Trio

Trio

Bu tip maçlardan sonra birşeyler yazmak oldukça zordur. Bir tarafta şampiyonluk hesapları yapan ve asla puan kaybına tahammülü olmayan küçük Kaymaklı. Diğer yanda ise play-out sıkıntısı yaşamak istemeyen ev sahibi Bağcıl. Kısacası kaybetme lüksü olmay

A+A-

 

Bu tip maçlardan sonra birşeyler yazmak oldukça zordur.

Bir tarafta şampiyonluk hesapları yapan ve asla puan kaybına tahammülü olmayan küçük Kaymaklı. Diğer yanda ise play-out sıkıntısı yaşamak istemeyen ev sahibi Bağcıl.

Kısacası kaybetme lüksü olmayanların maçı.

Anlayacağınız şartlar futbol kalitesinin önünde adeta duvar gibi.

Oyuna iyi başlayan ve gol kovalayan Küçük Kaymaklı.

Baskının ve hakimiyetin nedeni oyun kurgusu.

Savunmanın tam önünde Hüseyin Adal, onun sağ ve solunda dirsek temasında Coşkun ve Hamis.

Deneyimli üçlü sürekli diyalog halinde. Kademe ve yardımlaşma üst düzeyde. Burdan girip gol bulmak imkansız.

Bağcıl’ın ikinci yarıdaki en büyük zenginliği orta saha kurgusu.

Samory ve Kerim. Bu ikili Küçük Kaymaklı maçına kadar başarılı. İlk müdahalelerde hep bir adım önde. Ekstra işler yaparak dikkat çekmekte.

Fakat Samory ve Kerim, Küçük Kaymaklı karşısında aynı performansı sergileyemedi.

Bu başarısızlığın ve oyuna girememenin nedeni çok açık.

Bu kez tam karşılarında deneyimli, topu ve vücudunu iyi kullanan, kademelere iyi giren oyun zekası yüksek bir üçlü vardı.

Hüseyin Adal’ın sakatlanıp oyunu terk etmesi ve Smart’ın oyundan atılması maçı çok farklı bir boyuta çekti.

Tüm dengeler bir anda alt üst oldu. Bağcıl güçlü rakibine karşı uzun bir süre on kişi oynamak zorunda kaldı.

Futbolda bir eksikle oynamak ne ilk ne de son olacak. Teslim olmak bir takımın zihniyetinde asla olmamalı. Ne olursa olsun alternatif üretilmeli.

Ben sadece savunma yapan bir takım gördüm. Hakemin verdiği karara takılıp kalmanın faydası yok.

Mağlup bir takımın eksik olsada sonucu değiştirmek için daha agresif ve bir takım riskler alarak oynaması gerek.

Küçük Kaymaklı zor virajı pozisyon vermeden geçme başarısı gösterdi. Fakat bildik soru işaretlerini geride bırakarak.

Koşanlar ya da koşmayanlar. Canla başla mücadele edenler ya da ancak ayağına top geldiğinde oynayanlar.

Maç bitiminde çamura bulanmış forması ile soyunma odasının yolunu tutanlar veya buna karşı terlemeyenler.

Canla başla mücadele eden takımın yükünü çekenler ya da her pozisyon sonrası arkadaşlarına bağıranlar.

Vehbi hoca Adal’ın oyundan alınması sonrası doğru bir kararla Coşkun’u savunmanın önüne çekti. Oyuna ise hücüm gücünü artırıp oyunu koparmak adına Mustafa Yaşinses’i aldı.

Normal şartlarda mağlup olan bir takımın gol atmak için risk alıp ileriye çıkması gerekirdi.

Bağcıl bunu yapmayınca geride Mustafa’nın çok sevdiği boş alanlar olmadı.

Sıkışan oyunu açmak için alternatifler üretilmedi.

Bu durumda dış şutlar ve araya yapılan koşuların önemini sokaktan geçene sorsan bilir. Ertaç, Mustafa Yaşinses ve Debola’nın buna önem vermemesi şaşırtıcı.

Ertaç, Mustafa Yaşinses ve Debola. Sadece ileriye koşan muhteşem üçlü. Christiano Ronaldo bile top kaybettiği zaman hemen baskıya başlar. Ama bu muhteşem üçlü sınırsız yetki ile sadece öne koşar.

Bir kez daha altını çizerek söylemekte fayda var. Şampiyonluk yolunda takım olmayı başaranlar yarışta hep bir adım öndedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 807 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler