1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. “Üç Kıbrıslıtürk’ün Aredyu’dan kaçırılmasında Kıbrıslırum bir iş insanıyla polis parmağı…”
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

“Üç Kıbrıslıtürk’ün Aredyu’dan kaçırılmasında Kıbrıslırum bir iş insanıyla polis parmağı…”

A+A-

***  POLİTİS gazetesi “Kıbrıs: Cezalandırılmamış Suçlar Dosyası”nda Aredyu’dan kaçırılıp “kayıp” edilen üç Kıbrıslıtürk’le ilgili ulaştığı bilgileri yayımladı…

 

Lefkoşa, 10 Ağustos 2018 (T.A.K): Politis gazetesi geçmişten bir olayın yayımlandığı “Cezalandırılmamış Suçlar” adı altındaki haberleri kapsamında, bugün, Aredyu köyünden kaçırılıp öldürülen üç Kıbrıslıtürk’ün hikayesine yer verdi.

Gazete 1963 yılında Aredyu’nun 265 Kıbrıslırum, 90 da Kıbrıslıtürk’ün karma olarak yaşadığı 355 nüfuslu bir köy olduğunu yazdı. Gazete Kıbrıslıtürkler’in sayıları az olsa da büyük tarım arazilerine sahip olduğunu ekledi.

29 Aralık 1963 yılında Deftera polis karakolundan iki polisin, Aredyu’da Naim Hüseyin (18), Salih Mehmet (55) ve Kemal Hüseyin’i (34), köydeki Kıbrıslıtürkler’in iyi olduğunun tespit edilmesi için Cumhurbaşkanı Yardımcısı Dr. Fazıl Küçük’e götürecekleri gerekçesiyle evlerinden aldığını kaydeden gazete, bahse konu kişilerin ailelerinin daha sonra polise verdiği ifadede, iki polisten birinin; çavuş olanının adını da verdiğini belirtti.

Polise göre, kaçırılanların ailelerinin, olayın ardında Küçük ile iletişime geçtiğini kaydeden  gazete, Küçük’ün olaya ilişkin bilgisinin olmadığını belirttiğini aktardı. 

O günlerde Naim Hüseyin, Salih Mehmet ve Kemal Hüseyin’in ailelerinin, “tutuklama” konusunda endişelenmelerinin haklı olduğunu, çünkü 23 ve 27 Aralık tarihlerinde Aredyu’da Şevket Cemal (34) ve Niyazi Cemal’ın (39) da “ortadan kaybolduğunu” belirten gazete, Kıbrıslırum polisinin, 2010 yılında sadece 29 Aralık 1963 tarihinde kaçırılan üç Kıbrıslıtürk’le ilgili olayı araştırmaya başladığını kaydetti.

Gazete, “Daha önce adı geçen iki kişinin (Şevket Cemal ve Niyazi Cemal) kalıntılarının bulunamadığını, diğer üç Kıbrıslıtürk’ün kalıntılarının ise (Sevgül Uludağ’ın, gömü yerinin bulunmasında belirleyici rol oynamasıyla) 2008 yılında Tseri’de (Bilen) bir kuyu içerisinde bulunduğunu” belirtti.

(Okurlarımıza not: Şevket Cemal’ın kalıntıları, Koççinodrimitya’da bir Kıbrıslırum okurumuzun yardımlarıyla Kayıplar Komitesi yetkililerine göstermiş olduğumuz sıra kuyularda bulunarak kimliklendirildi ve ailesi onu askeri törenle 2015’te Lefkoşa Şehitliği’ne defnetti… Sevgül Uludağ).

29 Aralık 1963 gecesi içerisinde arka koltukta üç Kıbrıslıtürk ve ön yolcu koltuğunda baş şüphelinin olduğu Polis aracının, (köyün eski sakini) Kallitsi’nin tarlalarının bulunduğu bölgeye ulaşmak üzere Tseri’den geçtiğin görüldüğünü kaydeden gazete, polise göre, iş insanı olduğu söylenen baş şüphelinin, köyün bilindik şahsiyetlerinden,  “Tseri” milis grubunun başı olduğunu ve artık hayatta olmadığını yazdı.

Bir komşunun ifadesine göre baş şüphelinin, Kallitsi’nin tarlalarında, yurtdışından getirdikleri yeni silahlar deneyecekleri ve atış sesi duyarlarsa endişelenmemeleri söylediğini aktaran gazete, köyün bir başka kadınının ise, sürüsünü Kallitsi’nin tarlalarına götürürken baş şüphelinin, kendisini, yönüne değiştirmeye mecbur ettiğini anlattığını aktardı.

Üç Kıbrıslıtürk’ün soğukkanlılıkla öldürülüp bir kuyuya attığını, ardından hayatta olmayan Tserili ekskavatör sahibi bir başka kişinin kuyuyu kapattığını aktaran gazete, bir Tseri sakininin, ekskavatör gelmeden önce kayın pederinin bölgeden geçtiğini ve kuyu etrafında kan izleri ve öldürülenlerin kişisel eşyalarını gördüğü anlattığını aktardı.

Öte yandan (gazetenin iletişime geçtiği) Tseri ve Aredyu sakinlerine göre bölgenin milis güçleri grubunda baş şüpheli dışında, baş şüphelinin kardeşi (hayatta), bir Tseri sakini (hayatta) ve bir Ergaton sakini (hayatta) ve bir Agrokipya sakininin de yer aldığını yazan gazete, bu gruba Deftera polis karakolundan iki tane de polisin dahil olduğunu belirterek, öldürülenlerin ailelerinin bu polislerden birinin ismini verdiğini belirtti.

Gazete kısaca suç grubunun en az 7 kişiden oluştuğunu yazarak, Aredyu sakinlerinin, baş şüphelinin, 27 Aralık 1963 yılında kaçırılan ve köy mezarlığı karşısında öldürülen Kıbrıslıtürk Niyazi Cemal’ın öldürülmesinden sorumlu olduğunu anlattıklarını yazdı.

Haberde, Niyazi Cemal’in kaybolması ve kardeşi Şevket Cemal’in de Koçinotrimitya’dan Kıbrıslırum çavuş tarafından öldürülmesiyle ilgili ayrıntılara yer veren gazete, bahse konu çavuşun, 10 yıl sonra, EOKA-B üyesi olduğu ve darbe sırasında öldüğünü belirtti.

Gazete, suç grubundaki 7 kişiden sadece 2’sinin daha sonra EOKA-B’ye girdiğini  de belirtti.

Haberinde tanıklıklara göre baş şüpheli hakkında bilgiler aktaran gazete, bu kişinin, Kıbrıslıtürkler’in bölgeden ayrılmasının ardından sonra geride kalan hayvanlarının yarısını çaldığından söz etti.

Gazete Kıbrıslıtürkler’e ait hayvanların Aredyu’dan çalınarak Tseri’ye kamyonlarla götürüldüğünü ve köy meydanına indirildiğini, bu operasyonun da Kıbrıslırum polisinin yardımlarıyla ve yolu kesmesiyle gerçekleştirilmiş olduğunu, Aredyu’da Kıbrıslıtürkler’e ait evlerin de soyulduğunu aktardı.

POLİTİS muhabiri Mihalis Theodoru, yayımladığı haberde, Aredyu’dan beş Kıbrıslıtürk’ün “kayıp” edilmesiyle birlikte Aredyulu Kıbrıslıtürkler’in köyden göç etmek zorunda kaldıklarını, Naim Hüseyin’in annesinin zaman zaman köye giderek oğlunun akibetini araştırdığını da yazdı.

 

1-013.gif

 

(TAK Ajansı Rumca Haber Bülteni’nden ve POLITIS’teki haberden – Mihalis Theodoru – 10.8.2018)

 


 

FİLELEFTHEROS: “Kayıplar Komitesi taktik değiştirecek…”

 

Lefkoşa, 10 Ağustos 2018(T.A.K): Kayıp Şahıslar Komitesi’nin (KŞK) Kıbrıs’taki “kayıplar”ı bulma çabalarının geçmişteki kadar iyi sonuç vermediği ve komitenin “taktik değiştirme yoluna gideceği” iddia edildi.

Fileleftheros gazetesi: “KŞK Taktik Değiştiriyor – Nestoros: Eylülden İtibaren Daha İyi Sonuçlar” başlıkları altında verdiği haberinde, Kıbrıs’taki kayıpların bulunması çalışmalarını yürüten Kayıp Şahıslar Komitesi’nin (KŞK) bu çalışmalarına ilişkin 31 Temmuz tarihinde bir rapor yayınladığını belirtirken, Komite’nin, çalışmalarının eski verimliliğini ve sonuç getiriciliğini yitirdiği için taktik değiştirme yoluna gideceğini iddia etti.

Gazete, KŞK’nın bugüne kadarki çalışmalarını bilgi edinme felsefesine dayandırdığını ve kayıplara ilişkin elde ettiği ihbar ve bilgiler ışığında hareket ettiğini belirtirken, ancak son yıllarda elde edilen bilgilerin sayısında ve doğruluğunda azalmalar yaşandığını yazdı.

Gazete, KŞK’nın Kıbrıslırum Üyesi Nestoras Nestoros’un gazeteye yaptığı açıklamada, Komitenin çalışmalarının Eylül ayından itibaren daha iyi sonuçlar getireceğini umut ettiğini belirttiğini ancak ayrıntıya girmekten kaçındığını yazdı.

Habere göre Nestoros, KŞK’nın çalışma şeklinde birçok şeyin değişeceğini belirterek şunları söyledi: “Çalışma şeklimizi değiştirdik. Hem araştırma hem de kazılar konusunda farklı bir yaklaşım mevcut. Kazılar konusunda da iyileşme olacak.”

Gazete, Nestoros’un bu açıklamasına ilişkin ayrıntıların Eylül ayında netleşeceğini belirttiği haberinde, KŞK tarafından 31 Temmuz tarihine kadarki çalışmalara dair açıklanan raporda yer alan bilgilere de ayrıntılarıyla yer verdi.

Habere göre KŞK’nın raporunda özetle, 2018 yılına kadarki sürede, kayıplar listesinde yer alan 2 bin 2 kişinin bin 211 tanesinin kalıntılarına ulaşıldığı, 889’unun ise kimlik tespitlerinin yapıldığını vurgulandı.

Aileleri tarafından öldükleri bilinen ancak nerede gömülü oldukları bilinmeyen ve kazılarla kalıntılarına ulaşılan 148 kişinin bu listede yer almadıkları vurgulanan raporda, 2018 yılında 32 kaybın kimlik tespitinin yapıldığı ifade edildi.

(TAK Ajansı Rumca Haber Bülteni’nden – 10.8.2018)

Bu yazı toplam 494 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar