara da birileri kadınlar gününde karanfil veriyor mu acaba?

 

Yanı başımızdaki Türkiye Cumhuriyeti’nde 2011 yılında 232 kadın öldürüldü. 180 kadına tecavüz edildi. 70 kadın intihar etti ve 700 kadın politika yaptığı için tutuklandı.

Bizde durum çok mu farklıydı? Çocuk yuvasından kaçan ve tecavüze uğrayan kız çocuklarımız için ne kadar sesimizi çıkarabildik acaba?

 

Dünya nüfusunun yarısını oluşturan kadınlar dünya meclislerinde %18.8 oranında temsil edilmekte. Bu oran Ruanda’da %56.6, Afrika %44.5, Irak %25.5, İngiltere 19.5, Türkiye %9.1 ve KKTC’de %2.

 

MEDYADA KADIN…

 

Ve medya… Kadınlar medyada ne oranda vardır? Doç. Dr. Hanife Aliefendioğlu, Doğu Akdeniz Üniversitesinde Kuzey Kıbrıs Medyası ile ilgili yapılan bir çalışmayı 28.11.2011 tarihli konuşmasında şöyle anlatmıştır:

Kadınlara ve kadın sorunlarına karşı Kuzey Kıbrıs medyasında ciddi bir toplumsal cinsiyet körlüğü var. Kadınların medyada eksik ve yanlış temsilinin, cinsiyetçi kalıp yargıların ve cinsiyetçi haberciliğin kadınların topluma olumlu katkılarını baltalayıcı bir rol oynayacağı kolayla tahmin edilebilir. Kuzey Kıbrıs’ta kadınların medyada temsili güncel cinsiyetçilik Miti: Ev, evlilik, annelik, güzellik ve sağlık.

Ama toplumsal olayların ya da doğal felaketlerin kurbanları olarak kadınlar iyi resim veriyorlar. Hatta kadınlar ancak felaket haberlerinin konusu oluyor, hatta şiddet haberlerinde kadınlar fazla temsil ediliyorlar desek abartmış olmayız. Şiddet haberleri bir yapay acıma ve romantize edilmiş olarak veriliyor. Talihsiz kadın, çaresiz genç kız gibi. Kadına yönelik erkek şiddeti haberleri diğer kadınlara bir uyarı niteliği taşıyor.

Türkiye’de yapılan çalışmaya göre

·        Gazetelerin baş sayfalarındaki haberlerin sadece %21’inde kadınlar var.

·        Kadınlara ilişkin haberlerin %52’si “yaşam-magazin” alanında.

·        Haber kaynaklarının sadece %18’i kadın.

·        Köşe yazarlarının sadece %12’si kadın.

Kıbrıs’ta Durum:

Sadece 4 (%5) gazetede doğrudan kadınlara yer veren habere rastladık. Kadınların sosyal, yasal, politik, ekonomik ve insan haklarıyla ilgili sert haberlerde temsil oranı %2.2dir.

·        Diğer sayfalarda kadınlar daha çok görsel malzeme olarak yer alıyor.

Köşe yazarlarının sadece %21’i kadın

 

Biz Aralık 2009’da yaptığımız bir medya izleme çalışmasında 15 farklı haftalık ve günlük, Türkçe ve İngilizce 74 gazetede 2450 sayfa ve 2961 haber taradık.

Bu başlıklar herkese tanıdık gelecektir. “Dışarı Çıktı ve Cinsel Saldırıya Uğradı ” ; “Aldattığı (iddiasıyla tecavüze uğradı” ;“Cep telefonu mesajıyla gelen ölüm”;“Töre iki kurşunla yerine getirildi” ;“Yasak Aşka iki silah”; “Yasak Aşka 30 bıçak darbesi”

Bu başlıklarda, saldırganın kimliği neredeyse korunacak kadar saklanıyor. Mağdurun da, neredeyse dışarı çıkmasaydı saldırıya uğramayacağı vurgulanıyor.”

 

 

 

 


 

 


 

 

 

Bu haber toplam 2456 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler