1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. UMUTSUZLUĞUN GİRDABINDA BİR HALK: KIBRISLI TÜRKLER
UMUTSUZLUĞUN GİRDABINDA BİR HALK: KIBRISLI TÜRKLER

UMUTSUZLUĞUN GİRDABINDA BİR HALK: KIBRISLI TÜRKLER

Yaşadığı coğrafyanın bir yarısına sıkışmış bir şekilde onlarca yıldır, adasına barış ve kendisine de dünyalı olmak için elinden geleni yapan Kıbrıslı Türkler bugünlerde mutsuz, umutsuz ve geleceğinden kaygılı… Kıbrıs’ın kuzeyinde sandviç olm

A+A-

 

 

 

 

Yaşadığı coğrafyanın bir yarısına sıkışmış bir şekilde onlarca yıldır, adasına barış ve kendisine de dünyalı olmak için elinden geleni yapan Kıbrıslı Türkler bugünlerde  mutsuz, umutsuz ve geleceğinden kaygılı…

Kıbrıs’ın kuzeyinde sandviç olmuş, güneyden Kıbrıslı Rumların, kuzeyden Türkiye’nin, kendisi üzerinde siyasi ve ekonomik hegemonya kurma çabalarına karşı onlarca yıldır direniyor… Güneydekiler, Kıbrıslı Türklerin elinden ekonomik ve siyasi haklarını almış, halk olarak teslim olmasını istiyor… Kuzeydekiler, Kıbrıslı Türklerin ekonomik ve siyasi haklarını kendine devşirmiş, “beslemem, seni ilhak edebilirim” diyor…

Güneyden ve kuzeyden kuşatılmışken, içerden de beceriksiz bir hükümetin yarattığı bunalımların derinliğinde vurgun üstüne vurgun yiyor… Ekonomi çöküntülerde, yönetenler dangalak bir tavırla ve halkın gözünün içine baka baka “uçuyoruz” diyor. Halk fakirleşti, yönetenler kişi başı onbin doları aşan gelirden bahsediyor. Kamu kuruluşlarını batıran yönetenler, suçu çalışana atıp Türkiye hükümetlerinden hormonlu sermayeye devretme çabası içinde… Lefkoşa Türk Belediyesi battı, Belediye Başkanı hala daha inkar ediyor. Hükümet, belediye çalışanları ile kedinin fare ile oynaması gibi oynuyor… Lefkoşa pislik içinde, Lefkoşalı 2010 seçiminde yaptığı yanlış tercihin vebalinde…

Akaryakıta zam üstüne zam… Vergi toplamayı sadece limanda başaran devlet, gelirlerini artıracak diye günlük yaşamı pahalılaştırıyor… Eğitim darmadağın ve özel eğitime kaymış… Sağlık, sadece insan kaynaklarının özverisi ile yürüyor… Tarım perişanlarda, turizm beklemelerde, sanayi cezalarda, ticaret belalarda, finans açmazlarda, çevre tarümarlarda, dünya ile iletişim ve ulaşım yabancılarda, sosyal güvenlik sistemi iflaslarda, demografik yapı ve kültür değişimde, üniversiteler Türkiye üniversitelerinin haksız rekabetinde… Ve Kıbrıs sorunu çözüm görüşmeleri, Nisan 2004 referandumunun Kuzey ve Güney “Hayır” kamplarının liderlerinin elinde ‘battoz’ oldu… İnsanlar yarınını göremiyor, geleceğini okuyamıyor.

Kıbrıslı Türkler, siyasal ve ekonomik ve sosyal depresyon sarmalında umudunu da, varlığını da tüketiyor… “Hiçbir şey değişmez” düstur olmuş, “herşeyi berbat ettik” besmele gibi… Kendine güveni yitmiş, kendi siyaset unsurlarına saygısı ve sevgisi ve onlardan bir beklentisi kalmamış… Karamsar ve kötümser ve umutsuzluk girdabında çaresiz… Siyasetin iktidar kanadına öfkeli; muhalif kanadına küskün ve ne yapsalar ‘sandalye kavgası’ diye görüyor artık… Sendikalara ise, tahammülü kalmamış, eylemlerine duyarsız…

Bu girdaptan Kıbrıslı Türkleri çekip alacak olan kol, demokrat ve ilerici siyasi unsurlardadır. Bu unsurların, Kıbrıslı Türklere, onları nasıl kurtaracaklarını ekonomik programlarla, somut ve uygulanabilir projelerle anlatamaları ve ulaşılabilir gerçekci bir vizyon göstermeleri gerekiyor. Demeçler, sloganlar, pankartlar, kitleselleşmemiş eylemler artık fantazi kalıyor; karanlık girdaptan çıkışın ışığı değil bunlar…

Defalarca bu köşeden yazıldı, yorumlandı; siyaset, insanlara hedef gösteremiyorsa, program ve proje veremiyorsa, ağzı ile kuş tutsa, insanların güvenini kazanamayacak ve siyaset hep seçmenler için “koltuk kavgası” içeriğinde görülecek. Seçmen, kendisini kurtaracak olduğuna inandığına, koltuğu kendisi teslim etmekte tereddüt etmez ama inanması gerek, hatalı seçim yapmamak için görmesi, okuması, anlaması, tartışması, sindirmesi gerek… Bir seçimlik seçim bildirgesiyle olmaz, seçmen o bildirgeleri “kandırmaca, atmaca – tutmaca” görür… Şimdi, şimdi ki ufukta seçim de pek görülmüyor, seçmenin önüne konan programlar, projeler ve vizyonlar, seçmenin ilgisini çekecek, dinlemesini, tartışmasını, değerlendirmesini, ikna olması ve karar vermesini sağlayacaktır. Ve en önemlisi, ortada seçim yokken bugünkü girdaptan nasıl çıkılacağına dair bir program çıkaran siyasi hareket, seçmenin sempati ve güvenini de kazanacaktır.

Kıbrıslı Türkleri içinde bulunduğu girdaba güneydeki ve kuzeydeki unsurlarla, içerdeki hükümet itmiştir. Ve onları bu girdapta umutsuz bırakan da, kurtarıcı rolündeki unsurların çare konuşmamasıdır. Ve umutsuzluğu artıran neden de, çareleri üretmenin çok da zor olmadığı ama ona rağmen bir türlü çarelerin kayıt altına alınıp, vizyonların gün ışığına çıkmadığıdır, ve alternatif siyaset bunu yapamıyorsa, neyi başaracağından emin olunmamasıdır.

Sonuç… Nasıl kurtulacağını bilme hakkı olan seçmene, Allah rızası için bir program…

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 873 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler