1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. UBP MUHTIRASI VE SOL
UBP MUHTIRASI VE SOL

UBP MUHTIRASI VE SOL

İçine girdiğimiz aşama, hayatın her alandaki değişim ihtiyacını zorlamaktadır. Ancak bu değişim için siyasi alanda Etik değerlere ve Siyaset üretme çabasına ihtiyaç vardır. Ama etik değerlere dayanmak ve politik düşünce üretimi yerine, maalesef siyas

A+A-

 

 

İçine girdiğimiz aşama,  hayatın her alandaki değişim ihtiyacını zorlamaktadır. Ancak bu değişim için siyasi alanda Etik değerlere  ve Siyaset üretme  çabasına ihtiyaç vardır. Ama  etik değerlere dayanmak ve politik düşünce üretimi yerine, maalesef  siyasi yaşam , ister iktidar açısından, isterse muhalefet açısından olsun, yalnızca bir iktidar olma veya iktidarı koruma kısırlığına sokulmuştur.

Bu ise siyasi düşüncenin içinin boşalmasına ve etik değerlerin gittikçe daha fazla erozyonuna yol açıyor. Kısır çekişmelerin geliştiği bu ortam, kitleleri demokratik enerji üretiminden alı koyan bir çekişme atmosferine giriyor ve halkı,  seyirci olmaya itiyor.. Kitleler gittikçe daha fazla apolitik oluyor. Her kesimde moral bozukluğu ve karamsarlık gelişiyor. Konuyu irdeleyelim. Önce UBP..

UBP’Lİ MUHALİFLERİN “YAZISI”.

UBP milletvekillerinin adını muhtıra değildir diye koydukları metne bakın. Toplamı 11 madde olan bu “yazıda” verilen mesaj nedir? Bilinen güncel bazı ve herkesin tepki gösterdiği olaylara dayanan “genel muhalif”  bir metin. Ama 2. Maddesi çok ilginç.

 “ Parti olarak defalarca söz verilmiş olmasına karşın,2004 yılında işten durdurulan pek çok gencimiz istihdam edilmeyi beklerken, siyasi gelecek kaygısı adına sadece Başbakanlığın bilgisinde gerçekleştirilen istihdamlar, parti tabanını ciddi şekilde rahatsız etmektedir.”

Bakın burada şikayete konu olan ne?  İstihdamların yalnızca Başbakan’ın bilgisinde olması. Yani kendilerine sorulsa, ya da önerdikleri insanlar alınsa, buna itirazları olmayacak. Kısacası kişilerin iktidar içindeki konumlarını sağlama alma adına, kişiselleştirilmiş bir güç yarışı.

Statükonun yıllardır topluma yerleştirdiği anlayış temelinde, yani, kamu kaynakları üzerinden ve kamuda istihdam imkanı ve sözü ile siyaset yapma anlayışını kimin sürdüreceği kavgası bu.  Burada olmayan ne?

Genel olarak ekonomik büyüme ve hukuk devleti ilkeleri içinde işsiz tüm gençlere istidam olgusu geliştirmeye ve kamudaki istihdamda da,  adalet ve etik değerler yaratmaya taraf olma arzusu yok. Eski modelde güç yarışı. Peki UBP’nin muhalefeti  açısından bu oluyor da, Muhalefet açısından ne? .

MUHALEFET AÇISINDAN NE?

 Şimdi de muhalefet açısından olaya bakalım. Bu muhtıradaki bu hükme bağlı olarak sivil toplum örgütlerinden ve UBP muhalifi siyasi güçlerden karşı açıklama çıktı mı?

“Bu nasıl iş, gençlerimizin istihdam sorunu tek başına kamuda yaratılacak istihdam olanakları ile çözülemez. Bunun için ekonomik büyümeyi ele almak, kamu kaynaklarını bu alandaki gelişmeler için verimli kullanmak gerekiyor. Ayrıca kamuda doğacak istihdam olanakları da artık dar hükümet ve  parti organları aracılığı ile değil, her yurttaşa eşit zemin sağlayacağımız düzenlemelerle gerçekleşmesi gerekiyor. Baksanıza,’ UBP içi muhalifler bu işi Başbakan yapıyor, ama o yalnız yapmasın, bizde bu işin içine girelim’ diye tantana yapıyorlar, böylece siyasi popülizmin akan suyundan bizim küpe de su aksın diyorlar.. Bu yüzden 21.yy’ın bu aşamasında siyaset, artık böyle yapılamaz. Bu yüzden bu devletin “ Sil Baştan” yeniden örgütlenmesi ve gereken değişimlerin artık ekonomik, adil, demokratik, hukuki ,yasal ve Anayasal açıdan ele alınması gerekiyor” diyen bir açıklamasını gördünüz mü?  En azından, artık yıllanmış ve ülke siyasetini, demokratik hukuk devleti ilkelerini, kamu yönetimini sarsan, üstelikte kamu kaynaklarını çıkmaza sokan bu uygulamaya dönük ciddi bir eleştiri ile birlikte, alternatif adalet temelli bir önerme gelişiyor mu? Hayır. Çünkü maalesef UBP muhaliflerinin anlayışı diğer güçlerde de var. Nasıl ki onlar “bizde işin içine girelim” diye görüş söylüyorlarsa, muhalif kemsilerde iktidar olarak bu alanda etkin olma anlayışı vardır.

Bunun değiştirmek adına,   CTP’nin hükümeti döneminde, bu ilkenin yaşama geçirmesi için bunun  faturasını ödeyen biri olarak bunu yazıyorum.  Kamuya girişte, K.H.K’nun açtığı sınavlarla kamuya girişin gerçekleşmesi ve eski  uygulamayı değiştiren bir anlayış ve uygulama sahibi olarak, bunun ilk önemli ve etkili adımlarını attık. Peki günümüzde, bunu yeniden ve geri dönülmez bir şekilde sürmesine dair  bir devinim var mı? Bıraktım siyaset dünyasını.

 İster CTP’ li, isterse UBP’li, TDP’li,  DP’li, YKP’li, BKP’li, Barakacı, MAP’ cı olsun, bu sınav usulü ile kamuya giren pek çok insan, bunun değerini veriyor mu? Bu değer vermeyi, öyle oy veya CTP ‘ye destek bakımından talep olarak değil.  Ama adaletin yerleşmesi bakımından vermek gerekir.Bu temelde açıklama veya konuya önem veren söylemler yapıyor mu? Veya üye oldukları sivil toplum örgütlerinin, kendilerinin kullandığı bu güzel değer üzerinden, onları örnekleyip açıklama yapmaları teşvik ediliyor mu ?  Ben şu iddiadayım. Bu sınav usulü olmasaydı, bu insanların hemen hemen çok azı eski metotla ve anlayışla işe girebilecekti. UBP’ li bile olsa, ağzı ile kuş tutsalar da  kamuya  giremeyecektiler. Peki, bu deneyi sivil toplumun, medyanın, ister sağ, isterse sol eğilimli olsun ele alması gerekmez mi? Ama olur mu? O zaman CTP iyi şey yapmış demek zorunda kalacaklar. Peki Etik nerede, demokratik değerleri nasıl kurumlaştıracağız?

 Baksanıza UBP içi muhalefet muhtıra veriyor ve Başbakan’a yalnızca, ” sen alma, ben da alayım” diyor? El öpülecekse, yalnız senin elin öpülmesinin, bizim ki de öpülsün ve rantı bizde değerlendirelim demek istiyorlar. Peki muhalefet ne yapacak? Bizde mi elimizin öpülmesini isteyeceğiz?  Beni işe falan aldı deyip seçim mi kazanmaya oynayacağız?  Hani, toplumsal varlığını koruma iddiası nerede?

SOL DEĞİŞİMİN ADRESİDİR, AMA DEĞİŞİM, SORUMLULUK ALMAK TA DEMEKTİR.

Sol, hem dünyayı, hem de yurdumuzu değiştirme misyonuna sahiptir. Ama sol, gerçekten büyük mağduriyet yaşayan kitlelerin ve insanların bu dertlerine sahip çıkarken, ne acıdır ki günümüzde giderek,   yalnızca mağduriyetin kendisine dönük, tepki ve görüşle yetiniyor. Dünyada ve ülkede yanlışları gören, teorik olarak ta yanlışları giderme, aşma, konusunda birikimi olan sol, maalesef son dönemlerde, yaşamın kendisine dair gerçekçi, somut değişim programları, projeleri , görüşleri üretemiyor.

Yanlışları gören, doğruyu söyleyen sol, maalesef bu temel konularda sorumluluğu yüklenmekten kaçıyor. Çünkü değişim için sıkıntı olan konularda çıkmazdan çıkmak için, somut sorumluluklar ifade edilmesi  lazımdır. Sol bundan kaçınıyor. Çünkü genelin rahatlığı ve risksizliği caziptir.

Böylece sol da genele gidiyor. En kolayı seçiyor. Böylece içe kapanıyor.  Bir genel  doğruyu mutlaklaştırarak,  “Kıbrıs sorunu çözülmeden, sorunlar aşılamaz”  kolaycılığı içinde, bu sorunların kısmi olarak, ya da aşılması yolunun döşenmesine yönelik olarak, sorumluluk yüklenip, yaşamın ihtiyaçlarına cevap olacak programlar ve projeler üretme sorumluluğunu üzerine almıyor.

 Ne de kolaydır,” irademiz kalmadı” söylemi içine girip, kendi içine kapanmak? Ama iradeyi genişletmek için siyasi yaşamda, alan genişletme çabası içine girmek, zorluk ve sorumluluk ister. Kendi kendine yetmek için, bağımlılığı azaltmak için, ekonomik düzenlemeler, üretkenlik ve  verimlilik temelinde, demokratik sorumlulukla hareket etmek gerekir.  Bunun için ise statükonun sürmesi için akıldan uzak, toplumsal üretkenliğe dayanmayan,  keyfi düzenlemelere karşı ; akılcı, gerçekçi, üretkenliğe ve  sosyal adaleti gözeten demokratik yeni düzenlemeleri önermek gerekiyor. Statükonun sağladığı belli düzenlemeleri ,sosyal adalet mevhumunu da yere koymadan, üretkenlik temelinde yeniden düzenlemek, değiştirmek gerekiyor.. Yani, yaşama dair somut programlar, görüşler üretmek gerekiyor. Bu bazılarının ve statükonun yerleştirdiği alışkanlıklara bağlı, tepkisine yol açar.

Ama bunun yerine, ne kolaydır, ayni zamanda, her tür somut durumun gerektirdiği tartışma ve eleştiriden uzak, kendi doğruları içinde yaşayıp, hem kendi örgütünü, hem de o örgütün içindeki kendi konumunu ve ideolojik ekibini korumak. Baksanıza her hükümet döneminde ayni şikayetleri ve eleştirileri yapan insanlar, hala ayni sivil toplum örgütünün ya içindedir ya başındadır. Kendi dünyalarında her biri güçlüdür. Somut konularda ise daha iyiye gitme gibi bir çaba içinde ne önerileri, nede toplum adına alınmış bir sorumlulukları vardır..

STATÜKO KENDİNİ YENİDEN ÜRETME ÇABASI İÇİNDEDİR.

Dolayısı ile siyasette ihtiyaç duyduğumuz değişim dinamiği üremiyor. Üremiyor da statüko boş mu duruyor? UBP milletvekillerinin bu muhtırası ve bazı “içerililerin” düzenlediği şaşaalı, “değişim” toplantıları bana bir şeyi hatırlatıyor. O da siyasi tarihimizdir. Statüko nasıl oldu da yıllarca sürdü?

 1970’ lerin ikinci yarısında ülke ve halk çıkmaza girdiğinde statükonun esas gücü, daha demokrat karakterli Nejat Konuğu, sonra Osman Öreği yedi. Buğday ve arpa parası, elektrik zammı deyip, kombayların üzerinde UBP milletvekilleri Lefkoşa’ya girdi. Nejat Konuk gitti, sonra Osman Örek gitti. Arkasından ayni statüko, 1981 seçimlerinde kaybedince, 1983’e giden yolda, demokrat Mustafa Çağatay’ı da götürdü. Ama Denktaş- UBP’ de temsil edilen statüko kendini korudu. Statüko;  DP –CTP hükümetine, 1996 da darbe yapınca, da bir taşta iki kuş vurdu. Hem demokratik hükümeti düşürdü, hem de DP’ yi oluşturan 9’lar hareketi gibi demokratik bir birikimi dağıttı, hem de daha demokrat Hakkı Atun’u götürdü. Unutmayın bu operasyonların 2. Adamı şimdi Silahtardadır. Bunlara dayanarak günümüze geldi. Şimdi de 1 Temmuza oynuyor. Ama öncesi, statüko sürsün diye, buna tepki olarak oluşan potansiyeli, kontrollü alanına, “takımdan” harcamaları da yaparak, akıtma metotlarına aynen devam ediyor.

Bu yüzden sol, günümüzde çok daha dikkatli olmalıdır. Şimdilerde siyasi mücadeleyi etik ve siyasal düşünceden kopartarak, salt bir iktidar kavgasına ve” o gitsin, ben geleyim” meselesine indirgemek, geleceği zora sokmak demektir.. Eğer günümüzde, en genelde sol güçler hedefi;  sol potansiyeli, somut ve gerçekçi düşünce ve program temelinde, halkla bütünleştirerek, daha da büyütmek olarak değil de, solda yer alan kimin, hangi siyasi partinin veya şahsın payına, mevcut sol potansiyelden ne kadar pay düşecek kısırlığına dayalı bir olguya sıkıştırırsa ve bu temelde de içi boş ve sorumluluk almaktan kaçan, birbirleri ile de genel doğruları daha keskince söylemek yarışına girerse,  bilinsin ki statükonun kendini yeniden üretmesi kabiliyetine,  olabildiğince yardımcı olunacaktır. Baksanıza, UBP içi muhalefetin de söylediği budur. Ülkede bugün muhalif siyaset adına söylenen genel bazı  konulardaki genel yaklaşımı tekrarlıyorlar “yazılarında” . Özlü bir değişim istemi yok.

Anayasa, demokratik düzenleme ve toplumsal yapıyı her açıdan, “Sil Baştan” yeniden yapılandırma gibi, statükonun temellerini sarsacak düşünceler, içi dolu dolu ileri sürülmediği  için, muhalefet etmek adına oluşan haklı genel muhalefet alanlarını, UBP’nin milletvekilleri de sahipleniyor. Buna da,” UBP içi çatışma” diye solcular seviniyor. Yani örüyorlar statükonun kendini yeniden üretme sepetini.

Kısacası eğer sol, yalnızca yanlışları işaret edip, genel doğruları söylemekle yetinir ve yaşamın değişimi için somut mesuliyetler yüklenerek, bu krizi nasıl aşacağız devinimi içinde,  projeler, programlar üretmezse. Bu bozuk düzenin değişim sürecini, Kıbrıs sorunun çözümüne erteleyen anlayış kolaycılığında, UBP’ nin iç çatışması ile veya ekonomik olarak büyük bir yıkımın gelmesi ile oluşacak ortamı bekleyerek erken seçimin bununla geleceği noktasına indirgerse tavrını ve  görüş üretmeden, erken seçim beklentisi ile yetinirse, herkes bilsin ki statüko kendini yeniden üretme şansı yakalayabilir.

Bunun için yalnızca yanlışı görmek ve genel doğruları söylemek değil, değişim için yaşamın her alanında demokratik yeniden yapılanma düşünceleri üretmek, “Sil Baştan” deyip yola koyulmak ve bunu, en geniş kitlelere mal etme devinimi içine girmek gerekiyor. Bu ayni zamanda Kıbrıs sorunun çözümünü de etkileyecek bir dinamik de demektir. Çünkü bu halk, özne olmazsa, ne Kıbrıs sorunu çözüm dinamiğine girer, ne de varlığımız korunup gelişebilir.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1297 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler