1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. UBP HÜKÜMETİ DERHAL İSTİFA ETMELİDİR
UBP HÜKÜMETİ DERHAL İSTİFA ETMELİDİR

UBP HÜKÜMETİ DERHAL İSTİFA ETMELİDİR

CTP-BG Merkez Yönetim Kurulu, TC Başbakanı Sayın Erdoğan’ın 28 Ocak 2011 Toplumsal Varoluş Mitingi sonrasında Türkiye basınında yayınlanan açıklamaları ile öne çıkan ve Kıbrıslı Türkleri “bizden beslenenler” diyerek asalaklar gibi gördüğ

A+A-

CTP-BG Merkez Yönetim Kurulu, TC Başbakanı Sayın Erdoğan’ın 28 Ocak 2011 Toplumsal Varoluş Mitingi sonrasında Türkiye basınında yayınlanan açıklamaları ile öne çıkan ve Kıbrıslı Türkleri “bizden beslenenler” diyerek asalaklar gibi gördüğü, “Cumhurbaşkanı’nı, Başbakan’ı çağırıp konuşacağız” diyerek de Kıbrıslı Türklerin bütün dünyanın da gördüğü gibi Türkiye’nin bir alt yönetimi olduğunu tescillediği açıklamalarından sonra 4 Şubat günü bir basın açıklaması yayınlamıştı.

Bu basın açıklamasında ne Kıbrıslı Türklerin Türkiye üzerinden beslenen asalaklar ne de Kıbrıs’ın kuzeyindeki yönetimin Türkiye’nin bir alt yönetimi olduğunu reddeden CTP-BG, Sayın Erdoğan’ın “Kıbrıs’ta stratejik ilgim var, onun için orda olacağım” demesine karşın Kıbrıslı Türklerin “Kıbrıs benim yurdumdur, burada var olacağım” dediğini ve “Beni yok edecek tüm girişimlere, nerden gelirse gelsin direneceğim” vurgusunu hatırlatmıştı.

Basın açıklamasında Kıbrıslı Türklerin kendi öz yurduna sahip çıkmak arzusu ile Türkiye’nin stratejik çıkarlarının çelişik gibi gösterilmesinin, Kıbrıs sorununda gelinen aşamada her iki tarafa da zarar vereceği belirtilmişti.

4 Şubat 2011 tarihli basın açıklamasından bazı pasajları hatırlatmakta yarar vardır:

“ (…) Sayın Erdoğan bilmelidir ki onun stratejik olarak bulunmak istediği yer, bizim yurdumuzdur ve önce bizim var olmamız gerekmektedir. Kıbrıslı Türklerin olmadığı bir Kıbrıs’ta Türkiye’nin uluslararası değerlerde bulunma olanağı yoktur…

(…) CTP-BG olarak, bir süreden beridir UBP Hükümeti’ne ne ekonomik krizi, ne sosyal diyaloğu ne de Türkiye ile ilişkileri yönetemediği ve gerdiği üzerine uyarılar yapmaktaydık; bugün gelinen aşamaya geleceğimize dair endişelerimiz vardı. Ancak, her konuda beceriksizliği artık şüphe kaldırmayan UBP Hükümeti’nin kulakları da sağırmış, duymadı… Sonuçta da Kıbrıs sorununun geldiği kritik bir aşamada, hem Kıbrıslı Türkler arasında kaos yaratarak, hem de Türkiye ile ilişkileri gererek, görüşme sürecinde Kıbrıslı Türkleri zayıf bir duruma sokmuştur…

CTP-BG olarak, ayakları üzerinde duran bir ekonomik yapıyı kurmak kararlılığındayız. Üretim yapabilecek her türlü kapasitemiz vardır, eksiklerimizi giderecek zekâmız da vardır. İhtiyacımız, önümüze konan engellerin kaldırılmasıdır. Kıbrıs Türk ürünlerine yasak pazar haline getirilmiş Türkiye pazarına Kıbrıs Türk ürünlerinin ulaşmasına yardımcı olmayanların, Kıbrıslı Türkleri bir de suçlamaları, beceriksiz gibi takdim etmelerini kabul edemeyiz. Zor koşullara rağmen, İngiliz pazarına satabildiğimiz ürünlerin Türkiye pazarına satılamadığını bilmeyen yoktur. Bize yıllarca, Türkiye’nin en üst makamlarının, “üretmeyin” demesine rağmen, ısrarla üretmeye çalıştık; her ürettiğimize karşılık, Türkiye’den özel teşviklerle hormonlanmış yatırımcıların haksız rekabetine yerli yatırımlarımız yem edildi. Kendi mal ve hizmet üreten kurumlarımız, özelleştirme adı altında, Türkiye’den gelen sermayeye devredildi, dahalarını devretmek üzere de çalışmalar yapılmaktadır. Ondan sonra da “Kıbrıslı Türklere balık tutmayı öğretmeliyiz” diye yaklaşım gösterenlere, verilecek cevabımız vardır: “Biz balık tutmayı da, yemeyi de, pazarlamayı da biliyoruz ancak yeter ki denize çıkmamız engellenmesin.

UBP Hükümeti’ne seslenmek istiyoruz, beceriksizliğin bu kadarı artık fazla geldi. Kendi insanına ve kaynaklarına güvenmiyorsun, kendi insanının yaratıcılığına güvenmiyorsun… Sorunlarımızı çözmek için ihtiyaç duyulan her şey kendi coğrafyanda vardır, kullanmıyorsun. Yurdumuzu yangın yerine döndürdün, bir kaosta sürüklenip giderken, sen hala kimi istihdam edeceğini düşünüyorsun, hangi partiliye ne vereceğini düşünüyorsun. Artık yeter… Bu ülke bizim, biz yöneteceğiz, kimseye boyun eğmeden, kimseye temennah etmeden, kimseye kulluk etmeden biz yöneteceğiz.

Bizim karnımız toktur artık Anavatan - Yavruvatan edebiyatlarına… Ana’nın şefkati aşırı olmaya başladı, bizi kişiliksiz yapıyor, kabul edemeyiz. Ana da bilmesi gerekiyor ki, Kıbrıslı Türkler onurlu birer yetişkinlerdir ve edebiyatla değil, politik gerçeklerle Kıbrıs’ta yaşamak istemektedir. Ana da artık bilmelidir ki, Kıbrıslı Türkler sürü değildir. Ve Ana da hatırlamalıdır ki, Kıbrıslı Türkler ne sömürge idarelerine, ne de kendilerini azınlık yapmak isteyenlere teslim olmadı; olmayacak da…

(…) CTP-BG olarak, Türkiye Başbakanı Sayın Erdoğan’ın sözlerini ve yaklaşımlarını çok ağır ve kabul edilmez ve üzücü buluyoruz, sindirecek de değiliz…

O günden sonra da sanki Kıbrıslı Rumları ve tüm dünyayı adeta doğrulamak istercesine Kıbrıs’ın kuzeyinin Türkiye’nin bir alt yönetimi olduğunu öne çıkaran açıklamaların ardı arkası kesilmedi.

Bunun son örneğini de geçtiğimiz hafta Kıbrıs’ın güneyinde gerçekleşen patlamanın ardından elektrik enerjisi sıkıntısı yaşayan Kıbrıslı Rumlara geçtiğimiz gün Kıbrıs’ın kuzeyinden elektrik enerjisi verilmeye başlanmasına ilişkin Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, “Yalnızca Kuzey Kıbrıs için değil, Kıbrıs’ın tamamı için enerji dağıtımıyla ilgili planlarımız vardı” demesiyle yaşadık. Sayın Bakan Yıldız, gazetecilerin Kuzey Kıbrıs’tan, Güney Kıbrıs’a elektrik verilmeye başlanmasına ilişkin sorusu üzerine, şunları söyledi:

“Yalnızca Kuzey Kıbrıs için değil, Kıbrıs’ın tamamı için enerji dağıtımıyla ilgili planlarımız vardı. İster ihtiyari, ister gayriihtiyari enerji talebi durumunda, Kuzey Kıbrıs’tan bunun verilebilmesini amaçlıyorduk. Sayın meslektaşım Kuzey Kıbrıs’tan pazartesi ya da salı günü gelecek. Tekrar bu konunun detaylarını görüşeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı olarak Başbakanımızın da talimatıyla Kıbrıs’ın tamamıyla ilgili bir enerji planı hazırlamıştık, çok isabetli olmuş.”

Bu açıklamadan sonra başta Ekonomi ve Enerji Bakanı Sayın Atun’un ve en genelde de UBP Hükümeti’nin istifa etmesi Kıbrıs Türk halkına karşı bir borçtur. Hem de hiç ertelemeden, Sayın Erdoğan da Kıbrıs’ın kuzeyindeyken. 

Ayrıca Kıbrıs Türk halkının kendi kendini yönetmesi gerektiğini söyleyen iktidardaki UBP dışındaki siyasal partilerden Sayın TC Bakanı Yıldız’ın açıklamalarına henüz tepki göstermeyen parti liderlerinin de bu iddialarında ne derece samimi olduklarını yapacakları açıklamalarla göstermeleri Kıbrıs Türk halkına karşı bir görevdir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 787 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler