1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. UTANMIŞLAR MEĞER!
UTANMIŞLAR MEĞER!

UTANMIŞLAR MEĞER!

Meğer bizim hükümet utanmış ve kendi evlerinde misafir konumuna düşürüldükleri davetiyeleri değiştirmişler. Bir kez daha davet etmişler herkesi. Geçtiğimiz gün yine bu köşede paylaştığımız gibi, ilk davet Türkiye Devlet Su İşleri Müdürü tarafından yapıl

A+A-

 

Meğer bizim hükümet utanmış ve kendi evlerinde misafir konumuna düşürüldükleri davetiyeleri değiştirmişler.

Bir kez daha davet etmişler herkesi.

Geçtiğimiz gün yine bu köşede paylaştığımız gibi, ilk davet Türkiye Devlet Su İşleri Müdürü tarafından yapılmıştı.

Meclis Başkanı’nın atlandığı, Tarım Bakanı dahil kabineden hiçbir bakanın adının anılmadığı bu davetiye yayımlandıktan sonra değiştirildi.

Oysa normal dememiş miydi, Başbakan?

“Proje sahibi Türkiye’dir” diye de açıklamıştı. İşte yine bir israf daha

Madem normal, niye değişiyor bu davetiyeler?

Yeni davetiye bu kez Tarım Bakanı Ali Çetin Amcaoğlu tarafından imzalanıyor. Üstelik Meclis Başkanı da protokol sırasına yerleştiriliyor.

Tabii acı olan sadece davetiye değil, onu değiştirseniz bile ne yazık ki, bu hükümetin yarattığı itibarsızlığı ve gerçekleri değiştiremiyorsunuz.

Gerçek şu;

Bu proje Türkiye yönetiminde geliştirildi.

UBP bu proje üzerinden övünerek ancak prim toplamaya çalıştı.

Ama ne yapılan anlaşmalarda, ne de çalışmalarda en başından söz sahibi olabildi.

Şimdi sormazlar mı, bu daveti yapan Tarım Bakanı’nın acaba bu proje kapsamındaki çalışmaları nedir?

Tek satırlık kalem oynatmış mıdır Sayın Amcaoğlu?

Ama eminim Türkiye’nin Devlet Su İşleri Müdürü bu proje için çalışmıştır. Bundan sonra da çalışacaktır.

Göstermelik protokollerle devlet ve hükümet olunamıyor ne yazık ki.

Bir devlet olmanın en temel şartı, mekanizmalarının çalışmasıdır.

Bizde çalışmıyor!

Bir hükümet olmanın anlamı, iş yapabilmektir.

Toplum yararına çaba harcayabilmektir.

Bizim temel sorunumuz bu faydacılık konusunda koltuk bekleyenlerin kendilerini toplumun üzerine çıkarmalarıdır.

Yaşananlar karşısında tepki gösteriyor ve öfkeleniyoruz.

Ancak özellikle son dönemlerde bu tepkiden daha önemli farklı bir yönelim içindeyiz.

Normalleştiriyoruz!

Mesela Türkiye’nin Kıbrıs İşleri’nden Sorumlu Bakanı Beşir Atalay’ı çok kolay kabullendik. Adada da yoğun mesai yapan Sayın Bakanı, halledemediğimiz işlerimizin anahtarı olarak görüyoruz.

Nitekim Büyükelçi ya da TC Yardım Heyeti de anahtar olarak çoktan kabullendiklerimizden.

Mesela Türkiye’nin Başbakanı’nın Lefkoşa Surlariçi için özel bir hassasiyet taşıdığını açıkladığında Başbakanımız, samimiyetle mutlu olduk.

İnandık çünkü... “Erdoğan demişse, yapar” dedik.

Nitekim ne demişse yaptı, çünkü Erdoğan.

Doğru ya da yanlış, katılsak da tepki göstersek de gücünü benimsedik.

İşte acı olan bu…

Bir toplumun iradesine sahip çıkamayanlar karşısında, o toplum da artık iradesini gözden çıkarıyor.

  

 

 

 

 

Bu haber toplam 880 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler