1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Travma üstüne travma
Travma üstüne travma

Travma üstüne travma

Sanırım toplum olarak çok ender zamanlarda bu kadar dibe vurduk. Mevcut sıkıntıların üstüne, peşisıra yaşanan travmalar eklendikçe moraller daha da bozuluyor. Ekonomik, sosyal, siyasal sorunlar büyüdükçe büyümeye devam ediyor. Gelecekle ilgili kaygılar

A+A-

 

 

Sanırım toplum olarak çok ender zamanlarda bu kadar dibe vurduk.

Mevcut sıkıntıların üstüne, peşisıra yaşanan travmalar eklendikçe moraller daha da bozuluyor.

Ekonomik, sosyal, siyasal sorunlar büyüdükçe büyümeye devam ediyor.

Gelecekle ilgili kaygılar herkesin içini kemiriyor.

Hastalıklar, kazalar ve sürekli hale gelen ani ölümler ülkede yas havası oluşmasına yol açıyor.

Cinayet ve intiharların artma eğilimi içine girmesi toplumun yaşadığı travmanın boyutları hakkında ipucu veriyor.

**

Her şartta pozitif olmak gerekiyor, doğru...

Zira hayat devam ediyor.

Ancak insanların yaşananlardan etkilenmemesi mümkün mü?

Toplumun her kesiminden insan, adeta her köşeden fışkıran ‘cesetler’ karşısında bir tür şok yaşıyor.

Son bir aylık dönem içinde yaşanan intihar ve cinayet vakaları karşısında herkes ne düşüneceğini, ne yapması gerektiğini bilemez hale geliyor.

Kriminal olaylardaki artış nedeniyle zaten son yıllarda oluşan korkulara daha büyük fobiler ekleniyor.

**

Herhangi bir spesifik vak’ayla doğrudan bağlantı kurmaksızın, şunu açıkça konuşmak gerekiyor artık:

Kuzey Kıbrıs’ta kimi şahıslar ve gruplar yüzünden hayat adeta bir ‘korku çemberi’ne dönüştü!..

Bunun ne anlama geldiğini uzun uzun anlatmaya gerek yok herhalde...

Zira herkes ‘haraç’, ‘mafya’, ‘çete’, ‘tefecilik’ gibi kavramları yakın çeversinde bir şekilde iştiyor.

Bizzat yaşayanlar genellikle susuyor, ama bu ülkede hukuk yerine başka kuralların daha fazla işe yaradığı  ortadadır.

Bu tehlike ve tehdit, insanları daha da korkutuyor, ürkütüyor.

Emin olun ki sırf bu yüzden ülkeyi terk edenler vardır.

Emin olun ki sırf bu yüzden ruhsal hastalık yaşayanlar vardır.

**

Toplumun beklentisi, ülkenin güvenliğinden sorumlu kim varsa, onların harekete geçmesi ve ülkeyi ‘güvenli’ bir yer haline getirmesidir.

Yargısıyla, yasamasıyla, yürütmesiyle ‘erk’lerin gereğini yapmasıdır.

Yaşanmakta olan bu kötü gidişatın panzehirini aramak ve bulmak gerekiyor.

Aksi halde toplumun yaşadığı travmanın daha da derinleşmesi kaçınılmazdır.

Kuralsızlık ‘kural’ olmuş, kimi çevreler ‘hukukun üstünlüğü’nden muaf hale gelmiş, memleket kokmuştur.

Soru, ‘tuz’un da kokup kokmayacağıdır...

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 915 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler