1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'TÜRKİYE’DE KORUMA, KKTC’DE ENGEL, BU ÇİFTE STANDARTTIR'
TÜRKİYE’DE KORUMA, KKTC’DE ENGEL, BU ÇİFTE STANDARTTIR

'TÜRKİYE’DE KORUMA, KKTC’DE ENGEL, BU ÇİFTE STANDARTTIR'

Kıbrıs Türk Sanayi Odası Başkanı Ali Çıralı, yerli üretimin içinde bulunduğu kısır döngüyü kırmanın formülünün Kuzey Kıbrıs’ta üretimi olan, %100 yerel girdisi olan ürünlerin ithalini yasaklamak ve yerli üretimi korumak olduğunu söyledi. Çıralı

A+A-


Kıbrıs Türk Sanayi Odası Başkanı Ali Çıralı, yerli üretimin içinde bulunduğu kısır döngüyü kırmanın formülünün yerli üretimi korumak olduğunu söyledi

 

“TÜRKİYE’DE KORUMA, KKTC’DE ENGEL, BU ÇİFTE STANDARTTIR”

 

“Bu uygulamalar (koruma tedbirleri) Türkiye’de rekabeti engellemiyor, burada engelliyor. Bu çifte standarttır veya olaya nereden baktığınıza bağlı olarak durum değişiyor. Eğer olaya KKTC’den durup bakarsanız başka görürsünüz, Türkiye’den bakarsanız başka görürsünüz”

 

“Türkiye ekonomisi iyi bir ekonomi mi? Evet, iyi bir ekonomidir. Son birkaç yıla baktığımız zaman krizler dolayısıyla eksi büyüme gösteren birçok ülkenin yanında Türkiye, Çin’den sonra en hızlı büyüyen ekonomiye sahiptir. Demek ki alınan bu tedbirler doğru tedbirlerdir”

 

“Türkiye’nin başarılarını nasıl elde ettiğine bakarak, biz de aynılarını yapalım, bu başarıları gösterelim ve başkasına muhtaç olmayalım. Onların yürüdüğü yoldan biz de yürüyelim, biz de başarıya kavuşalım”

 

   Kıbrıs Türk Sanayi Odası Başkanı Ali Çıralı, yerli üretimin içinde bulunduğu kısır döngüyü kırmanın formülünün Kuzey Kıbrıs’ta üretimi olan, %100 yerel girdisi olan ürünlerin ithalini yasaklamak ve yerli üretimi korumak olduğunu söyledi.

   Çıralı, TC Yardım Heyeti’nin hazırladığı “KKTC’ye yapılan TC Yardımları 2011 yılı Faaliyet Raporu”nu da değerlendirdi.

   Raporda ithallatta uygulanan vergilerin rekabetin önünde bir engel olduğunun söylenmesine karşı çıkan Çıralı, “Bu uygulamalar Türkiye’de rekabeti engellemiyor, burada engelliyor. Bu çifte standarttır veya olaya nereden baktığınıza bağlı olarak durum değişiyor. Eğer olaya KKTC’den durup bakarsanız başka görürsünüz, Türkiye’den bakarsanız başka görürsünüz” diye konuştu.

   Çıralı, “Bu büyük ekonomiler kendilerini koruma ihtiyacı hissederken, Kuzey Kıbrıs’taki bu küçük ekonomideki üreticilerin de korunmaya ihtiyacı vardır” dedi.

 

·        Soru: TC Yardım Heyeti’nin “KKTC’ye yapılan TC Yardımları 2011 yılı Faaliyet Raporu”nda sizi rahatsız eden ifadeler olduğunu açıkladınız. Bu ifadelerin başında da ithallatta uygulanan vergilerin rekabetin önünde bir engel olduğunun söylenmesiydi. Bu ne anlama geliyor?

·        Çıralı: Bundan yerli ürünleri koruyan çok düşük oranlardaki vergilerin de kaldırılması gerekir gibi bir yorum çıkar. Ticaret Odası her yıl Rekabet Edebilirlilik Raporu yayınlar ve bu raporda 135 ülke içinde Kuzey Kıbrıs rekabet gücü açısından 117’inci sırada yer aldı yani rekabet gücü düşük bir yapımız var. Fakat aynı raporda 135 ülke arasında yapılan sıralamada ithalatta alınan vergi oranları sıralamasında Kuzey Kıbrıs 5’inci idi. Yani ithallata en düşük vergi uygulayan ilk 5 ülkeden birisiyiz. Ülkemizde yerel ürünleri koruma amacıyla konan vergiler başka ülkelere kıyasla çok düşüktür. Şu anda da yürürlükte olan mevzuata göre yerel ürünleri koruyan vergi oranları ürüne göre %5-%11 arasında değişmektedir. Çok az üründe %11 üzerinde vergi vardır. %11 koruma çok düşük bir orandır.

 

 

·        Soru: Daha önce yaptığınız açıklamada yerli üretimi koruma konusunda Türkiye’nin örnek alınması gerektiğini söylemiştiniz. Türkiye’de uygulama nedir?

·        Çıralı: Türkiye’de peynir türü ithal etmek isterseniz %180 vergisi vardır. Yani 100 TL’lik peynire 180 TL de vergi ödeyerek onu Türkiye’ye sokabilirsiniz. Bunun amacı Türkiye’deki hayvancıyı, sütçüyü, peynir üreticisini korumaktır ve bu aynı zamanda devlete de bir gelirdir. Türkiye’ye badem ithal etmek isterseniz, Türkiye’de badem üretimi azdır ama fındık, antepfıstığı, ay çekirdeği gibi muadili ürünler vardır. Dolayısıyla badem ithal ederken %58,5 vergi ödeyerek bademi Türkiye’ye sokarsınız. Bunun amacı badem, fındık üreticisini korumaktır. Fındık ithal etmek de yasaktır. Tüm bunlar kendi üreticilerini korumak için alınmış tedbirlerdir.

 

“TÜRKİYE’DE ALINAN TEDBİRLER DOĞRU TEDBİRLERDİR”

 

Türkiye ekonomisi iyi bir ekonomi mi? Evet, iyi bir ekonomidir. son birkaç yıla baktığımız zaman krizler dolayısıyla eksi büyüme gösteren birçok ülkenin yanında Türkiye, Çin’den sonra en hızlı büyüyen ekonomiye sahiptir. Demeki ki alınan bu tedbirler doğru tedbirlerdir. Türkiye’de turizm sektörü var, yılda 10 milyonun üzerinde turist gidiyor. Yüksek öğrenim de var. Bizdeki toplam 6 üniversitede olan öğrenci sayısından daha fazla öğrenci Türkiye’de sadece bir üniversitede vardır. İthalata konan bu vergiler ve yasaklar öğrencileri veya turistleri rahatsız eder mi? Etmez. Çünkü onların muadili daha ucuz yerli ürünler vardır ve herkes yerli ürün kullanmak zorundadır. Biz turizme dayalı bir ekonomi modelini benimsedik. Ama ülkeye gelen turist eğer yerel ürünleri tüketmezse o turizm sektörünün de bu ülkeye faydası olmaz. 

 

Geçtiğimiz günlerde Türkiye Teknoloji ve Sanayi Bakanı Nihat Ergün’ün kamu alımları konusunda bir açıklaması vardı. Türkiye’de daha önce kamu alımlarında, ki yıllık 50 milyarın üzerinde kamu alımı vardır, yerel ürünlere %15 fiyat avantajı tanınırdı. Yani kamu bardak alacaksa Türkiye’de üretilen bardak 115 TL, ithal edilen bardak 100 TL ise yerli ürünü almak mecburiyetindeydi. Ancak şimdi bu da kaldırıldı ve “bundan sonra fiyatı ne olursa olsun, kamu alımları tamamen yerli üretimden olacak” dendi. Bu büyük ekonomiler kendilerini koruma ihtiyacı hissederken, Kuzey Kıbrıs’taki bu küçük ekonomideki üreticilerin de korunmaya ihtiyacı vardır.

 

“BİZ NEDEN YAPMIYORUZ?”

 

Biz Kuzey Kıbrıs’tan Türkiye’ye portokal suyu satmak istersek %58 gibi yüksek bir vergisi vardır. Bu vergiyi ödeyerek portakal suyu gönderirseniz fiyatınız artar ve Türkiye piyasasında rekabet edemezsiniz, satamazsınız. Türkiye’de de portakal suyu üretilir ve kendi üreticilerini korumak için bu vergileri koydular. Biz “yavruvatana bir istisna yapın ve bunu uygulamayın” diyoruz. “Olmaz sizin şekeri başka yerden alma imkanınız vardır, haksız rekabet olur” diyorlar. Türkiye’de şeker pancarı üreticilerini korumak için şeker ithal etmek de yasaktır, devlet kontrolündedir. “Kuzey Kıbrıs’taki üretici Avrupa’dan şeker alıp, portokal suyu üretiminde %1-2 oranında karıştırırsa Türkiye’deki üreticilere haksız rekabet teşkil edeceği için Kuzey Kıbrıs’a ayrıcalık tanıyamam, bu vergileri girerken ödemek mecburiyetindesiniz” deniyor. O zaman biz neden bu methodları uygulamıyoruz. Sadece Türkiye’den gelen mallara değil, dünyanın her yerinden buraya gelen ürünlere neden biz de bu uygulamaları yapmıyoruz.

 


 

“Olaya nereden baktığınız bağlı olarak durum değişiyor”

 

·        Soru: Türkiye kendi yerel üreticisini koruyup, destekliyor ancak Kuzey Kıbrıs’la ilgili hazırladığı raporda korumanın rekabeti engellediğini söyleyebiliyor...

·        Çıralı: Yani bu uygulamalar Türkiye’de rekabeti engellemiyor, burada engelliyor. Bu çifte standarttır veya olaya nereden baktığınıza bağlı olarak durum değişiyor. Eğer olaya KKTC’den durup bakarsanız başka görürsünüz, Türkiye’den bakarsanız başka görürsünüz.

 

·        Soru: Kısacası rapor bahsedilen tedbirleri Türkiye açısından engel olarak görüyor...

·        Çıralı: Evet aynen öyle. Ülkeler arasındaki ticari anlaşmalarda genellikle ticaret dengeli olur yani ne kadar alırsanız o da sizden o kadar alır. Fakat bizde bu denge yoktur. Biz Türkiye’den 1 milyar dolarlık bir alım yapıyoruz ama buna karşılık Türkiye’ye sattığımız mal 50 milyon doların üzerinde değildir. Bu raporda Türkiye’den gelen 1 milyar dolarlık malın üzerindeki düşük vergilerin de kaldırılması gibi bir talep görüyorum. Bu da Türkiye’deki üreticilerin buraya daha rahat girmeleri, ürünlerini daha rahat pazarlamaları için bir öneridir. Kısacası olaya nereden baktığımıza bağlı...  

 

Raporda ithallatta alınan vergilerde bir artış olduğundan da bahsediliyor fakat bu yerel ürünleri koruma amacını taşıyan fiyat istikrar fonlarındaki artışlar değildir. Geçtiğimiz yıl fiyat istikrar fonlarında düşüşler olmuştur. Ama raporda gelirlerin artmasına neden özellikle akaryakıt üzerindeki fiyat istikrar fonunun artırılmasıdır. En büyük ithalatlarımızdan birisi de akaryakıt olduğuna göre akaryakıt üzerindeki fiyat istikrar fonu arttığı için ithallatta alınan vergilerde bir artış sağlanmıştır. Buna alkollü içkiler ve ve tütün de eklenebilir. Yani bu artış yerel ürünleri koruma maksadıyla olan, %11’i geçmeyen vergilerden kaynaklanmıyor. Raporda belirtildiği gibi, ithallatta alınan vergilerde artış olduğu doğrudur ancak nedenleri belirtilmemiştir bu da yanlış anlaşılmaya sebep olabilir.

 

YERLİ ÜRÜNLERE BAKIŞ...

 

·        Soru: Yerli ürünlerin uluslararası standardları yakalayamadığı, “ne üretiyoruz ki ne satacağız” gibi eleştiriler de var. Sanayi Odası Başkanı olarak bu eleştirilerle ilgili ne düşünüyorsunuz?

·        Çıralı: Eleştiriler yapıcı eleştirilerdir ancak bu konuma nasıl geldiğimize bakmamız lazım. Hakikaten şimdi dünyaya satabileceğimiz çok çeşitli ürünlerimiz yoktur. İzolasyonlar, ambargolar dolayısıyla dünyaya mal satamadık ve maalesef bu dönem içerisinde Türkiye’ye de mal satamadık. Başka ülkeler bize ambargo uygularken, onlara mal satamazken, Türkiye’ye de satamadık. Ürününü satamayan üretici neticede o işten vazgeçer. Ama ürettiğini satabilirse, günden güne kaliyeti de iyileştirir, kapasitesini de artırır, reklamlarını da yapar. Satmak ve para kazanmak lazım ki bu faaliyetleri yapabilsinler. Eskiden bizde Türkiye’de olmayan üretimler vardı, hepsi bir bir kapandı, çünkü ürettiklerimizi satamadık. Halbuki o kapılar açık olsaydı ve malımızı satabilseydik, şimdi o üretimlerin hepsi daha fazla gelişecek, daha iyi kalitede, daha verimli, daha albenili olacaktı.

 

KISIR DÖNGÜYÜ KIRMAMIZIN FORMÜLÜ...

 

·        Soru: Dolayısıyla bu bir kısır döndü. “Satacak neyiniz var, kaliteniz iyi değil” deniyor, siz de “satarsak iyileştirir, geliştiririz” diyorsunuz. Bu kısır döngü nasıl kırılacak?

·        Çıralı: Bu kısır döngüyü kırmamız lazım. Üretici üretimden korkmaz. Kısır döngüyü kırmanın formülü burada üretimi olan, %100 yerel girdisi olan ürünlerin ithalini yasaklamak, yerli üretimi korumaktır.

 

TC ile KKTC arasında kıyı ticareti anlaşması vardır. Orada “Kuzey Kıbrıs’ta üretilen ve %40 yerel girdi ihtiva eden ürünler Türkiye’ye vergi ödemeden girebilir” der. Ancak pek çok üründe Türkiye’nin başka mevzuatlarından dolayı engeller vardır. Mesela Türkiye’ye zeytinyağı ithalatı yasaktır. KKTC’den de gönderemezsin çünkü yasaktır. Türkiye’ye şekerli ürünlerin ithali yasaktır. Kıyı Ticareti Anlaşması vardır ama Türkiye’nin başka mevzuatlarına takıldığı için o ticaret de gelişememiştir.

 

“DENETİMDEN KİMSE KAÇMIYOR”

 

·        Soru: Tabi bu noktada denetim konusu da devreye giriyor...

·        Çıralı: Denetimden kimse kaçmıyor. Devletin yapmadığını Sanayi Odası olarak biz yapıyoruz. Hellimin coğrafi tescilini yaptırdık, denetleme kurulunu oluşturduk ve çok kısa bir sürede denetimlere başlayacağız. Hellimin kültürel özelliğini korumak için, inek - koyun sütü oranlarından, yapılış şekline, hijyenine, ihtiva ettiği kuru madde, nem oranlarına kadar denetimlerini yapacağız. Bunu devletin yapması lazımdı.

 

Üreticilerimizin çoğunun, %95’inin ürettiği ürünler Avrupa standardlarındadır. Bugün Güney Kıbrıs’a pek çok üreticimiz mal satabiliyor çünkü ürettiği ürünler satabileceği kalitededir. Psikolojik engellerden dolayı satışlarda azlık vardır ama kalite açısından Avrupa standardlarına uygun ürünler olmasalardı Güney’e satamazdık. Sanayi Odası olarak yaptığımız ankette de çıktığı üzere, halkımızda yerel ürünlere karşı bir güvensizlik vardır. Bunun nedeni devlete güvenmemesi, devletin denetimleri yapmadığını varsayarak, yerel ürünlere güven noktasında bir zaafiyet oluşmuştur.

  

“AYNI YOLDAN GİDELİM”

 

·        Soru: Türkiye Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın Kuzey Kıbrıs’a yaptığı ziyaret sırasında Başbakan İrsen Küçük Türkiye’de ekonomi, sanayi, turizm ve daha bir çok alanda yakalanan başarılardan KKTC’nin de yararlandığını söyledi ve “Biz bir nevi hazıra konuyoruz, siz bunları bir para emek karşılığı yapmıyorsunuz. İki ülke arasındaki ilişkiler çıkar ilişkisine dayalı değil, kardeşlik ilişkileridir. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz” dedi. Bu açıklamayı nasıl değerlendiriyorsunuz, Başbakan ne demek istedi?

·        Çıralı: Bunu söylerken ne murad ettiğini Sayın Başbakan’a sormak lazım. Ben bunu yorumladığımda “Anavatan Türkiye’nin ekonomisi iyi yoldadır, iyi paralar kazanır, siz de bize hazır para verirsiniz, hazıra konarız, teşekkür ederiz, şükran” anlamı çıkar. Bu noktada benim önerim şudur, Türkiye’nin başarılarını nasıl elde ettiğine bakarak, biz de aynılarını yapalım, bu başarıları gösterelim ve başkasına muhtaç olmayalım. Onların yürüdüğü yoldan biz de yürüyelim, biz de başarıya kavuşalım. Kendi ekonomimizi kendi ayakları üzerine kaldıracak sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmak için aynı yoldan gidelim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1108 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler