1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Tüket ve At...
Tüket ve At...

Tüket ve At...

Şaşarım bazen, şu bizim insan manzaralarımıza… Güler misin? Ağlar mısın? Tam o misal. Tüm yaşamlar; kullanım ve atma üzerine kurulu. Doyumsuz bir toplum olduk. Yok, giyecek veya market alış verişlerinden söz etmiyorum. Onlar ayrı bir çümbü

A+A-

 

 

Şaşarım bazen, şu bizim insan manzaralarımıza…

Güler misin?

Ağlar mısın?

Tam o misal.

Tüm yaşamlar; kullanım ve atma üzerine kurulu.

Doyumsuz bir toplum olduk. Yok, giyecek veya market alış verişlerinden söz etmiyorum. Onlar ayrı bir çümbüş. Benim bahsettiğim, insan ilişkileri.

“Üretim tarihi - 5 Ekim 2009”.

“Son kullanma tarihi -18 Ekim 2009”.

Tabii ki yukardaki bir örnek.

Anlatmak istediğim, her şeyin kısa hatta saniye hızıyla ilişkilendirildiğidir.

Bakıyorum, bu işe bayağı alışmış insanlar. Bir törenle ve coşkuyla hayatlara giriş, bir de ne görelim, iki günde herşey bitiyor.

“Kullan”. “At”. Son kullanım tarihi fazla uzun değil.

Peki, niye böyle?

Siz hiç bunu düşündünüz mü?

Yeni trend hakkında?

Tüket ve at...

Son derece çekici, tehlikeli ve arzu uyandırıcı, hissediyorum.

Her şeyi kullan ve at.

Söylerken bile, adrenalim yükseliyor. Sanki mühim bir iş becerecekmişiz gibi.

Değil mi ama?

Kulağa çok kışkırtıcı geliyor.

Yüksek ökçeli stillettolarımda, yolda yürürken, içimi heyecan kaplıyor, düşüncesi bile…

Hiç bir duygu yok, sadece aksesuar gibi, kullanıp sonra sıkılıp çöp tenekesine atmak.

Bilemiyorum.

Az kalsın bunlara kafa yorarken, ayağım kayıp düşüyordum.

Demek ki benim tarzım değil. Düşüncesi bile dengemi bozdu.

Yine de helal olsun. Bunu başaranlara ve becerenlere…

Belki de bir iyi tarafı şu olabilir, insan sanki daha az bir inciniyor, böyle yaşarken.

Marketten alır gibi, arkadaşlık veya aşkı hayatınıza alıyorsunuz, sonra kullanıyorsunuz ve çöp tenekesine atıyorsunuz.   

Görüyoruz etrafımızda…

Hatta bu trendin içine her kesimden, her yaştan insan topluluğu da giriyor.

“Ye ve posasını at gitsin”...

Birbiriyle bir şekilde tanışma faslı oluyor.

Bayramlaşma gibi tanışma, konuşma şöleni…

Birbirinin üzerinde prim yapmak gibi anlamsız ve ifadesiz boş zaman geçiricilerinin bilindik yöntemleri işte.

Daha besmele çekmeden, bakıyoruz ki ilişkiler tarih ötesi oldu.

Tabii ki, kullanma tarihi bitti.

Hangi kişilik, hangi ruh, hangi beden bu doyumsuz tüketim işine uzun süre dayanabilir? Söyleyin lütfen.

Yaşadığımız hayat sadece bir tek olandır. Başka hayat yok.

Gördüğüm ve yaşadığım ülkelerde, çevremde arkadaşlıkların ve dostlukların tanımı “silah arkadaşı” gibidir.

Ölüme dek, herşeye karşın sürecek olan bir ilişkidir.

Koşulsuz sevmek ve kabullenmektir.

Şu an yaşadığım çevreme bakıyorum. İnanılmaz bir akış var, insanların hayatlarına…

Sürekli bu hiç kapanmayan arkadaşlık kapılarından, birileri giriyor.

Sanırsınız ki muazzam bir arkadaş grubu var etraflarında. Ama kısa sürede anlıyorsunuz. Giren kadar çıkan da var.

Günün sonunda belediyeye çok iş düşüyor.

Çıkanlar kapının ardında çöp diye kullandıkları anıları bırakmış durumdadırlar.

Nerde kaldı bunun mahremi?

Acaba bu kısa süreli tüketim ilişkileri yaşayanların hayatlarında “aşk” nerededir?

Böyle bir yaşamda acaba “aşkın” yeri var mıdır?

Niye böyle bir yaşam tarzı sürüyorlar?

Acaba esas nedeni, doyumsuz ve şehvetin pençesine düşmüş bir insan psikolojisi olabilir mi?

Bilemiyorum.

Oturuyorum bir şafak vakti. Bekliyorum güneşin doğuşunu.

Seyrediyorum doğanın uyanışını,

Gözüm yollarda, bekliyorum gelecek umutlarımı,

Çoğu kez yürümüştum bu yolları yanımda olmayan sevdiklerimle,

Dinlerken akşamüstü güvercinlerin ve kırlangıçların sesini, hep iç geçirmişimdir. Üzülmüşümdür.

Nedendir bilinmez ki…

Acaba tüket ve at şeklinde yaşayan insanlar hiç böyle duygular hissetmişler miydi?

Acaba bilirlermi nasıl sevilir?

Herkes birbirinden o kadar çok alışmış ki almaya, kimsenin kendinden birşeyler vermeye niyeti yok. 

Herkes hayata karşı cimri, cömert yok.

Bu durumda nasıl “aşk” onların hayatında olabilir?
Birini sevmek veya aşk duymak; karşısındakinin, kalbinde bir yuva kurmaktır.

Sadece bu, ötesi yok…

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 688 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler