1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. Türkiye’nin saklı cenneti; Güneydoğu Anadolu…
Türkiye’nin saklı cenneti;  Güneydoğu Anadolu…

Türkiye’nin saklı cenneti; Güneydoğu Anadolu…

Önemli bir tarihe sahip olan Güneydoğu Anadolu ilk çağlara dayanan pek çok özelliği günümüze taşırken, uygarlık tarihinin başladığı Mezopotamya bölgesini keşfetmek için yola düştüm, oldukça zevkliydi…

A+A-

Didem MENTEŞ

Türkiye’nin birçok bölgesi doğal güzellikleri ve tarihi öğeleriyle hep ilgimi çekmiştir. Bunların başında ise Güneydoğu Anadolu Bölgesi gelmekteydi. Gerek, yıllarca içerisinde bulunduğu durum, gerekse sahip olduğu yapısı bakımından dikkatimi çekmiştir.

Uzun süre terör olayları nedeniyle zor bir süreçten geçen bölge, son yıllarda yoğun terör olaylarının olmaması ve nispeten daha sakin olması nedeniyle benim gibi merak edenlerin ilgi odağı oldu.

Tarihin doğayla iç içe geçmesi ve zengin kültürel yapısıyla, bölge adeta ziyaretçi akınına uğramaya başladı.

Önemli bir tarihe sahip olan Güneydoğu Anadolu ilk çağlara dayanan pek çok özelliği günümüze taşırken, uygarlık tarihinin başladığı Mezopotamya bölgesini keşfetmek için yola düştüm,  oldukça zevkliydi… 

foto-1-009.jpg
Kahramanmaraş’ta adım başı dövme dondurma ile karşılaşıyorsunuz

GÜNEYDOĞU ANADOLU’YA YOĞUN TALEP

Türkiye Sanayi Bakanlığı’nın GAP Bölgesi Turizm Odaklı Tanıtım ve Markalaşma Projesi ile Güneydoğu Anadolu’nun Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak illerini kapsayan bölgeyi, Mezopotamya ismiyle markalaştırıp, sürdürülebilir turizm destinasyonunu hayata geçirmesiyle, bölgeyi inanç ve kültür turizmi açısından önemli merkez haline getiriyor.

Güneydoğu Anadolu’daki kültürel mirası yakından görmek için dünyanın çeşitli ülkeleri yanı sıra Kıbrıs’tan da yoğun bir talep yaşanıyor.

Ülkemizdeki seyahat acenteleri de kültür turizmi çerçevesinde bir süredir GAP turları düzenliyor. Yoğun talebin olduğu GAP turları 43-44 kişilik gruplar halinde kış ve bahar aylarında gerçekleştiriliyor.

Seyahat acentelerinin programı çerçevesinde düzenlenen turlara katılan ziyaretçiler, GAP turu kapsamında Siirt, Kilis ve Şırnak dışında kalan diğer illeri ziyaret edebiliyor. Kimi acenteler GAP kapsamında bulunmayan Kahramanmaraş’a da kısa bir tur düzenleyebiliyor.

d2-052.jpg
Dünyanın 8’inci harikası olan Nemurt Dağı…

“ÇOK FARKLIYMIŞ!”

Ben de yıllarca ilgimi çeken Güneydoğu Anadolu bölgesini görmek için eşimle birlikte bu turlardan birine katıldık. Gerek coğrafi konumu, gerek tarihi dokusu, gerekse çevresel yapısını yakından izleme şansını yakaladığımız bu bölge bizde bambaşka izlenimler yaratırken, “böyle olduğunu hiç tahmin etmezdik, çok farklıymış” cümlesinin birçok kişinin dilinden düşmediğini duyduk.

Her insanın gezip görmesi, uygarlık tarihinin nerelerden geçip günümüze ulaştığını yakından izlemesi gereken Güneydoğu Anadolu, son dönemlerde gelişen ve modernleşen yapısıyla da dikkat çeker nitelikte. Özellikle gezdiğimiz Diyarbakır, Gaziantep, Adıyaman ve Mardin’in yeni yerleşim yerlerindeki kentsel yapıları ve çevresel düzenlemesi takdir toplarken, yeşil alanlar, çocuk ve oto parkların düzeni ve çevre temizliği de örnek alınacak türden.

Bazı yerlerde görülen olumsuzluklara rağmen karşımıza çıkan şehir manzaraları, bölgeyi gezen misafirlerin gözündeki Güneydoğu Anadolu tabularını yıkıyor.

Televizyonlarda görülenden çok daha farklı bir görüntüyle karşılaşmak hemen her turisti şaşırtıyor. Bunda turizmin hızla gelişmesi, insanların bu akıma ayak uydurmasının etkisi de oldukça fazla…

DÖVME DONDURMANIN DOĞDUĞU YER: KAHRAMANMARAŞ

Güney Anadolu’da 5 gece 6 gün sürecek olan ilk günümüz Gaziantep Havaalanı’na iniş yaparak başladı. Son günümüzü Antep’te geçireceğimiz için ilk istikametimiz dövme dondurmasıyla dünyada da ün salmış Kahramanmaraş oluyor. Maraş dondurmasını yerinde tatmak yüzümüzü güldürmeye yetiyor. Bir buçuk saate yakın yolculuğumuz sırasında rehberimizden bu meşhur dondurmanın öyküsünü de dinliyoruz.“Kahramanmaraş’ın kuzeyinde bulunan Ahir Dağları’nda eşsiz orkideler yetişiyor. Osmanlı döneminde dağda çeşitli bitkiler olduğu, keçilerin de bu bitkilerden beslenmesi nedeniyle, lezzetli bir süte sahipler. Bu süt ile dağdan toplanan orkidelerin birleştirilerek bu salepler yapılıyor. Geçmişte Osman Ağa isimli kişinin ise bu saleplerden yaparken, ortaya tatlı sert bir ürün çıktığını fark ediyor ve bu ürüne “karsambaç” adı veriliyor. Osman ağanın keşfettiği bu tatlı daha sonraları Osmanlı saraylarının sofralarında da yer alıyor ve günümüze kadar geliyor. Bu eşsiz lezzet, Maraş dondurması olarak biliniyor.”

d3-033.jpg
Nemrut Dağı’ndaki Kommagene Krallığı

 

KURTULUŞ SAVAŞININ SİMGELERİ…

Kahramanmaraş’a vardığımız zaman şehrin girişinde İstiklal Madalyası anıtı bizleri karşılıyor.  Kurtuluş Savaşı'nda işgale direnişi nedeniyle TBMM tarafından 5 Nisan 1925'te şehre verilen madalya.

Kahramanmaraş’ın tarihi kalesine doğru ilerlerken şehrin çevre düzenlemesi ve temizliği ilk anda göze çarpıyor. Tarihi kaleyi gördükten sonra günümüzde Mado dondurması olarak bilinen işletmenin doğuş noktası olan pastaneye uğruyoruz. Maraş’ın çarşısında yer alan pastane oldukça otantik bir mekâna sahip iken, dövme dondurma için dışarıda kuyruklar oluşuyor.

Çarşı meydanına ise Kahramanmaraş’ta kurtuluş mücadelesini başlatan Sütçü İmam ve olayı simgeleyen anıt bulunuyor.

Kahramanmaraş’ın çarşısında alışveriş dükkânları yanısıra adım başı dövme dondurmacısı satıcıları, Osmanlı macunu satıcıları ve çeşitli tezgah açmış satıcılar yer alıyor. Maraş’taki kısa turumuzdan sonra Adıyaman’a gitmek için yola çıkıyoruz. Çevre yolu boyunca “Fıstıkçı-Baklavacı” dükkânları art arda sıralanıyor…

d4-016.jpg
Cendere Köprüsü ve çevresindeki eşsiz dağlık alan…

 

ADIYAMAN; DÜNYANIN 8. HARİKASI NEMRUT DAĞI’NA TIRMANIYORUZ

Helenistik ve Roma dönemlerinin izlerini taşıyan, binlerce yıllık tarihe sahip Adıyaman’a akşam saatlerinde ulaşıyor ve otelimize yerleşiyoruz. Akşam yemeğinden sonra erkenden herkes odasına çekiliyor. Çünkü ertesi sabah güneşin doğuşunu seyretmek ve dünyanın 8’inci harikası olan Nemrut Dağı’na çıkmak için saat 3:00’te yola çıkıyoruz. Gecenin karanlığında minibüslerle Nemrut Dağı’nın eteklerine ulaşıyoruz. 2206 metre yükseklikteki dağa çıkmak için oldukça sıkı giyinmemize rağmen, bazı misafirler orada 10 TL’ye kiralanan battaniyelerden alarak, buz gibi soğukta tırmanışa geçiyoruz. Kimileri yarı yoldan vazgeçerek geri dönerken, kimileri de kar kaplı ve tehlike içeren yolun sonuna varmadan güneşin doğuşunu seyretmeye duruyor. Kimileri de tehlikeli yola rağmen risk alıp, dağın zirvesindeki Kommagene Krallığı’na ulaşarak devasa heykelleri ve kitabeleri görüntülüyor.

BÜYÜLENMEMEK İMKÂNSIZ…

Nemrut Dağı’na çıkarken insanların güvenliği açısından tutunacak bir yer olmaması ve herhangi bir önlem alınmaması ise büyük bir noksanlık olarak göze çarpıyor. 2 bin metreyi aşkın mesafe kat ettikten sonra havanın size sürpriz yapması da kaçınılmaz olabiliyor. Doğuşu 2 dakika sürecek olan güneşin ise bulutların ardında kalarak kızıl bir nokta olarak göz kırpması da sürpriz olabiliyor. Güneşin kendini gösterip kaybolması biraz hüzün yaratsa da havadaki oksijenin verdiği huzur yanında, beyaza bürünmüş manzara karşısında ise büyülenmemek imkânsız…

Dünyanın 8’inci harikası olması yanı sıra Türkiye’de milli park ilan edilen ve UNESCO tarafından da Dünya Kültür Mirası olarak ilan edilen Nemrut Dağı’nın eşsiz güzelliği binlerce insanı kendisine çekiyor. Güneydoğu Anadolu bölgesinin çok fazla ziyaret edilmeleri nedenleri arasında Nemrut Dağı’nın payı oldukça büyük. Bu eşsiz yapıyı ve manzarayı görme şansından sonra yokuş aşağı inmek de yorucu olabiliyor.

CENDERE KÖPRÜSÜ

Nemrut Dağı ardından Roma İmparatorluğu’nun efsanevi XVI. Lejyon tarafından inşa edilen Cendere Köprüsü’ne varıyoruz... Köprü’ye S. Severus ve karısı J. Domma ile oğulları Caracalla ve Geta adına sütun diktiği ancak Caracalla imparator olunca kardeşi Geta’yı öldürüp, onun adına dikilen sütunu kaldırdığı anlatılıyor. Köprünün altından geçen suların geldiği dağın eteği ise harika bir görüntüye sahip. Ziyaretçiler bu manzarayı arkasına alarak bol fotoğraf çekiyor.

d8-001.jpg
Atatürk Barajı uzantısı ve Nissibi köprüsü

ATATÜRK BARAJI…

Adıyaman’daki turumuz sabah kahvaltısı ardından Gölbaşı’ndan geçerek, GAP projesinin can damarı olan, 12 yıldır aralıksız çalışan Atatürk Barajı’nı ulaşıyoruz. Gerçekten muhteşem bir manzaraya sahip. Suyun durgunluğu, güneşin de etkisiyle suyun üzerine gölgesi vuran tepeler ve ağaçlar bir resmi andırıyor.

Çevre yollarındaki dinlenme tesisleri ve akaryakıt istasyonları dikkat çekiyor. Yollarda kahve ve çay molası veren tesislerin olması turizme adeta can katıyor. Atatürk Barajı’nın uzantısı üzerinde kurulan, Türk mühendislerin yaptığı, 620 metrelik Nissibi Köprüsü yanında kahve molası veriyoruz. Barajın üzerine yapılan bu köprü ve suların görüntüsü ziyaretçilerin de oldukça ilgisini çekiyor.

Hatta yeni evlenen çiftlerin doğa fotoğrafları arasında konu baraj ve köprü de yer alıyor.

d10.jpg
Nissibi köprüsünde asker silahla nöbet tutuyor

HAFTAYA DİYARBAKIR VE MARDİN…

Çevre yollarından illere girişlerde polis ve jandarmanın güvenlik açısından bazı araçları durdurup kimlik kontrolü yaptığı, yol kenarlarında “toma” isimli zırhlı araçların bekletildiği de dikkat çekiyor. Diyarbakır’a gidişimizde bizimde seyahat ettiğimiz otobüs polis tarafından kontrol amaçlı durduruluyor. Ama Kıbrıslıların sevecen konuşması nedeniyle, polis 1-2 kişinin GBT’sine baktıktan sonra gülerek gidebileceğimizi söylüyor. Bu da unutulmaz anlarımızdan biri oluyor.

Güneydoğu Anadolu gezimizi ilk bir buçuk günü Kahramanmaraş ve Adıyaman’dan tamamladıktan sonra Diyarbakır ve Mardin illeriyle devam etti. Bizlerde farklı bir izlenim bıraktıran, hiç hayal etmediğimiz bir manzarayla karşılaştığımız Diyarbakır ve Mardin ile ilgili yazımız haftaya devam edecek…

 

Bu haber toplam 903 defa okunmuştur
Adres Kıbrıs 419 Sayısı ISSN 2672-7560

Adres Kıbrıs 419 Sayısı ISSN 2672-7560

Önceki ve Sonraki Haberler