1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Toplumsal kalite' neden düştü?
Toplumsal kalite neden düştü?

'Toplumsal kalite' neden düştü?

Her ülkenin, her toplumun sorunları vardır. Bizde yaşananları da çok abartmaya yahut çok küçümsemeye gerek yoktur. Önemli olan sorunlara bakarken doğru teşhisler koyabilmek, çözümü ona göre aramaktır. Bu yazı, ‘toplumsal kalite’ üzerine bir

A+A-

 

 

Her ülkenin, her toplumun sorunları vardır.

Bizde yaşananları da çok abartmaya yahut çok küçümsemeye gerek yoktur.

Önemli olan sorunlara bakarken doğru teşhisler koyabilmek, çözümü ona göre aramaktır.

Bu yazı, ‘toplumsal kalite’ üzerine biraz kafa yormayı önermektedir.

Ne demektir ‘toplumsal kalite’?

“Herhangi bir bölgenin, bir sektörün, bir sosyal kesimin değil, toplumun genel düzeyini anlatan bir terim” olmalı.

“Bu memlekette doktorlarda iş kalmadı” yerine “Bu memlekette hangi kesimde iş kaldı ki” cümlesi üzerine kafa yorulmasını salık veren bir düşüncenin ürünüdür ‘toplumsal kalite’ kavramı…

Bunu yaparken de tamamen önyargısız, iyi niyetli ve pozitif düşünceler hareket edilmesini öngörmektedir.

Literatürde ‘toplumsal kalite’ diye bir kavram yoksa da, olmalı!..

**

Sahi, “Bu memlekette hangi kesimde iş kaldı” ki?

“İş kaldı” derken, istihdam anlamında değil; “kalite” anlamında “iş” bu…

Her kelimeyi, her kavramı “işimize geldiği gibi” kullanmıyor muyuz?

Böyle alıştırılmadık mı?

Eh, bu yazıda da “iş” kelimesini “işimize geldiği gibi” kullanmakta bir beis yok o zaman!..

Zaten beis olsa ne?

Biri çıkıp itiraz mı edecek buna?

İtiraz eden çıksa, dikkate alan mı olacak?

Eleştiriyi içselleştirip, ilerlemenin dinamiği olarak kullanmayı mı deneyecek?

Yok!..

O zaman ‘o yol’a çıkıyoruz hep beraber: Her yol mubahtır…

**

Nerede kalmıştık?

Politikacılarda “iş” kaldı mı?

Ah, nerede o eski politikacılar, değil mi?

Peki, öğretmenler?

Ah ah… Nerede o eski öğretmenler, değil mi?

Ya avukatlar?

Ah ah ah… Nerede eskileri?

Gazeteciler mi dediniz?

Ah ah… Ah, ah, ahh!..

Sokakta ilk bulduğunuz, tanımadığınız insana önce mesleğini sorun, sonra da mesleğiyle ilgili düşüncelerini…

“Ah”lar başlamazsa eğer, bana selam söyleyin!..

İster memur olsun, ister bakkal…
Esnafı, tüccarı, bankacısı…

Herkes eskiye referans veriyor, derinden bir “ah” çekerek…

Oysa eskiye rağbet olsaymış, bit pazarına nur yağarmış!..

Belki öyle… Ama gelin görün ki yenisine de yağmıyor mübarek!..

**

Özeti şu ki işin, ‘toplumsal kalite’den kimse memnun değil…

En fazla da siyasetçiye kızıyoruz.

En önde, vitrinde onlar olduğu için…

Ayrıca “her şeyi düzeltme” görevini onlara yüklediğimiz için…

Oysa atladığımız, unuttuğumuz çok basit gerçekler var:

Toplumun aynaya yansıyan suratı, kendi suretidir.

Başkasının değil!..

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 970 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler