1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Uçak bileti fiyatlarına kota konulmalı'
Uçak bileti fiyatlarına kota konulmalı

'Uçak bileti fiyatlarına kota konulmalı'

EKONOMİ SOHBETLERİ

A+A-

“Uçak bileti fiyatlarına kota konulmalı”

 

Dilek ÖNCÜL

Yaz aylarındayız. Aklımıza tatil düşünce, soluğu Bir Renk Turizm’de alıyoruz bu hafta. Acente sahibi Öcen Bökeyhan, geçmiş yıllara göre, satışlarında %30 azalma olduğunu söylüyor. Bu düşüşü ülkede yaşanan ekonomik krize ve moral bozukluğuna bağlayan Bökeyhan, turizm acenteleri olarak en büyük sorunlarından birinin denetimsizlik olduğuna vurgu yapıyor...

·        Yenidüzen: Öncelikle acentenizi tanıyalım...

·        Öcen Bökeyhan: Firmamız Bir Renk Turizm. Mart 2001’de açtık burayı. Turizmle uğraşıyoruz. Yolcu götürüyoruz. Otel konaklaması veriyoruz. Uçak bileti kesiyoruz. Yani turizmin her dalında varız.

 

·        YD: Genel anlamda sıkıntılarınız neler?

·        Bökeyhan: Denetimsizlikle ilgili çok büyük sıkıntılarımız var. Çünkü bir uçak biletini pekala 200 TL’ye verebildiğimiz gibi 600-700 TL’ye de verebiliyoruz. Aynı uçuş, aynı yol. Yani buna bir kota konması lazım. Hani bir saat 10 dakikalık uçuşun, uçak dolu olsa bile, mesela 400 TL’yi aşmaması lazım; aşabiliyor. Herşey de hava yolunun isteğine göre. Bazı günler fiyatlar 700 TL’yi buluyor,  bazı günler 630 TL’de kalıyor, bazen 742 TL’ye çıkabiliyor; böyle bir denetimsizlik var yani.

“SATIŞLARIMIZDA %30 AZALMA VAR”

 

·        YD: Ülkedeki ekonomik durum satışlarınızı ne oranda etkiliyor?

·        Bökeyhan: Geçmiş yıllara göre %30 gibi bir azalma var, özellikle bu sene. Ekonomi de etkiler moral bozukluğu da etkiler zannederim. Zaten turizmi en ufacık esen bir dal bile etkiler. Bir taraftan baktığınızda işte Merkez Bankası özelleştirilecek; o gerginlik var insanlarda. Diğer tarafta üç ay maaş alamayan Lefkoşa Türk Belediyesi çalışanları. Onların alır mıyız, almaz mıyız gerginliği var. Herkes, her şey birbirine zincirleme devam eder. Ekonomi bozuk ama moraller de çökmüş durumda. İnsanın morali düzgün olacak da tatil düşünsün, eğlence düşünsün, yesin-içsin. Şimdi yok öyle bir şey. Yani biraz durgunluk var.  Bizim en yüksek sezonumuz Haziran, Temmuz, Ağustos’dur, Haziran’da ilginçtir yakaladık bir önceki seneyi ama Temmuz öyle gitmiyor. Temmuz biraz daha durgun gidiyor, ki daha iyi gitmesi gerekirdi.

 

·        YD: Acente olarak bağlı olduğunuz bir kuruluş vardır herhalde. Size ne oranda katkı koyuyor?

·        Bökeyhan: Biz KITSAB’a dahiliz. Kıbrıs Türk Seyahat Acenteleri Birliği’nden gerekli yardımı alabiliyor muyuz sorusunun yanıtı zannederim bende Hayır’dır. Benim unutamadığım, anım gibi bir olay var. Türkiye’de bir acente ile çalıştık bir süre önce. Bu acenteden bilet aldık. Ama bu insanlar bizi dolandırdılar. Kredi kartımızdan fazla para çektiler. Yolcularımızın yerlerini iptal ettiler. Neyse bunları öğrendik, tekrar bilet kestik, yolcular mağdur olmadı ama tabii bunu insan ilk olarak bağlı olduğu kuruluşa bildirir ve ondan bir yanıt gelsin bekler. Konuyu sözlü olarak bildirdik, yazılı olarak bildirdik. O gündür bu gündür bekliyoruz. Üstünden altı ay geçti, daha biri bizi aramadı. Türkiye’de TÜRSAB var.  Gerekirse ben TÜRSAB’a da mail atarım; ben mağdur oldum başkası olmasın diye, yok ki aman şikayetim var. Türkiye’de muhatap bir acente bulamazsın. Bizim Turizm Bakanlığımız da o yetkide değil. Türkiye’deki acenteyi bulsun, paranı geri alsın falan. Örgütümüz de öyle güçlü bir örgüt değil. Ama ilgilenseler, deseler ki bu oldu, tamam. Ama hiç ilgilenmediler bile. Bilmem artık benden sonra kimi dolandırırlar. Çünkü ordaki şirket çalışmaya devam ediyor. Yani internet ortamında bu şirket hâlâ daha var.

“KITSAB DAHA ÖRGÜTLÜ ÇALIŞMALI”

 

·        YD: KITSAB nasıl çalışmalı sizce, ne yapmalı?

·        Bökeyhan: Daha örgütlü çalışmasını isteriz. Yaptırım gücü olması gerektiğini düşünüyorum. Zannederim kopukluk şurda; bir türlü acenteleri biraraya toplayamıyor bu örgüt. Tabii bu sadece örgütün suçu  değil. Acenteler, güvenmedikleri için, yıllardır bir şey yapılmadığı için bananeci oldular, kimse gitmek istemez. İnsanlar uğraşmaz değil hani bir araya toplayalım yemek verelim ama acentelerin artık güveni kalmadı. Dolayısı ile herkes kendi başının çaresine bakmaya başladı. Biraz daha organize olmak gerekir ama tabii tek taraflı da olmaz. Acentelerin de örgütün de taşın altına elini koyması lazım.

 

·        YD: Turizm Bakanlığı yerli turizmi teşvik için bir kampanya başlattı...

·        Bökeyhan: Gördüm. O kampanyayı kime ve neye danışarak başlattılar. Ben Bir Renk Turizm olarak böyle bir çağrı almadım, KITSAB’dan da böyle bir bildirim almadım. Almam gerekirdi. Böyle bir şey olduğunu gazetede okudum, haberlerde dinledim. Bu da danışıklı dövüştür diye düşünüyorum. Yani eğer sen hükümet olarak, Turizm Bakanlığı olarak böyle bir karar alıyorsan en büyükten en küçüğe kadar bütün acenteleri dahil etmek zorundasın. O zaman ben senden şüphe duyarım; sen bu işten komisyonluk mu aldın, niye onları koydun? Peki biz nerdeydik? Kendim için değil, bütün acenteler için soruyorum. Dolayısı ile soruyorum; nerde Turizm Bakanlığı. Demek ki o üç-beş acente için varmış.

“ÖZELLEŞTİRME AMACINA UYGUN YAPILMALI”

 

·        YD: Ercan havalimanının özelleştirilmesi düşüncesine nasıl bakıyorsunuz?

·        Bökeyhan: Ercan’ın özelleştirilmesi eğer bizim için daha iyi olacaksa benim için özelleştirilmesinde bir sakınca yok. Ama denetimi kim yapacak. Tabii ki bazı yerlerin özelleştirilmesi gerekir, hükümetin üstünde çok büyük sorunlar olmaması gerekir. Bu hangi dönem hükümeti olursa olsun. Ama bu özelleştirme yapılırken kimse mağdur olmadan mı yapılıyor yoksa herkes kafasına göre, ben günü kurtarayım, hükümette kalmaya devam edeyim mi diyor. Ben insanların mağdur edilmeyeceğine inanmıyorum. Bu işlerde birilerinin ekmeğine yağ sürülmeyeceğine de inanmıyorum. Dürüst bir özelleştirme ise ben özelleştirmeye karşı değilim. Ama dürüst olacak, çıkar sağlanmayacak. Ercan’da çıkış yaptığınız lavabo ve tuvaletler inanılmaz kötü durumdadır. Düşünün turistin ülkemize geldiği, ziyaretine başladığı yer orasıdır. İlk eksi puanı orda almaya başlıyoruz biz zaten. Özelleştirmede bunlar düzelecekse, insanlar da mağdur edilmeyecekse, benim için problem yok. Özelleştirme ille ki kötü bir şey değil. Ama amacına uygun olarak yapılırsa kötü değil.

 

·        YD: Eklemek istediğiniz...

·        Bökeyhan: Toplumlarda, ailelerde ve bireylerde yaşam standardını belirleyen ekonomidir. Bizde insanlar bir çıkar için, kendini gösterme için, oy almak için  koştururlar. Bir ekip oluşturup da ekonomi için ne yapabiliriz, konuşulmaz. Bütün Dünya’da ekonomi kötüye giderken insanlar bir numara olarak ekonomiyi öne çıkardılar. Peki bizimkiler ne yapıyor. Tek tek mi düzeltecekler. Ercan’ı özelleştirip düzeltecekler, Kooperatif Bankası’nı özelleştirip düzeltecekler; olmaz. Ekonomi nereye gidiyor? Bunun için ne yaptılar? Bize dediler ki bir gün, Turizm Bakanlığı ile Türkiye’nin ortak bir anlaşması oldu, size iş yerinizi yenilemeniz, bilgisayarlarınızı yenilemeniz için teşvik vereceğiz. Siz bu teşviğin kurallarını yerine getiriseniz en fazla 50 bin TL alabilirsiniz ilgili bankalardan. 2 sene veya 5 senede ödeyeceğiz ve normal standart faizin yarısını devlet ödeyecek, yarısını da biz. Üç turizm acentesi bu teşviği aldık. Bunlardan biri bizim acente. Bankaya gittik, bize dediler ki 50 bin TL’yi yatıracaksınız bankaya ve biz size 50 bin TL vereceğiz. İki sene bankada teminat olarak kalacak o 50 bin TL veya ödeyeceğiniz zaman zarfı kadar ve borcunuz bittiğinde  siz yatırdığınız 50 bin TL’yi geri alacaksınız. E zaten acentenin 50 bin TL’si varsa niye gidip bu teşviği alsın. Araba kabul etmiyor, ev-arsa kabul etmiyor. Nakit para olarak istiyor, mal ipoteği yerine. Ne anladık biz bu işten. 1 buçuk iki sene sonra aradılar Ekonomi Bakanlığı’ndan ve sordular bakalım ne yaptık. Dedim hiiiç. Parayı aldık obür taraftan koyduk bu tarafa, beklerik iki sene geçsin de 50 bin TL’yi alıp iş yerimizi yenileyelim. Neden? Çünkü sen bankaları denetlemedin. Ama turizme teşvik verdiler, bol bol ilanlar... Sizce verdiler mi?





“Turizm Bakanlığı’nın var olduğuna inanmıyorum. Sadece göstermelik”

 

·        YD: Turizm Bakanlığı’ndan beklentileriniz neler?

·        Bökeyhan: Turizm Bakanlığı’ndan çok büyük bir beklentimiz yok. Çünkü olabilecek bir şey olduğuna inanmıyoruz. Turizm Bakanlığı ne yapmalıdır diye bana sorarsanız , her şeyden önce bir denetim mekanizması olması gerekir. İşte burada 5 tane hava yolu var. Havayolları birbirlerine bakar ve der ki işte Atlas Jet’in uçuşu bugün çok yüksektir, atıyorum 500 TL. İki dakika içinde hemen Pegasus, Onur Air ve Türk Hava Yolları’nın da fiyatları artar. Peki ama gerçekten Atlas Jet’in bu uçağı dolu mudur, 500 TL değerinde bilet mi var orda, bunu kim denetler; kimse...  Dolayısı ile biz ne bekleyelim Turizm Bakanlığı’ndan. Yani tamam, orda otururlar, fuarlara giderler, çok güzel açılışlar yaparlar. E tamam mıdır? Onlara göre evet, bana sorarsanız Turizm Bakanı nerdedir ya da Turizm Bakanlığı nerdedir?  Ben göremedim. Bilmem diğer acenteler memnun mu ama bir Turizm Bakanlığı’nın var olduğuna inanmıyorum ben. Sadece göstermelik.

 




“Direkt uçuşlar mümkün olursa ekonomik uçuşlar başlayacak”

 

·        YD: KKTC’ye direkt uçuşlar mümkün olsa sizin açınızdan ne değişir?

·        Bökeyhan: Her şeyden önce rekabet gelecek, denetim gelecek. Herkes istediği  fiyatı uygulayamayacak. Firmalar birbirlerini denetlemek zorunda kalacak. Mesela Pegasus Ercan’dan İstanbul’a gidecek, İstanbul’dan da Londra’ya gidecek; bu 6 saatlik bir uçuş zamanı demektir. Yani bir uçağın 6 saat başka hizmet verememesi demektir. Eğer direkt uçuş mümkün olursa iki saat daha az yolculuk yapacak. Bu iki saat demek uçağın para kazanması için havada olması demektir. Yani direkt uçuşlarla ekonomik uçuşlar başlayacak Adamıza. Çünkü Touch Down demek indiğin yerde tekrar para vermen demektir. Dolayısı ile daha ekonomik olacak uçuşlar.

 


Bir cümleyle

Ekonomi: Para

Para: Ekonomi

Döviz: Dengesizlik

Hükümet: Masal

Özelleştirme: Çıkar

Turizm: Umut

Medya: Gelecek

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 876 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler