1. YAZARLAR

  2. Mert Özdağ

  3. Ve Tokay birkaç ay önce istifa etmiş!
Mert Özdağ

Mert Özdağ

Yazarın Tüm Yazıları >

Ve Tokay birkaç ay önce istifa etmiş!

A+A-

KOMİSYON NASIL 'ŞAİBEYE' BATTI

 

Mustafa Tokay’ı Kamu Hizmeti Komisyonu’na 2010 yazında Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu atadı.
2010’da Saray’a çıkan Eroğlu’nun ilk işi Tokay’ı komisyona atamak oldu.
Ve ne olduysa bu atamadan sonra oldu.
Kamuoyunda bir saygınlığı olan Kamu Hizmeti Komisyonu hep şaibelerle anılmaya başladı.
Sahte belge skandalına giden süreçte Tokay hamlesi ile komisyonu ele geçiren Eroğlu ve ekibi kamudaki terfi-atama sistemine hakim oldu.
Üstelik kamu sınavlarına da müdahale etme şansına erişen bu grubun yaptığı bütün sınavlara şaibe iddiaları eklendi.
2010’dan sonra UBP’deki parti içi gruplaşmaların bir bölümünün öbeklendiği komisyon gün geçtikçe güvenilirliğini yitirdi.
Talat döneminde atanan dönemin komisyon başkanı yasal engel nedeniyle görevden alınamadı, Eroğlu’nun atadığı Tokay’la çalışmak zorunda kaldı.
Çetin Uğural 'başkan' Mustafa Tokay 'üyeydi'…
Komisyonun kararlarına şaibe iddialarının karışmasıyla Çetin Uğural olanlardan rahatsız oluyor, tepki gösteriyordu…
Tam da böyle bir dönemde 'sahte belge skandalı' patladı.
Mustafa Tokay artık 'şüpheliydi' ve görevden uzaklaştırılması gündeme geldi.
Bu kez yasal mevzuat buna engel oldu.
Komisyon başkanı Çetin Uğural Tokay’ın görevden uzaklaştırılması için girişim yapsa da bu mümkün olamadı. 
2 Ocak 2013'te “sahte belge düzenleme, tedavüle sürme” suçlarından ötürü tutuklanarak, hakkında cezai soruşturma başlatılmış olan Mustafa Tokay’ın görevden uzaklaştırılmasıyla ilgili olarak Cumhurbaşkanı’ndan itiraz geldi.
Yani Eroğlu böylesi bir kararı kendisi vereceği yerde, bunu neden olamayacağını açıkladı.
Mustafa Tokay’ı korudu.
Eroğlu yasal olarak Tokay’ı görevden alabilirdi.
İlgili yasanın 4. Kısım 1. Maddesi, Kamu Hizmeti Komisyonu (KHK) Başkanı ve Üyelerinden herhangi birinin özürsüz veya izinsiz olarak kesintisiz otuz iş günü göreve gelmemesi halinde görevine “Devlet Başkanı” tarafından son verilebileceğini vurguluyor.
Ama Eroğlu bu yetkisini kullanmadı, skandala rağmen yasayı çalıştırmadı.
Yargı süreci devam etti,  Mustafa Tokay da görevine…
Şubat 2013’te ise Komisyon Başkanı Çetin Uğural görev süresinin tamamlanmasıyla görevden ayrıldı.
Bu kez gözler yeniden Cumhurbaşkanı Eroğlu’na çevrildi.
Eroğlu, komisyon başkanlığına Kamil Kayral’ı atadı.
Mustafa Tokay’la ilgili hiçbir görevden alma kararı basına çıkmadı.
Yani Tokay bu süre zarfında görevde kaldı.
Ve önceki gün 'sahte belge davası' sonuçlandı, Tokay mahkum edildi.
Peki, Tokay hala bu görevde miydi?
Hayır!
Mustafa Tokay’ın birkaç ay önce, muhtemelen Şubat ya da Mart ayında istifa ettiğine ilişkin kesin olmayan bilgiler var.
En azından şu anda bu görevde değil.
Komisyon üyesi değil…
Yerinde başka bir atama var.
Belli ki dava kararının açıklanmasından önce bir manevrayla istifasını yürürlüğe koymuş.

Eroğlu da Tokay’ın yerine sessiz sedasız bir atama yapmış.
Bu konu basında pek konuşulmadı.
Bu istifanın nedeni neydi öyleyse?
Kimilerine göre Tokay az çok davanın sonucunu kestirdi.
Ve komisyon üyesi olarak mahkum olmaktansa, istifa etmeyi tercih etti.
Yani mahkumiyetinde 'görevde' değildi…
Bunun hukuki ya da siyasi bir açıklaması var mı, bilmiyorum…
Ama realite bu…

-----------------------------------------------------

2010-2013…
Tüm sınavlar-terfiler hukuken geçersiz mi?

'Sınavlar' konusuna bakalım…
Mustafa Tokay, 4 ay hapse mahkum edildi.
Bu mahkumiyet kararı, dikkatleri Mustafa Tokay’ın Kamu Hizmeti Komisyonu’nda 'üye' olarak görevde olduğu süre içerisinde imza attığı 'atama ve terfilere' çevirdi.
Yani 2010’dan günümüze kadar…
Yani 2010 yazından, muhtemelen 2014 Mart’ına kadar…
3 buçuk sene…
Tekrar edelim, Kamu Hizmeti Komisyonu’nun bir üyesi 'sahtekarlıktan' mahkum oldu.
Peki bu mahkumiyet kararı bu güne kadarki komisyonun atamalarını hukuken bulandırdı mı?
Dönemin Kamu Hizmeti Komisyonu Başkanı Çetin Uğural, hakkında sahtekarlıkla ilgili ceza davası açılıp, bu konuda mahkum olan üye Tokay’ın, davanın  açıldığı günden itibaren, nitelikleri itibarıyla 'üyelik koşullarını yitirdiğini' söylüyor.
“Üyelik niteliklerini fiilen artık taşımadığı dönemde katıldığı  toplantılarda alınan kararların hukuken sakat olduğu açıktır”
diyen Çetin Uğural’a göre dönemin tüm kararları yasa dışı…
Korkunç bir iddia bu!..
Araştırılmalı…
Soruşturulmalı…
Başsavcılık, gerekirse polis devreye girmeli…

---------------------------------------------------

Dönemin Kamu Hizmeti Komisyonu Başkanı Çetin Uğural:
'Komisyonun kararlar hukuken sakat'

Kamu Hizmeti Komisyonu üyeliği için aranan yasal koşullardan birisi de, sahtekârlığın da sayıldığı suçlardan mahkûm  olmamış olmaktır.
Peki, görevde iken sayılan suçlardan biriyle ilgili ceza davası açılırsa?
Dönemin Kamu Hizmeti Komisyonu Başkanı Çetin Uğural bakın neler söylüyor:
“Özel yasada bu düzenlenmemiş.
• Yargıda durum ne? Orada da özel yasada, hakkında ceza davası açılan bir yargıç ile ilgili ne
önlem alınacağı öngörülmemiş. Ama uygulamada, hakkında ceza davası açılan hiçbir yargıcın
görev başında olma ısrarı asla olmamış, bu gibi durumda ilgili yargıç ya istifa etmiş ya da izin
alarak veya izinli sayılarak görevde uzak durmuş veya uzak tutulmuştur.
• Anayasal kurumlarda görev alan kişilerin, böyle bir durumda olgun davranacağı düşünülerek
de bugüne kadar bu konuda özel yasalarda bir düzenleme yapılmamış.
KHK’da yaşanan sahtekârlıkla ilgili ceza davası gündeme geldiğinde ve bu durumu
Cumhurbaşkanı ile görüştüğümüzde, dava sonuna kadar Tokay’ın göreve gelmeyeceği
bilgimize getirilmiş ve başlangıçta da öyle olmuştu. Ancak bir süre sonra Tokay’ın görev
başına dönmesi ile konu sorun haline gelmişti. Bu nedenle toplantı yapmama uygulamamıza
karşı da yine cumhurbaşkanının bu durumda toplantı yapılabileceği telkinini içeren bir yazılı
bildirim almıştık.
• Konuyla ilgili çeşitli hukukçulardan aldığımız görüş çerçevesinde, özel yasanın
düzenlemediği bir konuda genel yasa hükümlerinin uygulanması gerektiği noktasına ulaştık.
Genel yasa olan Kamu Görevlileri Yasası, hakkında ceza davası açılmış bulunan kamu
görevlisinin, bağlı bulunduğu kurumun en üst amiri tarafından görevden alınmasını
öngörüyordu ve bunu uyguladık. Ve her görevden almada olduğu gibi bu idari kararımızı
ilgili kurumlara yazılı olarak bildirdik.
• Ama çok kısa bir süre içerisinde, Cumhurbaşkanı, savcılıktan isteyip, süratle temin ettiği bir
görüşü referans göstererek, bizim görevden alma kararımızı bildirdiğimiz bütün kurumlara,
artı, Komisyon üyelerine de yazdığı bir yazı ile idari kararımızın geçerli olmadığını, yasalara
aykırı bir şekilde bildirdi. Normalde bir idari kararın geçerliliği ancak mahkeme kararı ile
bozulabileceği açık olduğu halde, Cumhurbaşkanı kendini yargı yerine koyarak idari
kararımızı geçersiz ilan etti.
• İdari kararımızın uygulanmasından kaçınamayacakları yönünde dönemin Başbakanı İrsen
Küçük ile müteaddit defalar görüştüğümüz ve hemfikir olduğumuz halde, bu kararımıza
nedense uyma cesaretini o da gösteremedi. Bizim o dönem aldığımız görevde alma kararımızı
değiştiren yeni bir karar olmadığı halde bugünkü hükümet de o kararımızı yok sayarak
uygulamadı.
• Ve şimdi konunun esas can alıcı noktasına geldik.
Üyelik koşullarını ortadan kaldıracak bir ceza davası ikame edilmiş olan bir KHK üyesinin
görev başına dönerek katıldığı toplantılarda alınan kararlar geçerli olur mu?
Bu gibi bir karardan etkilenen herhangi bir kamu görevlisi yargıya başvurup, komisyonun
oluşumunun yasaya aykırı bir duruma düştüğünü iddia ederse ne olur?
Bize göre bu konuda ciddi bir sıkıntı söz konusudur.
• Çünkü, hakkında sahtekarlıkla ilgili ceza davası açılıp, bu konuda mahkum olan üye, davanın
açıldığı günden itibaren, nitelikleri itibariyle üyelik koşullarını yitirdiği, mahkeme kararıyla
ortaya çıkmış olmaktadır. Ve üyelik niteliklerini fiilen artık taşımadığı dönemde katıldığı
toplantılarda alınan kararların hukuken sakat olduğu açıktır”

Bu yazı toplam 3057 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar