1. YAZARLAR

  2. Mert Özdağ

  3. TÜRKEŞ’İN NİYETİ
Mert Özdağ

Mert Özdağ

Yazarın Tüm Yazıları >

TÜRKEŞ’İN NİYETİ

A+A-

Mont Pelerin ve Cenevre'deki yol kazalarının getirilerinin olacağı, başka gündemleri tartışacağımız-konuşacağımız çok belliydi.
Zira Ankara'nın her geçen gün adanın kuzeyini kendine bağlama siyasetini ileriye taşıyacağı artık çok net bir şekilde görülüyor.
Ve Ankara bunun konuşulmasını da istiyor.
Çözüm olsun, ya da olmasın, bu siyaset adanın kuzeyindeki ‘sağ’ tandanslı eski ve ‘yeni’ partilerle ileriye taşınacak, bu çok açık.
Hatırlayınız, 2016'nın son ayında Mustafa Akıncı, BBC İstanbul Temsilcisi Selin Girit’in ilhak siyasetine ilişkin bir sorusu ile karşılaşmıştı.
BBC Temsilcisi  “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sizinle bir görüşme gerçekleştirdiği, eğer bir çözüm olmazsa Kuzey Kıbrıs'ın Türkiye topraklarına dahil edilebileceği yönünde bir öneri getirdiği, hatta sizin bunu Sayın Anastasiades'e ilettiğiniz söyleniyor. Böyle bir konuşma oldu mu?” diyordu.
Akıncı bu konudaki iddiaları çok net bir şekilde reddetmişti.
Hatta o günlerde ilhak siyasetine ilişkin iddialara karşı net bir tutum izlemişti.

Burada dikkat çeken BBC gibi bir basın kuruluşunun böylesi bir konuyu gündemine alabiliyor olmasıydı.
Demek ki sadece kuzey basını değil, artık dünya da bunu konuşuyor.

***

Tabii kulislerde konuşulan ise daha ilginç…
Türkiye’nin ciddi bir potansiyele sahip bir sivil toplum örgütünün Recep Tayyip Erdoğan için ‘ilhak’ meselesini irdeleyen bir çalışma yaptığı iddia ediliyor.
Ne derece doğru bilinmez ama görünen manzara aslında böylesi bir “çalışmanın”  Kıbrıs kuzeyindeki sağ partiler eliyle gayet rahat bir şekilde yürütüldüğünü ortaya koyuyor.
Zira UBP, DP ve onun ‘yeni’ versiyonları böylesi bir siyaseti çok rahat uygulayabilecek niyet ve iradeye sahip…
Dün basın kuruluşlarının temsilcileri ile bir araya gelen TC'li bakan Tuğrul Türkeş de zaten bu duruma çomak sokanlara kızmış!
"Neden vatandaş yapmıyorsunuz" diye çıkışmış!
Aslında kızgınlığı UBP ya da DP'ye değil…
Kızgınlık bu kötü siyasete karşı duranlara…
Buna söz söyleyenlere.
Kıbrıs Türk basınına da içerlenen Türkeş “Her yazdığınız doğru değil” cümlesini kurmaktan da çekinmemiş “Burada çok niyet okuma var” diye de eklemiş.
Elbette basınımızda her yazılan doğru değil.
Ancak Türkeş’in şikayet ettiği Türkiye’nin adadaki siyasetine karşı ortaya konan görüşler, fikirler, köşe yazıları…
Niyet okluma mıdır, değil midir bilmem ama Ankara’da Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi'nde (ESAM) düzenlenen ‘Milli Davamız Kıbrıs’ konulu konferansta da konuşan Türkeş’in sözleri ‘niyeti’ ortaya koymaya bire bir…
Zira bu açıklamalar her Resmi Gazete’de grup grup haberlerini yaptığımız “yeni yurttaşların” karının nerelerde verildiğini ortaya koyar nitelikte…
Türkeş diyor ki; “Kıbrıs'ta bir tane Türk yaşamasa dahi Türkiye'nin Kıbrıs diye bir meselesi vardır ve bundan vazgeçmesi mümkün değildir”
Hah şöyle!
İşte açık açık siyaset yapmak bu!
Niyet okumaksa, niyet okumak.
Bu sözler hangi anlama gelir Allah aşkına?
“Biz Kıbrıs Türkü için varız, sizler için varız” gibi söylemlerin ne kadar boş olduğunu da ortaya koymuyor mu bu sözler?
Koyuyor.
İyi de her “çözüm olacak” dendiğinde alevlenen ilhak siyasetinin ve UBP-DP eliyle ileriye taşınan nüfus siyasetlerinin ortak bir neden olmalı.
Elbette ki bu ortak siyaseti hepimizin çok iyi biliyor ve tanıyoruz.
Kıbrıs’taki “Türk” unsurunun ‘azınlık’ olmadığını kanıtlamak ve adanın kuzeyini daha da “Türkleştirmek”…
Çözüm olma ihtimalinin son kırıntılarını da yok etmek isteyen bu statükocu anlayışın bu iki unsura sarılacağı ve Kıbrıslı Türklerin hassasiyetini bile bile bunu gözümüzün içine sokmasının yegane nedeni budur.
“Bu topraklarda Türkiye vardır, ve var olmaya da devam edecektir”
Sahi, adada bir tek dahi Türk kalmasa!
“Biz başka ‘Türkler’ yaratırız, nüfusu da, yarım adayı da dönüştürür, yolumuza devam ederiz” demektir Türkçesi…
Bir de eklemesi vardır: “Siz çözüm şarkısını söylemeye devam edin”
‘Maaşlar ödendi zira, artış bile aldık’ (!)
Gerisi mi, gerisi altımızda ‘dönüşen’ bir toprak, yavaş yavaş eriyen bir halktır.
Gerisi laf-ı işgüzardır.

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 2406 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar