1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Üretmeyen Demokrasiler
Üretmeyen Demokrasiler

Üretmeyen Demokrasiler

Demokrasi nedir? Çokluk mu, farklılık mı? Nitelik mi, nicelik mi? Akıl mı, parmak mı? Siyasi anlayışların demokrasilerin işleyişinde ne gibi etkileri vardır? Çareleri, seçenekleri üreten siyaset mi, demokrasi mi? Yoksa her ikisi de... AK Parti’

A+A-

 

 

Demokrasi nedir? Çokluk mu, farklılık mı?

Nitelik mi, nicelik mi? Akıl mı, parmak mı?

Siyasi anlayışların demokrasilerin işleyişinde ne gibi etkileri vardır?

Çareleri, seçenekleri üreten siyaset mi, demokrasi mi? Yoksa her ikisi de...

AK Parti’nin sunduğu “4+4+4” kesintili eğitim sistemi ve zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran kanun teklifi TBMM’de 295 kabul, 91 ret ve 1 çekimser oyla kabul edildi.

Yeni düzenlemeyle 4. sınıftan sonra meslek dersleri alınabilecek, İmam-Hatiplerin orta bölümleri açılacak ve ortaokul ve liselerde “Kur'an-ı Kerim” ve “Peygamberimizin Hayatı” seçmeli ders olarak okutulacaktır.

Erdoğan’ın önceki “dindar gençlik yetiştireceğiz” ve bugünkü “28 Şubat’ın son izi silindi” açıklamaları, değişimin amacını ve yönünü de göstermektedir.

Bu düzenlemelerle Türkiye’de eğitim dini bir karaktere dönüşme eğilimine girdi. Türkiye, geçmişin “Osmanlıcılık-İslamcılık” özlemiyle beslenen jeostratejik hedefleriyle, 21. yüzyılın dünya siyasetinde etkin bir rol oynayabilecek mi? Bu rol kaçınılmaz olarak “eğitimli insan” olgusunun niteliğini de merkeze almaktadır. Bu yönde ilerledikce söz konusu nitelik kuşaktan kuşağa koyulaşarak, katılaşarak yeni yüzyılın dünya görüşünden ayrışacaktır. Ters yönlerde yolculuğa çıkanlar gibi gittikçe birbirlerinden uzaklaşacaktır. Biri insan iradesinin özgürleşmesi, öteki de dini tahakküm altına girmesi yönünde yolculuk yapacaklar.

Tüm bu olup bitenler Türkiye’nin demokrasi ve siyaset anlayışlarıyla da yakından ilgilidir. Genellikle demokrasi söz söyleme, siyaset ise parti başkanlarının birbirlerini eleştirerek alt etme noktasına getirmesi olarak algılanmaktadır. Oysa alternatifler “yaratma” ya da “olma” da vardır, demokrasilerde...

Türkiye siyaseti “4+4+4” eğitim sistemini tartıştı, ancak eğitimi tartışmadı. Eğitimin kendisi tüm yönleriyle; vizyonu, programı, yöntemi, değerlendirmesi, yönlendirmesi, alt yapısı, teknolojisi, öğretmeni, yöneticisi... tartışılmadı. Özellikle bu bağlamda Cumhuriyet Halk Partisi eğitimde alternatif modeller, sistemler yaratıp, oluşturup toplumun önüne koyması gerekirdi. Dinsel eğitime dönüşüm karşısına, toplumu geleceğe taşıyacak bilgi çağıyla örtüşen yeni bir eğitim vizyonuyla çıkması gerekirdi. Demeçlerle, polemiklerle, saldırılarla “4+4+4”ü savmaya çalıştı. Söylemden öteye geçip, ortaya yeni fikirler, yeni bir vizyon koyamadığı için de siyaseten alternatif olamadı. Dinsel eğitimi, Kur’an’ı tartışmaya durdu... Halkı yeni fikirlerin etrafında toparlayamadı. Dikkatleri bu yöne çeviremedi...

Elbette meclis çoğunluğunu elinde bulunduran istediği yasal değişikliği yapacaktır. Ancak siyaset sayısal çoğunluğun ötesine uzanan bir anlam da içermektedir. Bir irade koyabilmeyi, alternatifler yaratabilmeyi içermektedir.

Ne yapabilirdi?

Türkiye’yi geleceğe taşıyacak bilimsel temellerde, fırsat eşitliğini gözeten... yeni bir eğitim modeli yaratabilirdi. Üniversite hocalarından oluşan bir komisyon kurup veya üniversitelere görev verip; anketlerle, görüşmelerle toplumsal talep ve ihtiyaçlar belirlenir, yurtiçi ve dışındaki üniversitelerden, sivil toplum örgütlerinden görüşler alınır, çalıştay düzenlenir, ortak yeni bir eğitim vizyonu belirlenebilirdi. Partilere görüşme çağrıları yapılarak siyasi alanda inisiyatif üstlenip, hareket yaratılabilirdi. AK Parti’nin “4+4+4” modelinin karşısına, vizyonu, misyonu, hedefleri, planı, programı, bütçesi, geçiş stratejisi belirlenmiş planlaması yapılmış alternatif bir eğitim modeliyle çıkılabilirdi.  

Halka, AK Parti’nin yaptığının yanlış olduğunu söylerken, yerine neyi koyacağını da söylemesi gerekirdi.  

Bugün eğer Türkiye eğitimde geçmişe yelken açmışsa üretmeyen demokrasisinin ve siyasi kurumlarının büyük payı vardır. Sözden, polemikten öte, halkın önüne seçim yapabileceği, tercih edebileceği alternatifler planlar, modeller, yollar konmalıdır. Üretmeyen demokrasilerde özgürlükler, iradeler sıkışır, tahakküm, statüko semirir, farklı seçenekler ufukta bile görünmez.   

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 939 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler