1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'UBP’nin artık bu ülkeyi yönetme hakkı yok'
UBP’nin artık bu ülkeyi yönetme hakkı yok

'UBP’nin artık bu ülkeyi yönetme hakkı yok'

CTP-BG Genel Başkanı Özkan Yorgancıoğlu, UBP’nin aldığı her kararın halkın aleyhine olduğunu, halkın çıkarlarını gözetmediğini söyledi “UBP’nin artık bu ülkeyi yönetme hakkı yok” · “UBP’nin artık bu ülkey

A+A-



CTP-BG Genel Başkanı Özkan Yorgancıoğlu, UBP’nin aldığı her kararın halkın aleyhine olduğunu, halkın çıkarlarını gözetmediğini söyledi

 

“UBP’nin artık bu ülkeyi yönetme hakkı yok”

 

·        “UBP’nin artık bu ülkeyi yönetme hakkının olmadığını da düşünüyoruz. Çünkü UBP’nin aldığı her kararın halkımızın aleyhine olduğunu, halkımızın çıkarlarını gözetmediğini, buradaki hükümet görevlerini yerine getirmediği için başkalarının bizimle ilgili karar ürettiğini de üzülerek görüyoruz. Bu bakımdan da bu hükümetin bir an önce gitmesi gerektiğini düşünüyoruz”

 

·        “UBP hükümeti iktidarda kaldığı her gün halkımızı olumsuz etkilemektedir. Bütün sektörler ayaktadır, işadamları, sanayiciler, esnaf, sendikalar rahatsızdır, hatta UBP içindeki bazı milletvekilleri bile hükümetin yanlışlarından duydukları rahatsızlıklarını zaman zaman kamuya dile getiriyor. Böyle bir hükümetin topluma nasıl yararı olur merak ediyorum”

 

·        “Bizim insanlarımızdan istediğimiz bizim dönemimizle bugünkü dönemi karşılaştırmalarıdır. Eğer bu karşılaştırmayı objektif bir şekilde yaparlarsa UBP’nin yönetme yetisiyle, CTP’nin yönetme yetisi arasındaki farkı çok net göreceklerdir. Partimizin alternatif olmak gibi bir durumda olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. En güçlü,en disiplinli, toplumun çıkarlarını en çok gözeten parti olarak da bunun mümkün olduğuna inanıyorum”

 

·        “Biz ülkemizdeki stratejik kurumların özelleştirilmesinin doğru olmadığını düşünüyoruz. Hele hele Elektrik Kurumu gibi serbest rekabet koşullarına açılmasının  mümkün olmadığı ve AB’deki küçük ülkelerin bazılarında bile bu konuda özelleştirme dışında tutulmalarıyla ilgili komisyon kararı varken bu kurumların özelleştirilmesinin doğru olmadığını düşünüyoruz”

 

·        “Temmuz’a kadar çözüm olacağına dair bir ışık olabilmesi için ikinci Greentree Zirvesi’nde anlamlı bir ilerleme olması ve arkasından toprak konusunda al-ver süreçlerinin iyi bir noktaya gelmesi lazım ki uluslararası konferans çağrısı yapılabilsin ve bir sonuç çıkma ihtimali doğsun. Bu liderlerin bu süreci ne kadar verimli, ne kadar yapıcı kullanacağına da bağlıdır”




   Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler (CTP-BG) Genel Başkanı Özkan Yorgancıoğlu, UBP’nin aldığı her kararın halkın aleyhine olduğunu, halkın çıkarlarını gözetmediğini söyleyerek, “UBP’nin artık bu ülkeyi yönetme hakkının olmadığını da düşünüyoruz. Çünkü UBP’nin aldığı her kararın halkımızın aleyhine olduğunu, halkımızın çıkarlarını gözetmediğini, buradaki hükümet görevlerini yerine getirmediği için başkalarının bizimle ilgili karar ürettiğini de üzülerek görüyoruz. Bu bakımdan da bu hükümetin bir an önce gitmesi gerektiğini düşünüyoruz” diye konuştu.

   UBP hükümetinin iktidarda kaldığı her günün halkı olumsuz etkilediğini savunan Yorgancıoğlu, “Bütün sektörler ayaktadır, işadamları, sanayiciler, esnaf, sendikalar rahatsızdır, hatta UBP içindeki bazı milletvekilleri bile hükümetin yanlışlarından duydukları rahatsızlıklarını zaman zaman kamuya dile getiriyor. Böyle bir hükümetin topluma nasıl yararı olur merak ediyorum” dedi.

   Özkan Yorgancıoğlu, halkın UBP ve CTP’nin yönetme yetisini kıyasladığı zaman farkı çok net göreceğini belirtti. Yorgancıoğlu, Elektrik Kurumu ve Telefon Dairesi gibi kurumların özelleştirilmesinin doğru olmadığını da ifade etti.

   Kıbrıs sorununda Temmuz 2012’ye kadar çözüm olması için ikinci Greentree Zirvesi’nde anlamlı bir ilerleme olmasına bağlı olduğunu kaydeden Özkan Yorgancıoğlu, “Benim endişem yetersiz açılımlar nedeniyle Kıbrıs Türk tarafının yeniden suçlu sandalyesine oturtulacak olmasıdır. Belki Kıbrıslı Rumlar için de bazı şeyler söylenecek ama biz ‘çözüm isteyen taraf’ görüntüsünden ‘çözüm istemeyen taraflardan biri’ noktasına geleceğiz. Bu da önümüzdeki dönemde Kıbrıs Türk halkını daha zor günlerin bekleyeceği anlamına geliyor” diye konuştu.

 

CTP-BG’DE YENİ DÖNEM...

 

·        Soru: CTP-BG’de yeni bir dönem başladı ve geçtiğimiz haftalarda da bir çalıştay yapılıp “iktidar programı hazırdır” dendi. Yeni dönemde partide neler değişecek, çalıştayda neler yapıldı?

·        Yorgancıoğlu: Yaklaşık 7 ay önce partimiz yaptığı kurultayla yeni yönetimini oluşturdu. Partimiz bu süreçte başta Kıbrıs sorunu olmak üzere değişik konularda yoğun çalışmalar yürüttü ve yine kurultayın verdiği görev doğrultusunda her alana yönelik olarak hem yeni programı, hem de tüzüğü oluşturmak için bir çalışma süreci başlattık. Programla ilgili geçtiğimiz haftalarda yapılan çalıştayda partimizin hükümette olsun veya olmasın yapması gerekenler konusunda bir tartışma yaptık. Bunun için 12-13 alan belirlendi ve her ekip kendi alanıyla ilgili bir çalışma yaptı. Bu ham veriler önümüzdeki günlerde sivil toplumdan gelecek bilgilerle harmanlanarak, o alanda hem komitelerimizin hem de uzmanların yardımlarıyla parti tabanında tartışılacak bir zemin oluşturulacak. Daha sonra parti meclisimiz buna son şeklini vererek partimizin yeni dönemdeki politikalarının neler olduğu konusunda daha somut çözüm önerilerimizin neler olduğu konuları aydınlığa çıkarılarak sonuçlandırılacak ve siyasal tezlerimizin de ayrıntıda altı doldurulacak. Bütün bunları muhaleffetteysek hükümetten talep edeceğiz, iktidardaysak da fiilen yapmak için kullanacağız. Bu süreç devam ediyor, bu sürecin Şubat ayı sonuna bitmesi hedefleniyor. Bu çalışma sonucunda partimizin yeni dönemde hayatın her alanıyla ilgili öngörüleri, hedefleri ve programlarının ne olduğu daha somut bir şekilde ortaya çıkacak.

Tüzükle ilgili çalışmayı da  önümüzdeki günlerde başlatma kararı vardır. Kurultay öncesinde yapılan bazı öneriler vardır, bunların tartışılıp partimizin kurumsal yapısının yeniden oluşturulması gerektiğini düşünüyoruz. Bu konudaki çalışmalarımız 30 Ocak’ta önce parti meclisinde bir ekip oluşturularak başlayacak. Daha sonra bütün ilçelerde üyelerimizin de beklentilerini alarak harmanlayıp önem sırasına göre bir tartışma metni ortaya çıkartılacak ve partimizin bütün örgütleriyle tartışarak somutlaştırılacaktır. Kurultayın bu konuda bize verdiği görev bunu 1 yıl içinde tamamlamaktır ki önümüzde 5 aylık bir süre vardır. Biz bunu da bu süre tamamlanmadan bitirmeyi hedefliyoruz. Gelişen dünya koşullarında halkımızın beklentileri ve büyüyen partimizin ihtiyaçlarını gözeterek kurumsal yapımızın yeniden oluşturulmasının büyük bir yararı olacaktır diye düşünüyorum. Partililerimiz de katkı koymaya hazırdırlar, bunu en geniş şekilde yapıp parti tüzüğümüzü yeniden oluşturacağız.




 



"Erken seçim için varız"

 

·        Soru: Zaman zaman erken seçim konuşuluyor. Bu çalışmalarınız seçime hazırlık mı, 2012’de bir erken seçim bekliyor musunuz?

·        Yorgancıoğlu: Partimizin kendi ihtiyaçları ve her alanda altenatif önerileri olması için bu çalışmaları yapıyoruz. Aynı zamanda tabi ki UBP’nin artık bu ülkeyi yönetme hakkının olmadığını da düşünüyoruz. Çünkü UBP’nin aldığı her kararın halkımızın aleyhine olduğunu, halkımızın çıkarlarını gözetmediğini, buradaki hükümet görevlerini yerine getirmediği için başkalarının bizimle ilgili karar ürettiğini de üzülerek görüyoruz. Bu bakımdan da bu hükümetin bir an önce gitmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunun için gereken erken seçimse erken seçim yapalım. Bizim tabi ki böyle bir talebimiz vardır. UBP’nin mümkün olduğunca erken bir zamanda hükümeti terk etmesi halkımızın yararına olacaktır. Bir yandan gelirler sabit tutulurken,diğer yandan hayatın her alanı pahalılaştırılarak bütçe açıkları sözde  denkleştirilmeye çalışılıyor. Ekonomiyi büyütmeden, hükümetin insanların cebindeki paraya el atmasıyla bunun olabilme ihtimali yoktur. Aslında devlet gelirlerinin bu anlayışla daha da azalacağı gibi de bir risk vardır. Bu noktada ülkeyi yönetenlerin konuyla ilgili yeterince bilgi sahibi olmadıkları ve/veya halkın çıkarlarını gözetmedikleri ortaya çıkar. Bu nedenle UBP hükümeti iktidarda kaldığı her gün halkımızı olumsuz etkilemektedir. Bütün sektörler ayaktadır, işadamları, sanayiciler, esnaf, sendikalar rahatsızdır, hatta UBP içindeki bazı milletvekilleri bile hükümetin yanlışlarından duydukları rahatsızlıklarını zaman zaman kamuya dile getiriyor. Böyle bir hükümetin topluma nasıl yararı olur merak ediyorum.

 

“HEDEF BİRİNCİ PARTİ OLMAK”

 

·        Soru: CTP halka yeniden umut olacak mı? Yaptırdığınız anketlerde vatandaşın eğilimi, CTP’nin oy oranı nasıl? Erken seçimde beklentiniz nedir?

·        Yorgancıoğlu: Partimizin toplum indindeki algısı giderek güçleniyor. Ama bununla yetinmek doğru değildir. Partimizi birinci parti yapmak adına daha birçok çalışma yapılması gerekiyor. Biraz önce bahsettiğim hayatın her alanında yapacağımız programlarla ve partimizin kurumsal yapısını yeniden şekillendirerek bu olacak diye düşünüyorum. Bizim insanlarımızdan istediğimiz bizim dönemimizle bugünkü dönemi karşılaştırmalarıdır. Eğer bu karşılaştırmayı objektif bir şekilde yaparlarsa UBP’nin yönetme yetisiyle, CTP’nin yönetme yetisi arasındaki farkı çok net göreceklerdir. Partimizin alternatif olmak gibi bir durumda olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. En güçlü,en disiplinli, toplumun çıkarlarını en çok gözeten parti olarak da bunun mümkün olduğuna inanıyorum. Partimize olan ilginin ve güvenin giderek arttığını görüyoruz, hedef birinci parti olmaktır.







"Bizi tanımayanların yaptığı paketler sancılı oluyor"

   

·        Soru: Türkiye’nin Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay geçtiğimiz günlerde imzalanan ekonomik protokolün 2012 sonunda biteceğini ve 2012-2015 dönemi için yeni bir program hazırlanacağını açıkladı. Bu ekonomik programa katkı koyacak mısınız?

·        Yorgancıoğlu: Bizim prensibimiz ülkemizdeki her türlü tedbiri kendi ülkemiz insanlarının oluşturması gerektiğidir. Ülkemizde yapısal sorunlar vardır ve bunların düzeltilmesi gerekiyor. Ama bu ülkede yaşayan, bu ülkenin insanlarının beklentilerini, hassasiyetlerini, ekonomik imkanlarını bilen bütün toplumsal kesimlerin biraraya gelerek bu programı yapması gerekir. Bize bizi tanımayanların, ne kadar yetenekli olursa olsun, sundukları paketlerin hep sancılı olduğu yaşadığımız gerçeklerle ortaya çıkmıştır. Bunu bizim hükümetimizin organize edip, toplumun bütün kesimlerden görüş, düşünce, öneri istemesi gerekir. Ne acıdır ki hükümetimiz değil böyle bir organizasyonu yapmak, günlük yaşantıda ortaya çıkacak sorunları bile çözmekten, yönetmekten acizdir. Çağrı yapılması durumunda biz parti olarak bu tür bir programa katkı koymaya hazırız.

 

ÖZELLEŞTİRME...

 

·        Soru: Son günlerde özelleştirme konusu yeniden gündemde. El-Sen ve Tel-Sen grev yapıyor. Bu süreç sizce nereye gider?

·        Yorgancıoğlu: Biz ülkemizdeki stratejik kurumlarının özelleştirilmesinin doğru olmadığını düşünüyoruz. Hele hele Elektrik Kurumu gibi serbest rekabet koşullarına açılmasının  mümkün olmadığı ve AB’deki küçük ülkelerin bazılarında bile bu konuda özelleştirme dışında tutulmalarıyla ilgili komisyon kararı varken bu kurumların özelleştirilmesinin doğru olmadığını düşünüyoruz. Aslında özelleştirme değil, devlet tekelinden özel tekele devretme gibi bir sonuç ortaya çıkacak. Biz bunu hükümete söyledik, Avrupa’nın komisyon kararları olduğunu da söyledik ama hükümet bu konuda herhangi bir çaba ortaya koymuyor. Hükümet ya özelleştirme yasasını geri çekmeli ya da Kıbrıs Türk halkının hassas olduğu bazı kurumların bu özelleştirme yasasında istisna tutulacağını ayrı bir öneri ile belirtmeli. Veya herkesin aşağı yukarı mutabık olduğu bu kurumların başka alanlarda yaratılan kaynakları tüketmeyecek bir noktaya getirilmesi için özerkleştirilmelerini yani  siyasetin bu kurumlardan elini geri çekmesini öngörecek yasayı hazırlayıp meclise sevketmeli. Bunlar süratle yapıldığı taktirde bu sorunun çözüleceğini düşünüyorum. UBP bu konuda sorunu çözmek yerine sorunu karmaşıklaştırmak için çaba ortaya koyuyor. Elektrik Kurumu’nda yapılanlar aslında bize KTHY’yi hatırlatıyor  ve iyi bir örnek olmadığı için de kimse hükümete güvenmiyor. Bu da aslında hükümetin verdiği önemli bir sınavdır ama gördüğümüz kadarıyla bu sınavdan başarılı bir not almayacak.

Geçtiğimiz günlerde Elektronik Haberlerşme Yasası geçti ve buna biz de olumlu oy verdik. Bu yasa Telefon Dairesi’nin özelleştirilmesini öngörmüyor ama 2 yıl içinde rekabete hazırlanmasını ve 2 yıldan sonra rekabete açılmasını yani özelin de bu alanda hizmet vermesini sağlayacak bir düzenlemeyi içeriyor. Ama hükümet şimdi getirdiği özelleştirme yasasıyla bu kurumda da ne yapacağıyla ilgili tereddütler ortaya çıkarıyor. İstikrarlı, kararlı, anlaşılır, net kararlar geliştirmediği için hükümete güven sıfıra yakındır. Hükümet mevcut sorunu çözmek adına alternatif öneriler sunmak yerine polis gönderiyor. Bu anlayışla ülkemizdeki sorunların çözüleceğini dşünmüyorum. Hükümetin bu konuda halkı inandıracak şekilde ara formüller geliştirmesini, en azından muhatap kabul edip bu insanların önerilerinin neler olduğunu ortaya koymasını bekliyorum.  Ama sanırım UBP hükümeti böyle bir mentaliteye sahip değildir.  

 

 







Kıbrıs sorunu...


"Eroğlu verdiği söze sadık kalsın"

·        Soru: Biraz da Kıbrıs sorunundan bahsedelim. Mecliste ve cumhurbaşkanlığında bilgilendirme toplantıları yapıldı. Aldığınız bilgiler ışığında Greentree’de yapılacak zirveden beklentimiz nedir?

·        Yorgancıoğlu: Cumhurbaşkanlığı’ndaki bilgilendirmeden aldığımız intiba Kıbrıs Türk tarafının belki de suçlanmama adına bazı manevralar yapmayı öngördüğüdür. Ama bana göre ortaya çıkacak sonuç tatmin edici olmayacak çünkü bu manevraların bugünkü anlaşmasızlığı aşacak büyüklükte manevralar olmadığı inancındayız. Bunlar biraz da ödev yapmış olmak için yapılıyor. Benim endişem yetersiz açılımlar nedeniyle Kıbrıs Türk tarafının yeniden suçlu sandalyesine oturtulacak olmasıdır. Belki Kıbrıslı Rumlar için de bazı şeyler söylenecek ama biz “çözüm isteyen taraf” görüntüsünden “çözüm istemeyen taraflardan biri” noktasına geleceğiz. Bu da önümüzdeki dönemde Kıbrıs Türk halkını daha zor günlerin bekleyeceği anlamına geliyor. Biz Sayın Eroğlu’na, “Sayın Talat’ın bıraktığı yerden devam ediyorum” dediği cümleye sadık kalmasını ve 4 Ocak paketine bütünüyle sahip çıkmasını önerdik. Algımız bu konuya henüz aklının yatmamış olduğudur. Umarım biz yanılırız ve orada açmaza giren bu sorunun çözülmesi adına bazı adımlar atılmış olur.

Sayın Eroğlu ve sözcüsü “end game” derken Sayın BM Genel Sekreteri’nin “bu iş burada bitti, herkes kendi evine gitsin, ayrı cumhuriyet kursun” sonucunun çıkacağı gibi bir yorum yapıyor ama işin aslı öyle değildir. İşin aslı Kıbrıslı Türkler suçlanırken ve izolasyonlar artan oranda devam ederken, kabul etsek de etmesek de Rum tarafının tanınmış bir ülke olması nedeniyle herhangi bir sorun yaşamadan yoluna devam edeceğidir. Ve 2-3-5 yıl sonra yeniden ve belki de daha kötü koşullarda Kıbrıslı Türklerin masaya oturmak zorunda kalacaklarıdır. Yani eğer Sayın Eroğlu KKTC’nin tanınacağıyla ilgili bir umut taşıyorsa boşuna taşıyor. Dünyadaki konjonktur ve her ülkenin kendi içine yönelik sorunları böyle bir sonucun üretilmesine engeldir.

 

·        Soru: Temmuz’da Rum tarafı AB dönem başkanı olacak. O tarihe kadar çözüm için sizce ışık var mı?

·        Yorgancıoğlu: Temmuz’a kadar çözüm olacağına dair bir ışık olabilmesi için ikinci Greentree Zirvesi’nde anlamlı bir ilerleme olması ve arkasından toprak konusunda al-ver süreçlerinin iyi bir noktaya gelmesi lazım ki uluslararası konferans çağrısı yapılabilsin ve bir sonuç çıkma ihtimali doğsun. Bu liderlerin bu süreci ne kadar verimli, ne kadar yapıcı kullanacağına da bağlıdır. Biz geçtiğimiz günlerde her iki lidere de çağrı yaptık ve bu süreci çok pozitif kullanmaları, yapıcı olmaları ve sürecin geriye dönülmesi mümkün olmayan bir noktaya taşınmaması için BM Genel Sekreteri’ne yardımcı olmalarını talep ettik. Bu sonucu elde etme adına bizim elimizden gelen başka şeyler varsa onları da yapacağız.

 

 

 

 

 

Gelecek hafta, UBP Genel Başkanı ve Başbakan İrsen Küçük...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1297 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler