1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Twitter’dan Politik Hareket Çıkar Mı? Özersay Ne Pişiriyor?
Twitter’dan Politik Hareket Çıkar Mı? Özersay Ne Pişiriyor?

Twitter’dan Politik Hareket Çıkar Mı? Özersay Ne Pişiriyor?

Cemal Mert: Doğu Akdeniz Üniversitesi’ndeki başarılı akademik kariyerinden tanıdığımız Sayın Kudret Özersay, Denktaş, Talât ve Eroğlu dönemlerinde müzakere heyetlerinde görev yapması ile de tanınmaktadır

A+A-

 

 

 

Cemal Mert

mertcemal@kibrisonline.com

 

 

 

Doğu Akdeniz Üniversitesi’ndeki başarılı akademik kariyerinden tanıdığımız Sayın Kudret Özersay, Denktaş, Talât ve Eroğlu dönemlerinde müzakere heyetlerinde görev yapması ile de tanınmaktadır. Özellikle Cumhurbaşkanı Sayın Eroğlu dönemindeki özel temsilcilik görevindeki performansı ile de dikkat çekmektedir. Müzakere sürecini fiilen yürüten kişi olarak öne çıkmaktadır.

Ülkemizde, sivil toplumda, akademide ve bürokraside başarılı olup ismi kamuoyunda sempati yaratan birçok insanımız, kamuoyunun verdiği itki ile “memleketi kurtarma” adına siyasal çalışma ortamına yönelmektedirler. Böylesi olguları geçmişten beri anımsamak mümkündür. Bir çırpıda aklımıza gelenler, Nuri Çevikel, Raşit Pertev, Ahmet Yönlüer, Halil Sadrazam, Ali Erel, Turgay Avcı, Tahsin Ertuğruloğlu  vb. gibi kişilerdir.

Son dönemlerde Özersay’ın twitter üzerinden başlattığı iletişim operasyonu ve ardından “toparlanıyoruz” adında bir hareket başlatmasının aklıma getirdiği olgu budur.

Ülkemizde yaşanan sosyo-ekonomik ve politik çıkmazın yerel inisiyatifle aşılabilmesi konusunda geleneksel partilerimizin (UBP,CTP,DP,TDP) ve diğer marjinal hareketlerin henüz tutarlı bir program ve kadro ortaya çıkaramadığı günümüz koşullarında zaten epeydir medyada bir tartışma süregelmekteydi. “Yeni Devlet”, “Sil Baştan Cumhuriyeti”, “Başkanlık Sistemi”, “AK Parti Benzeri Yeni Oluşum” vb. gibi söylemler bu çerçevede ortaya atılmış, saman alevi gibi yanıp sönmüştür. Partiler toparlanıp, harekete geçip, değişimin öncülüğünü almazlarsa buna benzer arayışların ortaya çıkması da normal ve beklenen şeylerdir.

Raşit Pertev’in kurduğu parti başarısız olunca, “fena halde gaza geldiği” konusunda medyada söylemler olmuştu. Nuri Çevikel, Ali Erel, Ahmet Yönlüer,Tugay Avcı ve son olarak da Tahsin Ertuğruloğlu olguları, bizlere, ana siyasal akımlardan kopan hareketlerin bir varlık gösteremediklerine dair en yakın örneklerdir. İki binli yıllar öncesinde bunlara benzer pekçok olgu da mevcuttur.

Durum bu zeminde ise Kudret Özersay gibi akademik kariyeri yanısıra diplomatik ve politik deneyimi de olan birisinin başlattığı hareketi, kişisel bir kariyerizm hırsı, yeni bir gaza gelme yada gaza getirilme olgusu olarak mı algılamamız gerekir? Yoksa bu olgunun farklı dinamikleri de var mı? Bunu anlamak için Kudret Özersay’ın twitter ve facebook’ta yayımladığı aşağıya aktardığım kısa manifestoyu incelemekte yarar var:

“TOPARLANIYORUZ VE YENİ BİR YOLA ÇIKIYORUZ, HADE!                         

“Toparlanıyoruz” hareketi, Kuzey Kıbrıs’ta genel olarak siyasete olan güvenin önemli ölçüde azaldığı ve giderek umutsuzluğun yaygınlaştığı bir dönemde, bu coğrafyada yaşayan ve buranın her anlamda yaşanabilir bir düzene sahip olması için söyleyecek sözü olan her kesimden insanın bir araya geldiği, esasen twitter üzerinden tartışan ve fikir üretenlerin yer aldığı bir harekettir. 
“Toparlanıyoruz”, temiz bir toplumun, demokratik, şeffaf, hesap verebilir ve güvenilir bir siyasi kültürün ve kurumların oluşturulması için söyleyecek sözü ve yapılacak eylemi olan, bu uğurda harekete geçme cesaretine sahip herkesi, temiz olması kaydıyla kucaklamaya hazırdır. “Toparlanıyoruz”un hiç bir siyasi parti ya da devlet kurumuyla ilgisi yoktur. 
Tanışmak maksadıyla 12 Mayıs 2012’de Narnia’da ilk kez bir araya gelen bazı hareket taraftarları çok yararlı bir tartışma yapmış ve bir sonraki toplantının 19 Mayıs 2012’de yine Lefkoşa Narnia’da saat 15:00’de olmasına karar verdik.
Temiz bir toplum, bize yakışır biz düzen için toparlanıyoruz, Hade!
Bu hareket bir üyelik anlayışıyla çoğalmayacaktır..Kimse bir başkasına "sen gelemezsin" diyemez.. Ancak az sayıda ve net olan ortak paydanın kendisi harekete uygun olmayanları kısa sürede bünyesinden dışlayacaktır. Özetle herhangi bir çıkara dayanmayan BİZ denilen şey kendi doğal refleksini gösterecektir.. (Facebook 14.05.2012)                                                                           

Bu yeni nesil hareket ile halkın kendine olan güvenini yeniden kazanması ve silkinip kendine gelmesi mümkün olabilir. Partizanlık ve birilerine yama olma bu hareketin ruhuna ters, derdimiz kurumlarımızın bize yakışan bir şekilde yeniden yapılandırılması ve temiz toplum için bir güç birlikteliği sağlamak...uzun ve anlaşılmaz manifestolara lüzum yok, samimiyetle biraraya geliş var...( Facebook 15.05.12)”

Bu kısa manifestodan anlaşıldığı üzere, kendini hiçbir siyasal partiye ait hissetmeyen ama memleketin hâl-i pür melal’inden şikâyetçi olup birşeyler yapmak isteyen insanlara çağrı yapan romantik - entelektüel ve Mevlânavari bir anlayış sözkonusudur.

Ne ciddi bir sosyo-ekonomik analiz ve tespit ne de şikâyet olunan memleket hâllerinden nasıl çıkılacağına dair bir vizyon ortaya konmuş değildir. Ne de bu sorunlara hangi yöntemlerle ve hangi güçle çözüm aranacağı belirtilmiştir. Twitter ve facebook üzerinden grupla ilgili tartışmaya katılanlardan hiçbiri de derinliği ve vizyonu olan bir görüş ortaya atmış değil henüz.

Bu eleştirileri erken ve aceleci bulabilirsiniz. “Kervan yolda düzülür”, “yürüyelim da toparlanırız” diye de yaklaşım ortaya koyabilirsiniz. Ama yukarıda saydığım yakın zamanlı olgularda, özellikle Ali Erel, Nuri Çevikel, Raşit Pertev, Turgay Avcı, Ahmet Yönlüer ve Tahsin Ertuğruloğlu olgularında, arkadaşların nasıl fena halde gaza geldikleri/getirildikleri akla geldikçe biraz erken uyarı yapmakta haksız sayılmam, kanımca. Ki onların da baştan itibaren seslendirdikleri şikâyetler, tespitler ve öneriler hiç de şimdikinden farklı değildi: “Bu düzen bize yakışmaz, değiştireceğiz.” Ama ne oldu? Başladıkları yere geri döndüler, saman alevi gibi parlayıp söndüler.

Bu gün düzenden şikâyet edip, “toparlanıyoruz, hade” diyen arkadaşlarımız işe başlarken, statükoyu analiz edip, eleştirip, lime lime etmezlerse, ya statükoya yama olurlar yada yeni bir hayal kırıklığı olarak toplumsal depresyona katkı koyarlar.

Bendeniz, naçizane, Nasreddin Hoca gibi, “su destisi kırılmadan önce” uyarmak isterim. Arkadaşlar, Narnia buluşmasından sonra, yakından başlayarak Suriçi’ni, sonra Lefkoşa’daki kamu ve özel kuruluşları, Lefkoşa’nın köylerini ve sonra da KKTC’nin tüm yerleşim yerlerini tek tek dolaşsınlar. Bu arada aynaya da bakmayı ihmal etmesinler. KKTC’nin statükosunu vareden toplumsal yapımızı yerinde etüd etsinler. Bakalım   twitter ve facebook’tan görüldüğü gibi mi acaba toplumsal gerçekliğimiz. Ya da romantik - entelektüel, Mevlânavari yaklaşımlar ile acaba statükoyu ve toplumsal gerçekliği ne kadar anlayıp değiştirebilirler?

Gideceğiniz menzile göre araç(*) seçmezseniz, korkarım ki yolda kalmanız mukadderdir.

 


(*)Günümüzde toplumsal gelişme için nasıl bir siyasal parti/örgüt gerektiği konusunda, Gaile’de çıkan, “Yeni Parti Modeli: Hepimiz” başlıklı yazıma ekteki linkten ulaşabilirsiniz. www.yeniduzen.com/detay.asp?a=42644    

 

 

 

 

Bu haber toplam 1008 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler