1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. UBP PEREM-DAĞIM AMA…
UBP PEREM-DAĞIM AMA…

UBP PEREM-DAĞIM AMA…

Parti başkanlığı için iki adayla kurultaya gidecek olan UBP’de iki grup oluştu ve partinin her örgütünde yapılan seçimlerde bu iki grup yarışıyor. Bu durumda, parti ikiye bölünmüştür. Taraflar da kurultay sürecinde, birbiri ile ilişkilerinde çatışm

A+A-

 

 

 

Parti başkanlığı için iki adayla kurultaya gidecek olan UBP’de iki grup oluştu ve partinin her örgütünde yapılan seçimlerde bu iki grup yarışıyor.

Bu durumda, parti ikiye bölünmüştür. Taraflar da kurultay sürecinde, birbiri ile ilişkilerinde çatışmalı olmayı seçmiş, köprüleri yıkarak, yelkenleri yakarak ilerliyor. Bunun böyle olmasının ana nedeni, UBP Başkanı ve Başbakan Küçük’ün seçileceğine dair endişe ve kuşkusu olmasıdır. Yoksa niye bu kadar saldırgan ve muhalif taraf üzerinde her türlü baskıcı tavır içinde olsundu?!. Bu davranış biçimi, ancak ve ancak, panik ve telaş kaynaklı olabilir…

Eroğlu destekli diğer aday Kaşif’in grubu ise, fincancı katırlarını ürkütmemek için sessiz ve derinden ilerliyor; telaş etmeden ve Küçük’ün yükselttiği ateşe benzin dökmeden ilerliyor. Sonunda kazanır mı belli değil, bu toz duman içinde taraflar bile sonuçtan emin olamıyor.

UBP’liler ise aslında şaşkın… Parti’yi düşünen ‘saf’ UBP’liler Küçük’ün parti başkanlığından da başbakanlığından da memnun değil, “insan içine çıkacak yüzümüz kalmadı” diye yakınıyorlar. Ancak, Eroğlu etkisinin parti içinde hala daha sürdürülmesini de istemiyorlar… Dolayısıyla ne yapacaklarını bilemiyorlar ve çok stratejik bir karar vermiş gibiler: Başkanlık için hangi adaya oy vereceklerse, parti meclisi için diğer adayın ekibine oy vermek… Bu da partinin bölünmüşlüğünün sürmesi anlamına gelecek.

‘Çıkarcı’ UBP’liler de şaşkın, kimim kazanacağı belli değil ve ofsayttan gol atmak da olası değil… Çoğu ikili oynamayı ve ‘saf’ partililer gibi başkanlıkta ve parti meclisinde desteklerini farklılaştırmayı tercih edecek…

Adayların militanları doğal olarak aday ve ekibine verecek ama bu militanların oranı da düşük… Dolayısıyla, kurultay için bölünmüş olan UBP, kurultay sonunda da bölünmüş kalacak. ‘Çıkarcı’ UBP’lilerin, ki toplam delegeler içinde oranları fazladır, seçilen tarafa biat edeceği kesin… Ancak, ‘saf’ UBP’lilerin bu biata tepkilerinin ‘çıkar’ hesaplarını bozacağı da kesin…

Yani işin özü, UBP kurultay sürecinde perem-dağım oldu, kendi çocuklarını yemektedir. Kurultay sonrasında ise bu durum daha da azıtacak ve UBP hem bölünmüş hem de yaralı olarak hükümetteki görevini sürdürmek isteyecektir.

Böyle bir UBP’nin erken seçime karar vereceğini düşünmek, ileriyi iyi okuyamamak olacak… Ne ‘saf’ UBP’liler, ne de ‘çıkarcılar’, erken seçime gidip UBP’nin yenilgisini erken tarihe almak istemeyecektir. Zaten Başbakan Küçük de erken seçimle ilgili söylemlerinde iki belirgin ama farklı tavır sergiliyor. Bir taraftan, erken seçimden korkmadığını söyleyerek, en hazırlıklı parti olduklarını iddia ediyor, diğer taraftan da, ana muhalefet partisini “hükümette oldukları dönemde sorunlarla baş edemeyip erken seçime gidenler” diye eleştirerek, kendisinin bu duruma düşmeyeceğinin ipucunu veriyor.

Sonuçta, Kuzey Kıbrıs’ta bölünmüş ve perem-dağım bir partinin beceriksiz hükümeti ile 2014 genel seçimlerine kadar yaşamak kader gibi…

Peki, muhalefet çok mu derli-toplu? Olsaydı, şimdiye Kıbrıslı Türklerin önüne alternatif olarak çıkmış olurdu. Bir sendika, UBP’ye alternatif siyasi parti arayışı içinde ilanlar ve duyurular ve hatta ziyaretler yapmazdı… “Seçeneksizim” diyen yurttaşın derdi, seçenek diye görebileceği, okuyabileceği ve heyecan duyabileceği bir modeli kimsenin kendisine sunmamış olmasıdır… “Seçeneksizim” diyen yurttaşın derdi, politik vitrinlerdeki ile tatmin olmamasıdır. “Seçeneksizim” diyen yurttaşın derdi, politikanın önde gidenlerinin karizma eksikliği nedeniyle, inandırıcı ve güven telkin edici olmamasıdır.

UBP nere gitse gelse, ilk seçimde oy kaybedecek, ancak kaybedeceği oyun oranı kendi hataları ile orantılı olmayacak; muhalefetin seçmene verdiği olumlu izlenim, güven ve tatmin ile olabilecek. Muhalefet boşluk bırakırsa, seçmen “Bildiğim şeytan en iyisi” deyip, oyunu gene UBP’ye verebilir, kimsenin de bunda yurttaşı eleştirmeye hakkı olmayacak. Maharet UBP’yi yurttaşa ‘şeytan’ olarak sunmak değil, muhalefetin kendisini yurttaşa ‘kurtarıcı’ olarak sunabilmesi ve kabul ettirmesidir.

Bir siyasi hareket, yükselmesini rakibinin hataları üzerine kurgularsa cüce kalmaya mahkumdur; bir siyasi hareketin yükselmesi ve çıktığı yerde tutunup daha da yükseğe tırmanması kendi başarıları ile olasıdır.

 Evet, UBP şimdi de, kısa vadede de perem-dağım ama Kıbrıslı Türklerin kurtuluşu, seçenek olduğuna dair inancı halkta yaratanlarda olacak…

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 822 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler