1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Vahameti Fark Edebildik Mi?
Vahameti Fark Edebildik Mi?

Vahameti Fark Edebildik Mi?

Ortaokul ve liselerde karnelerin verilmemesine neden olan, Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın bir türlü izah edemediği Haspolat Meslek Lisesi’nde İlahiyat bölümü sorununun yanında nur topu gibi yeni bir ilahiyat sorunumuz daha olduR

A+A-

 

 

 

Ortaokul ve liselerde karnelerin verilmemesine neden olan, Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın bir türlü izah edemediği Haspolat Meslek Lisesi’nde İlahiyat bölümü sorununun yanında nur topu gibi yeni bir ilahiyat sorunumuz daha oldu…

 

Haspolat’ta, Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi’nin 19 yıldır kiralamak için uğraş verdiği 200 dönümlük bir arazi, 100 TL yıllık kira ile adını ilk kez duyduğumuz bir vakfa kiralandı… Kiralanmanın nedeni ise bu araziye bir ilahiyat koleji yapılma projesi… Projenin her şeyi tamam... Okul adı bile konmuş: “Hala Sultan İlahiyat Koleji”… Durumun, görünenden çok daha vahim boyutlarda olduğunu fark edemediyseniz yazıyı sonuna kadar sabırla okumanızı öneririm.

 

Ülkenin eğitim sistemini derinden etkileyen bir proje hazırlanıyor ama Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanı, “benim böyle bir şeyden haberim yok” diyor… Başbakan ise, TC elçiliğinin yakınındaki 4 okulun yani (Sedat Simavi Endüstri Meslek Lisesi, Lefkoşa Türk Lisesi, 20 Temmuz Fen Lisesi ve Demokrasi Ortaokulu) bu bölgeye taşınacağını, hatta ikinci adımda da Türk Maarif Koleji ile Şht. Hüseyin Ruso Ortaokulu’nun da taşınabileceğini söylüyor…

 

Öte yandan Vakıflar İdaresi Başkanı Işılay Arkan’dan çok daha farklı açıklamalar geliyor. Arkan’ın basına verdiğin demeçlerde; Orada sadece ilahiyat kolej olmayacağını, kreş ve anaokulu da yapılacağını, kız ve erkek öğrenci yurtlarının inşa edileceğini, spor salonu, kütüphane tesislerinin yapılacağını bunların merkezine de büyük bir cami yapılarak söz konusu arazide tam bir külliye oluşturacağını söylüyor…

İşte tam bu durumda bazı sorular ortaya çıkıyor:

·        Hala Sultan İlahiyat Koleji’nin öğretim programı nasıl olacak? Hangi dersler, hangi kitaplar okutulacak?

·        Bu okulun öğretmenlerinin nitelikleri nasıl olacak? Kimler, nasıl öğretmen olacak?

·        Hala Sultan İlahiyat Koleji’nde kız öğrenci olacak mı? Olacaksa başları bağlı olarak mı okula gidecekler?

·        Bu koleje öğrenciler nasıl alınacak? Bu koleje girmek için de yeni bir SBS olacak mı?

·        Külliye kapsamında yapılacak kreş ve anaokulda da ilahiyat eğitimi verilecek mi? Kız ve erkek öğrenci yurtlarında kimler kalacak?

·        Diğer okullar da bu bölgeye taşınacaksa, öğrenciler okullara nasıl taşınacak?

·        Türk Maarif Koleji ile Hala Sultan İlahiyat Koleji yan yana mı? Karşı karşıya mı olacak?

 

Şaka gibi değil mi? Ama şaka değil… Ne yazık ki yakın bir gelecekte tartışacağımız eğitim sorular bunlar olacak… Oysa bunların eğitimle uzaktan yakından ilgisi yok… Oysa eğitim bilimi adına yanıtlanması gerek çok daha başka önemli sorunlar var:

 

·        Ülkemiz için bir eğitim ihtiyaç analizi yapıldı ve bir İlahiyat kolejine ihtiyacımız olduğu mu ortaya çıktı?

·        Hükümet programında ya da UBP’nin seçim bildirgesinde bir külliye ya da ilahiyat koleji yapılacağı mı yazıyor?

·        Ülkede eğitim sistemini kökünden değiştirecek bir proje yapılıyor ve Eğitim Bakanı’nın haberi yok. Ülkemizin eğitim sistemini kim yönetiyor?

·        Ve belki de en önemlisi; eğitim sisteminiz, hangi eğitim anlayışına sahip olacak? Bir okulda bilimsel ilkeler, akademik bilgiler, araştırma –sorgulama ve üst düzey düşünme becerileri öğretilmeye çalışılırken bir başka okulda dogmalar, kesin itaat ve sorgusuz kabuller mi öğretilecek?

 

Öte yandan eğitim sitemimiz henüz çözemediğim birçok sorunu ortada duruyor. Eğitim döneminin yarısı bitmiş olmasına karşın okullarımızda öğretmen eksikliği devam ediyor… Çocuklarımız tıklım tıklım sınıflarda eğitim almaya çalışıyor… Hemen hemen tüm okullarımızda alt yapı ve donanım eksikliği var… Öğretim programlarımızdan ders kitaplarımıza, eğitim denetiminden öğretmen hizmet içi eğitimine eğitim sistemimizin her alanında sorunlar diz boyu… Mesleki Teknik Öğretimimiz yok olmak üzere…

 

Olsun… Biz bir ilahiyat koleji yapalım, eğitim dibe vurmuş, aman boş verin… Gelecek seçimlerde nasıl oy toplayacağız onun hesabını yapalım… Oysa eğitim sistemimize birileri dışarıdan müdahale ediyor… Yaşayış ve düşünüş tarzımıza, günlük ilişkilerimize, sanata, edebiyata, eğlencelerimize, davranışlarımıza müdahale ediyor…

 

Birileri bizim yaşam şeklimizi, manevi duygularımızı, dünya görüşümüzü, olaylara bakış açımızı ve düşüncelerimizi beğenmiyor… Nitelikli bir toplum olduğumuz için de bizi değiştiremiyor… O yüzden kültürel aktarımımızın sağlandığı en önemli yapıya, eğitime müdahale ederek bizi değiştirmek istiyor

 

“Hala Sultan İlahiyat Koleji”nin bir toplumu dönüştürme sürecinin en önemli adımı olduğunu anlayabildik mi? Olayın vahametini birazcık olsun fark edebildik mi?

 

 

 

 

BİLİYOR MUYDUNUZ?

 

Karne Eylemi

Geçen haftaki yazımda KTOEÖS’nın karne vermeme eyleminden bahsetmiş, bu durumun top yekün olarak Milli Eğitim Bakanlığı’nın sınıfta kaldığının göstergesi olduğunu söylemiştim… Yazıma çok sayıda yorum geldi… Yorumların büyük bir kısmı sendikanın hatalı bir eylem yaptığını, karne vermemekle öğrencileri cezalandırdığını, bu tarz bir eyleme gerek olmadığı yönündeydi…

 

Son günlerdeki “ilahiyat koleji” tartışmaları, bu yorumları yapan okurların eğitimdeki kaotik ortamın nedenli büyük olduğunu ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu öğrencilerin karne alabilmesi için hala daha sendika yönetimi ile görüşmeyi bile gündeme almadığını fark etmişlerdir diye düşünüyorum… Sizce, öğrencilerin karne alamamış olmasını Eğitim Bakanlığı’nda herhangi bir kaygı yarattı mı?  Yarattı ise Bakanlık bu sorunu çözmek için hangi adımı attı?

 

 

 

BURAYA DİKKAT   

 

 

Gençler Ne İstiyordu?

 

Geçtiğimiz hafta, KKTC ve Türkiye’de eğitim gören Kıbrıslı Türk öğrenciler, Eğitim Bakanlığı önünde ortak bir eylem düzenledi. Eylemde gençler, oldukça anlamlı bir metin okudular… Bu metinde; okullardaki alt yapı sorunlarından öğretmen eksikliklerine, 7 aydır alamadıkları burslardan, eğitimizdeki ilahiyat yapılanmasına kadar birçok eğitim sorununa yer verdiler…

 

Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanı’nı görmeye, ona akıllarındakini anlatmaya gelmişlerdi…  Ancak ne yazık ki karşılarında hiç muhatap bulamadılar…

 

Oysa bu gençler, teknoloji ile arkadaş olmalarının ötesinde teknolojik, bireysel, zor beğenen küresel dünya vatandaşlarıdır… Bu gençler, TV’den sonra Internet’i tanıyıp benimsemiş, özgürlüğüne düşkün, isteklerini iyi ifade eden ve tercihlerini açıkça ortaya koyan toplum bireyleridir. Bu gençler; küresel ısınma, kıtlık, yoksulluk, kitlesel sağlık sorunları, genel olarak dünya nüfusunun hızla artıyor olması, göçmenlik ve belki de hâlâ daha çözememişsek Kıbrıs Sorunu gibi küresel sorunlara çözüm bulmaları gerekecek, geleceğin nitelikli bireyleridir.

 

Ancak eğitim hizmetini alan, eğitim sistemimizin en yakın gelecekteki nitelikli bireyleri olacak bu gençlere, Eğitim Bakanlığı’ndan kimse kulak vermedi… Ülkemiz eğitimini üst düzey yöneticilerinden hiç kimse, “acaba bu gençler ne istiyor?” diye düşünmedi…

 

Oysa bu gençler sadece düşüncelerini, fikirlerini, önerileni rahatça söyleyebilecekleri bir düzen istiyorlardı. Söylediklerini en azından dinleyen bir muhatap istiyorlardı… Daha çağdaş, daha adil, daha demokratik ve daha nitelikli bir eğitim yapılanması istiyorlardı… Bu ülkenin eğitiminden sorumlu olanların, sorumluklarını bilmesini istiyorlardı… Duyurulur…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1424 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler