1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Türbanlı Zeynep
Türbanlı Zeynep

Türbanlı Zeynep

AKP iktidara geldiği zaman, Türkiye’de “türban” kavgası başladı. Şimdilerde dozu düştü ama çekişmeler henüz bitmedi. Biz Kıbrıslılar, insanların giyimine, dini anlayışına saygı gösteririz. Çünkü Kıbrıs tarih boyunca çokkültürlü olmuştur

A+A-

                                    

 

 

 

AKP iktidara geldiği zaman, Türkiye’de “türban” kavgası başladı. Şimdilerde dozu düştü ama çekişmeler henüz bitmedi.

Biz Kıbrıslılar, insanların giyimine, dini anlayışına saygı gösteririz. Çünkü Kıbrıs tarih boyunca çokkültürlü olmuştur. Nitekim, Türkiye’de üniversitelere kabul edilmeyen bir kısım türbanlı kızlar, yurt dışındaki ve buradaki üniversitelere devam etmekteydi(r).

Türbanlı kızların okumak, çalışmak, sosyalleşmek istemesini sosylojik olarak değerlendirmeyen “orta sınıf aydın” insanlar, AKP’nin bu kızları para vererek örttüğünü söyleyecek basitliğe düşmüştü. Halbuki bu sosyal dalganın bir anlamı vardı.

Atatürk cumhuriyetiyle, aydın kesim modernleşmişti. Yetmiş yıl sonra, bilgi-teknoloji çağının ivmesiyle, halkın büyük çoğunluğunu oluşturan ve evlerde kapalı tutulan baş örtülü kızlar okuyup hayata atılmak istediler. Aileleri ve sosyal çevreleri, onlara bu hakkı tanıdı ama, sokağa çıkarken başlarını örtmelerini şart koştu.

Bir yıl önce, türbanlı bir kız bana geldi. Çok genç ve yeni evliydi. İstanbul’da ecza deposu ve eczanelerde çalışmış. Kocası bedelli askerlikten yararlanmak için Kıbrıs’ta çalışma kararı alınca beraber gelmişler. Kocası gibi o da çalışmak istiyordu. Çok yere başvurmuş alınmamış. Ona göre, türbanlı olduğu için ona iş vermiyorlardı. “Sanmam” dedim. Benden ricası, kalfa arayan eczaneleri kendisine yönlendirmemdi. Giderken, “CV’ni ve telefonunu yaz bırak lütfen” dedim, çabucak yazdı. Ertesi gün kalfa arayan birkaç arkadaşıma Zeynep’ten bahsettim. Gerçekten türbanlı çalıştırmak istemiyorlardı. Bir tanesi, “ben genç güzel kalfa ararım ki müşterinin içi açılsın !“ dedi.

Canım sıkıldı. Akşam eve dönerken kendimle konuştum..”Düşüncelerini isbatlama zamanı geldi. Kızların türbanlı olmasını bir kültür meselesi olarak görüyorsan Zeynep’e iş verip bunu kanıtlamalısın Fatma” dedim.

Ertesi gün telefon ettim ve bana gelmesini söyledim. Kocasını alıp geldi. Ona iş vereceğimi söyledim. Şartları konuştuk. Bende de derinlerde bir çekince olacak ki; kocasına “kızı sen mi kapattın?” diye sordum. Saçı horstail olan delikanlı, “yok, ben evlendiğimde öyleydi, ister açar ister kapar” dedi. Kıbrıs’taki çevreye uyup ileride başını açabileceğini, bazı örnekler vererek anlattım. Zeynep “Hayır açmam, örtünmeye inanıyorum” dedi. Yapacak birşey yoktu..Sıra benim şartlarıma gelmişti..” Erkeklerle konuşmazsan, onlardan kaçarsan, gerektiğinde iğne yapamazsan, erkeklerin rağbet ettiği ilaçlar ve prezervatif isteklerinden rahatsız olacaksan bu iş yürümez” dedim.

 

“Ben aynen sizin gibiyim, bir tek başım örtülü” diye yanıt verdi. İşten fırsatı oldukça namaz kılmasının sakıncası olup olmadığını sordu. “Kılabilirsin” deyip ona kapalı bir alan hazırladım. İşe başladı. Kız muhteşemdi. Reçete okuyabiliyor, ilaçları tanıyor, ilaç bürokrasisini çok iyi biliyordu. Bilgisayar kullanıyordu. Öyle bir temizlik yapardı ki..Öğlen yemeğini birlikte yerdik. Meslektaşlar arasında dedi-kodu başladı: “Fatma hanım türbanlı kalfa almış!” Bazısı “Bunu yaparsa Fatma yapar” dedi. Eczaneye gelen gidenler ona saygı ile yaklaştı. Sadece bir müşterim “Sen ha, bu eczaneye türbanlı nasıl girer?” diye çıkıştı. Kıbrıslıydı ama uzun zaman İstanbul’da yaşamıştı. Ordaki tepkileri dile getirdi. O müşterim bir daha gelmiyecek diye korktum. Yeniden gelince sevindim. “ Kız işinde çok iyi türbanından rahatsız olmayın” dedim.

Benimle bir Pazar nöbetine kalmış ve Kıbrıslıları çok beğenmişti. Erkeklerin saygılı ve kibar olduğunu söylemişti.

Bir sabah işe gelemedi. Kocası ile kavga etmiş. Başka kızlarla ilişkisi olduğundan şüphelenmişti. Ayrıca ailesine yardım ediyordu. Zeynep ise kendilerinin pek çok ihtiyacı varken kocasının ailesine para göndermesine bozulmuştu. Kıbrıs’ta arabasız yaşanamazdı. Tartışma sırasında kocası ona el kaldırmıştı. Bunu hazmedemiyordu. İstanbul’a ailesine dönmek istiyordu. Sonra araları düzeldi. Bir süre sonra, formalite gereği kocasının adadan çıkıp girmesi gerekti. Birlikte gittiler. Gelecekti, hatta dönerken siparişlerimi getirecekti. İstanbul’da aile meclisi kuruldu. Zeynep’i Kıbrıs’a göndermeme kararı alındı. Bana gelip çalışmasını istedim. Ona da izin çıkmadı.

 

Zeynep, başörtülüydü ama zamane kızıydı. Babası, Kardeniz’den İstanbul’a göç etmiş bir imamdı. Yaşadıkları çevre, aile ve ekonomik durum nedeniyle ancak İmam Hatip okuluna gidebilmişti. Orada kendisini geliştirdi. Eczacılık sektöründe yardımcı olarak çalıştı. İngilizce ders de alıyordu. Modern müzik dinliyordu. Erkek baskısına başkaldırıyordu. Sadece ailesine karşı gelemiyordu. Şimdi ne yapıyor bilmiyorum. Telefonla da ona ulaşamıyorum..

Son hafta içinde medyada, bir başka başörtülü Zeynep’in hikayesini okuyunca kendi Zeynebimi hatırladım..

Erbakan’ın kızı Zeynep bir gazeteciye röportaj verip özel sorunlarını toplumla paylaştı. ODTU üniversitesine başı açık girmiş. Bir süre sonra annesi örtünmesi için ısrar etmiş(babanın isteğini iletmiştir!) Sosyalleşmek ve dışlanmamak için başının açık kalmasını istemiş. Sonra onu görücü usulüyle evlendirmişler ve kapanmasını şart koşmuşlar. 4-5 tane çocuğu olmuş. Sanırım babası ölünce boşanmış. Kocasından hakaret ve şiddet gördüğünü anlattı. Boşanma sonrası, çocukların tümü baba velayetine verilmiş. Bu günlerde, babasından kalan mirasa kardeşleri tarafından el konulduğu, kendisinden kaçırıldığı yönünde iddiaları var.

Zeynep toplum önünde haklarını arıyor. Bugünkü gazetelerde gördüm, son çıkışlarından dolayı, kardeşleri ve partilileri (SP) onu dışlıyormuş..

Kadınların hak araması, özgürlük talepleri acılı ve yokuşlu bir süreçtir. Hele dindar dediğimiz başörtülü kadınlarınki ....

Ama zorluyorlar! Mücadele ediyorlar. Kırılıp dökülerek bile olsa! 

 

  

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 4729 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler