1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. Tüm “kayıplar” anısına yaptırılan ilk anıt mezar açıldı… 2
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

Tüm “kayıplar” anısına yaptırılan ilk anıt mezar açıldı… 2

A+A-

 

Anıt mezarın açılışında yaptığı konuşmada Leyla Kıralp devamla şöyle dedi:

“Kayıp” şahısların sadece kendileri değil aynı zamanda yakınları da derin bir travmanın girdabında yaşıyorlar. Ailelerini de bu travmanın içerisine çekiyorlar. İkinci kez evlenmiştim. Ama benim gibi eşim de, oğlum da bu travmayı yıllarca yaşadık. Bu travma uzun yıllar sürüyor ve nesilden nesile aktarılıyor.

“Kayıp” olan yakınlarımız yoktu ama yokluklarının acısı her zaman içimizdeydi. O  yokluğun doldurulması hiçbir şekilde mümkün değildi.
Yıllarca kendimle mücadele ettim. Yakınlarımızın neden öldürüldüklerini anlamaya çalıştım. Savaşın kurbanları ve mağdurları bizdik. Bize yas tutmak kalmıştı. Bayram etmek ise bu savaşı çıkararak sonrasında elde ettikleri menfaatlerle sefa sürenlere kalmıştı.

Kendimle çok çelişki yaşadım. Bu trajediyi yaşamama rağmen vardığım tek sonuç, bu tür acıların bir daha yaşanmaması için bu ülkeye barış getirmenin hepimizin borcu olduğudur.

Yaşadıklarımızı unutamayız ama sorumluları affedebiliriz. Yıllarca kendimle mücadele ettikten sonra, yaşadığım trajedinin sorumlularını affettim ve kendilerini vicdanlarını sorgulamaya çağırdım.

İlk eşim Ahmet Mustafa Terazi (Zigi) köyündendi. Ben ise Tatlısu (Mari) köyündendim. Bu köyde tanışıp evlenmiştik. Evliliğimiz, daha bir yıl bile geçmeden savaş nedeni ile, ölümü ile sona erdi.

İlk eşim Ahmet Mustafa ve Kıbrıs trajedisinin bütün “kayıp” şahıslarının anısına inşa ettirdiğim bu anıt mezarın Tatlısu’da olmasını istedim. Çünkü Tatlısu benim doğduğum yerdir ve aldığım her nefestir.

1974 sonrasında sadece sevdiklerimizi kaybetmedik. Evimizi, yerimizi yurdumuzu da kaybettik. Zorla “bizim taraf” ve “onların tarafı” şeklinde bir algı taşımamızı, evlerimizi, şehirlerimizi ve köylerimizi unutmamızı istediler. İnsan dedesinin alın teriyle yaptığı evi, kendi geçmişini ve anılarını nasıl unutabilir?

Sevgili arkadaşlar, bugün çok duyguluyum. Ama sizi yanımda gördüğüm için sevinçliyim. Bana gurur ve güç katıyorsunuz.
Hepinizden, ancak özellikle yeni köylülerimden, bu anıt mezara sahip çıkmanızı rica ediyorum.

Sözlerime son verirken tüm Kıbrıslı “kayıplar”ın bir an önce bulunabilmesini diler ve bütün “kayıp” yakınlarını sevgiyle kucaklarım.
Aynı acıyı paylaştığımız ve bu duygulu günümde yanımda olan sevgili Hristina Pavlu’ya, yardımlarından dolayı köy muhtarı Maria Georgiu’ya ve bu anıt mezarı yapma iznimizi veren Kıbrıs Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı’na teşekkür ederim. Hepinize aramızda olduğunuz için teşekkür eder, hepinizi sevgiyle kucaklarım…”

HRİSTİNA PAVLU SOLOMİ PATÇA’NIN SÖZLERİ…

İki Toplumlu Kayıp Yakınları ve Katliam Kurbanları Örgütü Birlikte Başarabiliriz’in aktif üyelerinden olan, kendisi de bir “kayıp” yakını olan Komikebirli Hristina Pavlu Solomi Patça ise yaptığı konuşmada şöyle dedi:
“Mari’deki bu Kıbrıslıtürk mezarlığında bu sembolik toplantıda bana da birkaç söz söyleme fırsatı verilmesi benim için bir ayrıcalıktır. Buraya yaşamı henüz 25 yaşındayken sonlandırılan Ahmet Mustafa anısına bir anıt mezar yaptırıldı. O ve onunla birlikte bir grup Kıbrıslıtürk erkek, Zigi, Dohni ve Mari’den Ağustos 1974’te bazı Kıbrıslırumlar tarafından alınarak korkunç bir intikam ve nefret eyleminin kurbanı edildiler.

Bugün aradan 41 yıl geçtikten sonra Kıbrıslıtürkler ve Kıbrıslırumlar olarak birlikte yalnızca Ahmet’i değil bu şekilde öldürülmüş olan tüm Kıbrıslırumlar’la Kıbrıslıtürkler’i geç kalmış biçimde anıyoruz.

Onların tümü de sade insanlardı, onların da babaları, anaları, kardeşleri, eşleri ve çocukları vardı…

Tümünün de refah ve barış içerisinde aileleriyle birlikte bir gelecek kurma düşü haklarıydı fakat bu düşlerini gerçekleştirmelerine izin verilmedi.

Bugün sallantılarla dolu geçmişimizin üstünde düşünme zamanıdır… Bu geçmiş masum hayatlara son vermiş, çok derin acılara neden olmuş ve her iki toplumumuzda da bölünmelere yol açmıştır.

Bugün Ahmet’in anıt mezarı önünde kararlılıkla duruyoruz ve şuna söz veriyoruz:
Fanatizmi, etnik nefreti ve milliyetçiliği derinlere gömmeye, çocuklarımız ve torunlarımız için barış ve daha iyi bir gelecek için çalışmaya söz veriyoruz.

Birlikte Başarabiliriz!”

DEVAM EDECEK

Bu yazı toplam 1135 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar