1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'UBP’deki iç karışıklık bizi seçime götürebilir'
UBP’deki iç karışıklık bizi seçime götürebilir

'UBP’deki iç karışıklık bizi seçime götürebilir'

Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Başkanı Mehmet Çakıcı, ne Cumhurbaşkanı Dervis Eroğlu’nun ne de UBP’nin çözüme inandığını söyleyerek, “Maalesef çözüme inanmayanlardan çözümü bekler hale geldik. Kıbrıs Türkü’nün çözüm konusun

A+A-

 

 

 

“UBP’deki iç karışıklık bizi seçime götürebilir”

 

 

·        “14 yıl sonra AB’yi yönetecek bir vizyonumuz olması gerekir. AB dışında kalmış, tanınmayan, doktoru, avukatı, üniversitesi tanınmayan bir ülkeyken, ileride AB’yi yönetecek bir ülke olma şansımızın olduğunu düşündüğümüzde çapraz oya karşı inat etmek vizyonsuzluktur, büyük bir hatadır ve Kıbrıs Türk halkının aleyhinedir, böyle bir geleceğe yönelik şansın kaçırılmasıdır”

 

·        “Çok bir beklentimiz yok çünkü Sayın Eroğlu çözüme inanmayan biridir. UBP de çözüme inanmıyor. Maalesef çözüme inanmayanlardan çözümü bekler hale geldik. Kıbrıs Türkü’nün çözüm konusundaki en büyük kadersizliği çözüme inanmayandan çözüm beklemektir”

 

·        “Yaptıklarımız barışçıl protesto eylemleridir ve halkın duyarlılığını artırmaya yöneliktir. Ben halkın duyarlılığının çok ciddi bir şekilde arttığını düşünüyorum. Bir dahaki sefere kimsenin evde oturacağını düşünmüyorum. Bir dahaki sefere aleyhlerine bir yasa geldiği zaman insanların sokağa ineceklerine inanıyorum”

 

·        “UBP’nin bu haliyle erken seçime gitmek istemediğini düşünüyorum ama içindeki karışıklıklar bizi bir baskın erken seçime de götürebilir çünkü Sayın İrsen Küçük’ün Aralık ayında seçimi var, cumhurbaşkanı ile ciddi tartışmaları var, bu da UBP içinde büyük ve ciddi bir kavgadır”

 

·        “Meclisin işlerliği bitmiştir, tabi ki Kıbrıs Türk halkının iradesidir ve yenilenmesi lazımdır. Tabi ki yaralarını tamir edecek ve yoluna devam edecek. Erken seçim doğru olandır, belki meclistekilerin bazıları temizlenir ve Kıbrıs Türk halkı daha rahat eder, daha az şiddet izler, birbirine daha çok saygı duyan bir meclis oluşur”

 

 

Ödül AŞIK ÜLKER

  

 

 

Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Başkanı Mehmet Çakıcı, ne Cumhurbaşkanı Dervis Eroğlu’nun ne de UBP’nin çözüme inandığını söyleyerek, “Maalesef çözüme inanmayanlardan çözümü bekler hale geldik. Kıbrıs Türkü’nün çözüm konusundaki en büyük kadersizliği çözüme inanmayandan çözüm beklemektir” dedi.

   Çakıcı, çözüm olması durumunda 14 yıl sonra bir Kıbrıslı Türk’ün AB dönem başkanı olabileceğini kaydederek, “14 yıl sonra AB’yi yönetecek bir vizyonumuz olması gerekir. AB dışında kalmış, tanınmayan, doktoru, avukatı, üniversitesi tanınmayan bir ülkeyken, ileride AB’yi yönetecek bir ülke olma şansımızın olduğunu düşündüğümüzde çapraz oya karşı inat etmek vizyonsuzluktur, büyük bir hatadır ve Kıbrıs Türk halkının aleyhinedir, böyle bir geleceğe yönelik şansın kaçırılmasıdır” diye konuştu.

   Muhalefetin ve sivil toplum örgütlerinin birlik olmaları durumunda hükümeti devirebileceğini ancak böyle bir birliğin şu anda olmadığını ifade eden Çakıcı, UBP içindeki karışıklıklar nedeniyle 2012’de baskın erken seçim olabileceğini belirtti.

   Çakıcı, “Meclisin işlerliği bitmiştir, tabi ki Kıbrıs Türk halkının iradesidir ve yenilenmesi lazımdır. Tabi ki yaralarını tamir edecek ve yoluna devam edecek. Erken seçim doğru olandır, belki meclistekilerin bazıları temizlenir ve Kıbrıs Türk halkı daha rahat eder, daha az şiddet izler, birbirine daha çok saygı duyan bir meclis oluşur” diye konuştu.

 

·        Soru: Mecliste son yaptığınız protestonun şekli eleştirildi. Sizce bu tür bir protestoyla yöntemle yol almak mümkün mü?

·        Çakıcı: Protestonun şekliyle ilgili tereddüt yaşayan dindar bir arkadaş benzer bir soru sormuştu. Ben de kendisine “biri bir yasa geçirse ve dinini, ismini değiştirse, sen de mecliste milletvekili olsan yalnızca parmağını kaldırıp hayır mı derdin” demiştim. O da bana “haklısın” demişti. Bu yasalar da bizim için önemli. Ben sol bir partinin milletvekiliyim, sosyal demokratım ve şu anda çalışanlar, emek kesimleri, işçiler, emekliler, dullar, ezilen kesimle ilgili, daha çok hak yemeye yönelik yasalar meclise geliyor. Sol bir milletvekili buna karşı durmayacak da neye karşı duracak? 65 bin kadar insanı etkileyecek bu yasalar. Birileri “sosyal sigortalıların primlerini artıracağım” diyor, normalde primleri artırdığınız zaman emeklilik yaşının düşmesi gerekirken, “yaşı da artıracağım” diyor. Bunlar aslında insanların birikimlerini kesiyor. Daha sonra “sosyal sigortalar, ihtiyat sandığı fonu batmıştır, başka yapacak birşey mi vardı?” denerek olay küçümsenmeye çalışılıyor. Bu kesimler zaten şu anda ezilmekte. Sol bir milletvekili olarak bu yasalar böyle olamaz.

Ayrıca bununla ilgili 13 saatlik bir konuşma yaparak bir direnişi başlatmıştık. Diğer muhalefet partileri de uzun konuşarak bu direnişi devam ettirdiler. Ne olmuştu ki yani, bizim direnişimiz bir günlük müydü, o gün bitmiş miydi? Yasalar döndü dolaştı gene geldi,  direnişinizin devam etmesi lazım ya da siz rol icabı direniş yapıyorsunuz demektir. Direnişim devam etmezse bana “13 saat boşuna mı konuştun?” diye sormanız gerekir. Biz zaten bir direniş yapacağımızı haftalardır, günlerdir söylüyoruz ama nasıl yapacağımızı söylemedik. Sağır sultan bile bizim direnişte olduğumuzu duydu.

 

“YAPTIKLARIMIZ BARIŞÇIL PROTESTO EYLEMLERİDİR”

 

Yolsuzluğun üzerine gitmeyen, kaçakçılığa göz yuman bir hükümet var ve buna bağlı olarak nüfusunu, kayıt dışı ekonomisini kontrol etmeyen, devletin ve belediyelerin borçlarını toplamayan bir hükümet var, denetim yok. Bunlar ortadayken, hükümet zengine dokunmayacak, fakirin, ezilenin, asgari ücretlinin cebinden parayı alacak ve ben de buna yalnızca bir parmak kaldırarak mı “hayır” diyeceğim? Bu doğru değil. Yaptıklarımız barışçıl protesto eylemleridir ve halkın duyarlılığını artırmaya yöneliktir. Ben halkın duyarlılığının çok ciddi bir şekilde arttığını düşünüyorum. Bir dahaki sefere kimsenin evde oturacağını düşünmüyorum. Bir dahaki sefere aleyhlerine bir yasa geldiği zaman insanların sokağa ineceklerine inanıyorum.

Uzun saat konuşuyor, bizi bloke ediyor deniyor. Ben mecliste en uzun konuşmada ikinci sıradayım. Ferdi bey toplamda benden daha uzun konuşmuştur. Benim bir defada uzun konuşmam nedeniyle dikkat çekti. Yoksa 15 tane CTP milletvekili var, bizden çok daha fazla konuşabiliyorlar.

 

·        Soru: 2012’De erken seçim beklentiniz var mı?

·        Çakıcı: Bir erken seçim olmalı mıdır? Evet, kesinlikle.

 

“BASKIN ERKEN SEÇİM OLABİLİR”

 

·        Soru: Olacak mı?

·        Çakıcı: Bu hükümetin erken seçim istemediğini görüyorum. Ancak kendi iç karışıklıkları nedeniyle bir baskın erken seçim olabilir. UBP’nin bu haliyle erken seçime gitmek istemediğini düşünüyorum ama içindeki karışıklıklar bizi bir baskın erken seçime de götürebilir çünkü Sayın İrsen Küçük’ün Aralık ayında seçimi var, cumhurbaşkanı ile ciddi tartışmaları var, bu da UBP içinde büyük ve ciddi bir kavgadır. Bu bizi baskın bir erken seçime götürebilir.

Maalesef muhalefet kendisi erken seçimi sürüklemesi gerekirken, birlik olamayarak, özellikle sendika ve sivil toplum örgütleri de geri durarak, bazı siyasi partiler de şu anda sendikal platform ile anlaşamayarak erken seçimi zorlamıyor. Bu birlik oluşsa hükümeti devirecek ama demek ki niyet başka. Belki de “bu hükümet yapacağını yapsın, biz sonra gelelim” diye genel bir anlayış olabilir ve şu anda bu hükümeti devirme niyeti bazı muhalif kesimlerde gerçekten olmayabilir.

Meclise gelince, meclis bitmiştir ve görülen o fotoğraf da Kıbrıs’ın gerçeğidir. Direnenler, seyredenler, direnişi faşistçe ve şiddetle kırmaya çalışanlar, aslında bu resim Kıbrıs’ın gerçeğidir. Meclisin bu yapısıyla sağlıklı çalışması mümkün değildir. Barışçıl eylem ve direnişin bile hukuken çözülebilme özellikleri vardır. Meclis başkanı ve divanı bunu hukuku işleterek çözebilir, ama onlar orman kanunuyla çözmeye çalışıyor. Meclis başkanı taraftır, Başbakan aşağıda çete, saldırı timleri oluşturur. Meclis başkanı bu kumpasın içinde olur ve bu arkadaşlar devlet yönetmeyi mi düşünüyorlar yoksa birilerine nasıl saldırılacağının planını mı yapıyorlar? Ellerinde hukuk ve yetki olduğu halde, şiddete başvuruyorlar. Uyarma, kınama, uzaklaştırma cezası verip bu yasaları gene geçirebilirlerdi ama acele ve paniğe kapılarak şiddete, kumpasa ve saldırıya odaklı kararlar veriliyor. Meclisin işlerliği bitmiştir, tabi ki Kıbrıs Türk halkının iradesidir ve yenilenmesi lazımdır. Tabi ki yaralarını tamir edecek ve yoluna devam edecek. Erken seçim doğru olandır, belki meclistekilerin bazıları temizlenir ve Kıbrıs Türk halkı daha rahat eder, daha az şiddet izler, birbirine daha çok saygı duyan bir meclis oluşur.

 

“SIRA ÜÇÜNCÜ SİYASETE GELMİŞTİR”

 

·        Soru: Erken seçim olmalı dediniz. Yapılan anketlerde TDP’nin oy oranı çok yüksek görünmüyor. 2012 içinde erken seçim olması durumunda TDP için beklentiniz nedir?

·        Çakıcı: Oran yüksek değil ama en hızlı yükselen parti TDP’dir. Mesela DP KADEM’e anket yaptırdı, CTP ve UBP düşerken DP’nin %15 yükseldiğini söyledi. O ankette TDP %65 yükseliyor gösterdi. Bütün anketlerde TDP yükseliştedir. %7’den %11’e yükseldiğimiz için çok yüksek görünmez ama aslında iki kat yükseliyor. Bütün anketlerde en hızlı yükselen biziz.

Bana göre TDP üçüncü siyasetin temsilcisidir. Birinci siyaset “çözümsüzlük çözümdür” diyenlerin, yani yıllarca sivilleşme ve demokratikleşmenin önüne geçenlerin, çevreyi katledenlerin siyaseti oldu. Bu Denktaş ve Eroğlu siyasetidir. İkinci siyaset “çözer gibi görünenlerin siyaseti” oldu, “çözer gibi görünmek çözümdür” dendi, “sivilleşme isterim ama yapamam” diyenlerin, “çevreyi düzeltirim ama düzeltemedim” diyenlerin siyaseti. Üçüncü siyaset erken çözümdür. Erken çözümü isteyenlerin, sivilleşme ve demokratikleşmeyi hemen talep edenlerin, çevre gibi konularıda “koruyalım” deme noktasında net duruşu olanların siyaseti oldu. Bu ayrıca direnişçilerin siyasetidir, direnir gibi görünenlerin değil. Dolayısıyla bana göre artık üçüncü siyasetin iktidar olma zamanı geldi. Tabi ki benim halkımdan beklentim TDP’yi birinci parti yapmalarıdır. Olur mu? Bilmem ama tabi ki TDP’nin hedefi üçüncü siyaseti temsil eden bir partinin öne çıkması ve bu ülkeyi idare etmesidir. Doğru olan da budur. Sıra üçüncü siyasete gelmiştir, o da TDP’dir.

Biz süs olarak gelmek istemiyoruz, çünkü gördük ki başarısız hükümetler yalnızca koltukta biraz oturur ve ayrılır. İnsanlar da arkanızdan bağırır, küfreder. Ben TDP yönetime geldiğinde ülkedeki değişikliklerin devrim gibi olmasını isterim. Onları yapacağına inandığım kadrolar da burada var.

 

·        Soru: Bir dönem UBP ile yaptığınız görüşmeler dolayısıyla partideki bazı gençler size karşı tepkiliydi, eylem de yapmışlardı.

·        Çakıcı: Gençler değildi, parti içindeki bir kısım kişiler UBP ile yaptığımız temastan dolayı fikirlerini bana daha farklı yollarla söylediler. Beni eleştirdiler ama “amacımız başkanı hedef alarak yıpratmak değil, biz bu konuda eleştiriyoruz” diyen arkadaşlar olmuştu ki bu da güzeldi. Bu tür şeyler her partide olur, önemli olan partiyi yıpratmadan atlatabilmek.

 

“14 YIL SONRA AB’Yİ YÖNETECEK BİR VİZYONUMUZ OLMASI GEREKİR”

 

·        Soru: Biraz da Kıbrıs sorunundan bahsedelim. 22-24 Ocak’ta Greentree’de yapılacak zirve için geri sayım başladı. Zirveden beklentiniz nedir?

·        Çakıcı: Son zirvede her iki taraf da adım atmadı. Sayın Eroğlu gerileyen adımlar attı. Kendisini yaptığımız toplantılarda defalarca uyardım, gerileyen öneriler sunduğunu, özellikle çapraz oy konusunda geri adım attığını, buna Rumlardan tepki olacağını, dolayısıyla bunun çözümü hedefleyen bir adım olmadığını, elimizdeki seçenekleri değerlendirmesi ve düşünmesi gerektiğini söyledim.

6 ay sonra Kıbrıslı Rumlar AB dönem başkanı olacak. 13,5 yıl sonra da bir Kıbrıslı Türk sırası geldiğinde başkan olabilir. 14 yıl sonra AB’yi yönetecek bir vizyonumuz olması gerekir. AB dışında kalmış, tanınmayan, doktoru, avukatı, üniversitesi tanınmayan bir ülkeyken, ileride AB’yi yönetecek bir ülke olma şansımızın olduğunu düşündüğümüzde çapraz oya karşı inat etmek vizyonsuzluktur, büyük bir hatadır ve Kıbrıs Türk halkının aleyhinedir, böyle bir durum geleceğe yönelik şansın kaçırılmasıdır.

Kıbrıs Rumları da mülkiyet konusunda daha çok açılım yapmalıdır. Mülkiyet konusunda da Hristofyas adım atmıyor, bu da Eroğlu’nun çapraz oylama konusunda adım atmamasına bağlanıyor. Eroğlu adım atsa, Hristofyas’ın da mülkiyet konusunda daha çok adım atmasını sağlayacak bir pazarlık olabilir. Belki Ocak’ta ikisi de bu gerçeği görür ve ilerleme sağlanır. Yine de adım atmaları konusunda umudumu yitirmek istemiyorum. Çok bir beklentimiz yok çünkü Sayın Eroğlu çözüme inanmayan biridir. UBP de çözüme inanmıyor. Maalesef çözüme inanmayanlardan çözümü bekler hale geldik. Kıbrıs Türkü’nün çözüm konusundaki en büyük kadersizliği çözüme inanmayandan çözüm beklemektir.

 

 

 

 


Gelecek hafta, ÖRP Genel Başkanı Turgay Avcı...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1870 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler