1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Umutsuz olmaya gerek yok'
Umutsuz olmaya gerek yok

'Umutsuz olmaya gerek yok'

CTP-BG Genel Sekreteri Asım Akansoy, federasyonun her iki halkın kabul edebileceği yegane ortak yol ve denge modeli olduğunu belirterek, “Biz CTP-BG olarak federasyon için mücadeleye devam edeceğiz. Biz müzakerelerin devamından yanayız ve tüm dünya

A+A-

CTP-BG Genel Sekreteri Asım Akansoy, federasyon için mücadeleye devam edeceklerini vurguladı

 

“Umutsuz olmaya gerek yok”

 

·        “Umutsuz olmaya gerek yok, biz ciddi şeyler kazandık. Artık 2004 öncesinde değiliz, Kıbrıslı Türkler Kıbrıs sorununun çözümünde etkin olabileceklerini, rol alabileceklerini, dünya ile ilişkilerinde başarılı olabileceklerini gösterdiler. Ciddi bir kapasitemiz var. Mücadelemizi sonuna kadar götüreceğiz. İkinci izolasyonist vakaya onay vermeyeceğiz”

 

·        “CTP tüm tahribatları ortadan kaldırmaya ve yeniden düzenlemeye dair program üretmek için çalışıyor. Erken zamanda hükümete gelmek şarttır. CTP bir an önce seçim olması gerektiği konusunda kararlıdır, her geçen günün hem iç hem de dış politikada Kıbrıs Türk halkı için bir kayıp olduğunu görmektedir”

 

·        “Federasyon modelinin merkezinde Kıbrıslı Türkler vardır. Bunu herkesin iyi anlaması lazım. Biz CTP-BG olarak federasyon için mücadeleye devam edeceğiz. Biz müzakerelerin devamından yanayız ve tüm dünya bilsin ki, halkın beklentisini karşılama adına biz görüşeceğiz, yolumuza devam edeceğiz”

 

   CTP-BG Genel Sekreteri Asım Akansoy, federasyonun her iki halkın kabul edebileceği yegane ortak yol ve denge modeli olduğunu belirterek, “Biz CTP-BG olarak federasyon için mücadeleye devam edeceğiz. Biz müzakerelerin devamından yanayız ve tüm dünya bilsin ki, halkın beklentisini karşılama adına biz görüşeceğiz, yolumuza devam edeceğiz” diye konuştu.

   Akansoy, CTP-BG’nin “UBP hükümetinin yarattığı tahribatları” ortadan kaldırmaya ve yeniden düzenlemeye dair program üretmek için çalıştığını söyledi.

   Akansoy, “Erken zamanda hükümete gelmek şarttır. CTP bir an önce seçim olması gerektiği konusunda kararlıdır, her geçen günün hem iç hem de dış politikada Kıbrıs Türk halkı için bir kayıp olduğunu görmektedir” dedi.

 

·        Soru: Özelleştirme yasası geçtiğimiz günlerde UBP’nin oylarıyla meclisten geçti. CTP ve TDP oylamadan önce meclisi terk etmişti. CTP “direneceğiz” diyor ancak yasalar UBP oylarıyla geçiyor. Hükümet bunları yaparken CTP ne yapıyor?

·        Akansoy: UBP bu ülkede ciddi tahribat yaratan, insanlara ciddi acı çektiren bir politka hayata geçiriyor. En genelde bugün varolan durumu ortadan kaldırabilmek için erken seçimle birlikte iktidara gelecek siyasi partinin tüm bunları yeniden düzenlemesi gerekecek. CTP-BG olarak Özelleştirme Yasası’ndan tutun da, çalışma hayatına, vatandaşlıklara kadar tüm konularda bugünkü uygulamalara karşı alternatif bir model geliştirmek üzere çalışıyoruz. Toplumu ciddi anlamda yeniden ayağa kaldıracak, bugünkü umutsuzluğu ortadan kaldıracak insan merkezli, Kıbrıslı Türk merkezli yapısal düzenlemeleri, reformları yeniden tesis etmemiz gerekiyor. Kamu reformu, hukuk reformu, kendi kendine yeten bir ekonomiyi hedeflemek çok önemlidir. Sivilleşme ve demokratikleşme için bunlar şarttır. Ama tüm bunlarla beraber Kıbrıs sorununu müzakere sürecini yönetmek de çok önemlidir. Bizim için tüm bunlar bir resmin parçalarıdır. CTP tüm tahribatları ortadan kaldırmaya ve yeniden düzenlemeye dair program üretmek için çalışıyor. Erken zamanda hükümete gelmek şarttır. CTP bir an önce seçim olması gerektiği konusunda kararlıdır, her geçen günün hem iç hem de dış politikada Kıbrıs Türk halkı için bir kayıp olduğunu görmektedir.

 

“TAHAMMÜLÜMÜZ YOK”

 

·        Soru: Erken seçimin en erken zamanda yapılması için ne yapıyorsunuz?

·        Akansoy: CTP çok aktif bir şekilde sokağa çıktı, çeşitli eylemlerle topluma ulaşıyor. Bunun bir süreç olduğunu düşünüyoruz. Elbette toplumsal ittifaklar da geliştirip belli bir süre sonra bunu daha da ileriye götürecek bir çıkış sözkonusu olacaktır. Ancak bizim UBP-Eroğlu zihniyetiyle ülkenin gerçekten kendi kendine yabancılaşmasına, sosyal yapısına, ekonomik yapısına bu denli zarar verilmesine tahammülümüz yoktur. Bu konudaki tavrımız nettir ve tepkimiz de serttir, bunu giderek daha da yükselteceğiz.

 

PARALEL ERK DÜZENİ...

 

·        Soru: Türkiye’nin Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay adaya geldiği zaman ekonomik programı Kıbrıslılar’ın yapmasını istediklerini “biz istemedik, Türkiye istedi” yaklaşımlarından rahatsızlık duyduklarını söyledi. Ekonomi Bakanı Sunat Atun da ekonomik programı sivil toplumla hazırlayacaklarını açıkladı. Bu açıklamaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

·        Akansoy: Sayın Beşir Atalay, 2011 sonunda bize geldiğinde çeşitli ekonomik uygulamaların ancak toplumsal uzlaşıyla başarı şansı yakalayabileceği yönündeki görüşlerimizi kendisine iletmiştik. Sanıyorum bu açıklaması, bizim bu yönde yaptığımız çıkışların karşılığıdır.

Biz ne istiyoruz? Kıbrıslı Türkler kendi kendine yeten bir yapıyı oluşturmak istiyor, bunun için ekonomi ayaklardan sadece bir tanesidir. Sosyal düzen, idari yapılanma, siyasi sistem, hukuk sistemi diğer ayaklardır. Bir yandan bazı ekonomik uygulamalara öncelik verirken, diğer taraftan sivilleşmede, demokratikleşmede yeterli veya tatmin edici bir yol almazsanız, ülkedeki sistemi sadece bir ayak üzerine kurarsanız ve bu ayak da sakatsa, Kıbrıslı Türkler’in geleceğine dönük sağlıklı, verimli ve istikrarlı bir sonuç üretemezsiniz. Sayın Atun yaptığı açıklamada yaratmak istenilen ekonomik sisteme zemin hazırlayıcı sözde bir uzlaşma rejimini ortaya koymaktır. Bu projenin kendilerinin yarattıkları bir proje olduğuna inanmıyoruz. Bu ekonomik model, Türkiye'nin kendisi için uyguladığı sistemin kötü bir kopyasıdır. Yani yine Türkiye'den sistem ithal edilmektedir. Geçmişten hiçbir farkı yok. “Ekonomik akıl tektir, biriciktir, dünyada da uygulanan bunlardır” diyerek, herşeyi ekonomiye indirgeyerek uygulanmaya çalışılanların özü kendi hayat şartlarımıza ve halkımızın sosyal karakterine uygun değildir. Dolayısıyla ciddi tepki almaktadır, alacaktır.

Bu ülkede bir yanda insanlarımızın seçtiği hükümet, diğer yanda TC Yardım Heyeti vardır. Bu düzenleme, paralel erk düzeni ortadan kalkmadıkça, siyasi irade doğrudan halka verilmedikçe, halk tarafından sahiplenilmedikçe, buradaki sistemi kendi ayakları üzerine kaldırmak da çok kolay olmayacaktır.

 

“DEJAVU YAŞATIYORLAR”

 

·        Soru: Biraz da Kıbrıs Sorunu’na bakalım. Müzakereler durdu, Downer’in raporu bekleniyor. Süreç nereye gidecek?

·        Akansoy: Parti meclisimiz geçen hafta çok ciddi bir karar aldı ve Sayın Eroğlu’nun vizyonuyla Türkiye’nin alt yönetimi olmaktan öteye geçemeyeceğimizi ve bu vizyonla çözüme ulaşmanın imkansız olduğunu, bu çerçevede de müzakerelerde gerekli ciddiyeti göstermeyecekse görevi halka iade etmesi gerektiğini ortaya koydu. Kıbrıs sorununda oldukça kötü bir yönetimle karşı karşıya olduğumuzu, süreçten değil, daha fazla Saraydan kaynaklanan tıkanıklık ortaya çıktığını tespit etmiş bulunuyoruz. Bunları ortaya koyduğumuzda, “sizi de gördük siz de yapamadınız” gibi oldukça yanıltıcı, yönlendirici bir argüman ortaya koymaktadırlar. Sayın Talat iki yıl Hristofyas’la görüştü, Eroğlu da görüştü. Sayın Talat’ın yaptığı çalışmalarla, ortaya koyduğu işlerle, yaptığı dış temaslarla, kabul ettiği insanlarla, müzakerelerde elde ettiği kazanımlarla Sayın Eroğlu’nun neler yaptığına bakmak lazım. Hatta biz başarısızlığın o denli büyük olduğunu söylüyoruz ki bunu halkla bir şekilde paylaşmak gerektiğini, gerekirse Talat ve Eroğlu dönemindeki görüşme tutanaklarının bile halka açılması gerektiğini ifade ediyoruz.

 


 

“Sistemin mal sahibi UBP ve Eroğlu’dur”

 

·        Soru: Cumhurbaşkanı Eroğlu CTP-BG parti meclisi kararıyla ilgili bir değerlendirmede  bulundu ve cevap verdi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

·        Akansoy: Cumhurbaşkanı, UHH’yı kabulünde CTP’ye cevap verdi. Sadece bu görüntü bile başlı başına anlamlı. İnsana dejavu yaşatıyorlar. Halkımız kadar kendisi de CTP’nin “Anlaşma olsun da nasıl isterse olsun. Rum’un istediğini veriniz, bu iş bitsin” düşüncesinde olmadığını çok iyi bilmesine rağmen bunu sorgulayan bir açıklama yapıyor. Biz Sayın Cumhurbaşkanı’nın müzakere stratejisinin bize ciddi zaman kaybettirdiğini, efektif olmadığını ve Kıbrıslı Türkler’in federasyon isteğini öne çıkarmadığını ifade ediyoruz.

Biz federasyon inşası konusunda her türlü destek ve katkıya hazırız. Ancak kimse Kıbrıslı Rumların arkasına saklanarak, “onlar isteksizdir” diye müzakereleri tehlikeye atmamalıdır, diyoruz.

“Statüko, adadaki bölünmüşlük ve belirsizlik en çok Kıbrıslı Türkler’in aleyhinedir” görüşünde birleşiyorsak, bunun ortadan kalkması için dünyaya en çok bizim çalıştığımızı, en istekli bizim olduğumuzu, samimi olduğumuzu müzakere masasındaki adımlarınız, yapıcı önerileriniz ve samimiyetinizle ispatlamalısınız. “Benim de devletim var, benim de ayrı demokrasim var” gibi bir düşünceyle, “müzakereler koparsa kopsun” derseniz, müzakerelerden değil dünyadan koparsınız, ki bugünkü durum budur. Dünyanın anladığı dilden konuşmazsanız, dünyayı ayrılıkçı olmadığınıza inandıramazsınız, dışlanmaya, izole edilmeye devam edersiniz. Mesele budur. Görüşmeleri sürdürmek, bu yönde dünya devletleri ile işbirliği yapmak, Kıbrıslı Türkler’in dünyaya entegre olması için çalışmak ve bunun bu halkın en temel hakkı olduğunu savunmanın statükoculuk olduğunu, görüşmelerin haşhaş etkisi yaptığını ifade ediyor Sayın Özersay. Dünyadan dışlanmamak, izole olmamak, var olan kuşatılmışlığı daha da perçinlememek, dünyaya entegre olmak adına yapılan görüşmeleri “bugün sonuç alınamıyor ve ruh halimizi olumsuz etkiliyor” iddiasıyla kesmek, statükonun tuzağına düşmektir. Eğer müzakerecimiz görüşmeleri sürdürmeyi statükoculukla açıklıyorsa, bırakınız buradaki ciddi mantık hatasını, bu düşünce ile yol almak zaten mümkün değildir.

Statüko her ne kadar kendilerini rahatsız etse de bu sistemin mal sahibi UBP ve Sayın Cumhurbaşkanı’dır. Hiçbir siyasetçi, hiçbir insan kendi yaptığını bozmak istemez. Olay budur.

 

“FEDERASYON BİZİM İÇİN OLMAZSA OLMAZDIR”

 

Cumhurbaşkanlığı ve UBP’nin bu iş bitti “end game”, B planı, Tayvan modeli, “KKTC’nin adının değiştirilip tanınma arayışına girelim” gibi maceracı siyasetlerinin günümüzün çok kırılgan, uluslararası alanda güç kazanmaya çalışan Türkiye tarafından onay göreceğine inanmıyoruz. Ayrıca federasyon bizim için olmazsa olmazdır. Bunun hem siyasi, hem tarihsel, hem de coğrafik güçlü gerekçeleri vardır. Kırk yıldır federasyon görüşüldüğü iddiası da koca bir yalandır. Kırk yıldır masada ayrılıkçı önerilerin gidip geldiğini bilmeyen yok. Federasyon aynı zamanda pragmatik nedenlerle her iki halkın kabul edebileceği yegane ortak yoldur ve denge modelidir. Federasyon modelinin merkezinde Kıbrıslı Türkler vardır. Bunu herkesin iyi anlaması lazım. Biz CTP-BG olarak federasyon için mücadeleye devam edeceğiz. Biz müzakerelerin devamından yanayız ve tüm dünya bilsin ki, halkın beklentisini karşılama adına biz görüşeceğiz, yolumuza devam edeceğiz.

Sayın Hasipoğlu da yaptığı açıklamada konuya ne denli uzak olduğunu kendisi ortaya koyuyor. Hem varolan durum devam etsin arzusunda olacaksınız, hem de dönüp “ben müzakere ederim” diyeceksiniz. Cumhurbaşkanı’nın BM Genel Sekreteri’ne mektup yazarak uluslararası konferansta çapraz oyu kabul edeceğini belirtmiş olması CTP’yi şok etmez, haklılığını ortaya koyar. Cumhurbaşkanı, çapraz oyu neden bu kadar süre sonra kabul etti? BM Genel Sekreteri’nin “uluslararası konferansa gidebilmek için ana konularda uzlaşma gerekir” koşulu olmasına rağmen neden hemen kabul etmiyor da “bu konuyu konferansta konuşalım” diyor. Yani UBP zihniyeti BM Genel Sekreteri’nin beklentisini karşılamak yerine işi zora sokan adımlar atıyor. Zaten Hasipoğlu’nun dünya ile kavga eden siyaseti ile varacağımız yol, dünyadan Kıbrıslı Türkleri izole etmektir. Kıbrıs sorununu çözmek istemeyi “Kıbrıslı Rumlara hizmet etmek” diye niteleme düşüncesi bu ülkede çoktan iflas etti. Dolayısıyla yeniden üretilmesi de halktan bir karşılık bulmaz.

Sonuç olarak umutsuz olmaya gerek yok, biz ciddi şeyler kazandık. Artık 2004 öncesinde değiliz, Kıbrıslı Türkler Kıbrıs sorununun çözümünde etkin olabileceklerini, rol alabileceklerini, dünya ile ilişkilerinde başarılı olabileceklerini gösterdiler. Ciddi bir kapasitemiz var. Mücadelemizi sonuna kadar götüreceğiz. İkinci izolasyonist vakaya onay vermeyeceğiz.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1148 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler