1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. TÜRK TARAFININ SUNDUĞU ÖNERİLER
TÜRK TARAFININ SUNDUĞU ÖNERİLER

TÜRK TARAFININ SUNDUĞU ÖNERİLER

Greentree zirvesi ile ilgili yorumlar bitmek bilmiyor. Herkes kendi penceresinden yorum yaparak karşı tarafı suçlu sandalyesine oturtmaya çalışıyor. Halbuki hatırlarsınız daha birkaç yıl önce her zirve Kıbrıs sorunu için yeni bir çözüm umudu ve yeni bir

A+A-

 

 

 

Greentree zirvesi ile ilgili yorumlar bitmek bilmiyor. Herkes kendi penceresinden yorum yaparak karşı tarafı suçlu sandalyesine oturtmaya çalışıyor.

Halbuki hatırlarsınız daha birkaç yıl önce her zirve Kıbrıs sorunu için yeni bir çözüm umudu ve yeni bir ivme idi.

2004 yılından önce gündeme gelen Annan planı sonrasında özellikle Kıbrıslı Türklerin gözü, kulağı zirvelerde idi.

Aralık 2002 Kopenhag, Mart 2003 Lahey, Ocak 2004 Newyork ve Mart 2004 Bürgenstock zirveleri ilk aklıma gelenlerdir.

Eroğlu’nun cumhurbaşkanı seçildiği Nisan 2010’dan sonra da tam tamına 5 tane 3’lü zirve yapıldı.

Maalesef bu zirvelerin her biri çözüm umutlarını bir öncekinden biraz daha azalttı.

Bu gerçeklik ortada dururken “Kıbrıs Türk görüşme heyeti çok başarılıdır, görüşmeleri ilerletmek için her türlü esnekliği gösteriyor, masaya yeni öneriler koyarak BM yetkililerinin dahi takdirlerini kazandı” gibi değerlendirmeler inandırıcı olmaz.

2. Greentree zirvesinde Türk tarafının masaya koyduğu öneriler nedir?

Benim kendi çabamla öğrendiğim kadarıyla ciddi hiçbir öneri olmadığı gibi, öneriler yeni de değildi.

Türk tarafı 3 konuda öneri yaptı. Vatandaşlık, mülkiyet ve yürütmenin seçimi.

Şimdi önerilerde ne var ona bakalım.

1-   Vatandaşlık: Türk tarafının vatandaşlıkla ilgili önerisi özetle “KKTC yurttaşlarını ne kadar varsa hepsini kabul edin, zaten korktuğunuz kadar değil toplam 210 bin kişidirdiyor.

Bu öneri yeni değil. Talat döneminde de masaya benzer bir öneri getirilmiş ve o dönemde toplam KKTC yurttaşları 225 bin olarak verilmişti. Her gün yeni yurttaşlık verildiği artık herkesçe bilinen KKTC yurttaşları nasıl oluyor da artmıyor, tersine azalıyor.

Bu nedenle Rum tarafı öneriyi ciddiye almadı. Anladığım kadarıyla bu sayı yalnızca KKTC’de yaşayan yurttaşları kapsamakta, Londra, Avusturalya, Türkiye ya da başka yerlerde yaşayan ve KKTC yurttaşı olan Kıbrıslı Türkleri kapsamamaktadır.    

2-   Mülkiyet: Türk tarafı mülkiyet konusunda da yaptığı öneride KKTC’de bugüne kadar yapılan tüm eşdeğer işlemlerini yasalaştırma çabası içine girdi.

Yani kim ne aldıysa, az da alsa, fazla da alsa kabul edilecek ve bunlar çözümden sonra oluşturulacak bağımsız mülk komisyonuna isterse gidecek. Takas, iade ve tazminat yöntemleri bunun dışında kalan mülkleri kapsayacak.

Bu ne demektir?

Yani bir yurttaş güneyde 3 kuruşluk mal bırakıp, çeşitli nedenlerle kuzeyde 100 kuruşluk mal almışsa Bağımsız mülk komisyonuna başvurmayacağı için bu onun yanına kalacak. Ama tersi 100 kuruşluk mal bırakıp sadece 10 kuruşluk mal almışsa ve bu sonuçtan tatmin değilse komisyona vaşvurabilecek.

Bu durumda fazla alanlar başvurmayacağına göre denge nasıl kurulacak? 

Puan oyunlarıyla KKTC’de kimlerin ne biçim mal zengini olduğu biliniyor. Ayrıca puan oyunuyla aldatılan ve bir gün bunların hesabı sorulacak diye bekleyen güney göçmeni de bu öneri ile susturulmaya çalışılıyor.

  

3-   Yürütmenin seçimi: Biliyorsunuz bu konu Türk tarafının Talat döneminde masaya koyduğu 4 Ocak 2010 tarihli öneri paketi ile büyük oranda aşılmıştı.

Ancak Eroğlu bu konuya da güya açılım getirecek diye özü, “dönüşümlü başkanlığı karşılayacak çapraz oy” olan paketteki çapraz oya ilişkin esnetmelerle konuyu sulandırmış ve Rum tarafının kabul edemeyeceği bir noktaya taşımıştı.

Greentree’de güya bu konuda esneklik gösteren yeni öneri ise: “ilk seçim ayrı ayrı yapılacak, sonra oluşacak Senato’da bu konu senatörlere sorulacak ve Türk senatörlerin bir fazlası, Rum senatörlerin de bir fazlası hayır demezlerse bir sonraki seçimde karma oya gidilecek”.

Rum tarafının buna karşı önerisi ise aynı şey dönüşümlü başkanlık için de geçerli olsundur.

Bu konudaki tartışma Eroğlu’nun seçildiği günden beri aynı minval üzerinde sürüyor. Bir milim ilerlemedi. Sadece etrafında dönülüyor.

***

Bu önerileri esnek ve yeni diye sunmaya çalışan Eroğlu dün NTV’nin sorularını yanıtlarken gerçek niyetlerini de söylemekten çekinmedi.

Eroğlu, 1 Temmuz’dan sonra federasyon formülünün masada kalıp kalmayacağına ilişkin olarak “dünyada federasyonların dağıldığını... böyle bir zamanda Kıbrıs’ta federasyon ihtimalinin de azaldığını, BM’nin bunların ışığında strateji geliştirmesi gerektiğini düşündüğünü” söyledi.

Ben sormak istiyorum “madem dünyada federasyonlar dağılıyor ve siz de Kıbrıs’ta federasyon olacağına inanmıyorsunuz, neden masada federasyon görüşüyorsunuz?”

Bunun nedeni tektir. Çözüm olmayacağını siz zaten biliyorsunuz, dünyayı da buna inandırmaya, onlara bunu kanıtlamaya çalışıyorsunuz.

Aslında çözüm bulmak için değil, karşı tarafı suçlu sandalyesine oturtmak için masada oturuyorsunuz. Bunun başka izahı yoktur.

    

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1789 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler