1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Tuhaf Bir Rüya
Tuhaf Bir Rüya

Tuhaf Bir Rüya

Dimitris Hıristofyas ve Nikos Anastasiadis kimsenin göremeyeceği ve duyamayacağı tenha bir yerde bir araya geldiler. Yanlarında hiç kimsecikler yoktu. En yakınları bile. İkisi de perişan haldeydi. Kılık kıyafetleri pörsümüş, pantolonları yırtık, gömlekler

A+A-

 

Dimitris Hıristofyas ve Nikos Anastasiadis kimsenin göremeyeceği ve duyamayacağı tenha bir yerde bir araya geldiler. Yanlarında hiç kimsecikler yoktu. En yakınları bile. İkisi de perişan haldeydi. Kılık kıyafetleri pörsümüş, pantolonları yırtık, gömlekleri eski; uzun bir düellodan sonra yolunu şaşırmış, çöllere düşmüş gibiydiler. Oldukça bitkin ve telaşlıydılar. Onları bu tenha yerde bir araya getirenin kim veya ne olduğu tam olarak belli değildi. Fakat aralarında geçen konuşmalardan rüya gördükleri anlaşılıyordu. Belli ki, birileri rüyalarında onlara bir şeyler söylemişti. Bunu aralarında geçen konuşmalardan anlıyoruz. Hırsitofyas  Anastasiadis’e şöyle diyordu:

-Niko, benim sakallı rüyama girdi. Hiddetle bağırarak bana burjuvazinin tarihte oynadığı ilerici rolü hatırlattı. Sonra Almanya’da federal devletin kurulması sürecinde komünistlerle burjuvazinin birlik içinde olduklarını söyledi. Kendisinin Almanya’da federal birliğin kurulması için nasıl çalıştığını anlattı. Sonra da “git Niko’yu bul ve Kıbrıs’ın federal birliği için birlikte mücadele verin!” dedi.

Anasatsiadis bu sözler karşısında ürktü.

“Sahi söylen Dimitri… Panayia mou…Ben de rüyamda Amerikan’ın eski Başkanlarından Wilson’u gördüm. ‘Diğer ulusların çıkarları bizim de çıkarımızdır. Biz dünyanın diğer yurttaşları ile ortağız’ diyordu. Sonra da ‘git Dimitri’yi bul ve henüz vakit varken Kıbrıslı Türk yurttaşlarla ortak olacağınız federal bir düzen kurun’ diyordu.”

Birbirlerine korku, telaş ve şüphe içinde bakan iki lider bir süre sessizliğe gömüldüler. Sonra, Dimitris Hıristofyas biraz da çekinerek bir şeyler mırıldanmaya başladı. Anastasiadis söylenenleri tam olarak anlayamıyordu. “Dimtri, açık konuş! ne mırıldanıp duruyorsun?” diye yüklendi. Bunun üzerine Hırsitofyas konuşmaya başladı: “Niko, gel bu düellodan vazgeçelim. Bak, ikimiz de perişan olduk. Hem görmüyor musun, ülkemizin yarısını temelli olarak kaybediyoruz. Sonra, şu Kıbrıslı Türklerin haline bak! Onlar da az değil gerçi ama biz de az yapmadık adamlara. Unuttun mu bizim partiodiler kuyulara atardı kendilerini… Neyse, işte onlar da yok olup gidiyor. Onlarla birlikte biz de yok olacağız. Diyeceğim şudur ki, güçlerimizi birleştirelim ve bir an önce çözüme gidelim.”

Hıristofyas’ın bu sözleri üzerine derin düşüncelere dalan Anastasiadis, yavaş yavaş başını kaldırdı ve kaşlarını çatarak, “Dimtri, umarım bu söylediklerinde samimisin. Seçimi kaybediyorsun diye bir tinyozluk yapmıyorsundur” dedi. Sonra daha yumuşak bir ses tonuyla, “ben de senin gibi düşünüyorum. Adanın yarısını Türkiye alacak, öbür yarısında biz Kıbrıslı Türklerle ortak olacağız. Bunu kaç defa söyledim. Hem görmüyor musun, Papaz bizim Taksimcileri bize karşı bir araya getirmeye çalışıyor. Diyorum ki, bir an önce birlikte mücadeleye başlayalım.”

İkisinin de yıllardır gülmeyen gözleri güldü. Hıristofyas cesaretlendi. “Niko” dedi, “çağıralım Kıbrıslı Türkleri de. Biliyorsun, Kıbrıslı Türkler düşmanımız değil, kardeşimizdir”. Anastasiadis, “kardeşimiz olup olmadıklarını bilmiyorum ama düşmanımız olmadıklarına eminim. İlk mitinge onları da çağıralım”.

Rengarenk bir Lefkoşa…Elefteria meydanında binlerce insan… Geçit noktalarında izdiham… Kuzeyden gelen binlerce Kıbrıslı Türk kapılara yığılmış… Geçebilenler Elefteria meydanında toplanmış Kıbrıslı Rumlara katılıyor. Geride kalanlar “Kıbrıs’ta Barış Engellenemez” sloganını haykırıyor.

 Hıristofyas ile Anastasiadis coşku selinin orta yerinde kurulan kürsüye birlikte çıktılar. Yanlarında, Talat, Akıncı, Yorgancıoğlu, Soyer, Çakıcı, Durduran, İzcan ve daha bir sürü insan. Kürsünün bir köşesinde elinde bastonu Glafkos Kliridis oturuyor. Yorgun yüzü aydınlık içinde. Serdar Denktaş oralarda bir yerlerde. Meraktan mı heyecandan mı geldiği pek belli olmuyor.

Ve iki lider coşkun kalabalığa üç dilde birlikte sesleniyor: “We have a dream…”, “Bir Rüyamız Vardır” “Exoume Ena Oniro”. Sesleri bütün Lefkoşa’da yankılanıyor.

Tam o sırada rüya gördüğümü anlıyorum. Hayırdır inşallah…

 

 

 

   

Bu haber toplam 1956 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler