1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'ÜLKEDE KAOSTAN ÖTE, TRAVMA YAŞANIYOR'
ÜLKEDE KAOSTAN ÖTE, TRAVMA YAŞANIYOR

'ÜLKEDE KAOSTAN ÖTE, TRAVMA YAŞANIYOR'

Demokrat Parti (DP) Gençlik Örgütü Başkanı Münür Öztürk, Kuzey Kıbrıs’taki durumun bir travma olduğunu söyledi ve Kıbrıs Türk Toplumu’nun travma sürecinin UBP-TKP hükümeti döneminde batan bankalarla başladığını ve Annan Planı ile devam etti

A+A-

 

 

DP Gençlik Örgütü Başkanı Münür Öztürk, Kuzey Kıbrıs’ta bir travma yaşandığını söyledi

 

“ÜLKEDE KAOSTAN ÖTE, TRAVMA YAŞANIYOR”

 

·        Toplumsal siyasetten uzaklaştıkça toplumun zaman içinde, siyasete ve siyasetçiye olan güveninin azaldığını görmekteyiz”

 

·        “Dünya tarafından kandırılmanın vermiş olduğu güvensizliğe, iç siyasetteki güvensizlik de eklenince toplumumuz dünyaya ve kendi kurduğu devlete karşı olan inancını yitirmiştir”

 

·        “Dünya bilmelidir ki Kıbrıs’ta iki toplum vardır ve Kıbrıslı Türkler en az Kıbrıslı Rumlar kadar eşittir. Bugün Kıbrıs Türkü’nü ada üzerinde görmezden gelen BM ve AB bu gerçeği kabul ettiği gün Kıbrıs’ta çözüm mümkün olabilir. Peki bizim bunu bekleyecek zamanımız var mı?”

 

   Demokrat Parti (DP) Gençlik Örgütü Başkanı Münür Öztürk, Kuzey Kıbrıs’taki durumun bir travma olduğunu söyledi ve Kıbrıs Türk Toplumu’nun travma sürecinin UBP-TKP hükümeti döneminde batan bankalarla başladığını ve Annan Planı ile devam ettiğini savundu.

   Öztürk, “Annan Planı sonrası, Kıbrıs Türkü bu kez parasını değil, dünyaya olan inancını yitirmiştir. Ne direk uçuşlar başlamıştır, ne serbest ticaret gerçekleştirilmiştir, ne de gençlerimize uygulanan spor ambargoları kaldırılmıştır. Dünya tarafından kandırılmanın vermiş olduğu güvensizliğe iç siyasetteki güvensizlik de eklenince toplumumuz dünyaya ve kendi kurduğu devlete karşı olan inancını yitirmiştir.” diye konuştu.

   Popülist yaklaşımların ve partizanlığın her geçen gün artarak devam ettiğini ve buna bağlı olarak toplumsal siyasetten her geçen gün uzaklaşıldığını söyleyen Öztürk, “Toplumsal siyasetten uzaklaştıkça da toplumun zaman içinde, siyasete ve siyasetçiye olan güveninin azaldığını görmekteyiz” dedi.

 

·        Soru: DP Gençlik Örgütü, yeni siyaset ve siyasette yeni dil arayışlarına nasıl bakıyor?

·        Öztürk: Ülkemizdeki siyasi yapıya baktığımız zaman; popülist yaklaşımlar ve partizanlıkların her geçen gün artarak devam ettiğini görüyoruz. Buna bağlı olarak toplumsal siyasetten her geçen gün uzaklaşıyoruz. Toplumsal siyasetten uzaklaştıkça da toplumun zaman içinde, siyasete ve siyasetçiye olan güveninin azaldığını görmekteyiz. Gerek DP gerekse DP Gençlik Örgütü kurulduğu günden beridir, oy kaybetme pahasına, toplumsal siyasete inanmakta ve toplumsal siyaset üzerine politikalar üretmektedir. Bu sebeplerden ötürü; ülkemizdeki mevcut siyasi yapıyı yeni siyaset anlayışıyla değiştirmek en büyük ideallerimiz arasındadır. Bugün birçok partinin dile getirdiği anayasa değişikliği ve başkanlık sistemi, DP’nin kurulduğu günden beridir hedeflerinin başında gelmektedir. Genel Başkanımızın genç olması ve partimizin gençleşen yapısına baktığımız zaman da DP’nin yeni siyasi anlayışla politikalar ürettiğini görürüz.

 

DEVLETE KARŞI OLAN İNANÇ…

 

·        Soru: Ülkenin içinde bulunduğu kaostan nasıl etkileniyorsunuz? Geleceğe dair düşünceniz nedir?

·        Öztürk: Ülkemizin içine düşmüş olduğu durum kaostan öte travmadır. Bana göre UBP-TKP hükümeti döneminde batan bankalarla Kıbrıs Türk Toplumu’nun travma süreci başlar. Bu süreç Annan Planı ile devam eder ve bugünlere kadar gelir. Annan Planı sonrası, Kıbrıs Türkü bu kez parasını değil, dünyaya olan inancını yitirmiştir. Ne direkt uçuşlar başlamıştır, ne serbest ticaret gerçekleştirilmiştir, ne de gençlerimize uygulanan spor ambargoları kaldırılmıştır. Dünya tarafından kandırılmanın vermiş olduğu güvensizliğe iç siyasetteki güvensizlik de eklenince toplumumuz dünyaya ve kendi kurduğu devlete karşı olan inancını yitirmiştir. DP olarak bu travmadan bir an önce kurtulmamız gerektiğini ve Kıbrıs Türk halkının bunu başarabileceğini biliyoruz. Bu düşünceler daha çok çalışarak ve daha çok üreterek hayat bulacaktır. “Kim gelirse gelsin bir şey değişmez”, “Böyle gelmiş böyle gider” gibi klişe olmuş sözlere inat,  DP’nin tüm organları bu bilinç ve inançla çalışıyor ve çalışmaya devam edecektir. 

 

DP’DE GENÇLERİN YERİ…

 

·        Soru: DP’de gençlerin yeri nedir?  Daha tecrübeli siyasetçiler parti içinde gençlere ne kadar yer açıyor?

·        Öztürk: DP kendi bünyesinde çalışmalar yürüten genç üyelerine her zaman inanmış, fikirlerine güvenmiştir. Başta genel başkanımız olmak üzere, tüm parti yetkililerimiz, biz gençler ürettikçe bizi daha çok üretmeye teşvik etmektedirler. Partimizin biz gençlere duyduğu inanç ve güven, ülke ve gençlik sorunlarına karşı, bizlerin daha motive bir şekilde çalışmasına sebep oluyor. Bunların yanında Ocak 2012 tarihinde gerçekleştirdiğimiz DP Genel Kurultayı’nda, kurultay kararı ile Gençlik Kolları’ndan Gençlik Örgütü’ne geçmemiz onaylanmış ve parti içinde gençlerimizin daha bağımsız siyaset üretmesine, siyasette daha çok söz sahibi olmasına olanak sağlanmıştır. Yine son kurultayımızda yapılan Parti Meclisi seçiminde; biri meclis divan üyeliği olmak üzere toplam on iki genç arkadaşımızı Parti Meclisi’ne gönderdik. Bunların yanında partimizin kurulduğu günden günümüze Merkez Yönetim Kurulu’nda (MYK) Gençlik Örgütü’nün bir kontenjanı bulunmaktadır. Kısaca DP gençlerine sahip çıkmaktadır. Bu sahip çıkma işe koyma anlamında sahip çıkma değil, ülke için, gençlerimiz için özgürce fikir sunabilmek ve siyaset üretmek şansının verilmesi noktasında sahip çıkmadır. Partimizin gençlerine güveni, ilk yapılacak seçimlerde gençlik politikalarını siz belirleyin diyecek kadar tamdır. Özellikle son dönemlerde akın akın DP saflarına katılan gençlerimiz DP’nin duruşunun yanında, gençlere de özde değer verilmesinin ürünüdür diye düşünüyorum. 

 


 

“Zihinlerin değişmesi gerekiyor”

 

·        Soru: Yeni anayasa tartışmaları var. Bu konudaki tutumunuz nedir ve herhangi bir çalışmanız var mı?

·        Öztürk: DP doksanlı yılların sonunda anayasa değişikliği için çalışmalar başlatmış ve meclise de önerge sunmuş tek partidir. Bu gün tartışılan anayasamızın değişmesi kaçınılmaz bir gerçektir. Ama ülkemizde anayasanın değişiminden çok zihinlerin değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Son dönemde yaşanan olaylara baktığımızda; kendi yasalarını tanımayan politikacılar, hükümet modelleri görürüz. Hükümet, görevi devraldığı günlerden bugüne aldığı bir çok kararı kendi yasalarını tanımadan hayata geçirmeye çalışmıştır. Bu yaptırımların bir çoğu anayasa mahkemesinden dönmektedir. Bugün ülkemizde yasalar herkese eşit ve adil bir şekilde uygulanmıyor. Şahsa göre yasa uygulaması, adaletsizliği doğurmakta, adaletsizliğin olduğu ülkelerde ise devlete olan güveni erozyona uğratmaktadır. Yani bu zihniyet değişmediği sürece “dünyanın en iyi anayasasını yapsak ne olacak” diye sormak lazım.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 928 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler