1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. VE DOKTOR KONUŞTU
VE DOKTOR KONUŞTU

VE DOKTOR KONUŞTU

Dr. Halil İbrahim Tekin, tüp bebek yöntemiyle 64 yaşındaki kadını anne yapması iddialarıyla ilgili ADRES kıbrıs’a konuştu; “O yıllarda yaş sormak zorunluluğumuz yoktu” Stella Aciman Dr. Halil İbrahim Tekin… Son günlerde adı, Türk

A+A-

 

Dr. Halil İbrahim Tekin, tüp bebek yöntemiyle 64 yaşındaki kadını anne yapması iddialarıyla ilgili ADRES kıbrıs’a konuştu;

“O yıllarda yaş sormak zorunluluğumuz yoktu” 

Stella Aciman

Dr. Halil İbrahim Tekin… Son günlerde adı, Türkiye ve Kıbrıs basınında, 2006 yılında 64 yaşında olduğu söylenen bir kadını tüp bebek yöntemiyle anne yaptığı için sıkça geçiyor. Aslında bu haber o tarihlerde Türkiye’nin önemli gazetelerinin baş sayfalarında yer almıştı. Aradan geçen altı yılda ne oldu da bu olay yeniden gündeme geldi ve gazete sayfalarına düştü? Merak ettim ve Dr. Halil İbrahim Tekin’e sordum.

DR. TEKİN: 40-45 YAŞLARINDA GÖSTERİYORDU

İddialarda yer alan Memnune Tiryaki kimdir ve ne için size gelmiştir?

 Memnune Tiryaki, bizim İstanbul’daki kliniğimize uzun yıllardır gidip gelen bir hastamızdır. Kliniğimize karı-koca birlikte gelmişlerdi. Çok ısrarla çocuk sahibi olmak istiyordu, yıllarca da uğraşmıştı bunun için. 

Kendisine ne gibi bir işlem uyguladınız?  

 Öncelikle hastayı; kalp, böbrek ve diğer organlarının kontrolü için konsültasyonlara yolladık ve kilo vermesini istedik. Yaklaşık bir yıl boyunca bu tetkikler devam etti ve bu arada kilolar verildi. Tüm bunların sonucunda bize ters gelen bir durum olmadığı için tüp bebek işlemini yaptık ve kadın gebe kaldı. Günü geldiğinde bir doktor arkadaşım tarafından doğumu yaptırıldı. Ekim 2006 idi.

Size geldiğinde bu kişinin kaç yaşında olduğunu biliyor muydunuz?

O yıllarda hastalar bize geldiğinde kimlik sorma mecburiyetimiz yoktu. 40-45 yaşlarında gösteren bir kadındı. Memnune Tiryaki’nin doğumu o dönemde bütün Türkiye basınında yer aldı. Hatta ertesi günkü gazetelerde, kadının yaşının söylediği kadar ileri olmadığı da yazıldı. Kadınla yapılan röportajda, yaşının 64 olmadığını, nüfusa yanlış yazıldığını, kendisinin daha genç olduğunu söyledi. Kadını İstanbul’da doğurttuk, onlarca birinci, ikinci sayfa haberleri çıktı. Anadolu’da kadınların sıkça yaşadığı bir sorun bu; kız çocukları doğduğunda nüfusa geç yazdırılan da oluyor, ölmüş kardeşinin adı verilip onun kimliğiyle yaşamını sürdüren de oluyor. Biz polis değiliz, gelen hastaya ‘nüfus cüzdanını göster’ deme yetkimiz de yok. Biz doktor olarak öncelikle hastanın sağlığıyla ilgili kişileriz. O yıllarda hastanın kimliğiyle ilgili kayıt tutma zorunluluğu da yoktu, şimdi yönetmelik geçti, artık hastanın kimlik bilgilerini de alıyoruz.

EŞİYLE BİRLİKTE GELDİLER

Bu olay nasıl buralara kadar geldi?

Altı ay önce Kıbrıs’ta yayımlanan bir gazete çalışanı arkadaş nedense, bu kadının KKTC’ye girip girmediğini araştırıyor. Buradaki bazı tüp bebek merkezleri bu arkadaşa, bu kadının Ada’ya gelmeden tüp bebek sahibi olduğunu iddia eden bir dosya vermişler. Polis kayıtlarında kadının Ada’ya geldiğini gösteren belge var. Ben de zaten bu kadına burada tüp bebek yaptık diyorum. Oysa ki bu gazete iddia ediyor; ‘sadece kocası geldi, tüp bebek burada yapılmadı bu yasal değil’ diyor. Kocasının giriş kaydı var, kadının ise bir harfin yanlış yazılmış olması nedeniyle girmediği iddia edilmiş. Memnune yerine Mehmune yazılmış. Ancak Tiryaki soyadı da aynı. Aynı saatte, aynı uçakla KKTC’ye gelmişler ki bunu kendilerine belgesiyle açıkladık. Gazetenin iddialarına gelelim:

1-   Kadın Ada’ya gelmedi diyor; belgeleri var elimizde geldiğine dair.

2-   45 yaş sınırı içinde değil deniyor. Bu 45 yaş sınırlaması 2006 yılında çıktı ayını hatırlamıyorum, ancak biz tüp bebek uygulamasını 2005 yılında yaptık, o zaman da yasak değildi. Yani bir sınırlama yoktu.

3-   Kadının embriyolarının, yumurtalarının Türkiye’ye taşındığı iddiası var ki bu fiziki olarak ve tıbben mümkün değil çünkü embriyo ve yumurta ölür. İşlemlerin Türkiye’de yapıldığına dair bir takım iddialar var, bizim merkezimiz burada ve tüm işlemleri de burada yapıyoruz.

Peki, ortada rüşvet iddiaları var…

Evet… Ortada rüşvet iddiaları var; böyle bir şey de yok çünkü ortada suç yok, bakanlığın açtığı herhangi bir soruşturma yok, o yüzden de zaten rüşvet de yok. Bu iftiralara karşı da dava açacağım.

ÇOCUKLARIMA “SENİN BABAN RÜŞVETÇİ Mİ” DİYE SORUYORLAR

Ailenin bu olaylar karşısında tepkisi ne oldu?

Memnune Tiryaki ve eşi de bu konuda rahatsız çünkü aile hayatlarını etkileyen iddialar bunlar… Çok yanlış buluyorum. Kadın yedi yıl önce anne olmuş. Ortada şöyle bir gerçek var. Bu kadın yıllarca çocuk sahibi olmak için uğraşmış, sonunda Allah kısmet etti, sağlıklı bir erkek çocuk sahibi oldu… Bakıyorlar, büyütüyorlar ve çocuk okula başladı. Mutaassıp bir aile ve bu iddialardan dolayı son derece rahatsız. Gönül isterdi ki hiç basına yansımasın, çünkü en çok zarar gören onlar. Ben de zarar görüyorum, benim çocuklarım da okula gidiyor, “senin baban rüşvetçi mi” gibi sorularla karşılaşmaları da beni üzüyor. Rekabet sonucu bizi karalama kampanyasıdır bu. İddialar da açıkladığım ve belgelediğim gibi asılsızdır. Benim alnım açık, hiçbir zaman doğru yoldan şaşmadım. 

Tarkan’dan da sperm almışsınız…

Böyle bir şey de yok! Zaten kendisini tanımam, hiç de karşılaşmadım. Böyle bir şey yapmamız da mümkün değil. Tüm bunlar bir karalama kampanyası, mesleğimde başarılı bir doktorum, bu yüzden de bu tarz iddialar sıkça ortaya atılıyor. Yasalara saygılı, ülkesini seven bir vatandaşım.

“YAŞ SINIRLAMASI İNSAN HAKLARINA AYKIRI”

Türkiye’deki yasalar ne diyor?

Türkiye’de bir yaş sınırlaması yok. Zaten, dünyanın hiçbir ülkesinde yaş sınırlaması yok, çünkü bu insan haklarına aykırı. Bu bir anayasal haktır. Siz hiçbir kadına “belli bir yaştan sonra çocuk doğuramazsın” diyemezsiniz. Bu ayrımcılığa girer. Bunun birçok örneği var dünyada, Türkiye’de vardır, 45-50 yaşında bir sürü kadın doğum yapmıştır. Ben daha önce de ileri yaşta kadınlara doğum yaptırdım, bunların hepsi de basında yer aldı. “45 yaşından sonra bir kadın doğuramaz” diye bir yasa hiçbir yerde yok. Çocuk doğurmak, anne olmak bir insan hakkıdır, bunu engelleyemezsiniz. Ölümü göze alıp doğuranlar bile olmuştur, bu kişilik hakkıdır.

Peki, Kıbrıs’ta yasalar ne diyor?

KKTC’de  ‘45 yaş üstünde tüp bebek yapılamaz’ şeklinde bir yönetmelik çıkarıldı ama bana göre anayasaya aykırıdır çünkü ayrımcılık gütmektedir. Kadın erkek eşitliğine de aykırıdır. Bir erkek 70 yaşında bile baba olabiliyorsa, kadın da anne olabilir.

Kadınların ileri yaşlarda anne olmaları etik olarak doğru mu?

İnsanların kişisel özelliklerine göre değişir bu. Ben kendi etiğim açısından düşündüğümde, ‘55 yaşından sonra yapmamak lazım’ diye düşünüyorum. ABD’de ise eyaletlerde yasalarda farklılıklar vardır. Bu kliniklerin kendi inisiyatifindedir. Klinik istediği yaşı belirler. Doktor ise kriteri kendi belirler. Mesela bana 25 yaşında hasta gelsin belli kriterlerim var, onlara uymuyorsa o hastaya tüp bebek yapmam. Örnek; çok kiloluysa yapmam, ‘anne olmak istiyorsan kilo ver öyle gel’ derim.

“RİSKLER HESAPLANABİLİR”

İleri yaş gebeliklerinden doğan bebeklerin hastalık riski var mı?

Bu hep gündeme geldi… Bu konuda dünyadaki en tecrübeli doktorlardan biri sayıyorum kendimi. 50 yaşın üzerinde o kadar çok hastam gebe kaldı ve doğurdu ki, bunların hiç birisinde 44 yaşındakinden farklı bir sonuç olmadı. Tabii ki yaşın ilerlemesi beraberinde bazı riskleri getirir ama bunlar kontrol edilebilir risklerdir. Örneğin; hastanın riski var diye ameliyat yapmıyor muyuz, ya da şeker hastası birine by pass yapmıyor muyuz, yapıyoruz. Bu riskler hesaplanabilir ve idare edilebilir risklerdir. Çocuk açısından da bu çok tartışıldı ama unutmamalı ki bu bir temel insan hakkıdır. Kısıtlanamaz ve sınırlanamaz. Siz bir kadına ‘bak kardeşim 45 artı 1 olmaz!’ diyemezsiniz. Bunu destekleyecek hiçbir veri yok elimizde.

Neden böyle bir iddia ortaya atıldı?

Ben bunu tamamen karalama kampanyası olarak düşünüyorum. Türkiye’de tüp bebek merkezleriyle ilgili bir takım skandallar ortaya çıktı ve namusuyla çalışmayan bazı merkezler, benim de içinde olduğum Grup tarafından bunun bakanlığa ihbar edildiğini düşündüğü için bize böyle bir iftira attılar. Bir kampanya başlattılar, bizi karalamaya çalışıyorlar. Oysa ki o merkezlerle ilgili gelişmelerden hiç haberimiz yoktu, hiç bir bilgimiz olmadığı gibi, hiçbir dahilimiz de yok. Türkiye’de Sağlık Bakanlığının yaptığı bir araştırmayla bizim ne gibi bir dahilimiz olabilir ki? Biz KKTC’de yasalar çerçevesinde çalışan bir Grubuz. Türkiye’de Bakanlık yetkilileri bir merkeze baskın yapmış, bunların 1400 doktora komisyon verdiğini tespit etmişler. Biz de bu olayı basından öğrendik, konuyla ilgili yargı süreci de devam ediyormuş. Bu merkez bu olaydan bizi sorumlu tuttu sanırım ve etik değeri olmayan bazı gazetecilere gerçek dışı belgeleri vermişler, onlar da hiç araştırmadan bu haberi yaptı. Oysa ki araştırsalar bulacaklar, ortada bir tane soruşturma yok, bir tane belge yok. Yani yasa dışı yapılan hiçbir şey yok. Buradaki bazı gazetecilerin de, bu asılsız iddiaları araştırmadan yayınlaması son derece üzücüdür.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1408 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler