1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Toprak Ana
Toprak Ana

Toprak Ana

Önce,Marcus Terentius Varro(MÖ 116-27) sonra da, Aziz Augustinus, “DE Civit.Dei”, adlı eserinde çocukları yerden çıkaran,Levana adlı bir Latin tanrısından söz eder:Levat de terra. Bu olguya bağlı olarak Dieterich hâlâ uygulanan bir âdeti anlat

A+A-

 

Önce,Marcus Terentius Varro(MÖ 116-27) sonra da, Aziz Augustinus, “DE Civit.Dei”, adlı eserinde çocukları yerden çıkaran,Levana adlı bir Latin tanrısından söz eder:Levat de terra.

Bu olguya bağlı olarak Dieterich hâlâ uygulanan bir âdeti anlatır:Abbruzziler,yıkanmış ve kundaklanmış çocuğu doğrudan toprağa koyarlar(Mutter Erde,s.7.). Aynı âdete İskandinavyalılarda,Almanlarda,Parsilerde,Japonlarda,vb rastlamaktayız.Çocuk,babası(de terra tollere) tarafından havaya kaldırılır;bu,çocuğu tanıdığını ve kabûl ettiğini gösterir (Nyberg,a.g.y.,s.31). Bu âyin,Dieterich tarafından,çocuğun gerçek annesine Tellus Mater(Toprak Ana)‘e, yeryüzüne adanması olarak yorumlanmıştır.Goldmann çocuğu( ya da hastayı ya da can çekişeni) doğrudan toprağa yatırma âyininin ille de yerden türeyen bir soya gönderme ya da Toprak Ana’ya kurban sunumu olarak yorumlanamayacağını söyleyerek bu yorumu reddeder ve bu âyinin amacının çok basit olarak toprağın büyülü gücünden yararlanmak olduğunu söyler.Başka bilimadamları da (Örneğin Rose,Primitive Culture in İtaly,Londra,1926,s.133.) bu âyinin amacının ,çocuğa,Tellus Mater’den gelen ruhun ulaşmasını sağlamak olduğu görüşündedirler.

 

Melzi Francesco (1491-1570)

Farklı yorumlarla karşı karşıya olduğumuz açık ama bu yorumların hiçbiri temel kavramı yadsımaz:hem bir güç hem bir “ruh” hem de doğurganlık kaynağı olarak görülen Toprak Ana kavramı.Pek çok halkta,doğrudan toprağın üzerine doğurmak (humi positio) çok yaygın bir âdettir;Kafkasyalı

Gurionlarda ve Çin‘in bâzı bölgelerinde,kadınlar doğum sancıları başlar başlamaz yere çömelir ve yerde doğum yaparlar(Samter,1911,5vd).Yeni Zelanda’daki Maori kadınları,nehir kıyısında çalılıkların içinde

doğum yaparlar;pek çok Afrika kaviminde,kadınların ormanda yere oturtarak doğum yapması âdettendir(Nyberg,s.131);aynı âdete Avustralya’da Kuzey Hindistan’da Kuzey Amerika Kızılderililerinde ,Paraguay’da Brezilya’da rastlarız(Ploss ve Bratels 1935,c.II 278- 80).Samter,Yunanlılarda ve Romalılarda bu âdetin kaybolduğunu gözlemlemiştir ama bu âdetin bir zamanlar var olduğu konusunda kuşku yoktur;bâzı doğum tanrıçası heykelleri(Eilithyia,Damia,Auxeia)yere doğum yapar gibi çömelmiş durumda betimlenmiştir.

Ortaçağda Almanlarda,Japonlarda,bâzı Yahudi topluluklarında,Kafkasya’da,Macaristan’da

Rumenlerde(Örneğin rej,II,266.),İskandinavya’da ,İzlanda‘da vb aynı âdete rastlarız.Mısır‘da ,”yere oturmak” deyişi,Eski Mısır metinlerinde “doğum yapmak” anlamında kullanılmıştır(Nyberg,s.134).

Kuşkusuz,bu âdetin herkes tarafından kabûl edilen başlıca anlamı,toprağın doğurgan olduğudur.

 

Şaman Kadın

Türk ve Altay mitolojisinde ve halk inancında Toprak Tanrıça. Topra (Tobra, Tobura, Tovura, Toburah,

Tuprak, Tufrak) Ana da denir. Moğollar Gazar Eçe derler. Eşanlamlı olarak Yer Ana (Cer Ana) tabiri de kullanılır.Kısır kadınlar kutlu bir ağacın altında Yer Ana’ya dua ederler. Yer Ana masallarda sağ göğsünden iki sol göğsünden bir kez emzirir ve yiğit inanılmaz bir güce kavuşur.Bâzı masallarda ise zayıf ve çelimsiz çocuklar ana babaları tarafından toprağa gömülürler, çocuk orada güçlenir ve üç gün sonra bir

yiğit olarak çıkar.Nevruz Bayramı’nda toprak altına kısa ve basit bir tünel kazılarak içinden geçilir. Bu basit oyun, yeniden doğuşu ve topraktan doğumu temsil eder(Türk Söylence Sözlüğü,s.209).

Yunanlılar,terk edilmiş çocukları öldürmezlerdi ama yere bırakırlardı.Toprak Ana’nın onlarla ilgileneceğine ve yaşayıp yaşamamaları konusunda bir karara varacağına inanılırdı(Krş.Delcourt,1938,s.64.).

Çocuğu,kozmik öğelerin -su,rüzgâr,yer- insafına bırakma,”sunma,” kadere karşı bir tür meydan okumadır.Yere ya da suya emanet edilen çocuk,öksüzdür ve ölebilir;ama eğer şansı varsa insanüstü bir konuma da yükselebilir.Kozmik öğelerin korumasındaki terk edilmiş çocuk genelde bir kahramana,bir azize ya da bir krala dönüşür.Onun yaşam öyküsünü veren efsane,doğumlarından hemen sonra terk edilen tanrılar mitinin bir tekrarından başka bir şey değildir.Zeus’un,Poseidon’un,Diyonysos’un,Attis‘in ve pek çok tanrının Perseus’la,İon’la,Atlalante’yle,Ampihion’la,Zethos’la,Oedipus’la Remus ve roulus‘la aynı kaderi paylaştığını hatırlamalıyız.Musa da Okyanus’a terk edilen Maori kahramanı Massi gibi,”karanlık dalgalara” terk edilen Finlerin mitolojik destanı ; Kalevala’nın kahramanı Vainamoninen gibi suya bırakılır.

 

Poussin , Baby Moses Saved from the River. 1654.

Terk edilen çocuğun dramı,” öksüzün,” ilksel çocuğun,mutlak ve dokunulmaz yalnızlığıyla,büyük ve olağanüstü kahramanlık mitiyle telâfi edilir.Bu “tür” bir çocuğun ortaya çıkışı,yeni bir dönemin başlangıcı(Jam redit et virgo…),herhangi bir gerçeklik düzleminde “yeni bir hayatın ” başlamasıdır

(Krş.Eliade,1943,s.54).Toprak Ana’ya bırakılan çocuk kurtulur ve Toprak Ana tarafından yetiştirilir;artık sıradan insanlar gibi olmaz,çünkü yaşamı kozmik bir başlangıca tekâbül eder ve bir âile ortamında değil,kozmik öğelerin arasında büyür.Bu nedenle kahramanlar ve azizler genelde terk edilmiş çocuklardır:Kanatları altına aldığı ve ölüme karşı koruduğu için Toprak Ana(ya da Su Ana),terk edilen çocuğa sıradan insanların yaşayamayacağı olağanüstü bir kader bahşeder.

Saygım ve sevgimle.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1111 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler