1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Uçan Süpürge Son Yılların En Cinsiyetçi Reklamlarını Seçti
Uçan Süpürge Son Yılların En Cinsiyetçi Reklamlarını Seçti

Uçan Süpürge Son Yılların En Cinsiyetçi Reklamlarını Seçti

Feminist Atölye: Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği, 2003’te kurduğu “Yerel Kadın Muhabirler Ağı” kapsamında “Demokrasi Yayında” adlı bir proje başlattı.

A+A-

Feminist Atölye (FEMA)

info@feministatolye.org

 

 

 

Reklamlar Ayrımcılığın Farkında Değil!

Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği, 2003’te kurduğu “Yerel Kadın Muhabirler Ağı” kapsamında “Demokrasi Yayında” adlı bir proje başlattı. Proje kapsamında gerçekleştirilen eğitimin ilk haftasında muhabirler televizyon, gazete-dergi ve internet medyasında yayınlanan reklamları kadın bakış açısıyla inceledi. Sonuç: Ana akım medyada gösterilen ve her dakika milyonlarca kişiye ulaşan farklı sektörlerden ürünlerin reklamları cinsiyetçi, hatta kadın düşmanı, heteroseksist ve çocuklara cinsiyet ayrımcılığını benimsetmek için mükemmel birer araç! Reklamlarda kadınlar iki grupta temsil ediliyor. İlki: çim, kahve, kan gibi inatçı lekeleri çıkaramadığı için matem tutan, çamaşır veya bulaşık makineleri kireçlendiği için mutsuz olan, doğum günleri veya anneler gününde mini fırın hediyesiyle mutluluktan uçan… İkinci grup ise; dondurmayla hazzın doruklarına çıkan, tüyü alınmış bacaklarıyla baş döndüren, makyaj, giyim, kuşam, saç ve ‘erkek tavlama’ dışında derdi olmayan… Eğitime İzmir, Ankara, Denizli, Samsun, Antalya, İstanbul, Eskişehir, Bursa, Gaziantep, Çanakkale ve Kuzey Kıbrıs’tan katılan muhabirlerin kendi seçtikleri reklam yorumlarından bazıları şöyle:

Ayça ONURALMIŞ, Ankara/ İstikbal Halı reklamı
“Reklamdaki kadın dışarıda çalışıyor olsa da ev işlerinin de onun görevi olduğu hatırlatılıyor. ‘Dırdırcı’ kadın evdeki sorunun kaynağı gibi yansıtılıyor. Kadın bir yandan ev işlerini yaparken, bir yandan da erkek iktidarına karşı çıkmaya hazırlanıyor. Ama yapamıyor, çünkü reklamcılar dahil bunun gerçekleşebileceğine inananlar toplumun çoğunluğunu oluşturuyor. Kadın halıya bastığı an, haksızlığa uğradığı, yanlış bir şeylerin olduğu hissi ortadan kalkıyor; hatta içinden televizyonun karşısında ayaklarını uzatıp oturmuş olan eşine bir çay daha getirmek geliyor. Ev işlerinin yanında, erkeğe hizmetin de işi olduğunu düşünüyor. Halıya basıp sakinleştiğinde haline itiraz etmekten vazgeçtiğinde erkek dış ses devreye giriyor ve kadına yaptığı etki üzerinden halının özelliklerini anlatıyor. Kadın halıya basmayı bıraktığı anda tekrar söylenmeye başlıyor. Ancak bir yandan da ‘görevini’ yerine getirmeye devam edecek gibi görünüyor. Reklamın sonundaki “Bu halıda istikbal var” ifadesinde de ‘mutluluk, evliliğin geleceği’ kadının sakinleşmesine, susmasına, durumu kabullenip ‘işini’ yapmaya devam etmesine bağlanıyor. Kadının parmağındaki alyansa da dikkat: Zaten evli olmama ihtimalleri yok! Duvarlarındaki saatin de 21.00’i geçtiği gözümüzden kaçmadı. O saatte bir kadın evde olmayacak da nerede olacak? Evde ve mutfağında olacak tabii! En cinsiyetçi reklamlar sıralamamızda ilk sırada.”

Ayda CANBAZ, Bursa / Nestle Nesfit reklamı
“Kadın Nesfit tüketerek fazla kilolarını veriyor ve kendine güveni artıyor, böylece mutlu oluyor. Hatta forma girmesi ve güzelleşmesi sonucu kadın bedeni, erkeklerin bir haz ve seyirlik nesnesine dönüşüyor. Reklamda kadının giysisinin modeli, zayıfladıkça değişiyor; ‘forma girdikçe giysileri de daha açık’ oluyor. Kadın, kendinden memnun olmadığı zamanlarda kendini yatak odasındaki aynada seyrediyor. Ne zaman ‘forma giriyor’, işte o zaman gizlendiği odadan çıkıp özgüvenle dolaşıp neşe saçmaya başlıyor. Ve tabii bir erkek tarafından seyrediliyor bu arada. Kadın bedeni, güzelliğin kurallarının erkekler lehine tanımlanmasını sağlayan bir araca dönüştürülüyor. Kadının erkeğin seyrine sunulduğu reklamlarda kadınlar seyirlik bir nesne halini alıyor. Fit olmak zorunda değiliz; yeter ki, bakış açımız ‘fit’ olsun.”

Ayşe DÖNER, Gaziantep / Molped reklamı
“Bu ürünün reklamlarında ‘Delikanlı kızlar Molped kullanır’ sloganı kullanılıyor. Kadınların gücünü, direncini veya cesaretini anlatmak için sarf edilen ‘delikanlı kız’, ‘erkek gibi kadın’ benzeri ifadeler cinsiyet ayrımcılığının dilimize sinsice yerleştiğini gösteriyorum. Bu ifadeleri kullanarak güya kadınlar övülüyor! Oysa kadınları övmenin ölçüsü, yani övgüyü hak eden davranış kriteri erkeklikle özdeşleştirildiğinde ortaya çok ayrımcı bir dil çıkıyor. Bizler haberlerimizle bu ayrımcılığı deşifre etmeye devam edeceğiz. Bu haberler, bu reklamlar başka türlü de yapılabilir, kadın düşmanlığına gerek yok.”
Bahanur ALİŞOĞLU, Eskişehir / Goodyear lastik reklamı
“50 yıl önce çekilmiş olan bu reklam, bugünkü reklamlardan hiç de farklı değil, demek ki reklam sektörünün kadınlara bakışı bir adım bile ileriye gidememiş. Döneminin erkek egemen Amerikan rüyasının da izlerini taşıyan bu reklamda verilen ilk mesaj, “erkekler kadınlardan daha iyi araba kullanır” klişesi. Reklam iki erkeğin yorum yapmasıyla başlıyor ve ardından sözde bir mizahla konu kadına geliyor. Övdükleri ürüne, araya kadını bir mizahi obje olarak katıp sohbeti şöyle sürdürüyorlar: “Polyglass kat edilen yollardan fazlasıdır. Özellikle karınız yalnız başına araba sürmek zorunda kaldığında.” Reklama bir kadın girer –araba sürerken temkinli, sürekli etrafına bakan ve yol işaretlerini geç anlıyormuşçasına davranan bir kadın. Ardından reklamın finali: “Kadınlar teker üstündeyken, Polyglass kat edilen yollardan fazlasıdır.” Bu reklamın elle tutulur bir yanı olmadığı açık. Reklam ancak konuşan müşterilerden en azından birinin kadın olması ve burada mağdur duruma düşenin kadın olmaktan çıkarılmasıyla iyileştirilebilir. ‘Mesele bireyin kendisi ve becerileridir; cinsiyetle ilgisi yoktur!’ mesajının verilmesi lazım. Yoksa bir elli yıl daha…”

Beran ERKMEN KUFİ, Lefkoşa / Omo deterjan reklamı
“İnternette, her gün medyadan izlediğimiz çeşitli reklamları tararken temizlik ürünü Omo'nun 70'li yıllarda yayınlanan bir reklamı ilgimi çekti. Reklamlarda kadının rolü o zaman da aynıymış: temizlik, çocuk bakımı ve yemek pişirmek. Temizlik ürünü ve gıda reklamlarındaki kadın imajı en çok anne ve eş olarak güzel, bakımlı, saçlar yapılı, sağlıklı ve formda kadınlar olarak sunuluyor. Kadınlar bu reklamlarda genellikle beyaz giyiniyorlar, görüntülendikleri mekanlar alışveriş merkezleri, mutfak ve banyolar. Kadınlar ev işi yapmaktan memnun, mutlu gülen yüz ifadeleriyle, kendilerine olan güvenlerini bu işlerle sağladıklarını belirtiyorlar. İşte çizilen bu ‘ideal’ dünya, aslında kadının üzerine yıkılan eşitsiz iş dağılımını görünmez kılıyor.”

(devamı haftaya)

 


Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD) II. Avukat Eğitimi

Feminist Atölye olarak,  22-23 Eylül 2012 tarihleri arasında SPoD tarafından İstanbul’da, LGBT Haklarına İlişkin Ulusal ve Uluslararası Mevzuat ve İçtihatlarına yönelik gerçekleştirilen ikinci avukat eğitimine katıldık. 2011 yılından bugüne değin LGBT hakları alanında faaliyet gösteren dernek, sadece kimlik eksenli değil aynı zamanda sosyal politikalar temelinde de hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi için çalışmalarını sürdürmektedir. Bu amaç doğrultusunda cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinden kaynaklanan her türlü şiddet, baskı, sosyal dışlanma ve ayrımcılık ile ilgili veri oluşturmak ve bu alanlarda ortaya çıkan ayrımcılık biçimlerini engellemek için girişimlerde bulunulmaktadır.

SPoD’un çalışma alanları ekonomik ve sosyal haklar, hukuk ve adalete erişim, akademi ve siyasi temsil olarak sayılmaktadır. Hukuk ve adalete erişim alanına yönelik gerek mevzuat çalışması gerekse mesleki alanda faaliyet gösteren avukatların LGBT haklarına yönelik bilinçlenmesini hedefleyen eğitim programlarının ikincisine eğitici olarak İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. İdil Işıl Gül, avukat Fırat Söyle ve avukat Özlem Ayata katıldı. Sözü edilen eğitim bünyesinde:

·        Temel insan haklarına ilişkin bilgilendirme,

·         Avukat-müvekkil ilişkilerinde LGBT duyarlılığını geliştirme,

·        Uluslararası hukukta LGBT haklarına yönelik geliştirilen düzenlemelerin tespiti,

·        LGBT hakları alanında oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları,

·        Türkiye’den dava örneklerinin değerlendirilmesinin yanı sıra, vaka analizi çalışmaları yapılmıştır.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 826 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler