1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Üniversitelerimiz ve UBP’nin başarısızlığı
 Üniversitelerimiz ve UBP’nin başarısızlığı

Üniversitelerimiz ve UBP’nin başarısızlığı

ÜNİVERSİTELERİMİZ 70’li yılların ikinci yarısında sonradan DAÜ’ye dönüşecek olan “Yüksek Teknoloji Enstitüsü” kurulmuş, ardından günümüze değin YDÜ, GAÜ, LAÜ ve UKÜ de üniversite eğitiminin Kuzey Kıbrıs’ta gelişmesi için büy

A+A-

 

   
ÜNİVERSİTELERİMİZ

70’li yılların ikinci yarısında sonradan DAÜ’ye dönüşecek olan “Yüksek Teknoloji Enstitüsü” kurulmuş, ardından günümüze değin YDÜ, GAÜ, LAÜ ve UKÜ de üniversite eğitiminin Kuzey Kıbrıs’ta gelişmesi için büyük çabalar göstermişlerdir. Bir dönem Uluslararası Amerikan Üniversitesi adı altında bir üniversite daha kurulmuş ancak çeşitli nedenlerle yaşamını sürdüremeyip kapanmıştır. Bu üniversitelerimizin yanında bir de okul öncesi ve ilkokul öğretmeni yetiştiren ve en eski yükseköğretim kurumumuz olan “Öğretmen Koleji” 2000 yılında “Atatürk Öğretmen Akademisi” adını alarak eğitim faaliyetlerini sürdürmektedir.
2005 yılında Kuzey Kıbrıs’ta bir ilk daha gerçekleşmiş ve Türkiye’deki saygın üniversitelerden biri olan ODTÜ, ODTÜ Geliştirme Vakfı kanalı ile Kalkanlı’da bir vakıf üniversitesi kurmuştur TC ve KKTC devletlerinin katkıları ile. Bunu bugünlerde kampüs kurma çalışmalarını sürdüren İTÜ ve Gazi Üniversiteleri izlemiş, hatta sırada başka TC üniversitelerinin de Kuzey Kıbrıs’ta üniversite kurmak için bekledikleri duyulmaktadır.



 

2003’ten Günümüze Veriler

Kuzey Kıbrıs üniversitelerinde başta Türkiye ve Kuzey Kıbrıs olmak üzere birçok ülkeden öğrenci ve öğretim üyesi bulunmaktadır. 2003-2004 akademik yılında Kuzey Kıbrıs’taki öğrenci sayısı 23 bin iken, 2004-2009 yıllarında CTP-BG’nin hükümet döneminde uygulanan doğru politikalar sonucunda bu sayı 2008-2009’da 48 bine yükselmiştir. Ancak 2009’da iktidara gelen UBP’nin eğitim sistemindeki öngörüsüzlükleri ve özellikle Türkiye’de yüksek öğrenin alanlarında yaşanan değişimleri okuyamayıp doğru projeksiyonlar yapamaması nedeni ile öğrenci sayısı 42 bine düşmüş ve bu düşüş halen de devam etmektedir.

Sayısal olarak bu düşüşü görmek için son 4 yılın yerleştirme sayılarına bakmak yeterlidir: 2008’de 8143; 2009’da 4273; 2010’da 3940 ve 2011’de 5063. İçinde bulunduğumuz bu yıl sanki geçtiğimiz yıla göre bir artış görülse de hem bu artış halen 2008 sayılarından oldukça düşüktür hem de bu yılki sayının içerisinde burslu okuyacak öğrenci sayısında da oldukça artış olmasına karşın bu yıl da ülkemize gelecek öğrenci sayısı yeterli değildir.

 

 

DÜŞÜŞÜN NEDENLERİ

Bunun nedenleri üzerinde bir başka yazıda daha detaylı olarak durulabilir ancak bir cümle ile belirtmek gerekiyorsa, öğrencilerin büyük çoğunluğunun geldiği ülke olan Türkiye’deki üniversitelerin sayıca çoğalması, ekonomik nedenler, yeni ve talep edilen bölümlerin hayata geçememesi, eğitim kalitesinin düşmesi ve yeterli tanıtımların yapılamaması olarak sıralayabiliriz düşüşün nedenlerini UBP’nin eğitim alanındaki öngörüsüz, vizyonsuz ve beceri içermeyen politikalarına ilaveten. UBP’nin bu politikasızlığı ülkemizdeki yükseköğretimi bir cazibe merkezi olmaktan giderek uzaklaştırma ve giderek bu kurumlarımızın da TC menşeili üniversitelere devirlerini gündeme getirmede başat bir rol oynayacaktır. UBP hükümeti üniversiteler konusunda yetkili bir kurum olması gereken YÖDAK ile dahi istişare içerisinde bilimsel çalışmalar yapılmasına ve önlemler alınmasına fırsat vermemektedir.


BİR GELİŞME PROJESİ

Bu yazıda esas üzerinde durmak istediğim konu Kuzey Kıbrıs üniversitelerinin geleceklerini daha güvenle, kaliteli ve sürdürülebilir bir yapıya büründürebilmeleri konusunda verdikleri mücadele sürerken diğer taraftan da Eğitim Bakanlığının öncülüğünde, Devlet Planlama Teşkilatı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, YÖDAK/YÖK, Esnaf ve Zanaatkarlar Odası, Ticaret Odası, Sanayi Odası, Turizmciler Birliği, Otelciler Birliği, tarımsal birlikler, üretici birlikleri, tüm üniversitelerimiz ve diğer tüm ilgili kurum ve kuruluşlarla birlikte “Mesleki Değerlendirme Toplantıları” düzenleyerek üniversitelerimizin başta ülkemizin ve Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu mesleklerin belirlenmesi, bu mesleklere insan yetiştirme konusunda üniversitelerimizin yeniden yapılanması ve var olan yapılarına ilaveten 2-3 yıllık mesleki yüksek okulların gündeme getirilmesi, açılacak olan bu okulların bölümlerinin üniversitelere planlı bir biçimde dağıtılıp çakışmalar yaşanmasının önüne geçilmesi mutlaka ama mutlaka ele alınmalıdır.
Ülkemiz demografik yapısı 1974’ten itibaren yanlış yapılanmalar ve öngörüsüzlükler sonucunda giderek ama son yıllarda artan bir şekilde ve aşırı miktarlarda bozulmuş, ülkemize birçok alanda kaçak iş gücü gelerek kayıtlı veya kayıt dışı çalışmaya başlamıştır. Bugün bu sayının yüz binlerin üzerinde olduğu söylenmektedir. Bunun nedenleri üzerinde de bilimsel olarak ayrıca durulmalı ve çeşitli analizler yapılmalıdır ancak en temelde bilinen 2 nedenin üzerinde durmakta yarar vardır. Bunlardan birincisi özellikle toplum ve iş yaşamını alt üst eden denetimsiz ve kayıtsız ucuz iş gücüdür. Bir diğeri ise ülkemizdeki insan ve iş ihtiyacına göre insan yetiştirmemek ve eğitim sistemimizi ülkedeki üretim ve iş ihtiyaçları düşünülmeden rassal bir biçimde yürütmektir. Elbette bu ikinci konu ile birlikte ele alınması gereken bir üçüncü konu da meslek tanımlarının yasal düzenlemelerle yapılması ve güvence altına alınmasıdır.
Her bir üniversitemize örneğin 10’ar farklı 2-3 yıllık yüksek okul açma konusunda destek sağlansa, bu bölümlere özellikle TC’den de öğrencilerin gelmesi konusunda teşvikler yapılsa ancak mutlaka KKTC uyruklu öğrencilerin örneğin her bir bölüme 50’şer kontenjanı olsa, bu 5 üniversite genelinde düşünüldüğünde 2500 öğrenci yapacak ve mezunlarının da iş bulma konularında sıkıntıları olmayacağı gibi, 3-5 yıl içerisinde kayıt dışı ve ülke dışından gelen işçilerin sayısının da azalmasına vesile olacaktır. Bu yazıda en detaylı bir şekilde projemi sunmanın olanağı yoktur belki ama vizyon ve projeksiyonu paylaşmamız olasıdır diye önemsiyorum. Önemli olan bu projenin bir toplumsal proje olması ve işsizliği çözebileceği gibi demografik yapımızın bundan böyle bozulmasının da önüne geçilebilecektir. Elbette bunun için ilk adım siyasi iradeyi gösterebilmek ve ilgili tüm paydaşlarla koordineli bir biçimde yürüyebilmektir. Ülkemizdeki yaş nüfusunun 3500-4000 civarlarında olduğu düşünülürse, bir toplumsal proje olan kısaca bahsettiğim eğitim projesi ile çok büyük adımlar atmış olabileceğiz. Bu projenin yan destek projeleri için aile eğitimi oldukça önemlidir. Medya kuruluşları ile işbirliği ise olmazsa olmazdır. İlk, orta ve lise eğitiminin yeniden organizasyonu ve meslek liselerinin çağdaşlaştırılması kesinlikle mutlaktır.
CTP-BG olarak önümüzdeki dönemde ülkemizin geleceği açısından ve özellikle kendi ayaklarımızın üzerinde durabileceğimiz ekonomik açılımlarımızı destekleyecek olan en önemli projelerimizden birisi olacaktır eğitim projelerimiz ve tüm halkımızın da destek ve katılımları ile ve hep birlikte geliştirilebilecektir.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 842 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler