1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. TÜP BEBEKLER ÇOĞALIYOR
TÜP BEBEKLER ÇOĞALIYOR

TÜP BEBEKLER ÇOĞALIYOR

Stella Aciman: Tüp Bebek! Bu sektörde söz sahibi olan Ortadoğu-Balkanlar Tüp Bebek Merkezi’nin sahibi Jinekolog Dr. Halil İbrahim Tekin’le tüp bebeği ve sağlık turizmini konuştuk.

A+A-

 

 

 

Stella Aciman

 

KKTC’de son yıllarda sağlık turizmi üzerine yazılanları, konuşulanları hepimiz okuyor ve duyuyoruz. Ama çoğu yazılan, konuşulan diğer konular gibi, ülkeyi çok yakından ilgilendiren hatta öncelikle ve ciddiyetle ele alınması gereken sağlık turizmi konusu da bir yerlere atılmış durumda. Ama KKTC’de, devletin hiçbir yardımını almadan Ada’ya on binlerce hasta getiren, ekonomiye büyük katkısı olan bir sağlık sektörü var. Tüp Bebek! Bu sektörde söz sahibi olan Ortadoğu-Balkanlar Tüp Bebek Merkezi’nin sahibi Jinekolog Dr. Halil İbrahim Tekin’le tüp bebeği ve sağlık turizmini konuştuk.

 


 

 

TÜP BEBEK NEDİR?

Biz tüp bebeğin döllenme işini laboratuar ortamında yapıyoruz. Yani kadının yumurtasını oluşturup dışarı alıyoruz. Erkekten aldığımız sperm zaten dışarıda, bunları laboratuarda mikro enjeksiyon yöntemiyle birleştiriyor, en son gidip yerleşeceği nokta olan rahmin içine yerleştiriyoruz. 

 

·        Bir kadınla birlikte olan erkeğin klamidya hastalığına yakalanma riski %1 ise, 2 kadın olunca %2 oluyor ve katlanarak gidiyor. Erkek bu hastalığı taşıdığını bilmeden herhangi bir kadınla birlikte olduğunda bu hastalığı bulaştırıyor Bu hastalık da tüpleri yapıştırıyor ve kadın gebe kalamıyor

 

Son yıllarda normal hamileliklerde gözle görülür bir azalma var. Kadınların çoğu tüp bebek yöntemiyle hamile kalabiliyor, bu durumun sebebi nedir?

İki faktör söylenebilir. 1-Poligamik yaşam tarzı, 2-Çevresel faktörler.

 

BU KONULARI AÇAR MISINIZ?

Günümüzde cinsel yolla bulaşan hastalıklar çok arttı. Bu yüzden her geçen yıl kadınların tüplerindeki hasar miktarı artıyor. Poligamik yaşam tarzı ağır basıyor, mikroplazma denilen mikroplar sinsi bir şekilde gidip tüplerin yapısını bozuyor, dolayısıyla sperm yumurtayla bir araya gelemiyor. Biz de bunu dışarıda yapmak zorunda kalıyoruz. Kadın masum olabilir tabii ama erkekler birden fazla partnerle birlikte olduğu için matematiksel olarak cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı savunmasız hale geliyor. Bir kadınla birlikte olan erkeğin klamidya hastalığına yakalanma riski %1 ise, 2 kadın olunca %2 oluyor ve katlanarak gidiyor. Erkek bu hastalığı taşıdığını bilmeden herhangi bir kadınla birlikte olduğunda bu hastalığı bulaştırıyor Bu hastalık da tüpleri yapıştırıyor ve kadın gebe kalamıyor. Sonuçta kadın tüp bebek yaptırmak zorunda kalıyor. Bunun dışında çevresel faktörler de çok önemli tabii. Toksik maddelerin atmosferde artması, eksoz gazı, karbon monoksit, suların kirlenmesi önemli sorunlar. Bunlar da annenin düşük yapmasına ya da embriyonun anne rahmine tutunmasına engel oluyor, dolayısıyla gebelik oluşmuyor.

 

HAMİLELİKTE BELLİ BİR YAŞ SINIRI VAR MI?

Kadınlar 35 yaşından sonra çok dikkatli olmalı ve acele etmeliler çünkü 35 yaşından sonra üreme faktörleri özellikle kadınlarda hızla azalıyor. Basit bir örnek verirsek; 35 yaşında evlenen bir kadının normal yoldan çocuk yapma şansı %70 civarındadır. Ancak %15 ailede belirgin üreme fonksiyon bozuklukları tespit ediliyor, onlar da bize geliyor.

 

TOPLUMDAN TOPLUMA FARK ETMİYOR MU?

Tabii ki fark ediyor. Gelenek göreneklerine göre yaşayan toplumlarda fonksiyon bozulmasına sebep olan hastalıkların görülme olasılığı az oluyor. Bu yüzden bu toplumlarda kısırlık oranı daha düşük oluyor. Mesela, İngiltere’de tüpleri hasar görmüş insanların oranı, bakireliğin önemli olduğu ülkelere oranla çok farklıdır. Daha bilinçli ülkelerde; örneğin ABD’de insanlar, aile içi yaşantılarının dışında cinsel ilişkide bulunduklarında gerekli tedbirleri aldıkları için bu tarz hastalıkların yayılması önlenebiliyor. Korunmasız seks yapmak hastalıkların yayılmasına neden oluyor.

 

TÜP BEBEK YAPMAK İÇİN NASIL BİR YOL TAKİP EDİLİYOR?

Tüp bebek yaparken genellikle âdetin üçüncü günü tedaviye başlanıyor. 10 gün süreyle iğneler yapılıyor. Âdetin 14. günü yumurta toplanıyor ve aynı gün alınan spermlerle döllendiriliyor ve âdetin 17-19. günü arasında anne rahmine yerleştiriliyor. Buna embriyo transferi deniyor.

 

KAÇ YUMURTA YERLEŞTİRİYORSUNUZ?

KKTC’de embriyo sayısıyla ilgili bir kısıtlama yok ama Türkiye’de 35 yaşındaki bir kadına birden fazla embriyo transferi yapamıyoruz. Dolayısıyla gebelik oranı düşük oluyor. Bu yüzden insanlar KKTC’ye gelmeyi tercih ediyorlar.

 

·        İkiz veya üçüz bebek doğmasın çünkü bu çocukların bakımı zor. Sigorta şirketleri ve devlet bunun için çok miktarda bakım parası ödüyor. Bu tabii olarak ülke  ya da şirket ekonomisine ciddi zarar veriyor.

 

TÜRKİYE’DE BİR YUMURTA KOYABİLİRKEN BURADA KAÇ YUMURTA KOYABİLİYORSUNUZ?

Burada üç yumurtaya kadar koyabiliyoruz. Bu da gebelik şansını oldukça arttıran bir faktör.

 

NEDEN FAZLA YUMURTA KONULMUYOR?

Yaklaşım şöyle açıklanabilir; İkiz veya üçüz bebek doğmasın çünkü bu çocukların bakımı zor. Sigorta şirketleri ve devlet bunun için çok miktarda bakım parası ödüyor. Bu tabii olarak ülke  ya da şirket ekonomisine ciddi zarar veriyor. Dolayısıyla biz bir tane verelim olursa bir tane olsun, olmazsa hasta gelsin bir daha denesin. Ama ekonomisi iyi olmayan ülkelerde tek tek bunu yapmak çok ciddi bir maliye ve zorluk getiriyor. Bana göre bu insanların özgürlüğüdür. Ben ikiz çocuk istiyorsam devlet bana ‘bir tane doğuracaksın, ikiz doğuramazsın’ dememeli. Bunca senelik tecrübelerime dayanarak ‘ ikiz bebek doğurmanın tek bebek doğurmaya oranla daha riskli olduğuna inanmıyorum’ diyebilirim. Şimdiye kadar çok ikiz bebek doğurttuk ve hiç sıkıntı yaşamadık, takibine dikkat ederseniz hiçbir sıkıntı olmaz.

 

DONÖRLÜ HAMİLELİK TC’ DE VE KKTC’ DE YASAKLANDI DEĞİL Mİ?

Türkiye Sağlık Bakanı yazılı ve görsel basında canlı olarak beyanat verdi ‘biz bunun yapılmasını istemiyoruz, rica ettik KKTC yetkili makamları da bizi kırmadılar ve bu şekilde değiştirdiler’ dedi. Biz de TC ve KKTC vatandaşlarına donörlü tüp bebek uygulaması yapmıyoruz artık.

 

·        Ben bekar bir erkek olarak gidip bekar bir kadınla çocuk yapabilirim, hatta başkasıyla evli kadınla da çocuk yapabilirim. Bu duruma hiçbir engel yok. Ama bu kadın gider sperm bankasından sperm alırsa suç kabul ediliyor.

 

SİZCE NEDEN YASAKLANDI DONÖRLÜ TÜP BEBEK?

Bu tamamen dini inanç meselesi, buna da saygı duyuyoruz. TC’ Hükümeti’nin muhafazakar bir tutumu var bu konuda. Donör İtalya’da da yasak, embriyoya dokunamazsınız. Ama diğer taraftan donasyon yapmak İran’da serbesttir. Neden serbesttir? Burada mağdur bir kadın var, çeşitli sebeplerle üreme fonksiyonları kısmen elinden alınmış ve bu kadın küçük bir hücre yardımıyla gebe kalıp doğurabilecekse, dini kitaplara bakıldığında ‘bu konuda bir açıklama yok’ deniyor. İran’da da oturmuşlar ve karar vermişler, bir tek nikâh sorunu var, ‘donöre nikah kıyın’ demişler. Bunlar aslında hukuki anlamda da saçma tartışmalar. Ben bekar bir erkek olarak gidip bekar bir kadınla çocuk yapabilirim, hatta başkasıyla evli kadınla da çocuk yapabilirim. Bu duruma hiçbir engel yok. Ama bu kadın gider sperm bankasından sperm alırsa suç kabul ediliyor. Böyle mantıksız yasalarımız da var. Evli bir erkek de, kadın da istediği bir kadından veya erkekten çocuk sahibi olabilir. Medeni hukuka göre bu normaldir ama bankadan gidip sperm alırsa hastalık olarak görüp bunu yasaklıyorlar. Bu konuları konuşmak, tartışmak istemiyorlar. O yüzden memleket olarak ileri gidemiyoruz.

 

DONÖR KULLANILARAK YAPILAN TÜP BEBEKLERİN KARDEŞ OLMA RİSKİ VAR MI?

Tabii ki böyle bir risk vardır teorik olarak. Bunlar aslında bire bir kardeş değillerdir. Roma hukukuna göre bakarsanız birinci nesilden akraba oluyorlar. Dolayısıyla birbirleriyle evlenmeleri uygun gözükmüyor. İslami açıdan da bu böyle. Diğer taraftan bakarsanız; bir sürü dini kaynaklarda kardeş kardeşe evlenmeler görülür. Türkiye’de hala, amca, dayı, teyze çocukları da evlenir. Geri kalmış kabilelerde kardeş evlilikleri de oluyor. Dünyanın sonu gibi görebilirsiniz bunu, dini açıdan bir tabudur. Ama eğer hastalık taşımıyorsa bilimsel açıdan sakıncası yoktur. Türlerin gelişmesi ve evrim için, gen kaynağından gelen bireylerin birbiriyle çocuk yapması iyilik, güzellik, gelişme getirmez. Üst düzey bireyler arasında ne kadar karışım olursa, tür o kadar ileriye gider. Bir zenci ve beyazdan doğacak bebek daha sağlıklı olacaktır. Karışmak, hastalıkların nesiller arasında kaybolup gitmesine neden olur. İşte o yüzden bilgi sahibi olmak lazım, donör kötü diyenlerin önce araştırması, konu hakkında bilgi sahibi olması gerekiyor. Mesela aynı çiftlikte hep aynı hayvanları çiftleştirirseniz giderek genler fakirleşir, hayvanların sağlıkları bozulur. Sonuç olarak, iki kardeş milyarda bir ihtimalle birbirleriyle evlenecek diye binlerce kadın çocuksuz mu kalsın?

 

·        Mavi gözlü bir İngiliz’e siyah gözlü bir donör veremezsiniz. Boy, renk, eğitim konusunda talepler geliyor. Yasaktan önce Türkiye’den gelen hastalarda; uzun boylu, güzel, akıllı, yetenekli donörlerden almak istiyordu.

 

DONÖRLÜ TÜP BEBEK YAPACAK KADINLARIN FARKLI İSTEKLERİ OLUYOR MU?

Bizim hastalarımızın çoğu Avrupa ülkelerinden geliyor. Avrupa’dan gelen hastalar tabii ki kendilerine benzeyen çocukların olmasını arzu ediyor. Mavi gözlü bir İngiliz’e siyah gözlü bir donör veremezsiniz. Boy, renk, eğitim konusunda talepler geliyor. Yasaktan önce Türkiye’den gelen hastalarda; uzun boylu, güzel, akıllı, yetenekli donörlerden almak istiyordu. Tabii ki herkes kendi çocuğunun kaliteli, yetenekli genler taşımasını istiyor ki bu da çok doğal.

 

YUMURTA NAKİLLERİNDE GEN TAHLİLLERİ YAPILIYOR MU?

Hepsinde gen tahlili yapmaya gerek yok. Hem masraflı, hem de zahmetli. Gebelik şansını kısmen de olsa düşürür çünkü hücre üzerinde müdahalede bulunuyorsunuz. Bizim birçok hastalığı test etme olanağımız var ama çok nadir görülen hastalıklara bakma gibi bir lüksümüz yok. Alıcının o meblağları ödeyecek durumu da olmuyor çünkü genetik testler çok pahalı. O yüzden en sık görülen hastalıklara bakıyoruz. On binde bir olacaksa, ‘olsun’ diyoruz. Limitimiz budur. Ama bu oran binde bire düşerse o bizim suçumuz olur. Mesela KKTC’de thalasemiyaya bakmamız gerekiyor çünkü çok sık görülüyor.

 

THALASEMİYANIN YANI SIRA BİRÇOK HASTALIĞIN DA TESPİTİ YAPILABİLİYOR BU TESTLERLE…

Tabii, bilinen bütün gen hastalıkları, kalıtımsal hastalıklar, hatta hastalık dışı tipler, mesela; HLA gibi yani anne babanın tayini şeklinde, her türlü test yapılabilir. Thalasemiya hastalığı ile doğmuş bir kişinin kesin tedavisi kemik iliği transferiyle yapılabiliyor. Ama bu kemik iliğini yapabilmeniz için de alıcıya tıpa tıp benzeyen HLA grubu açısından ve hasta olmayan bir birey bulmanız lazım. Tabii kemik iliği bankaları var ama çok zor bir şey bu. Mesela hasta bir çocuk var ve bir tane tüp bebekle embriyo seçerek kardeş doğurtuyorsunuz. Bebek sağlıklı oluyor ve kardeşine kemik iliği verebiliyor. Hatta göbek kordonundan alınan kanda üretilen kök hücreler de verilebiliyor.

 

YANİ SEÇİLMİŞ ÇOCUKLAR DÜNYAYA GELİYOR…

Anne ve babadan alınan embriyoyla bire bir kardeşinin aynı olan tüp bebek bizim uzun zamandır yaptığımız bir işlem.

 

BAZI GENETİK HASTALIKLAR DA BU İŞLEMLER SONUCU ÖNLENEBİLİYOR MU?

Tabii ki… Kemik iliği ilgili donör arayan bir çok hastalıkta primer bir tedavi yöntemidir bu. Bu işleri yapmak o kadar kolay değil, çok ciddi bilgi birikimi istiyor. Bizim ekibimizde çalışanlar bu işin piri. Örneğin İngiltere’de yapılamayan analizleri, testleri yapabiliyoruz. Örneğin bir hastalık var ve bu hastalığın daha önce genetik tanısı yapılmamış. Hasta geliyor, ona uygun prop yaparak embriyonun sağlıklı olup olmadığını tespit edebiliyoruz.

 

ANNE-BABANIN İSTEKLERİ DOĞRULTUSUNDA KIZ VEYA ERKEK BEBEK YAPIYOR MUSUNUZ?

Hiç çocuğu olmayanlara cinsiyet tayini yapmıyoruz. Kişilerin birkaç çocuğu varsa ve aynı cinsiyetteyse o zaman yapıyoruz.

 

BİR YIL İÇİNDE KKTC’YE YAKLAŞIK ON BİN HASTA GETİRİYORSUNUZ? EKONOMİYE ÖNEMLİ BİR KAYNAK SAĞLIYORSUNUZ…

Burada bilimsel bir iş yapılıyor. İlk başta karşı çıkılmakla beraber, tüp bebek sektörünün KKTC’ye gelmesi buradaki sağlık hizmeti seviyesinin artmasına neden olmuştur. Şu anda KKTC, kendi hastalarına değil dünyanın birçok ülkesinden gelen hastalara hizmet vermektedir. Bu reel bir sektördür.  Düşünürseniz buraya gelen hastalar otellerde kalıyorlar, yiyorlar, içiyorlar, geziyorlar. Doğal olarak ülkenin ekonomisine büyük katkıları oluyor. İnsanlar sadece başka ülkelerde yasak olduğu için değil, bir takım hizmetleri almak için de buraya geliyorlar. Çünkü daha iyi hizmet alacaklarına inanıyorlar. Sadece donör için değil, Türkiye’de de tüp bebek merkezleri varken normal tüp bebek yaptırmak için de buraya geliyorlar. Çünkü buradaki başarı oranının daha yüksek olduğunu biliyorlar. Yoksa bu ülkede altı tüp bebek merkezine ihtiyaç olmazdı.

 

DEVLET, ÜLKENİN EKONOMİSİNE YÜKSEK ORANLARDA KATKI SAĞLAYAN BU SEKTÖRÜN NE KADAR FARKINDA?

Devletin hiçbir şekilde bu sektöre koruması ve katkısı yoktur. Yasal anlamda ya da medeni aile hukuku anlamında bu yapılan işlemlerle ilgili alt yapı hizmeti hiçbir şekilde verilmemiştir. Bizim burada yaptığımız işlemlerin hepsi dünyada kabul görmüş, bilimsel işlemlerdir. Biz burada ahlak dışı bir işlem yapmıyoruz. ABD örnek aldığımız bir ülke.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1507 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler