1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ÜNİVERSİTEDE 'DEMOKRASİ'
ÜNİVERSİTEDE DEMOKRASİ

ÜNİVERSİTEDE 'DEMOKRASİ'

Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde bir “korku imparatorluğu” yaratılmak isteniyor. Aslında, kendi ayağına kurşun sıkıyor, üniversite yönetimi. Yine gerginlik olacak. Bir sendikacıyı “okuldan atmak” histerisi sonucu, öğrenci ve

A+A-

 

 

Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde bir “korku imparatorluğu” yaratılmak isteniyor.

Aslında, kendi ayağına kurşun sıkıyor, üniversite yönetimi.

Yine gerginlik olacak.

Bir sendikacıyı “okuldan atmak” histerisi sonucu, öğrenci ve akademisyen ve tüm şehir bir kez daha gerilecek...

Kim kazanacak bu süreçten!

Üniversite mi?

Demokrasi mi?

Öğrenci gençlik mi?

Kim?

 

* * *

Ulaş Gökçe’yi gazeteci kimliğimle tanıyorum.

Pek çok kez sendikal yönetim anlayışlarını eleştirdim, kimi zaman acımasızca...

Hatta, sanırım altı, yedi ay önce bir toplantıda, yeniden görüştüğümüzde, “Cenk bey biz sizi sevmiyoruz” demişti.

Mutlu olmuştum!..

Niye mutlu olmuştum, nice insan, yüzünüze gülmesine karşın, ardınızdan en acımasız sözleri söylerken... Biri de çıkmış, gözlerimin içine bakarak, samimiyetle ve nezaketle duygularını anlatmıştı.

 

* * *

Şimdi Ulaş Gökçe’yi, “disiplin kurulu” eliyle üniversiteden atmak istiyorlar...

Birisini dövmüş!..

Ne zaman?

Şu meşhur “Doğa’ya peşkeş” eylemlerinde...

Bu eylemlere bizzat katıldım.

15, 16 yaşındaki öğrencileri yumrukladılar; kadınların başına vurdular, bayılanlar oldu... Sendikacıları hastanelik ettiler...

Gözlerimle gördüm.

Ve tüm bu “şiddet”in ardından, disipline verilen sadece Ulaş Gökçe!

 

* * *

Üniversite yönetimi, eğer bu kararı alırsa, bu tutumu sürdürürse, üniversiteyi üniversite yapan değerler tehlikeye girecek.

“Çok seslilik” gibi...

“Özgürlük” gibi..

Böyle bir üniversitenin yolu ne kadar açık olur ki?

 


 

DAÜ yönetimiyle görüştüm

 

Doğu Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdullah Öztoprak’ı aradım.

“Ben kimseyi okuldan atsınlar istemiyorum, ancak, tüzüğün bana verdiği görevi yapıyorum” dedi.

Bir süre konuştuk, Abdullah hocanın son derece katı, gergin, sinirli olduğunu hissettim.

 

* * *

“Polis göz şahidi. Şikayetçi olan var. Sağlık raporu var... Kimsenin kimseyi dövmeye de hakkı yok” diye özetledi durumu.

Polis göz şahitliği yapmış da kavgayı mı izlemiş, anlamadım!..

Bir diğer anlamadığım, üniversitenin son derece gergin olduğu, eylemciler ile polisin çatıştığı bir günden söz ediyoruz.

Sıradan bir “eğitim günü” değil yani...

Dedim ki, “Evet, kimsenin kimseyi darp etmeye hakkı yok. Katılıyorum. Ama ülkede yargı var, mahkemeler var. Polis soruşturmasını başlatır, mesele mahkemeye gider ve eğer suçlu bulunursa, o zaman disipline verirsiniz. Bu acele niye? Niye mahkemeyi beklemiyorsunuz?

Bunu yapınca niyetiniz sorgulanır.”

 

* * *

Şu örneği de verdim, “Yarın dört kişi gelse ve şahitlik yapsa, ellerinde de bir doktor raporu... Ve birisi, Abdullah Öztoprak bana vurdu dese... Eylem günü... Napacaksınız... Kendinizi disipline mi vereceksiniz. Böylesine yüksek gerilimli bir günde, tüm kesimlerin eylem yaptığı bir ortamda, ortada bir şikayet varsa, bırakınız da kararı mahkemeler versin. Yoksa... Sizin niyetiniz farklıdır, derim...”

 

* * *

 “Şikayetçi, şikayetini geri çekmediği sürece, tüzüğe uyulacak” dedi Öztoprak...

Üzüldüm...

DAÜ’ye de kıyacaklar illa!..

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 2147 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler