1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Türkiye’de Eğitim Sistemi Değişiyor
Türkiye’de Eğitim Sistemi Değişiyor

Türkiye’de Eğitim Sistemi Değişiyor

Tsunami nasıl oluşur? Deniz tabanında deprem gibi tektonik olaylarla enerjinin denize geçmesiyle oluşur. Dalgalar, derin denizlerde hissedilmez, dipten ilerler... Sahile yaklaştıklarında ise yüzeye çıkarak otuz metreye kadar ulaşabilen dev dalgalara dö

A+A-

 

 

 

 

Tsunami nasıl oluşur?

Deniz tabanında deprem gibi tektonik olaylarla enerjinin denize geçmesiyle oluşur.

Dalgalar, derin denizlerde hissedilmez, dipten ilerler... Sahile yaklaştıklarında ise yüzeye çıkarak otuz metreye kadar ulaşabilen dev dalgalara dönüşürler.

Deniz kenarında duran biri ufka baktığında dipten kendisine doğru ilerleyen dev dalgaların varlığını göremez. Etrafı olağan ve güzel sanır. Hatta güneş yağı sürüp sahile yatabilir. Dev dalgaları karşısında gördüğünde ise kaçacak ne zamanı ne de yeri kalır... Dalgalar yağlıyı, yağsızı, bronznu, beyazını... yutar.

Oysa bilseydi tsunaminin nasıl oluştuğunu, ilerlediğini ve felakete dönüştüğünü, zamanında tedbir alabilecekti. Dikkat etseydi sahildeki su düzeyindeki yavaş ama anormal değişikliklere; alçalmalara yükselmelere... felaketi önceden anlayabilecekti. Başına ne geleceğini, kendisini neyin beklediğini anlayıp tedbir alabilecekti.

***

Türkiye’de AK Parti eğitim sistemini değiştiriyor. Yasa değişiklik tasarısını meclise göndermek üzere.

Ne değişiklikler yapılacak?

Eğitim sistemi “4+4+4” formülüne göre üç kademeye göre yeniden düzenlenecek. Lise sona kadar, “12 yıllık zorunlu eğitim” getirilecek. İlk 4 yıl ilkokul, sonraki ortaokul, son 4 yıl ise lise işlevi görecek. Öğrencilere, ilkokul 4. sınıftan sonra meslek dersleri verilecek. Bu dersleri ya kendi okullarında ya da isterlerse başka ortaokullarda da alabilecekler. Böylelikle 1997 yılında uygulamaya konan “kesintisiz 8 yıllık temel eğitim” ortadan bölünerek kesintili hale getirilerek, meslek okullarına ilkokul 4. sınıftan sonra yönlendirme yapılacaktır.

Söz konusu değişiklikler, beraberinde yanıt bekleyen birçok soruyu da gündeme getirdi.

Bu değişikliklerin amacı nedir?

Neden mesleğe 4. sınıftan itibaren yönlendirme yapılmak isteniyor?

On yaşında bir öğrenci ne kendi yeteneklerinin, ne de etrafındaki mesleklerin farkında bile değilken, devlet eliyle ona meslek dersi verilmesinin amacı nedir?

Hangi meslek dersleri okutulacak?

Hangi mesleğe yönlendirme yapılacak?

Gelecekteki hayatını derinden etkileyecek bir yönlendirmenin 4. sınıftan yapılması adil mi, yasal mı, bilimsel mi?

Aslında bu değişikliklerle yapılmak istenen İmam Hatip liselerinin orta bölümlerini açmaktır.

Meslek lisesi kapsamınada olan İmam Hatiplerin orta bölümleri “yönlendirme” bahanesiyle açılacak.

Değişiklikler pedagojik ve bilimsel kaygılarla değil, siyasi ve ideolojik kaygılarla yapılmaktadır. Dinsel eğitim yaşı aşağıya çekilerek yaygınlaştırılmak istenmektedir.

İnancın akla temellendirilmesi istenmektedir.

Dinsel anlayış, toplumsal yaşamın ekonomi, eğitim, sağlık, bürokrasi, demokrasi, hukuk... alanlarına taşınmak istenmektedir.

Nitekim daha altı ay önce meslek liselerine uygulanan katsayı kaldırılarak İmam Hatip lisesi mezunlarının üniversitelerin tüm bölümlerine girişleri kolaylaştırıldı. Artık İmam Hatip mezunları öğretmenlik, mühendislik gibi bölümlere daha kolay ve daha çok sayıda girebiliyorlar.

Dinsel eğitimle yetişen büyük bir kitle geliyor.

Oysa Türkiye’de on beş milyona yakın öğrenci var. Birçok ülkenin nüfusu bile bu kadar değil. Bu gençlere bilimde, teknikte, sanata... iyi bir eğitim sunulsa; girişimcilik, yaratıcılık, iletişim becerileri geliştirilse; yabancı dil ve teknoloji kulanımı artırılsa... Bu gençler yirmi beş- otuz yıl sonrası Türkiye’yi nerelere taşımazlar ki...

Neden bunun yerine, dinsel eğitim sunuluyor?

***

Türkiye’deki bu gelişmeleri bilimsel ve laik eğitim adına kaygıyla izlemekteyiz.

Bu gelişmeler ülkemize nasıl yansır?

Haspolat Meslek Lisesi’nde ilahiyat bölümünün neden açıldığı daha iyi anlaşılıyor. Umarım...

Yarın bu lisenin “orta bölümünü de açın” dayatması gelirse ne yapılacak?

Kim karşı duracak? Kim direnecek? Hangi siyasetçi ayağa kalkacak halkı adına, laik eğitim adına... Halka bizi neyin beklediğini anlatacak...

Talep var, ihtiyaç var, oy var.... “Sin da geçer, toplum buna da alışır.” Dalgalar ardı ardına toplumu yutmaya başlayınca; ne sen, ne ben, ne de öteki kalacak.

Demokrasi diye bağırdığımızda “Allahu Ekber” sesleri yankılanacak...

Adalet dediğimizde, şeriat çıkacak karşımıza...  

Uzak değil, yakındır...

“İhtiyaç var, talep var.”, “Biz geçtik, siz da geçin.”, “Biz yaptık, siz da yapın.” Diyerek gelecekler... Bundan önce de böyle olmadı mı?

Eğer bugün konuşmazsak, tartışmazsak, tedbir almazsak, ne zaman konuşup tedbir alacağız. Dalgalarla boğuşurken mi, yutulurken mi...

Öğretmen iki ay var gerevde. İki ay var direniyor. Çocuklarımız ve toplum adına laik eğitim istiyor.

Milli Eğitim Yasası açıktır. “Milli eğitimde laiklik esastır. Bu ilkeye ters düşmemek koşuluyla öğretim kurumlarında din kültürü eğitimi yapılabilir. (madde19.)” Haspolat lisesinde yapılan din kültürü eğitimi değil, laiklik esanına aykırı dinsel eğitimdir. Yine 16. maddedeki Atatürk İlkeleri ve Devrimleri de çiğnenmektedir. Eğitim Bakanlığı yasaların kendisine verdiği yetki ve göreve uygun olarak bu bölümü kapatmalıdır. Tüm muhalefet partileri de buna destek olmalıdır.

Okullarımızda Din Kültürü ve Ahlak bilgisi dersleri verilmektedir. Din görevlisi ihtiyacı da varsa Bakanlık lise mezunları arasında bir sınav yapar ve ihtiyaca göre her yıl on, on beş öğrenciyi seçerek burslu olarak üniversite eğitimine gönderir. Mezun olunca da camilerde görevlendirir. Böylelikle liselerimizden mezun çağdaş anlayışlara sahip, zihni pozitif bilimlerle dolmuş, şekillenmiş pırıl pırıl gençlerimiz de kendi istekleriyle yönlendirilmiş olacaklardır.  Bunlar yapılması gerekirken, neden okullarda dinsel eğitim başlatılmak ve  yaygınlaştırmak istenmektedir?

Siyaset, dinsel eğitim karşısında aciz ve çaresiz kalmamalıdır.

Oy için herşey mübah mı?

Laik eğitimimizi, geleceğimizi feda etmek bile mi?

Siyasete, siyasetçilere düşen görev sinmek değildir. İnsanlara eğitimsizliğin ve yoksulluğun neden olduğu sosyal dramlarından kurtuluş yolu olarak, din veya ırkçılığın sunulmasına seyirci kalmak değildir. Siyaset, bir kesim yurttaşın toplumsal yaşama çağdaş bir anlayışla atılmasının önünde duran ekonomik, sosyal, eğitim gibi engelleri kaldırıp atmaktır. Çareler üretmektir. Bu koşullarından yararlanarak, inaçları üzerine basarak siyasi bir iktidar yaratmak değildir. Doğru olan, olumsuz ekonomik ve sosyal koşulları değiştirmektir.

Meslek lisesinde ilahiyat bölümü açıldı, cemaat dershaneleri, yurtları, evleri türedi, türbanlıların sayısı arttı, muhavazakar hotel yapılmak isteniyor, ilahiyat öğrencileri Haspolat’a hergün özel otobüsle taşınıyor, yemek veriliyor, yedirilip içiriliyor her türlü ihtiyaçları karşılanıyor... bunlar normal mi?

Neden bunlar yapılıyor? Amaç nedir?

Bizi ne bekliyor?

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1594 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler