1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. UBP Rejimi Yıkılırken !
UBP Rejimi Yıkılırken !

UBP Rejimi Yıkılırken !

1974/83 sistemi ve bunun yeniden üretimi olarak tanımlayabileceğimiz statüko kavramı, Kıbrıslı Türklerin varoluş/ kurtuluş mücadelesinin ana ekseni ile doğrudan ilintilidir. Verili koşullar olarak tanımlanabilecek içinde bulunduğumuz şartlar; çözümsüzlük

A+A-

 

1974/83 sistemi ve bunun yeniden üretimi olarak tanımlayabileceğimiz statüko kavramı, Kıbrıslı Türklerin varoluş/ kurtuluş mücadelesinin ana ekseni ile doğrudan ilintilidir. Verili koşullar olarak tanımlanabilecek içinde bulunduğumuz şartlar; çözümsüzlük koşulları bağlamında dünyaya kapalı sosyo ekonomik ve siyasi yapı, Kıbrıslı Türklerin siyasi iradesini müdahale ile yok etmeye çalışan anlayış ve bir sosyo kültürel değişim/asimilasyon programıdır.  Yani temel sorunsal kanımca siyasi kuşatılmışlık olarak tanımlanabilecek vesayet rejimidir. İçinde bulunduğumuz koşullar elbette belli bir sürecin ürünüdür. 1974/83 tarihsel dönemeçlerinin yaratmış olduğu sonuçlar, adım adım ve farklı evrelerden geçerek bugünlere geldi. Yaklaşık son kırk yıllık kısa tarihimizde, dikkat ederseniz ülkenin demokrat kanaat önderlerinin ifadeleri ve görüşlerini açıklamak için kullandığı kavramlar neredeyse aynıdır. Ana sorunun yani çözümsüzlük koşullarının değişmemesi, yeni kavramlara ya yer vermiyor ya da yeterince veremiyor. Yani siyasi dilin ve kullandığımız kavramların, tarihin özlü bir parçası olduğu gerçeğini yok saymak mümkün değil. Bu bağlamda yeni arayışlar olarak eski söylemlerin reddi, olsa olsa yeni bir sorunsal bağlamında bir siyaset yaratma çabası olarak değerlendirilebilir. O da çözümsüzlüğü ya da 1974/83 rejimini meşrulaştırma olarak düşünülebilir

1974/83 rejimi, kendi siyasi kültürünü ve sosyo ekonomik düzenini bugünlere kadar sürdüregelmiştir. Kıbrıslı Türkleri edilgen bir nesne/toplum olarak kurgulayan bu siyasi kültür; şükranı, farklı olmamayı, benzeşmeyi, ezikliği, kendi başına var olamamayı, toplumsal ve geleneksel kimlik reddini, başarısızlıkla yaşamayı, asimilasyonu normalleştirerek gerek Kıbrıslı Türk bireyi gerekse Kıbrıslı Türk toplumunu sürekli değersizleştirmeye çalışmıştır.

Geçiş dönemi, belirsizlik ve geleceği görememe halinin yarattığı sosyal tahribat kimileri için direnme gerekçesi olarak önde durmuş olsa da, bu durum kimileri için ne yazık ki göç, kimilerine göre ise 1974 öncesinden kalan Kıbrıslı Rumlara ait ekonomik değerler üzerinden bireysel veya sosyal konum belirleme, kazanç elde etme imkanı olarak sonuçlanmıştır.

Öncelikle dünyadan soyutlanmış bir siyasi rejimin, ekonomik ilişkilerinin de ciddi ölçüde dünyadan soyutlanmış olacağından hareketle, 1974/83 rejiminin ekonomik olarak da sürdürülemezliğini dikkate almayan, bunun hesabını yapma gibi bir endişe hissetmeyen "şükran cephesi",  Türkiye’nin mali desteğini neredeyse açık bir siyasi tercih olarak kurgulamış, yaratılan çarpık ekonomik ve siyasi kültüre bağlı olarak büyüyen sorunlarla bugünlere gelinmiştir.

Bugün, yukarıda bahsettiğim siyasi kültür ve ekonomik ilişki ile şekillenmiş bu anlayış ile bugünlere gelmiş tüm toplumsal kesimlerin feryadı ile karşı karşıyayız.

Toplum olarak karşı karşıya kalınan sorunları ele alırken, krizin temel boyutlarının  başında yukarıda bahsettigim çerçeve olduğunu düşünmek mümkün. Bugünkü krizin sorumlusu, sorunlara çözüm üretme kapasitesini yitirmiş bu kültürünmimari UBP'dir. Tüm dış müdahalelere ve kuşatmaya rağmen bunu yazıyorum.

Dolayısıyla kriz 1974/83 rejimine, çözümsüzlüğe  ve UBP'ye dairdir. Siyasi krizi, yönetsel veya ekonomik sorunlara indirgemeyi, genelleştirmeyi ve yapay gündemlerle sorunu farklı mecralarda aramayı gerçeklerden uzaklaşmak olarak değerlendiriyorum.

Adanın bölünmüşlüğü, tanınmamışlık, uluslararası hukukun dışında olmanın getirdiği rant dönemi, bu dönemin alt yapısını oluşturan siyasi ve ekonomik yapı ile birlikte tükenmiştir.

Bu noktada UBP kurultayını önemli buluyorum. UBP demek, 1974/83 rejimi demektir. Bu rejimi yaratan siyasi faktör demektir.

Ülkenin demokratikleşme süreci, UBP’nin kendini yenilemesi bağlamında tartışılabilir. Bugünkü ikilem eski UBP ile "Müslüman Kardeşler"e dönüşmüş yeni UBP arasındadır. Ve bu çelişkiden Kıbrıslı Türklerin yararına, demokrasi ve modern toplum adına bir sonuç beklemek anlamsızdır. Birincisi toplumun değil, 1974/83 rejiminin yamalarını dikerek hareket etmek isteyecek, bir diğeri ise değişim adına muhafazakar ve  ithal "kopyala yapıştır" politikalar öne sürecektir.

Bu UBP’de bir üçüncü damar yok mu ki, Kıbrıslı Türkleri merkezine alıp eski rejimle hesaplaşan modern, demokratik ve liberal bir sağ ortaya çıksın?

Önemlidir!

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 879 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler