1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Vatansız Şair' Taner Baybars: Taner Baybars Üzerine (Son Derece) Kişisel Bir Yazı
Vatansız Şair Taner Baybars: Taner Baybars Üzerine (Son Derece) Kişisel Bir Yazı

'Vatansız Şair' Taner Baybars: Taner Baybars Üzerine (Son Derece) Kişisel Bir Yazı

Hakan Karahasan: Taner Baybars’tan Sonraki İlk İzleminler...Saat 19:08. Cep telefonuma bir mesaj gelmiş!

A+A-

 

 

Hakan Karahasan

hakan_karahasan@hotmail.com

 

 

I

Taner Baybars’tan Sonraki İlk İzleminler

21/1/10, Bologna

Saat 19:08. Cep telefonuma bir mesaj gelmiş! Aslında mutfakta yemek yapmakla meşguldum ama birşeyler almak amacıyla odama geçmiştim. Odaya geçmişken, malum, ‘çağımızın bağımlılığı’, cep telefonumdan birisi aramış veya mesaj atmış mı diye bakmayı alışkanlık haline getirmiş bulunmaktayım. Zira, cep telefonum mutfakta çekmediğinden, evde bulunduğum zamanlarda odamda, bir köşede duruyor. Her neyse, lâfı çok uzattım, farkındayım. Cep telefonuma mesajı atan ağabeyimmiş. Mesaj aynen şöyle: “Gürgenç aradı, malesef Taner Baybars geçen hafta ölmüş”. Mesajı okur okumaz, anında ağabeyimi arayıp soruyorum. “Abi doğrudur? Ne zaman vefat etmiş?” Birkaç dakika konuştuktan sonra daha da doğru dürüst idrak ediyorum olayı.

Daha sonra, ev arkadaşım Alfredo ile beraber yemek yiyip sohbet ediyoruz. Ona da anlatıyorum olayı. Taner Baybars’ın kim olduğunu biliyor çünkü ona Mart/Nisan ayında Bulut ile beraber yapmayı plânladığımız Fransa gezisinden ve Taner Baybars’ı “uzak ülke”sine geri getirme plânlarından bahsetmiştim. Üzülüyor o da ve şunu ekliyor: “Hayatta bazen bir şeyi anında yapmak en iyisi belki de”. Katılmaktan başka çarem yok.

Gece facebook’a giriyorum, Taner Baybars’ın sayfasına. Tabii facebook’taki adıyla Timothy Bayliss. Sayfasına bakınca üzüntüm daha da artıyor. Facebook’daki “son icraatı”nın beni arkadaş olarak eklemesi olduğunu görünce anlatılmaz bir hüzün sarıyor ruhumu. Gecenin ilerleyen vakitlerinde Bulut’la konuşuyoruz. Haberi benden öğrendi ne yazık ki. İlk duyduğunda yaklaşık 30 saniye kadar konuşamadı. Sonra, onu “uzak ülke”sine getirme hayallerimizden konuştuk. Ilginçtir, ikimizin de hayalinde, Kıbrıs’a dönüş yolculuğu sırasında ben arabayı sürecek, Bulut da diğer yandan (ben de tabii) Taner Baybars’a sürekli sorular soracak, onunla konuşmaya çalışacaktık. O, bu sırada arabanın arka koltuğunda başını cama dayamış, bizi tersliyor olacaktı. Olmadı.. olamadı ne yazık ki.. Artık tüm bu anlattıklarım “gerçekten” bir düş (bir düşün gerçek olması da ne demekse!)

Hemen, sıcağı sıcağına “acaba ne yapabiliriz?” diye soruyoruz karşılıklı. Onu tanıyan, yapıtlarından haberdar olan az sayıda yazar-şair, kim varsa, süratle Taner Baybars’ın anısına birşeyler yapmalıyız diyoruz. Acaba Gürgenç ağabey (Gürgenç Korkmazel) birşeyler yapar mı bu konuda? Elbette ki. Neticede, Taner Baybars’ın Toplu Şiirleri olan Tilki ile Çobanaldatan’ı (YKY 2007) dilimize kazandıran o. Hem, son zamana dek onunla sürekli görüşen tek kişi tanıdığımız. Proje fikirleri havada uçuşuyor...

 

22/1/10

Bu sabah zor uyandım, nedensiz bir şekilde. Aklımda hâlâ Taner Baybars’ın vefatı... Tam traş olmuş, giyinip evden çıkma niyetindeyken, kapı çalıyor. Şaşırıyorum, çünkü apartmana girebilmek için, apartman sakinlerinden birisinin size kapıyı açması gerekiyor. Ya da, “apartmandan birisi olmalı” diye içimden geçirirken, biraz da tedirgin bir biçimde, kapı deliğinden kim olduğuna bakıyorum. Siyahi birisi. Üstelik siyah da bir pardesü giymiş. Kapıyı açıyorum. Sol omzunda, pardesüsüne tutturulmuş bir haç dikkatimi çekiyor. Hemen, “buongiorno” deyip başlıyor konuşmaya. İtalyanca bilmediğimi söyleyince, “parla francese?” diyor. Ona da olumsuz cevap veriyorum. “Parla inglese?” diye sorunca, “poco” diyor ve başlıyor konuşmaya. “Katolik rahibiyim ben” diyor. “Konuşmak veya günah çıkarmak isterseniz”... Bölüyorum lâfını: “Çok teşekkür ederim ama katolik değilim ben”. Teşekkür edip yukarıya çıkıyor, bense kapıyı kapatıp giyinmeye..

Taner Baybars’ın vefatından sonra yaşamış olduğum “garip tesadüfler” bunlar..

***

II

“Vatansız Şair”?

“Vatansız Şair”. Soru işareti eklememin bu nitelendirmenin sonuna  “özel” bir sebebi var. Kıbrıs doğumlu olup, 18 yaşına kadar Kıbrıs’ta yaşayan, daha sonra İngiltere’ye Kıbrıs daha bir İngiliz Sömürgesi iken gidip, bir daha geri dönmediği ve Kıbrıslılığını neredeyse hemen hemen hiç öne çıkarmadığından dolayı olsa gerek bu. Taner Baybars her zaman (özellikle son 10 yıldır) ilgi çeken bir şair-yazar olmuştur. Vefatından sonra gazete ve haberlerde söylenen ortak şey şu idi: Sadece Kıbrıslı Türkler arasında değil, aynı zamanda Kıbrıs’tan çıkmış olan (Rum, Maronit, Ermeni, Latin vs.) en önemli şairdi belki de. Vefatından önce Cadences ve kitap-lık dergilerinde çıkan röportajında, kendisini Kıbrıslı değil de Britanyalı bir şair olarak gördüğünü belirtmiş olmasına karşın, Oya Akın’ın da söylediği üzere, Kıbrıs’ta birçok kişi, kendisini ısrarla Kıbrıs (Türk) Edebiyatı ‘na dahil etmektedir. Buna karşın, Baybars’ın şiirlerini okuduğumuzda, ulusal kimliğe dair hemen hemen hiçbir şeye rastlamayız, “Memlekete Mektup” ve 42 yıl aradan sonra yazdığı ilk Türkçe şiir olan “Kaybolmuş Kardeşler... Ben?” dışında. “Uzak Ülke” kitabı, adından da anlaşılabileceği üzere, Kıbrıs’ta geçen zamanlarına dair bir armağandır sanki.

“Gönüllü sürgün” olarak sürdürdüğü yaşamını önce İngiltere’de, emekli olduktan sonra da Fransa’da tamamlayan Baybars, “vatanından uzak” olduğu yıllar boyunca birçok şiir kitabı yayımlamış,  bazı şiirleri Harol Pinter tarafından BBC’de okunacak kadar dikkat çekmiş önemli bir şairdir. Ayrıca, Türkiye’de tanınan şair Richard McKeane ile bir çeviri çalışması da yapmış olup, modern Türk şiirini İngilizceye tanıtmak için de uğraşmıştır. Özellikle Nazım Hikmet ve Mehmet Yaşın çevirileri dikkate değer çalışmalar olarak görülmektedir. Türkçe edebiyat dünyasının ilk olarak Mehmet Yaşın’ın Seçilmiş Şiirler / Selected Poems (YKY, 1997) ile Kıbrıslıtürk Şiiri Antolojisi’nde “hatırladığı”  Taner Baybars, bu süre zarfında bir roman ve Fransızca yazmış olduğu şiirler yanında, son yıllarında, kendisini özellikle resim sanatına vermiş ve “gerektiği zamanlarda” yazmıştır. Blog sitesine yüklemiş olduğu son yazı, aslında, uzun bir süredir ölümü ciddi ciddi düşündüğünü ortaya koyuyor. Mektup tarihinin 11 Eylül 2001 olması da ayrı bir ilginç nokta olarak gözden kaçmıyor tabii.

 

III

Nedenini hâlâ anlayabilmiş değilim ama söz konusu Taner Baybars olunca (yani son zamanlarda rahatlıkla en sevdiğim şairdi diyebilirim), yazı yazmayı bir türlü beceremediğimi itiraf etmek zorundayım. Halbuki, yazının başlığını koyduğumda, Baybars’ın şiirlerinden yola çıkıp, son dönemine ilişkin yarı biyografik, yarı edebi bir inceleme yazısı yazmak amacındaydım. Fakat, şimdi anlıyorum ki, bunu yapabilecek durumda değilim (en azından yakın zamanda). O yüzden, son derece kişisel ve ne olduğu pek de belli olmayan bir yazı çıktı ortaya.  Bir şair olarak bunu mu hak ediyordu Taner Baybars? Tabiî ki hayır. Ancak, üzülerek belirtmemde fayda var, yakın zamanda bunu yapabilecek yetiden yoksunum. Tek yapabileceğim, imkânlarım ölçüsünde, onun şiirlerini tekrar okumak ve  üzerine yazılması gerektiğini hatırlatmak olacaktır sanırım. Hayattayken yeterince ilgi görmediği açık. Muhtemelen İngilizce yazması ve İngilizce edebiyatın bizim edebiyat dünyasında pek takip edilmemesi bunun başlıca sebepleridir. İngiizce yazmış olan dikkate değer bir diğer şair de Feyyaz (Kayacan) Fergar idi. Yıllarca BBC Türkçe Servisi müdürlüğü yapmış olan Feyyaz Fergar’ın yayımlamış olduğu iki şiir kitabı hakkında (A Talent for Shrouds, 1991, Herts: Rockingham Press ve The Bright is Dark Enough, 2004, Herts: Rockingham Press), yanlışım varsa lütfen düzeltin, bugüne değin hiçbir incelemeye rastlamamış olmam, bunu kanıtlar nitelikte. (Bilindiği üzere, Feyyaz (Kayacan) Fergar’ın ilk şiir kitabı, 1943 yılında İngiltere’de Fransızca yayımlanmıştır - Gestes A La Mer, The Grey Walls Press, 1943,-. Neredeyse sadece Fergar’I bilenlerin haberdar olduğu bu yapıt üzerine de hiçbir  yazılmamış olması  Türk edebiyatı açısından kanımca  büyük talihsizliktir.) Baybars’ın vefatıyla, “dışarıdan” beslenme şansını yakalamış Kıbrıs Edebiyatı’nı ileride ne(ler) bekliyor? Bu sorunun  yanıtlarını, sanırım, onu dolaylı da olsa takip eden şairlerimiz vereceklerdir. Kıbrıs Edebiyatı’nda Taner Baybars’ın yeri nedir? Ne idi? Ne olacak? Tüm bunları ileride yapılacak çalışmalar gösterecektir..

 


Kaynakça

Taner Baybars. Tilki ile Çobanaldatan: Toplu Şiirler (1951-2001). Çev. Gürgenç Korkmazel. İstanbul: YKY, 2007.

Taner Baybars. Uzak Ülke: Bir Kıbrıs Çocukluğu. Çev. Bahar Öcaş Düzgören. İstanbul: YKY, 1997.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1433 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler