1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ÜZERİMİZDEKİ GÖREV
ÜZERİMİZDEKİ GÖREV

ÜZERİMİZDEKİ GÖREV

Muhalefet partilerinin erken seçim için ortak hareket açıklaması ilk anda bir heyecan yaratmış gibi görünmüyor. Parti liderleri konuyla ilgili radyo-tv programlarında konuşsalar da şimdilik ne yapacakları ve bu hedefi gerçekleştirip gerçekleştiremeyecekl

A+A-

 

Muhalefet partilerinin erken seçim için ortak hareket açıklaması ilk anda bir heyecan yaratmış gibi görünmüyor.

Parti liderleri konuyla ilgili radyo-tv programlarında konuşsalar da şimdilik ne yapacakları ve bu hedefi gerçekleştirip gerçekleştiremeyecekleri şüpheyle bakılan bir unsur.

Bu da doğal…

Toplum uzun zamandır, siyasete karşı bir öfke geliştirmiş durumda. İktidar partisine yönelttiği öfkeyi muhalefet partilerinden aynı paralelde çekemiyor. Aksine, belki biraz haksızlık da yaparak, bütün siyasi partilerin aynı olduğu görüşünü dile getiriyor.

Bu farkı ortaya koymak muhalefete düşer.

Ama ortada bir şekilde aynı yapılan bir siyaset varsa, bunun toplumsal sorumluluğunu da birlikte almamız şart.

 Muhalefet partilerinin de ortaklık ruhuna uygun hareket ederek, partisel çıkarlarından da sıyrılıp toplumsal çıkar paydasında buluşabilmeyi başarmaları gerekiyor. Bu siyaseten de olgunluk ister. Şimdilik toplumun bu birlikteliği disipline etme pozisyonunda olmadığı açık.

Yoksa şimdiye kadar bütün kritik eşiklerde, her ortak hareket kendi içinde ayrılıklar barındırdı.

En kritik dönemeçlerden biri olan Annan Planı sürecinde siyasi partiler, hem kendi aralarında, hem de sendikalarla ayrılıklar yaşadı.

Birliktelikler kopma noktasına geldi.

Ne var ki, o dönemde toplumsal sahipleniş ve ortak harekete bağlılık o kadar yüksekti ki, kimse “…ama ben” deme şımarıklığını gösterme cesareti gösteremedi.

Bu süreçte bu yok.

 Ama bu kez konulan hedefin sürüncemesi, birliktelik ruhunun sağlanamaması “hepsi aynıdır” ruh halini daha da besleyecek bir tehdide de sahip.

O yüzden hem siyasi partilere, hem de sivil toplum örgütlerine bu konuda görev düşüyor.

Her kesim kendi zümresel çıkarını bir kenara bırakıp asgari ortak paydada buluşabilir.

Ama bugüne kadar siyasette yaşanan her türlü ahlaksızlığa rağmen, bunun sudan sebeplerle başarılamaması, bugün UBP hükümetinin neden hala ayakta olduğunun da cevabıdır.

Anayasa, Seçim ve halk oylaması ile Siyasi Partiler yasalarının değişmesi ile ilgili önümüzdeki süreç teknik olarak çok umut vermiyor. Bu konuda da toplumsal bir sahiplenme olmazsa, daha uzun yıllar bunu sadece konuşmaya devam ederiz.

Ama artık siyasetin enstrümanlarının değişme zamanı geldi.

Sistem kendini temizleyemiyor. Sistem değiştirilmezse bu çürümüşlük büyümeye devam edecek.

Siyasi aktörler değişemeyecek, siyaset nitelikli kişileri kazanamayacak.

Ama açıktır ki bu tek taraflı olmaz. Bu her şeyden önce toplumun talep etmesi gereken bir dönüşüm. Belki de bu süreçte birileri topluma öncülük yaparken, toplum da siyasete öncülük yapması gerekecek.

Bu kez şartlar çok farklı olsa da önceden yaşanan toplumsal dönüşüm, siyaseti de disipline edebilen bir dönüşümdü.

Yani bunun tecrübesi var. Önemli olan sanırım bunu motive edebilmek.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 693 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler