1. YAZARLAR

  2. Sami Özuslu

  3. ÜST KİMLİK, ÜSTÜN KİMLİK
Sami Özuslu

Sami Özuslu

Yazarın Tüm Yazıları >

ÜST KİMLİK, ÜSTÜN KİMLİK

A+A-

STRAZBURG

Avrupa Birliği'nin birkaç başkentinden biri Strazburg... Yarım
milyonluk bir Fransız şehri. Ama tarihte Alman kenti olagelmiş, birkaç kez
el değiştirmiş, en son sınırı Fransa tarafında kalmış. Yürüyerek -ya da
otomobille, trenle- kısa sürede Almanya tarafına geçebilirsiniz.
Kent sakin, tarihi binalarla dolu, güvenli. Sokaklarda 'evsizler' var ama
genel insan dokusu saygılı, görgülü. Strazburg'da çok sayıda yabancı
yaşıyor. Her an Türkçe konuşmalar duymak, markette ya da takside bizim
dili konuşanlara rastlamak pek yaygın.
Görkemli katedralinin gündüz başka, geceleri ışıklandırılmış hali başka
güzel. Kaçıncıdır geliyorum kente ve devasa yapının önünde dakikalarca
durup, üzerindeki emeği hayranlıkla izliyorum her defasında.
Strazburg’da yaşam çok hızlı değil. Sokakta koşturup duran  insana
rastlamıyorsunuz pek.
Toplu ulaşımda otobüs ve troleybüs kullanımı yaygın. Kentte metro yok.
Bunun yerine yüzeyde hizmet veren pırıl pırıl elektrikli-raylı sistem var.
Bir Kıbrıslı Rum gazeteci dostum "Kıbrıs'ta da toplu ulaşım sorununu
troleybüsler çözebilir" diye görüşünü dile getiriyor. Elbette şehir
plancılarının, teknik insanların bileceği bir konu ama üzerinde durmak
lazım. Artan trafik nedeniyle yollarımız giderek ihtiyaca cevap veremez
duruma geldi. Mesela Lefkoşa'nın yeniden birleşmesi halinde trafiğin bir
bütün olarak ele alınması gerekecek. Belki öyle bir noktaya gelirsek, yani
adada çözüme ulaşırsak troleybüs ya da hafif raylı sistem de gündeme
gelebilir.

*  *  *

Bu şirin Avrupa kentinden Kıbrıs'a bakınca sadece trafik ve troleybüs
meselesi akla gelmiyor.
Avrupa Parlamentosu yanı sıra Avrupa Konseyi ve Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi gibi çok önemli uluslararası kurumlara ev sahipliği yapan
Strazburg 'kimlik' konusunda da farklı hislerin ve düşüncelerin
tetikleyicisi oluyor.
Sokaktaki Fransız’ın ya da bu kentte yaşayan diğer ülke vatandaşlarının
uluslararası kurumlara ne kadar ilgi duyduğu ayrı bir tartışma konusu
belki ama bu kurumların kent ekonomisine katkısı çok büyük. Parlamentonun
toplantı dönemlerinde, yani her ayın üç-dört günü oteller ağzına kadar
doluyor. Bu yüzden en düşük kalitedeki konaklama yerleri bile inanılmaz
derecede pahalı.
Özellikle yaz aylarında ciddi sayıda turist de ağırlıyor Strazburg. Buna
karşın havaalanı oldukça küçük ve sakin. Ama kente Basel Havaalanı'ndan ya
da Frankfurt gibi Alman kentlerinden de ulaşım sıklıkla tercih ediliyor.
Kentte kimin Fransız, kimin Alman kökeninden geldiğini belki kendileri
biliyor ama insanların böyle bir dertleri yok.
Zaten AB'nin temelini oluşturan Kömür Çelik Birliği, bir zamanlar
birbiriyle savaşan iki ülke tarafından kuruldu.

*  *  *

Strazburg’daki uluslararası (daha doğrusu Avrupalılar arası) kurumlar,
kente başka bir özellik daha katıyor. AB'nin ana mantığına uygun bir 'üst
kimlik' burada çok net biçimde hissedilebiliyor. Belki AB'nin son 20 yılda
yaşadığı gelişme süreciyle beraber kulübe dahil olan yeni üyelerin
bazılarında 'üst kimlik' kabullenilmedi. Hatta eski üyeler arasında bile
AB'li olmayı kendi ulusal kimliğine ve bütünlüğüne bir saldırı olarak
tanımlayanlar da var.
Ancak AB'nin oluşturduğu ekonomik, siyasal ve -çok etkin olmasa da- askeri
birliktelik, ulusal ve  bölgesel farklılık ve çeşitlilik içinde çok renkli
bir 'üst kimlik' yarattı.
Fransız hala Fransız... Alsas Lorenli hala Alsas Lorenli... Strazburglu
hala Strazburglu...
Ancak aynı zamanda AB'li...
Kültür insanları bir arada tutar. Ulusal bilinç de... Din de öyle...
Önemli olan hangisinin, ne ölçüde öne çıkarılacağı...
Avrupa Parlamentosu'nda bütün üye ülkelerden seçilmiş insanlar var. Burada
çalışan binlerce bürokrat, teknik insan var.
Hepsinin de bir milliyeti, inandığı dini, geldiği bölgesi var.
Ama o çatı altında bunlar ön planda değil. Siyasal gruplar şeklindeki
ayrışmanın ötesinde bir kategorizasyon yok. Herkes 'Avrupalı' gibi
davranıyor. AB kuralları, değerleri ve de çıkarları için çalışıyor.
Bizse hala 'yerel kimlik'ten öteye gidemiyoruz. Bu küçük adada 'üstün
kimlik' kavgasından kendimizi kurtaramıyoruz.
Oysa becerebilsek, adımız orada yazıyor.
Zaten marifet 'üst kimlik'te, 'üstün kimlik' ispatında değil.

 

 

 

Bu yazı toplam 972 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar